DİSK DEV Emekli Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç şu ifadeleri kullandı:
"Eskişehir daha önce öğrenci, emekli ve işçi kenti olarak anılıyordu. Ancak Türkiye genelinde ağırlaşan yaşam koşullarının Eskişehir'de de giderek daha fazla hissedildiğini görüyoruz. Eskişehir'de hayat gerçekten çok pahalı hale geldi. Bugün bir evin kirasını düşünün, 20-25 bin lira civarında. Emeklinin aldığı maaş ise yaklaşık 20 bin lira. Bir de dul ve yetimleri düşünmek gerekiyor. Türkiye'de 4 milyondan fazla dul ve yetim var. Onların aldığı aylıklar çok daha düşük. Bu insanların nasıl geçineceği düşünülmüyor.
Şunu açıkça söyleyeyim, emekliler geçinemiyor. Üstelik mesele yalnızca emeklilerle sınırlı değil. Öğrenciler, asgari ücretliler, işçiler, çiftçiler, esnaf ve işten çıkarılan insanlar var. Her kesime baktığınızda yaşam koşullarının gerçekten çok ağır olduğunu görüyorsunuz. İnsanlar hayatlarından bezmiş durumda.
Emekli çarşıya çıkıyor ama alışverişini yapamıyor. Hastaneye gidiyor, gidebilirse ilacını almakta zorlanıyor. Doğal gaz faturasını ödeyemiyor. Pazara gidiyor, filesini dolduramadan geri dönüyor. Meyveye bakıyor ama alamıyor. Belki bir veya iki tane alabiliyor. Eskiden pazardan meyveyi, sebzeyi kilolarla alırdık. Hatta satıcı üzerine bir avuç daha koyardı. Şimdi insanlar tezgâhın kenarından bakıp geçiyor.
Markete giden insan da bütün rafları tek tek geziyor. Nerede daha ucuz bir ürün varsa onu bulmaya çalışıyor. Çünkü bütçesi başka türlüsüne yetmiyor. Kirasını ödüyor, faturalarını ödüyor, temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Geriye ne kalıyor? Torununa vereceği harçlık bile kalmadı. Tatil ise tamamen hayal oldu. Avrupa'daki emeklilere bakıyorsunuz, farklı ülkeleri geziyorlar. Bizim emeklilerimiz ise evinde dört duvar arasında kalıyor, geçinebilmek için çok ağır şartlarla karşı karşıya kalıyor.
Eskişehir'de de durum farklı değil. Yaşam koşulları burada da çok ağır. Eskişehir artık emekliler açısından da yaşaması zor ve pahalı bir şehir haline geldi.
Biz DİSK Emekli-Sen olarak bütün emeklileri kapsıyoruz. Bizim amacımız emeklilerin sorunlarını dile getirmek. Kim bize destek olursa, kim yanımızda durursa biz de o desteği önemsiyoruz. Çünkü bizim muhatabımız hükümettir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde sorunlarımızı dile getirecek kişiler de milletvekilleridir. Zaten onlara vekil diyoruz, çünkü onları seçip Meclise gönderen bizleriz.
Bir dönem CHP emeklilerin sorunları konusunda nöbet tuttu, çeşitli çalışmalar yaptı ancak sonuç alamadık. Çünkü iktidar kendi bildiği yöntemi sürdürmeye devam ediyor. Biz şu anda siyasi partileri de ziyaret ettik. İYİ Parti ve Saadet Partisi dahil olmak üzere birçok partiye gittik. AK Parti ve MHP'yi ziyaret etmedik. Görüştüğümüz partiler bize destek olacaklarını söylediler. Çünkü onların ailelerinde de emekliler var, kendileri emekli olabilir, üyeleri arasında emekliler bulunuyor. Bu mesele yalnızca DİSK'e veya başka bir sendikaya bağlı insanların meselesi değildir.
Örgütlenmeden hiçbir şey elde edemezsiniz. Bu nedenle herkesten destek istedik. Bugüne kadar bize en fazla destek veren CHP oldu. Yapılan nöbetlere ve bazı çalışmalara il başkanları da zaman zaman katıldı. Ancak bugün emeklilerin yeniden geri planda kaldığını düşünüyoruz. İnsanlar farklı gündemlerin peşine düştü ama emekliler gerçekten çok zor durumda.
Sadece emekliler de değil. Esnafın durumu ortada, öğrencilerin ve velilerin durumu ortada. Gençlerde ciddi bir gelecek kaygısı var. "Geleceğimiz ne olacak?" diye soruyorlar. Buradaki mücadeleyi sadece emekliler açısından değerlendirmiyorum. Benim torunum, çocuğum, kardeşim ve dostum da bu ülkede yaşayacak.
Sendikamıza gelip iş isteyen çok sayıda emekli de var. İnsanlar ikinci bir iş arıyor. "Çocuğum okula gidiyor, masraflarını karşılayamıyorum", "Borçlarımı ödeyemiyorum", "Hastalandım, masraflarım var" diyerek geliyorlar. Sağlık sorunları yaşayan insanlar var. Buna rağmen gelip, "Bize göre bir iş yok mu, ne olursunuz yardımcı olun" diyorlar. Bunları birebir yaşıyoruz. Telefonla arayan da çok fazla.
Sadece kendileri için değil, çocukları için gelen emekliler de var. "Siz bir yerdesiniz, belki yardımcı olabilirsiniz" diyerek çocuklarına iş bulabilmek için destek istiyorlar. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki insanlar artık bir tanıdığı olmadan işe giremeyeceğini düşünüyor.
İş ilanı veriliyor, "5 kişi alınacak, 10 kişi alınacak" deniliyor. İnsanlar başvurmaya gidiyor ancak kadroların daha önceden belirlendiğini düşünüyor. Bir başka önemli sorun da insanların eğitimini aldıkları alanlarda çalışamaması. Üniversite mezunu gençler kendi mesleklerini yapamıyor.
3 üniversite bitirmiş bir genç bana yazdı. "Ne olursun, belediyede herhangi bir işe gireyim" dedi. Çaycılık bile yapabileceğini söyledi. Yeter ki bir işi olsun istiyor. Alacağı ücret de asgari ücret olacak. Asgari ücret açlık sınırının altında kalıyor. Bu genç asgari ücretle ne yapacak? Evlenecek mi, geçimini mi sağlayacak, ailesine mi bakacak, geleceğini mi kuracak? İnsanların gelecek planları giderek hayale dönüşüyor.
Her geçen gün iş talebiyle gelenlerin sayısı artıyor. Öyle insanlar geliyor ki yaşadıklarını anlatmakta bile zorlanıyorlar. Biz de elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sendikanın bu konuda kullanabileceği ayrı bir bütçesi yok. Buradaki insanların tamamı zaten emekli. Ben de kendi çevremdeki imkânları değerlendirerek insanlara destek olmaya çalışıyorum.
Emeklilerin örgütlenmeden, birlik olmadan ve seslerini duyurmadan sonuç alması mümkün değil. Demokrasi çerçevesinde örgütlenmek gerekiyor. Farklı örgütlerin ortak sorunlarda bir araya gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bugün yaşanan ekonomik sorunlar yalnızca bir siyasi görüşe veya belirli bir kesime ait değil. İnsanların yaşadığı geçim sıkıntısı çok daha geniş bir kesimi etkiliyor."





