Eskişehir’de konuşan mahkum yakını Nalan Ateş şu ifadeleri kullandı:

“İnfazda eşitsizlik istiyoruz. Eşitsizliği kabul etmiyoruz. Bugün burada adalet duygusunu zedelediğini düşündüğümüz infaz uygulamalarındaki eşitsizliğe dikkat çekmek için toplandık. Bizler cezaevlerinde bulunan adli hükümlülerin aileleri, yakınları ve infazda eşitlik talep eden vatandaşlar olarak sesimizi duyurmak istiyoruz. Talebimiz herhangi bir kesime karşı olmak değil, hukuk devleti ilkesine uygun şekilde adaletin herkese eşit uygulanmasıdır.

Son dönemlerde kamuoyunda gündeme gelen infaz düzenlemelerini ve farklı suç gruplarına ilişkin tartışmalar, adli hükümlüler ve aileleri arasında ciddi bir eşitsizlik hissi oluşturmuştur. Aynı devletin vatandaşı olan insanlar arasında infaz uygulamalarında adalet ve eşitlik ilkesinin korunması gerektiğine inanıyoruz. Anayasamızın temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesi gereği hukuk önünde herkes eşittir. Biz de infaz sisteminde bu ilkenin eksiksiz uygulanmasını talep ediyoruz. Adalet kişiye, gruba ya da suç türüne göre değişmemeli, herkese aynı hukuk anlayışıyla yaklaşılmalıdır.

Cezaevlerinde bulunan adli hükümlülerin de aileleri vardır. Çocuklar anne, baba hasretiyle büyümekte, eşler yıllarca ayrı kalmakta, yaşlı anne ve babalar evlatlarını görememektedir. Bu mağduriyetlerin giderilmesi, toplumsal barışın ve adalet duygusunun güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Bugün buradan yetkililere çağrımız nettir. İnfaz düzenlemelerinde eşitlik ilkesi esas alınmalıdır. Adli hükümlülerin ve ailelerinin talepleri de dikkate alınmalıdır. Hukukun üstünlüğü ve eşitlik ilkesi doğrultusunda toplumun adalet duygusunu güçlendirecek düzenlemeler yapılmalıdır. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz yamalı bohça istemiyoruz. Kimsenin hakkının elinden alınmasını da istemiyoruz. Talebimiz yalnızca adaletin herkese eşit uygulanmasıdır. İnfazda eşitlik istiyoruz. Adalette, yasada doğruluk istiyoruz.

Bizler bu Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Biz öncelikle kendi adli mahkumumuza, adli yakınlarımıza istiyoruz. Arkadaşlar, sayın milletvekillerim; adli mahkum terörden daha mı suçlu? Benim polisime, benim askerime silah çekenler, halka bomba patlatanlar, Beşiktaş’taki çocuğa kadar öldürenler; onlar daha mı masum? Biz çok bir şey istemiyoruz. Bizlere vekillerimiz söz verdi. Bu sözün arkasında durulmasını istiyoruz. “Biz de yasadan faydalanacağız.” dediniz. Bize o sözünüzü tutun.

Biz çok fazla bir şey istemiyoruz. Sadece infazda eşitlik, yasada adalet istiyoruz. Çok fazla bir şey istemiyoruz. Bakın, kaç tane genç şu anda cezaevinde intihar ediyor. Suçsuz yere yatan bir sürü masum var. İftiraya uğramış bir sürü masum var. Yazık değil mi bu gençlere? Gencecik çocuklar orada çürüyüp gidiyorlar. O çocuklar bu Türkiye vatandaşı, o çocuklar bu Türkiye Cumhuriyeti’ne lazım.

Onları eğitmek varken, onları topluma kazandırmak varken neden orada çürütüyorsunuz? Çocuklar şu anda ne yiyecek ekmek bulabiliyorlar ne duş alacak su bulabiliyorlar. Cezaevlerinde verem başladı, biliyor musunuz? Sayın Adalet Bakanım, haberiniz var mı? Şu anda veremle savaşılıyor. Hepsi hasta, uyuzla mücadele ediyorlar, sıcakta kavruluyorlar. Yani bunlar insan ama cezaevlerinde insanlıktan çıkmış durumdalar.

Biz kimseye demiyoruz ki suç makineleri çıksın. Kimseye demiyoruz ki tecavüzcüler çıksın, ağır suçtan olanlar çıksın, benim devletime suç işleyenler çıksın demiyoruz. Ama herkes ikinci bir şansı hak eder. Haksız yere, suçsuz yere içeride yatan insanların dosyalarının yeniden düzenlenmesini, yeniden takip edilmesini, davalarının yeniden açılmasını, gerçekten suçsuzlarsa onlara ikinci bir şans verilmesini rica ediyoruz. Fazla bir şey istediğimiz yok. Biz sadece hak, hukuk, adalet istiyoruz.”