Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı;

"Eskişehir'in imardan altyapıya, trafikten ulaşıma, sosyal hayata yönelik çözüm bekleyen sorunları var. Tabii zamansal olarak yerel medyada biz bu konuda açıklamalar yapıyoruz. Geçen bir meslek odasıyla yaptığımız bir toplantıda özellikle Eskişehir’imizin depreme hazır olmadığını, buna yönelik hem merkezi hükümetin hem de yerel belediyelerin üzerine düşeni yapmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Burada bu iş çok önemli ama maalesef hem merkezi hükümet hem de yerel belediyeler bu konuda topu taca atmakta, birbirlerini suçlayarak sorunu çözümsüz hale getirmektedirler. Dolayısıyla burada ifade ediyorum, tekrar bunu ısrarla buradan sizin aracılığınızla ifade ediyorum; hem merkezi hükümetin temsilcileri hem de yerel belediye mutlaka bu konuda kamuoyu önünde bir araya gelerek bu sorunu nasıl çözeceklerini topluma anlatmaları gerekli.

Şu an 2030 yılında ciddi bir su sorunuyla karşı karşıyayız. Daha önce ben ifade ettim, özellikle Çifteler Sakarya başından suyun Eskişehir'e getirilmesi ile ilgili bir projemiz vardı. 2004 yılından beri bunu ifade ediyoruz ama bugüne kadar hiç, bir kulaktan diğer kulağa kimse önemsemedi. Fakat orada yanlış tarımdan ötürü sular çekildi, oradaki suyun miktarı azaldı. Şimdi Devlet Su İşleri orada bir çalışma yaparak yan derelerle birlikte tekrar Sakaryabaşı projesini hayata geçirmek için bir çalışma yapıyor. Ben bundan belki 20 gün önce Ayşe Ünlüce Başkanımızı ziyaret ettim. Israrla Seyitgazi Ovası'nın altında, ovasında ifade etmek gerekiyor; %15'i halen kullanılan, %85'i atıl olan bir su rezervi var. Mutlaka bu suyun Eskişehir'e kazandırılması ile ilgili bir çalışma yapılması lazım. Ben tabii bunu açıkçası üzülerek ifade ediyorum; yani 20 gün önce bu konuyla ilgili ciddi bir açıklama yaptım, kendisini ziyaret ettim, bugüne kadar bu konuyla ilgili de bir çalışma yapılmadı.

Dolayısıyla Eskişehir'in çözüm bekleyen sorunları var; bakınız trafikle ilgili sorunları hepimiz yaşıyoruz. Oysa ki Eskişehir'in belli başlı noktalarında yapacağımız bazı çalışmalarla trafik rahat hale gelebilir. Yani insan hayatını kolaylaştıracak her şeyi yapmak mümkündür ama sosyal belediyecilik adı altında bugün maalesef hem merkezi hükümet temsilcileri hem de yerel belediyeler adeta bir iftar yarışına girmişler. Biz bu sosyal belediyecilik paylaşmayı önemli görüyoruz ama netice itibarıyla ekonomik olarak sıkıntılı olan insanların evine gidip yer sofrasında yemek yemek birileri açısından bir reklam olabilir ama biz insanlar neden bu hale geldi, neden buna muhtaç; aslında bunu birlikte düşünmemiz lazım. Biz toplumsal olarak insanların tümünün refah düzeyinin artması gerektiğini düşünüyoruz. Bu da ekonomik imkanların doğru kullanılmasıyla ilgilidir.

Bu hükümet özellikle 2026 bütçesinde faize 1 trilyon 740 milyar para ayırdı. Ayrıca normal cezalarla ilgili, trafik ve diğer cezalarla ilgili bütçeye 348 milyar bir rakam konuldu. 348 milyar. Ama ocak ayında sadece tahakkuk eden ceza miktarı 802 milyar, büyük rakam. Şimdi emekliye bayram ikramiyesi olarak 4.000 lira belirlenmişti, bu 5.000 lira olabilir denilmişti ama o konuda da bir iyileştirme yapılmayacağı söylenildi, imkanlarımız yok denildi. Bakınız aslında imkanlar var; dolayısıyla bir ayda, bir yılda toplanacak paranın iki buçuk katından daha fazla bir rakam ceza olarak tahakkuk ediyor. Dolayısıyla buradan elde edilen kaynakla rahatlıkla emeklilere, emeklilere gerçekten bu konuda bizim Saadet Partisi'nin ifade ettiği bir aylık asgari ücret üzerinden bir ikramiye verilmelidir. Hem Ramazan Bayramı'nda hem de Kurban Bayramı'nda bunu ifade ediyoruz. Türkiye'nin kaynakları var fakat bu kaynaklar doğru kullanılmadığı için bize, size, hepimize bir pay ayrılmıyor; biz buna karşı duruşumuzu ortaya koyuyoruz."