Kişi başı 950 TL karşılığında figüranlarla salon dolduruldu iddiaları hakkında konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Genel Başkanımızın katılımıyla çok geniş kapsamlı bir toplantı yaptık. Farklı siyasi partilerden yüzlerce arkadaşımız partimize katıldı. Takdir edersiniz ki kimsenin siciline bakacak durumda değiliz. Uzun yıllardır parti yöneticiliği yapan bir insan olarak deneyimimiz ve tecrübemiz bunu gösteriyor. Halka açık toplantılarda yöneticiler yalnızca gelen arkadaşlarımızın isimlerini alırlar. Çamur medyanın operasyonlarına maruz kalmamak adına, katılmak isteyen arkadaşlarımızdan özellikle isimlerini ve kaç kişi geleceklerini önceden bildirmelerini rica ettik. Salonumuzun kapasitesi sınırlı olduğu için bu bilgileri istemek zorundaydık.
Öncelikle 8 farklı partiden katılan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Başta DEVA Partisi olmak üzere çok sayıda yönetici arkadaşımız, İYİ Parti'den, DEVA Partisi'nden ve İşçi Partisi'nden belediye meclis üyesi dahil birçok isim aramıza katıldı. Hoş geldiler, baba ocağını büyüttüler.
Biz yoğurdu üfleyerek yiyoruz. 10 aydır buradayız ve 10 aydır Bermuda Üçgeni ile mücadele ediyoruz. Bermuda Üçgeni'nin ne olduğunu biraz sonra belgeleriyle ve bilgileriyle sizlere aktaracağım. Birçok arkadaşımız kendi imkanlarıyla geliyor. Genç arkadaşlarımızdan bazıları, sayı fazla olduğunda zaman zaman bizden ulaşım desteği talep ediyor. Bunun dışında herhangi bir para harcayacak imkanımız da yok. Böyle bir imkanımız olsa bile yapmayız. Çünkü partililik tamamen gönüllülüğe dayalıdır.
Önce bize salonu tahsis eden Sarıyer Belediye Başkanımız ve yöneticileri linç edildi. O salonları her Türk vatandaşı ücretini ödeyerek kiralayabilir. Düşünebiliyor musunuz? Kendi partinizin belediye başkanının salonunu kiralıyorsunuz, belediye başkanınız da size salonu verdiği için linç ediliyor. Kimler tarafından linç edildiğini biraz sonra açıklayacağım.
Dün sözde ajanslarla şeytanın aklına gelmeyecek bir yöntem uygulamış. Ulaşım desteği isteyen arkadaşlarımızı tek tek aradık. Odağın Şişli olması nedeniyle Şişli Gençlik Kolları Başkanımızı ve İstanbul Gençlik Kolları Başkanımızı aradık. Kendilerine bazı isimler sorduk. 'Tanıyor musunuz?' dedik. Verdikleri cevap hep aynıydı: 'Tanımıyoruz.'
Doğal olarak burada iki ihtimal var. Birincisi, bu kirli medya tuzağını kuranlar bunu biliyor olabilir. İkincisi ise devletimizin savcıları soruşturmayı yürütebilir. Bu nedenle geceyi bile beklemeden Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk.
Başta Gürsel Tekin ve arkadaşlarımız olmak üzere hiçbir zaman kirli işlerin tarafı olmadık. Ne içeride ne dışarıda kimseye tuzak kurmadık. Bu tuzağı kuran kim olursa olsun, kardeşim bile olsa savcılarımızın sonuna kadar gitmesini istiyorum.
Kurulan bu FETÖ vari tezgahın sorumluları kimse mutlaka bulunmalıdır ve bulunacaktır. Hiç kimse merak etmesin. Koskoca bir salonda 70 kişi eksik ya da fazla olsa ne değişir?
Araştırmalar sırasında çok ilginç olaylarla karşılaştık. Bir araç geliyor. O araçtakilerin görevi salona girip Genel Başkanımız konuşurken olumsuz slogan atmak. Sonra birileri galiba 'Burada bizi linç ederler' diyerek bundan vazgeçiyor. Böyle girişimleri aklınızdan bile geçirmeyin. Nezaketimizin de bir sınırı var. Yapacağınız her türlü rezilliğin ağır bedelleri olur. Türkiye'nin en önemli sanatçılarından birinin cenazesine gidiyoruz. Aynı anda 22 televizyon canlı yayın yapıyor. Buna rağmen bazı kirli medya organları 'Kılıçdaroğlu protesto edildi' diye haber geçiyor. 22 televizyonun görmediğini siz nereden gördünüz?
