Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir şu ifadeleri kullandı:
“Ekim 2024’te başlayıp günümüze kadar uzanan ve kamuoyunda “ikinci ihanet süreci” olarak nitelendirdiğimiz gelişmelerdir. Çerçeve yasa adı altında gündeme getirilen anayasa değişiklikleriyle birlikte bu süreçte Türk milletinin birçok sıkıntıyla karşı karşıya kaldığını düşünüyoruz.
Kurulan komisyonlar, İmralı’ya gönderilen heyetler, kamuoyuna yansıyan silah bırakma görüntüleri ve terör örgütü mensuplarının yaptığı açıklamalar hafızalardaki yerini koruyor. Daha önce “Af istemiyoruz, suç işlemedik.” söylemleriyle kamuoyunun karşısına çıkan terör örgütü mensuplarının bugün çerçeve yasa üzerinde çeşitli çevrelerle uzlaşma arayışı içerisinde olduğu görülüyor.
Eşit vatandaşlık talepleri, yeni paradigma söylemleri, terör örgütü elebaşına statü tartışmaları ve son dönemde hız kazanan anayasa çalışmaları da bu sürecin önemli başlıkları arasında yer alıyor. İmralı’dan gelen açıklamalar, “Demokratik Cumhuriyet” ifadeleri ve çerçeve yasa tartışmaları kamuoyunda dikkatle takip ediliyor.
Bugün üzerinde durulan temel konulardan biri anayasanın ilk dört maddesi, bunun yanında milli ve üniter yapımız açısından önem taşıyan 10, 42 ve 66. maddeleridir.
Anayasa’nın 10. maddesi, herkesin din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu hükme bağlamaktadır. Bizce son yıllarda özellikle muhalif kesimlerin hukuk karşısında eşit muamele görmediğine ilişkin tartışmalar yaşanırken, bu maddenin önemi daha da artmıştır.
Anayasa’nın 42. maddesinde ise, kimsenin eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamayacağı belirtilmekte, Türkçeden başka hiçbir dilin Türk vatandaşlarına ana dili olarak okutulamayacağı ve öğretilemeyeceği ifade edilmektedir. Dil, bir milletin en önemli birleştirici unsurlarından biridir ve anayasanın bu maddesi de bu hassasiyeti ortaya koymaktadır.
Anayasa’nın 66. maddesi ise vatandaşlık tanımını düzenlemektedir. Bu maddede, “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” hükmü yer almaktadır.
Bizim değerlendirmemize göre gerek İmralı, gerek Washington, gerek Tel Aviv merkezli olduğu iddia edilen çeşitli odaklar, Türkiye’nin milli ve üniter yapısının zayıflatılması ve federal bir yapının oluşturulması yönünde çalışmalar yürütmektedir. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kurulan bazı siyasi ittifakların da bu sürece zemin hazırladığı kanaatindeyiz.
Ancak Türk milleti bu girişimlere karşı sağduyusunu koruyacak iradeye sahiptir. Bunun en güzel örneklerinden birini geçtiğimiz hafta sonu Şanlıurfa’da düzenlenen bir aşiret düğününde gördük. Düğün sahipleri, takılan tüm altın ve nakdi yardımları hiç dokunmadan gazi ve şehit aileleri ile korucu ailelerine bağışladı.
Bu örnek, Türk milletinin birlik ve beraberlik duygusunu her zaman koruduğunu göstermektedir. Yeter ki devleti yönetenler ve dünyayı şekillendirmeye çalışan güçler bu hassasiyetleri zedeleyecek adımlar atmasın. Biz hiçbir zaman milletimizin birliğinin bu odakların elinde oyuncak olmasına izin vermeyecek, toplumun ayrıştırılmasına müsaade etmeyeceğiz.
Son olarak, siyaset kurumuna duyulan güvenin giderek zayıfladığı bir süreçten geçtiğimizi ifade etmek istiyorum.
Özellikle son üç yılda siyaset kurumu toplum nezdinde ciddi bir itibar kaybıyla karşı karşıya kalmıştır. Bunun temel nedeni ise yaşam kalitesi her geçen gün düşerken siyasetin anlamsız tartışmalar, senaryolar ve bireysel hedefler etrafında şekillenmesidir.
Dün ağır ifadeler kullandığı kişileri bugün öven, dün eleştirdiği isimlerle bugün aynı siyasi safta yer alan bir anlayışla karşı karşıyayız. Son dönemde muhalif olarak görülen bazı isimlerin hızla iktidar saflarına yöneldiğini görüyoruz. Bunun son örneklerinden biri İstanbul’da üç belediye başkanının transferi ve İYİ Parti’den ayrılarak Cumhuriyet Halk Partisi’ne geçen, ardından oradan da ayrılan bir milletvekilinin yaşadığı süreç olmuştur.
Bütün bunlar, siyasette bireysel hesapların ve kişisel menfaatlerin ülke menfaatlerinin önüne geçtiğini göstermektedir. Oysa ülkenin geleceğini esas alan bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır.
Bizler Zafer Partisi ve Türk milliyetçileri olarak doğru hassasiyetlerle, doğru stratejilerle Türk siyasetinin yeniden itibar kazanması için sahada, alanda ve milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılarak 91 milletvekiliyle yeni bir parti kuran Sayın Özgür Özel’in teşkilatlanma çalışmalarını da takip ediyoruz. Eskişehir’de son seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı ve meslektaşımız Sayın Talat Yalaz’ın da kuruluş dilekçesini verdiğini gördük. Kuruluş sürecinde, “Cumhuriyetle ve Atatürk’le sorunu olmayan herkesi yeni partiye bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Buradan Sayın Talat Yalaz’a ben de aynı samimiyetle seslenmek istiyorum. Biz, Zafer Partisi olarak kurulduğumuz ilk günden itibaren İstiklal Harbi’yle, Cumhuriyet’le ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le sorunu olmayan herkesle birlikte olmayı savunuyoruz. Bunun da ötesinde, bunlarla sorunu olan hiçbir anlayışa kapımızın açık olmadığını açıkça ifade ediyoruz.
Partimiz bünyesinde, terör örgütlerini veya benzeri yapıları meşrulaştırma arayışında olan hiçbir oluşuma yer vermiyoruz.
Buradan meslektaşıma bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Öncelikle bu süreçte ihaneti desteklediğini düşündüğümüz isimlerle yollarınızı ayırın. Ondan sonra Atatürk’ten ve Cumhuriyet’ten söz edin.
Biz bu ülkenin yeniden kuruluş felsefesine dönmesini istiyoruz. Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ başta olmak üzere tüm kadrolarımız; Cumhuriyet’e, laikliğe, milli ve üniter devlet yapısına sahip çıkmak için her alanda mücadele etmeye devam ediyor.
Türk milletini yeniden hak ettiği refah seviyesine ulaştırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.“




