CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü şu ifadeleri kullandı;

“Geçtiğimiz yıl yaşanan bir acıyı anmak üzere ve hesap sormak üzere bulunuyoruz. Evet biz hesap soruyoruz ama hesap vermesi gerekenler bir türlü o hesabı vermiyorlar. Yaşanan acılar art arda geliyor. Ne bir istifa ne bir yargılama, hiçbiri yaşanan acıları dindirmeye yetmiyor. Geçtiğimiz yıl bizzat gözlerimle gördüm. Yangının ilk günü gittiğimde oraya bölgedeki acemiliği, yapılan çalışmaların ne denli yetersiz olduğunu hep birlikte gözledik.

Gencecik çocuklar da oradaki orman işçileri. Hepsi oturmuşlardı, bir şeyler yemeye çalışıyorlardı kuru ekmeğin içinde ve yangından etkilenmişlerdi. Nefes alamıyorlardı, zaman zaman Kızılay’ın aracına oradan ya da işte Sağlık Müdürlüğü’nün ambulansına sürekli zehirlenenleri götürüyorlar, oksijen takviyesi yapıyorlar, geri çalışmaya gidiyorlardı. Üzerlerinde hiçbir teçhizat, hiçbir yangına müdahale edecek giysi yoktu. Tişörtleriyle, pantolonlarıyla yangına müdahale etmeye çalışıyorlardı.

Bu kayıpların yaşanmasından bir gün önce oradaydım ve o gün 2 tane iş makinesi yangının içinde kalmış, içindeki canlar zor bela kurtulabilmişti kaçarak. Ama öyle gördük ki orada gördüm ki 7-8 araç sürekli geliyordu ve gönüllü orman gönüllüsü olduğunu söylüyorlardı. Eminim hiçbir eğitimleri yoktu. Gepegencecik çocuklardı ve hemen ertesi gün orada 10 kayıp yaşandı. İkisi hemşerimizdi orman işçisiydi, geri kalanlar AKUT gönüllüsüydü. Ama bunların hesabını sormak için Meclis’te araştırma önergesi verdik, her zamanki gibi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Bakana sorduk, Tarım ve Orman Bakanı her türlü önlemin alındığını söyledi ama alınan hiçbir önlem yoktu. Türkiye’de yanan giden ormanlar ve yanıp giden içindeki çalışanlar, işçiler her zaman bizim yüreğimizi yakmaya devam edecek. Ve hiçbir önlem alınmıyor. Bakın biraz önce Cevat hocam da söyledi. Ne yazık ki turizm uğruna, sanayi tesisleri uğruna, maden uğruna ormanları yakıp yıkıp talan etmeye alışkanlık olan iktidar, çıkan orman yangınlarını kader deyip afet deyip geçiştiriyor. Yananları içinde tüm canlılarıyla yok olup kül olup gidenleri her zamanki gibi afet diye nitelendiriyor ama alınmayan önlemlerden söz edilmiyor.

Saray kendilerine alınan uçakları harcadığı paraları yangın uçaklarına vermiyor. Her yıl gündeme getiriyoruz, soruyoruz. Hangarda uçaklar tutuluyor. Diyoruz ki "Hava ikmal, biz bakımını yapabiliriz" diyoruz, ona aldırmıyorlar. Hiçbir şekilde önlem almıyorlar ve sonuçta bu yaşanan olayları da, elim olayları da kaza deyip afet deyip geçiştirmeye çalışıyorlar. Hiçbir sorumluluk sorumluluk almıyor. Başka ülkelerde görüyoruz, bu tür olayların 10'da 1'i yaşandığında istifalar art arda geliyor ama utanmadan herkes burada Türkiye’de ne yazık ki bizim ülkemizde koltuklarında oturmaya devam ediyor. Siyasallaşan yargı ile de bürokratlardan hesap sorulması için soruşturma izinleri bir türlü verilmiyor.

İşte birilerine şimdi gördüğümüz gibi algı yaratmak üzere yeni yeni eski faili meçhullerin dosyaları açılmaya çalışılıyor. Her iş siyasi olarak yapılıyor ve ne yazık ki hiçbir şekilde insan canının, canlı hayatının önemi bu ülkede yok sayılıyor. Ama bugünler geçecek, asla umudumuzu yitirmiyoruz. Hep birlikte güzel günleri getirmek için; iş cinayetlerinin kader denilmediği, maden kazalarının "kader fıtratında var bu işin" denilmediği, ormanlarımızın cayır cayır yanmadığı günleri hep birlikte mücadeleyle getirmek için çalışıyoruz, çabalıyoruz. İşte onun için alanlardayız. Mücadelemiz o günleri getirinceye kadar hep birlikte sürecek diyorum. Burada bulunan tüm katılımcılara, şehrimizin duyarlı vatandaşlarına teşekkür ediyorum; ayrıca basın mensuplarına da içten teşekkürler, saygılar sunuyorum.”