AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak şu ifadeleri kullandı:

"Eskişehir'de belediyelerin ortaya koyduğu somut bir proje olsa onu konuşuruz. Ancak şu anda ortada konuşulacak bir proje yok. Bugün Eskişehir'deki merkez ilçe belediyeleri hangi projeyi hayata geçiriyor? Tepebaşı Belediyesi şu anda hangi projeyi yürütüyor? Odunpazarı Belediyesi şu anda hangi projeyi yürütüyor?

Dr. Nurten-Lütfü Yüksel Alzheimer Merkezi örneği veriliyor. Peki, bu merkezi belediye mi yaptı? Eskişehir'de Lütfü Yüksel adında bir belediye mi var? Elbette yok. Bunu bir hayırsever yaptı. Kendisine teşekkür ediyor, hayırlarının devamını diliyoruz. Annesi ve babası adına önemli bir eser kazandırdı. Ancak belediye bugün bu yatırımın üzerinden siyasi prim elde etmeye çalışıyor.

Asıl bakılması gereken, belediyenin kendi yaptığı işlerdir. Belediye bugün hangi projeyi ortaya koyuyor? Biz bugüne kadar Eskişehir'in geleceğini ilgilendiren projeleri konuşuyoruz. Toplu Konut İdaresi projelerini, Hasanbey Lojistik Merkezi'ni, çevre yolunu, Hatboyu düzenlemelerini ve Millet Bahçesi'ni konuşuyoruz. Şehri ilgilendiren her konuyu konuşuyoruz. Peki bugün Eskişehir'deki belediyeler hangi projeleri konuşuyor?

Karşımızda reklam ve ikram belediyeciliğinin en belirgin örneği var. Porsuk Çayı'nı gösteri alanına çeviriyorsunuz, kutlamalar yapıyorsunuz, feribotları dolaştırıyorsunuz. Ardından Porsuk kirleniyor ve bakımsız kalıyor. Tepkiler geldiğinde ise "Bu benim sorumluluğum değil" diyorsunuz. Böyle bir anlayış kabul edilemez. Birkaç yıl önce Porsuk'un temizliği konusunda sıkıntılar yaşandığında belediye çıkıp, "Biz çalışmaya başlıyoruz, DSİ de bize destek olsun" deseydi, biz de gereken desteği verirdik. Ancak hem Porsuk'u şov malzemesi olarak kullanıp hem de sorumluluktan kaçmak doğru değildir.

Sümer Mahallesi'nde Gençlik Kolları Başkanımız Can Bey'in yürüyüş sırasında karşılaştığı manzara bunu açıkça gösteriyor. Buranın sorumluluğu protokolle Büyükşehir Belediyesine devredilmiş durumda. Dolayısıyla temizliğini de Büyükşehir Belediyesinin yapması gerekiyor.

Bugün Eskişehir'de reklam ve ikram belediyeciliği anlayışı hâkim. Yapılan hizmetlere baktığımızda, bir evrakın imzalanmasını bile büyük başarı gibi sunan bir belediyecilik anlayışı görüyoruz. Oysa vatandaş yapılan işi görmek ister. "Şurayı yaptık, şu projeyi tamamladık" denilmesi gerekirken, yalnızca bürokratik süreçlerin aşılması üzerinden algı oluşturuluyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı daha önce belediyede genel sekreter olarak görev yaptı. Belediyeyi ve projeleri yakından bilen bir isimdi. Kuşak yollarının nereden geçeceğini, nasıl yapılacağını da biliyordu. Buna rağmen bugün ortaya çıkan tabloya baktığımızda söylemler var, ancak ortada icraat göremiyoruz.

Bu nedenle belediyeler arasındaki siyasi tartışmaların Eskişehir'e herhangi bir katkısı bulunmuyor. Çünkü ortada konuşulacak bir proje yok. Soruyorum; hangi belediyenin bugün somut bir projesi var? Verilen örnek de Lütfü Yüksel'in hayır amacıyla yaptırdığı Alzheimer Merkezi. Bu, Odunpazarı Belediyesinin yaptığı bir yatırım değil. Buna rağmen hayırseverin eserini sahiplenmeye çalışan bir belediyecilik anlayışı görüyoruz. Kendi projesini üretemeyince başkalarının yaptığı hizmetler üzerinden prim elde etmeye çalışan bir anlayış söz konusu. Bunu da kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz."