ES TV'de yayınlanan 90+3 programına telefon ile bağlanan Eskişehirspor Teknik Direktörü Hakan Şapçı şu ifadeleri kullandı;
"Stadyum dışında görmüş oldukları bu kötü muameleden dolayı geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Biz İzmir'de çok önemli bir müsabakayı istediğimiz sonuçla bitiremedik. Kazanmak için çıktığımız bir oyundu. Ancak maçın özellikle ilk devresini iyi oynadığımızı düşünmüyorum.
Devre arasında çocuklarla çok iyi bir devre arası konuşması gerçekleştirdik hep birlikte. İkinci yarı için iyi de oynayacağımızı biliyordum, zaten takımımızın bu tepkiyi vereceğini düşünüyordum. Eksik kalmamıza, 50 dakikayı 10 kişi oynamamıza rağmen ikinci yarı oynanan oyundan, çocukların mücadelesinden, sahadaki Eskişehirspor formasını ve armasını en iyi şekilde temsil eden oyuncularımdan dolayı çok mutluyum. Ancak tabii ki istediğimiz bir skoru alamamanın vermiş olduğu üzüntüyü de yaşıyoruz.
Bunun dışında bugün itibarıyla bir kere daha söylemeliyim ki bu şampiyonluk yolundaki inancımızı ve hedefimizi daha güçlü bir şekilde dillendirmek, hep birlikte daha fazla kenetlenmek ve kalan tüm müsabakaları kazanarak şampiyonluk hedefine ulaşmamız için bütün Eskişehirspor camiası olarak daha büyük bir sesle, daha büyük bir güçle ve daha büyük bir birliktelikle inşallah hareket edeceğiz.Tahmin ediyorum, benim 30 yıla yaklaşan bir antrenörlük hikayem var. Hayatımda ilk defa profesyonel düzeyde, daha önce belki altyapı maçlarında olmuş olabilir ama hayatımda ilk defa bir müsabakada hakem kararıyla sahanın dışına gönderildim. Bunun sebebinin de teknik alan ihlali olduğunu söyledi bana 4. hakem.
Pozisyonda Tayfun Tatlı'nın topu rakibin üzerinden aşırttıktan sonraki biz orada önemli de bir pozisyona gitmek üzereyken, rakibin topla hiç alakası olmayan bir pozisyonda Tayfun'a yaptığı faul sonrası; "Hocam, bunun kart olması gerekmiyor mu?" diye hiçbir kötü söz söylemeden sadece küçük bir sitemim oldu diyeyim ya da beklentim oldu. Ancak maçın 4. hakemi tarafından, orta hakemle beraber kendi aralarında kulaklıkla yapılan görüşme sonrası saha dışına gönderildim.
Teknik alan ihlalinin bir kırmızı kartı gerektirecek konu olup olmadığını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Burada eğer müsabakanın tamamını izlersek, benim kulübem dahil rakip takımın kulübesi de beraber teknik adam ihlalleri eğer gerçekten değerlendirilecekse bugün müsabakaların tamamında tüm kulübelerin oyun içerisinde tutulmaması gerekiyor.
Dün itibarıyla Eskişehirspor teknik direktörünün göstermiş olduğu bütün soğukkanlılığına rağmen İsmail'in oyundan atılışı dahil olmak üzere, tüm soğukkanlılığımızla, tüm duruşumuzla herhangi bir şekilde fevri veya agresif bir davranış içerisinde bulunmadık. Açıkçası ben de bu kararı anlamakta zorlandım ama yapacak bir şey yok, karar budur. Başka bir şey söyleyemiyorum.
Gerçekten ifade etmekte zorlandığım şeyler bunlar benim. Ben bu büyük camianın, açıkçası çok güçlü olduğunu her yerde hissediyorum, her yerde görüyorum. Biz çok değerli bir camianın parçalarıyız. Temsil ettiğimiz konum itibarıyla sözlerime dikkat etmek zorunda olduğumun farkındayım.
En büyük hayalim Eskişehirspor ile yakaladığım 12'de 12'lik galibiyet serisi. 13'te 13 olacaktı. Son dakikalarda Batuhan'ın vurduğu topu açıkçası, ben Batuhan'ın da iyi bir vuruş yaptığını düşünüyorum. Karşı takımın kalecisi de bence iyi bir refleks göstererek vuruşu kurtardı, çıkardı.
Tekrar 12'de 12'leri sağlayacak bir gücümüz, takımımız var. Bundan sonraki tüm müsabakalarda kazanacağımıza inanıyorum, dün bir kere daha gördüm. Allah nasip etsin; Eskişehirspor 12'de 12'leri değil, 20'de 20'leri, 25'te 25'leri görsün. Benim için Eskişehirspor'un başında alınan her galibiyet bir gurur vesilesidir.
Şimdi benim aslında burada söylemek istediğim büyük camiamıza, büyük taraftarımıza... Bizim herhangi bir takımla, herhangi bir X takımıyla herhangi bir sorunumuz olamaz. Biz çok büyük bir camianın, çok büyük bir kulübün parçalarıyız, neferleriyiz. Öncelikle tüm taraftarımızı, bütün camiamızı bu haftaki maçta stada bekliyoruz. Takımımızı desteklemeye davet ediyoruz.
Ve bunları yaparken de olabildiğince sağduyulu, mümkün olabildiği kadar takımımızı destekleyecek bir ortamı, stadın zaten bugüne kadar benim gördüğüm manzaralar hep benim tüylerimi ürpertmişti. Bu hafta da bütün ülkenin gündemine düşecek büyük bir taraftar desteğini, tribündeki görsel şovlarla beraber Türkiye'de futbol tarihine geçmiş bir camianın büyük taraftarı olarak bizi desteklemelerini bekliyorum.
