Ben bunu hem psikoloji perspektifinden, hem sosyolojik bir bakışla hem de spiritüel bir yerden ele alıyorum.
Üstelik kuantum fiziğinin bize hatırlattığı en önemli gerçeklerden biri de şudur: Gözlemlediğimiz şey, deneyimlediğimiz gerçekliği şekillendirir. Yani neye dikkat ediyorsak, zihnimiz o yönde anlam üretmeye başlar. Şükür tam da bu yüzden önemlidir; dikkati “eksik olana” değil, “var olana” taşır. Bu da insanın ruhsal dayanıklılığını artırır ve gerçeği inkâr etmeden, yaşamın içindeki iyiyi görme becerisini geliştirir.
Pozitif psikolojinin öncü isimlerinden Robert Emmons ve Michael McCullough’un araştırmalarında, düzenli olarak şükür günlüğü tutan kişilerin daha yüksek yaşam doyumu, daha güçlü iyimserlik ve daha olumlu duygu durum bildirdiği görülmüştür. Benzer şekilde Martin Seligman’ın çalışmalarında yer alan “teşekkür mektubu yazma ve iletme” gibi uygulamaların, mutluluk düzeyini artırabildiği ve depresif belirtileri azaltmaya destek olabildiği gösterilmiştir.
İnsan zihni, hayatta kalma mekanizması nedeniyle tehlikeye ve eksik olana odaklanmaya eğilimlidir. Sürekli başkalarının hayatına bakıp “Benim neden yok?” diye düşünmek, “hiçbir şey yeterli değil” hissini yaratır. Bu da zamanla tatminsizlik, mutsuzluk ve stres doğurur; iç huzuru azaltır.
Burada kritik nokta şudur:
Şükür, “acı yokmuş gibi davranmak” değildir. Zorlanırken bile, aynı anda hayatta hâlâ iyi şeylerin bulunabileceğini fark edebilmektir.
Şükür, haksızlığa boyun eğmek değildir. Sahip olduklarımızın değerini fark etmek ve bunu içten bir memnuniyetle kabul etmektir.
“Şükrediyorum” dediğimizde aslında şunu söyleriz:
“Ben zaten buna sahibim ve daha fazlası olsun, bu çoğalsın.”
Beynimiz bu mesajı aldığında yeni nöron bağlantıları oluşturur. Serotonin ve dopamin hormonlarının seviyesi yükselir. Kendimizi daha enerjik ve canlı hissederiz; umutlu ve mutlu oluruz. Şükrettikçe beynimizin “iyi olanı hatırlama” sistemi güçlenir ve daha olumlu düşünmeye başlarız. Stres hormonu olan kortizolün azalmasına yardımcı olur. Bu da bizi daha dayanıklı, sakin ve umut dolu hâle getirir.
Olaylara sadece kayıp tarafından değil, kazanım tarafından bakmaya başlarız. Çevremizdeki insanlara karşı daha sıcak ve anlayışlı davranırız; bu da ikili ilişkilerimizi güçlendirir. Beynin tehdit modundan çıkıp güven moduna geçmesine katkı sağlar. Yani şükür; algılarımızı, kararlarımızı ve tepkilerimizi değiştirerek yaşamımızı dönüştürür. İnsanın iç gücünü artırır; gerektiğinde sınır koymasına ve hakkını aramasına da yardımcı olur. Çünkü şükür, insanın hayatındaki iyilikleri görmesini sağlar.
Evrene, yaratıcıya ya da hayata teşekkür etmek; insanın kendini yalnız ve sahipsiz hissettiği yerden “destekleniyorum” duygusuna geçmesidir. Yani şükür sadece bir cümle değil, bir hâldir. Ben şükrettiğimde, hayatın beni cezalandırmadığını; aksine büyüttüğünü daha net görebiliyorum.
Şükretmek, güçsüzlerin tesellisi değil; güçlülerin bilincidir. Çünkü şükür insanı toparlar, iç dünyayı düzenler. Kalbi yumuşatır ama omurgayı da güçlendirir.
Bu yüzden iyi olana yönelmemiz gerekir.
Hep birlikte iyi olana yönelmek için ben de İyilik Hareketini başlattım.
15 Ocak 2026’da “Şükran Listesi” grubunu oluşturdum. Her gün, ne kadar çok şeye şükredebileceğimizi fark etmemiz için bir şükür listesi paylaşıyorum. Şimdiden faydasını gören pek çok kişi oldu. Instagram sosyal medya hesaplarımızdan ve WhatsApp hattımızdan ücretsiz olarak katılım sağlayabilirsiniz.