Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı;
"Gerçekten su hayattır; su büyük bir nimettir. Bunu öncelikle ifade etmek isterim. Daha önce de Eskişehir’de defalarca dile getirmiştim. Eskişehir, 2030 yılına geldiğimizde ciddi bir su problemiyle karşı karşıya kalacak. Bu uyarıları defalarca yapmamıza rağmen bugün artık fiilen bir su kriziyle yüz yüzeyiz.
Ancak burada siyasi partilerin birbirlerini eleştiren bir dil kullanmasını doğru bulmuyorum. Ortak bir çözüm üretilmeden bu sorunun çözülmesi mümkün değil. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki Türkiye’de su yönetimi, çok sayıda kurumun dağınık sorumluluk alanları arasında sıkışmış durumda. Devlet Su İşleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, yerel yönetimler, büyükşehir belediyeleri, su ve kanalizasyon idareleri ile organize sanayi bölgeleri arasında etkin bir koordinasyon ve birlikte çalışma sağlanmadan bu sorun çözülemez.
Eskişehir’in su kaynaklarına baktığımızda, şehrin çok zengin bir su potansiyeline sahip olmadığını görüyoruz. Ancak daha önce de ifade ettiğim gibi, büyükşehir belediye başkan adayı olduğum dönemde Sakarya Nehri’nin kaynağından Eskişehir’e su getirilmesine yönelik bir projemiz vardı. O gün bu projeyi dinlemediler; bugün ise Sakarya’daki su seviyesinin azaldığını ifade ediyorlar.
O dönemde yerel yönetimlere başka bir hususu daha dile getirmiştim: Seyitgazi Ovası’nın altında ciddi miktarda yer altı suyu bulunmakta. Bu kaynağın bugün yalnızca yaklaşık %15’i kullanılmakta, %85’i ise atıl durumda. Oysa bu rezerv, Eskişehir’in su ihtiyacını karşılayabilecek büyüklüktedir. Bu nedenle hem yerel yönetimlerin hem de merkezi hükümetin birlikte hareket ederek Seyitgazi Ovası’ndaki bu suyun Eskişehir’e kazandırılması yönünde bir çalışma yapması gerekmektedir. Bu tespit, yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda ortaya konulmuştur; bölgede gerçekten ciddi bir su potansiyeli var.
Bununla birlikte bazı temel hususların da mutlaka hayata geçirilmesi gerekmektedir. Öncelikle havza bazlı entegre su yönetimi uygulamaya konulmalı. Ulusal Su Yasası ivedilikle hazırlanmalı. Tarımda modern sulama tekniklerine hızla geçilmeli, kayıp-kaçak oranları %10’un altına indirilmelidir. Sanayi ve şehirlerde su verimliliği zorunlu hâle getirilmeli, atık su geri kazanımı yaygınlaştırılmalı. Ayrıca musluklardan içilebilir nitelikte su akması sağlanmalı.
Esasen üzerinde en fazla durmamız gereken konu şudur: Eskişehir’in bugün itibarıyla yeterli bir su kaynağı bulunmamakta ve 2030 yılına gelindiğinde çok ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalma ihtimali var. Bu nedenle şimdiden gerekli tedbirlerin alınması zorunludur. Buradan Devlet Su İşleri’ne, Büyükşehir Belediyesi’ne ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne açıkça çağrıda bulunuyorum. Bu mesele yalnızca Büyükşehir Belediyesi’nin ya da ESKİ’nin tek başına çözebileceği bir konu değildir; ancak kurumların birlikte ve koordineli çalışmasıyla çözülebilir.
Daha önce de ifade ettiğim gibi, Seyitgazi’de Eskişehir’in uzun yıllar su ihtiyacını karşılayabilecek yer altı suyu kaynakları bulunmakta ve bunlardan mutlaka istifade edilmelidir. Porsuk Barajı’ndaki su seviyesinin düştüğünü hepimiz biliyoruz; gerek Eskişehir’e, gerek Kütahya’ya yaptığım ziyaretlerde bunu net biçimde gözlemliyorum. Elbette yağış azlığı ve kuraklık gibi etkenler bu durumu etkiliyor olabilir. Ancak sonuç olarak, Porsuk’un çıktığı noktadan itibaren akan derelerin Eskişehir’e yönlendirilen kısmının artırılması için DSİ, belediyeler ve merkezi hükümetin birlikte bir çalışma yapması gerekmektedir.
Su büyük bir nimettir. Bugün Seyitgazi’de böyle bir yer altı suyu rezervinin varlığı, Eskişehir için önemli bir avantaj. Bu avantajın şimdiden değerlendirilmesi, aynı zamanda Porsuk rezervlerinin nasıl artırılabileceğine yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir. Burada sözünü ettiğimiz kaynak kaplıca suyu değil, derin yer altı suyudur. Derin kuyular açılarak değerlendirilebilecek bu kaynağın yalnızca %15’i kullanılmakta, %85’i ise atıl durumda. Bu çok büyük bir potansiyeldir.
Elbette bu tek çözüm değildir. Seyitgazi’den sağlanacak suyun yanı sıra, diğer alternatif kaynakların da şimdiden planlanması gerekmektedir. Daha önce de belirttiğim gibi, bugün Eskişehir’in nüfusu yaklaşık 900 bindir; 2030 yılında bu nüfusun 1 milyon 200 bine ulaşması beklenmektedir. Mevcut su kapasitesi ancak bugünkü nüfusa yetecek düzeydedir. Nüfus arttıkça su ihtiyacının da artacağı açıktır.
Nitekim bugün bile bazı bölgelerde ve saatlerde yaşanan su kesintilerine vatandaşlarımız haklı olarak tepki göstermektedir. Daha büyük ve yaygın kesintilerin yaşanmaması için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün, DSİ’nin, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, belediyelerin ve organize sanayi bölgelerinin mutlaka bir araya gelerek ortak ve kalıcı çözümler üretmesi gerekmektedir. Bu mesele siyasi hesaplara kurban edilmemeli; Eskişehir’in geleceği için birlikte hareket edilmelidir."