Bunun dışında biz matematiksel olarak tüm imkanları son ana kadar yaşamaya, yaşatmaya çalışacağız. Ama tabii ki haftalar daraldı, biliyorsunuz play-off imkanları daha görünür şu an itibarıyla. Play-off müsabakalarından da bizim takımımızın şampiyon olacağını tüm taraftarımıza söylemek istiyorum.
Açıkçası Ozan İsmail Koç'u oyundan çıkartmayı düşünmedim. Sadece Ozan İsmail'in bizim takımda defansif anlamda yani direnci oluşturacak bir orta saha oyuncusu olarak çok önemli bir yeri var. Ozan İsmail Koç orta sahada 6 numara pozisyonunda, bazen savunmanın değişik pozisyonlarında bize çok önemli, çok değerli katkılar sağladı. Sadece devre arasında ona da söylemiştim; maç biraz daha açıkçası ikinci top ve mücadele maçı gibi devam ediyordu, ona daha fazla ihtiyacımız vardı, biraz daha dikkatli olmasını söylemiştim kendisine ancak maalesef maçın çok erken dakikalarında bizim de beklemediğimiz şekilde bir kart gördü.
Ancak şimdi dedim ya çok şey konuşmak istiyorum konuşamıyorum. İlk sarı kart pozisyonunu izledim, defalarca izledim. Yani Ozan İsmail'in gördüğü ilk kartta bence bir faul yapıldıysa faulün bizim lehimize kullanılması, yani rakibin bir faulü var ancak Ozan İsmail Koç bu pozisyonda sarı kart gördü. İkinci pozisyon itibarıyla da evet kart görülebilir mi, görülebilir ama maçın 48. dakikasında bu kadar basit ve kolay bir oyuncunun da ikinci sarı karttan atılması, zorluk derecesi bu kadar yüksek bir müsabakada bu kadar kolay olmamalıydı diye düşünüyorum.
Yani burada böyle bir şeyi tahmin etmemiz mümkün değil ancak 48. dakika tabii ki 10 kişi kaldık, çok ilginç bir durum. Ama 50 dakika boyunca da belki 11'e 11 oyunda olmadığı kadar takımımız müthiş bir karakter gösterdi, inanılmaz bir mücadele sergiledi. Aynı zamanda pozisyon ve pozisyonlar da bulduk. Tayfun'un şutu, Ozan İsmail'in 2-3 tane taşıdığı top, Akın'ın ceza alanı köşesinden girmeye çalıştığı oyun ve son dakikalarda Batuhan'ın attığı şutla da karşı sahada da etkili olduk. Neredeyse ikinci yarı maçı kazanacak takım bizim takımımızdı.
Bu set oyunu, yani karşı alan oyunu, tabii güçlü bir oyun gerektiriyor. 3. bölgede ya da hatta artık bugün 4. bölge dediğimiz rakip ceza alanında daha fazla etkinlik göstermeniz gerekiyor. Bizim bundan önceki haftalar özelinde hücumda opsiyonlarımızın fazlalığı, özellikle Akın, İsmail, Yakup, Batuhan, Kaan ve açıkçası daha sonra da katılan Murat ve Recep'in de destekleriyle beraber hücumdaki opsiyonlarımız daha fazlalaştı. Yani bir takıma karşı hücum etmede farklı opsiyonlara sahip bir takımız.
Dün için söyleyeceksen hocam, dün için konuşacaksak, Karşıyaka takımının fiziksel durumu ve maçın ilk devresinde seyirciyle beraber fiziksel anlamda bize bir üstünlük kurduklarını, bizim hücum organizasyonlarında bu fiziksel direnci aşamadığımız konusunda sizinle hemfikirim. Yani dün biz istediğimiz, özellikle maçın ilk devresinde söylediğimiz hemen hemen hiçbir hücum organizasyonunda çok net etkili hücumlar yapamadık.
Ancak bunun genelde değerlendirmemiz gerektiğini, bizim takımın böyle bir sıkıntı yaşayacağına çok fazla ihtimal vermiyorum. Ben daha da fazla hücum opsiyonlarımızın artacağını, özellikle bu hafta iç sahada taraftarımızın desteği ve coşkusuyla beraber çok daha hücumda etkili bir takım göreceğimizi düşünüyorum.
Bugün itibarıyla Eskişehirspor'un bu ülkede ne kadar önemli bir değer olduğunu tüm kamuoyu görüyor. Biz Eskişehirspor camiası olarak gücümüzü, birlikteliğimizi bir kere daha ortaya koyarak Eskişehir'deki bütün destek verebilecek kurum ve kuruluşlar dahil olmak üzere şampiyonluk yürüyüşümüzü seferberliğe çevirip çok büyük taraftarımızın da gücüyle, desteğiyle bugünden itibaren Eskişehirsporumuzun şampiyonluk gününe kadar büyük bir yürüyüşü başlatmamız gerektiği kanaatindeyim.
Dün de görüyoruz ve yaşıyoruz ki Eskişehirspor çok büyük bir camia. Bu liglerin çok daha yukarısını, üst ligleri hak ediyor. Ben hep geldiğim günden beri de söylüyorum; bu büyük yürüyüş başladı, yükseliş dönemi başladı. Tüm taraftarımızı, tüm şehrimizi Eskişehirsporumuza her zamanki gibi hatta her zamankinden daha çok destek vermeye çağırıyorum.
Sağduyulu olmamız gereken bir dönem içerisindeyiz. Herhangi bir şekilde sakinliğimizi, kararlılığımızı koruyarak şampiyonluk yürüyüşümüzü inşallah zaferle sonuçlandırmak istiyoruz. Bunu da başaracak gücümüz var."