İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin önündeyiz. Tarımsal ürün piyasalarını düzenleyerek üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonunu üstlenen TMO, faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayan, paydaşlarına güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gereklerine uyumlu tarım sektörünün örnek ve öncü kuruluşu olma vizyonunu taşımaktadır.

Hepimizin bildiği gibi TMO’nun temel ve asli görevi, Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmektir. 2026 yılı hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatını buğdayda kilogram başına 16,50 TL, arpada ise kilogram başına 12,075 TL olarak açıklamıştı.

Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden yaptığımız açıklamada, belirlenen fiyatın gerçekle bağdaşmadığını ifade etmiştik. Ürünün kilogram başına maliyetinin en az 19,90 TL olduğunu, resmi enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL seviyesinde olması gerektiğini söylemiştik.

Ancak irade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreçte beklentilerin de altına inmeye devam etti. Zaten zarar eden Türk çiftçisinin kaybı, piyasanın düzenleyicileri ve yürütücülerinin gözleri önünde, sessizlik içerisinde daha da büyümektedir.

Örneğin, 2 Temmuz’da ikinci sınıf buğdayını tonu 16 bin 500 TL’den TMO’ya teslim eden çiftçimiz, aradan geçen süreye rağmen hâlâ devletten parasını alamamıştır.

2 Temmuz’da motorinin litresi 65 TL idi. 26 Temmuz itibarıyla ise motorin 79,70 TL’ye yükseldi.

Çiftçimiz ürününü teslim ettiği gün ödemesini alabilseydi 254 litre motorin satın alabilecekti. Bugün ödeme yapılsa bile ancak 209 litre motorin alabiliyor. Aradaki 45 litre motorinin hesabını kim verecek? Çiftçinin kaybettiği bu 45 litre mazot nerededir?

Bir başka önemli konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmiyor.

2024 yılı ekim-kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için verilmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Destek ödemeleri bu kadar gecikince enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, daha çiftçinin cebine girmeden erimektedir. Biz diyoruz ki, destek vermek kadar o desteği zamanında vermek de önemlidir.

Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz.

24 Temmuz 2026 tarihinde Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları şu şekilde gerçekleşmiştir:

* Buğday: 12,70 TL
* Arpa: 10,50 TL

Hangi akıl, hangi hesap ve hangi beceri bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir, gerçekten merak ediyoruz.

Piyasa fiyatları bu seviyedeyken biz de İYİ Parti olarak yetkililere şu soruları yöneltiyoruz:

TMO’ya getirilen ve resmi fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesi gerekçe gösterilerek fiyat düşürülmekte midir?

“Birinci ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu. Üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz.” denilmekte midir?

Harman dönemini bekleyen, tüm borçları ve ödemeleri gelen üreticiler, taban fiyatın altında, ürünlerini tüccara maliyetinin bile altında satmaya mecbur bırakılmakta mıdır?

Biz diyoruz ki, durum aynen böyledir. Buna da ne yazık ki kimsenin sesi çıkmamaktadır. Göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun özü değildir.

Değerli katılımcılar,

TMO ile ilgili bir diğer önemli sorun ise randevu sisteminin oluşturduğu sıkıntılar ve Çiftçi Kayıt Sistemi’nde hâlâ giderilemeyen aksaklıklardır.

Yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanırken ciddi zorluklar yaşamaktadır. Bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyoruz.

Randevu sistemine gelecek olursak; köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin farklı bölgelerde çalışması nedeniyle parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürünler römork ya da kamyonlarla TMO’ya teslim edilmektedir.

Ancak uygulanan randevu sistemi üreticilere çok ileri tarihlere gün vermektedir. Bu nedenle çiftçiler ürünlerini uzun süre bekletmek ve depolamak zorunda kalmakta, büyük mağduriyet yaşamaktadır.

Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim. Sorun nedir, yerinde görelim. Biz yalnızca üreticilerden bize ulaşan sorun ve talepleri dile getiriyoruz.

Üreticiler teslim tarihi ve randevu alabilmek için siyasi partilerin kapısını çalmakta, bürokratlara gitmek zorunda bırakılmaktadır.

Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa, biz iddialarımızı belgeleyip doğruladığımızda birilerinin yüzüne bunların kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu açıkça söyleyeceğiz.

Buradan bürokratları uyarıyoruz:

* Sıralamaya müdahale etmeyin.
* Kontenjan kullanmayın.
* Ayrımcılık yapmayın.
* Ürün değerlendirmelerinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın.

Çünkü o ürünün bedelinde, klimalı odalarda oturarak değil; kıraç tarlalarda alın teri döken insanların emeği vardır. Bunun vebali de ağırdır.

Eğer iddialarımızın aksine “Kesinlikle böyle bir şey yok.” diyorlarsa bunu kamuoyuna açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz.

Değerli katılımcılar,

Milletin efendisi olan, ata toprağını koruyan ve milletin geleceği için üretmeye devam eden Türk çiftçisi bugün maalesef çok zor durumdadır. Tarım politikaları adeta “Ekmeyi bırak.” demektedir.

Üretmek yerine ithalatı tercih eden anlayışa rağmen Türk çiftçisi, milli bir sorumlulukla zarar etse de üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan herkes bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, milli tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur.

2006 yılında çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi, bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme ödeneğinin bir önceki yılın gayrisafi milli hasılasının en az yüzde 1’i olması gerektiğini açıkça hükme bağlamaktadır. Ancak bu hüküm bugüne kadar hiçbir zaman uygulanmamıştır. Bunu resmi kaynaklar ve ilgili birlikler de açıkça ifade etmektedir.

Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın ardından Anadolu çiftçisini korumak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi’nin önünden Eskişehir’in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz.

İYİ Parti olarak diyoruz ki;

İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir’de pırlantacı açılışlarında bir araya gelip rahatlıkla kurdele kesebiliyor. Ancak burada çiftçi var, köylü var. Ne yazık ki onlar buraya gelmiyor.

İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız.

İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz.

İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız.

Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima yanında olacağız.

İnanıyoruz ki köylümüzün, çiftçimizin ve üreticimizin asil ruhu sonunda kazanacaktır.

Ata yadigârı toprak, her türlü olumsuzluğa ve dış müdahaleye rağmen işlenmeye devam edecek, üstlendiği tarihi görev gereği milletimizin geleceğinde söz sahibi olacaktır.

Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekip biçmeye devam edenlere, emeğinin karşılığını alamayan köylüye ve çiftçiye.

Selam olsun Büyük Milletin Efendisi’ne.

Biz cesur bir yürekle sesleniyoruz:

Bekle çiftçi kardeşim.

Bekle köylü kardeşim.

Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek.”