CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan şu ifadeleri kullandı;
"Bu mesele sadece bugüne özgü bir mesele değil. Bugün en düşük emekli maaşı 20.000 lira oldu da 2025’te çok mu iyiydi? Hayır. 2025’te de çok kötüydü, 2024’te de çok kötüydü.
İktidar, şu anda şöyle bir politika uyguluyor: Kötülüklerden kötülük beğendiren, zulümlerden zulüm seçtiren, adeta ölümü gösterip sıtmaya razı eden bir ekonomik ve sosyal politika yürütüyor. Üstelik bunu, sandıktan aldığı yetkiye ve sayısal çoğunluğuna güvenerek, dayatmacı bir anlayışla yapıyor.
Sorun o kadar büyük ve karmaşıktır ki emekli denildiğinde Türkiye’de yalnızca en düşük emekli maaşı alanlar gündeme geliyor. Oysa konu başlıklarına indiğimizde; tarım emeklisinin sorunu ayrıdır, Bağ-Kur emeklisinin sorunu ayrıdır, işçi emeklisinin sorunu ayrıdır, memur emeklisinin sorunu ayrıdır.
Bir de gözlerden kaçırılan başka bir gerçek var. Bugün en düşük emekli maaşı alan emekli sayısı, bu iktidar döneminde ne yazık ki 5 milyona ulaşmıştır. Üstelik bu maaşı dahi alamayan emeklilerimiz bulunmakta. 65 yaş üstü dul ve yetim maaşı alanlar, engelli maaşı alanlar, evde bakım hizmetleri kapsamında maaş alan yurttaşlarımız 6–7 bin lira gibi gelirlerle geçinmek zorunda bırakılmaktadır.
Başka ne oldu? Kıdem farkı ortadan kaldırıldı. Emeklilerimiz yıllarca prim ödediler; primlerini günlerine, yıllarına göre yatırdılar ve emekli maaşları buna göre belirlenirdi. Ancak bugün uygulanan sistem, refahta farklılaşan bir yapı kurmak yerine yoklukta ve yoksullukta herkesi aşağıda eşitleyen bir politikaya dönüşmüştür.
Kök maaşının kaç lira olduğunu bilen kaç emeklimiz var? Kimse bilmiyor. Neden? Çünkü uzun yıllardır hazine yardımı adı altında bir sistem uygulanıyor. Aslında utanması gereken iktidar mensuplarıdır. Bu ülkeye alın terini, emeğini, yıllarca birikimini vermiş insanlara “hazine yardımı” adı altında 1.000–2.000 liralık artışlar sunmak kabul edilemez.
İnsan olanın bundan utanması gerekir. Meclis görüşmelerinde dediler ki: “En düşük emekli maaşını 396 dolara yükselttik.” Biz de dedik ki: Madem bu kadar iyiyse, o maaşla siz geçinin. Kendi maaşlarınızı düşürün. Ama buna yanaşmadılar.
Sorun sadece emeklilerin sorunu da değildir. Sendikalaşma meselesi de bu işin merkezindedir. Sayın Başkanımızın da ifade ettiği gibi, 17 milyon emekliden söz ediyoruz. Her birine dokunsanız binbir ah işitirsiniz; ancak örgütlü olmadıkları için seslerini yükseltemiyorlar.
Bu nedenle örgütlülük sorununu aşmamız, sendika meselesini çözmemiz gerekiyor. “Kaynak yok” diyorlar. Oysa son 8 yılda yaratılan kaynak 2 trilyon dolardır. Bu kaynağı kim yarattı? Bu halk yarattı. Toplanan vergilerle bütçeler oluştu. Peki bu 2 trilyon dolar nereye harcandı? İktidar olarak ne yaptınız?
Bu yüzden söylenecek çok söz var. Mesele; emeklinin, emekçinin, çalışanların, esnafın ve sorun yaşayan tüm toplumsal kesimlerin ayağa kalkmasıyla çözülebilecek bir meseledir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, dün olduğu gibi bugün de yarın da sizin haklı mücadelenizde yanınızda olacağız. Bu mücadelenin öncüsü olacağız.
Bedel mi ödenecek? Öderiz. Gerekirse copu da biz yeriz, gazı da biz yeriz. Hiç önemli değil. Korkmayın ve ayağa kalkın. Çünkü 17 milyon, 1’den büyüktür arkadaşlar. Gelin bu mücadeleyi hep birlikte taçlandıralım."