10 aydır bunlardan çok çektik. Doğal olarak biz de 'Bu nedir?' diye sormaya başladık. Bu arkadaşlar CHP'li değil ama CHP'nin iç kavgasının bir parçası haline getiriliyor. Dertleri ne? Salonumuzda 40 kişi eksik ya da fazla olsa ne değişir? Salonun dışında 700-800 arkadaşımız kapasite nedeniyle içeri giremedi. İnşallah önümüzdeki günlerde daha büyük salonlarda sizlerle buluşacağız.
Ne zaman itirafçılarla ilgili konuşsam kirli medyanın bütün dengesi bozuluyor. İsimlerini zikrettiğim anda neden bu kadar rahatsız olduklarını anlamakta güçlük çekiyorum. Şimdi Aziz İhsan Aktaş suç örgütünden bahsediyorum. İş insanları kurumlarda güçlü olabilmek için siyasetçileri satın alırlar. Bu zatın Cumhuriyet Halk Partisinin iki önemli aktörünü satın aldığını söylüyorum. Bunlardan biri Özgür Karabat, diğeri Burhanettin Bulut. Özgür Karabat mali işlere, Burhanettin Bulut ise medya ilişkilerine bakıyor.
BirGün gazetesine gerçekten çok üzüldüm. Çünkü ben de o gelenekten geliyorum. Nasıl bu hale geldiniz? Aziz İhsan Aktaş'ın Burhanettin Bulut'u etkilediğini, Burhanettin Bulut'un da parayla haber yaptırdığını iddia ediyorum. BirGün bir misyon gazetesiydi. Evime yıllarca başka gazete girmezdi. Geldiğiniz noktaya üzülüyorum.
Uzun süredir bu medya üçgeninin merkezinde olanlara sesleniyorum. Buraya gelirken arkadaşlarıma 'Kelle vermeye hazır mısınız?' dedim. Kefenimizi giyerek geldik. Sizden korkan, sizin gibi olsun.
Dün ilk iki haber Pencere ve BirGün gazetelerinde çıktı. Önümüzde faturalar var. 50 milyon, 294 milyon ve 240 milyon liralık rakamlar ortada. Elbette saldırıya uğrayacağız. İlk günden beri nasıl bir suç ortaklığıyla mücadele ettiğimizi arkadaşlarıma anlattım. İçeride de dışarıda da bu yapıyla mücadele edeceğiz dedim. Onlar da 'Varız' dedi.
Turgut Koç isimli iş insanı aynı zamanda CHP kurultay delegesi. Ancak hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Aziz İhsan Aktaş'ın, ismini verdiğim iki genel başkan yardımcısına rüşvet verdiğini söylediğini ifade ediyorum. Buna rağmen dava bile açılmadı.
Halk TV'ye de sesleniyorum. Neden gelmediniz? Burada karşımda oturup sorularınızı sormanız varken neden kaçıyorsunuz? Eğer cesaretiniz varsa Turgut Koç'u haber yapın. Sayın Özgür Özel ile olan yakınlığını kamuoyuna anlatın.
Sözcü TV'ye de aynı şeyi söylüyorum. Dün iki milli hakemimiz sadece bizi destekledikleri için partiden ihraç edildi. Biri FIFA hakemi. Gerekçeleri ise Gürsel Tekin'i ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklemeleriydi. Dün Sayın Genel Başkanımız bu iki hakemimize yeniden rozetlerini taktı. Çamur medya ise bunu '30 yıllık CHP'liye yeniden rozet takıldı' diye verdi. Evet, çünkü sizin desteklediğiniz yapı onları partiden attı. Dün yeniden baba ocağına döndüler.
10 aydır bu iftiralarla uğraşıyoruz. Bundan sonra her iftiranızda sizi yargıya taşıyacağım. Doğru haber yaparsanız hiçbir itirazım olmaz. Gelin, en ağır sorularınızı sorun. İstisnasız hepsine cevap veririz.
Sayın Genel Başkanımızın rozet taktığı bir hanımefendi üzerinden de çeşitli iddialar ortaya atıldı. Oysa Ataşehir'de DEVA Partisi'nin eski ilçe başkanı ve yöneticileri dahil 15 arkadaşımız partimize katıldı. Biz sizin gibi MİT'e ya da başka kurumlara sorarak insanları partiye almayız. Bizde beyan esastır. Gelen herkes Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin bir parçası olur.
Dünkü tezgahı kuranlar kim olursa olsun açıkça söylüyorum bizim aklımızdan böyle şeytani planlar geçmez. İddiaların bir kısmı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu konuşurken slogan attırmak üzerine kurulmuş, bir kısmı da bir ajans üzerinden organize edilmiş. Bunların tamamı savcılık soruşturmalarıyla ortaya çıkacaktır.
Kendilerini itibarlı gazeteci olarak tanımlayan bazı medya organları, Cumhuriyet Halk Partisinin taşıyla yine Cumhuriyet Halk Partisinin kuşunu vuruyor. Bu mu bağımsız gazetecilik? Burhanettin Bulut'un talimatıyla Kemal Kılıçdaroğlu'na saldırmanın gazetecilik olduğunu mu düşünüyorsunuz? Biraz daha bekleyin. Önümüzdeki günlerde daha büyük sürprizlerimiz olacak. Bu ülke ya arınacak ya da arınacaktır. Gazeteci arkadaşlarımız burada olsaydı, çatır çatır sorularını sorsaydı biz de cevap verseydik daha doğru olmaz mıydı?
Biz beyanı esas alırız. Arkadaşlarımızın bir kısmı ulaşım desteği aldı. Hepsini tek tek aradık ve hiçbirinin bu işlerle ilgisi olmadığını gördük. Buna rağmen Sözcü gazetesinde manşet olan bir kişi, kendisine 950 lira teklif edildiğini, kimin götürdüğünü ise bilmediğini söylüyor. Ayrıca gelenlerin arasında bazı gazetelerin muhabirlerinin de bulunduğunu duyuyoruz. Bu tezgahı kimin kurduğunu kirli gazeteler ve yargı ortaya çıkaracaktır.
Bir konuya daha değinmek istiyorum. Sabah saatlerinden itibaren 'Hemşerilerini getirmiş' şeklinde haberler yapıldı. Hemşerilerim de gelir, bundan gurur duyarım. İstesem sadece akrabalarımı çağırsam 10 bin kişi toplarım. Ama bizim böyle bir anlayışımız yok. Dün gelen arkadaşlarımız yağmur altında kendi imkanlarıyla geldiler. Farklı siyasi partilerden katılan arkadaşlarımız da aynı şekilde kendi imkanlarıyla oradaydı.
Bir istihbarat örgütü gibi insanların geçmişini araştırıyorlar. 'Bu zaten CHP'liydi' diyorlar. Evet, CHP'liydi ama 2005'ten beri partide olan insanları ihraç ettiler. Kim yaptı bunu? Aziz İhsan Aktaş'ın arkadaşları. Aziz İhsan Aktaş, onun siyasi ilişkileri ve bu ilişkiler etrafında kurulduğunu söylediğim medya yapılanmasıyla mücadele ediyoruz. Bu mücadeleden başarılı çıkacağız. Bugüne kadar birçok şeyi 'Kol kırılır yen içinde kalır' anlayışıyla kamuoyuna taşımadık. Ancak bundan sonra daha ciddi gelişmeler olacak.
Partiyi kirleten müteahhit ilişkileri ve parti yöneticilerinin medyayı kirlettiğini düşünüyorum. Medyanın da sağduyulu, namuslu ve haysiyetli Cumhuriyet Halk Partisi seçmenlerinin aklını bulandırdığını görüyorum. Korkarım ki son dönemde konuşulan nitelikli dolandırıcılık örneklerinin yanında, siyaset alanındaki bu ilişkiler çok daha ağır bir tablo ortaya koyuyor."





