Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci şu ifadeleri kullandı:
“Sivrihisar Kaymaz’da Atatürk’ün adını kullanarak madenciliğe meşruiyet aranmasını kınıyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1936 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin V. Dönem 2. Yasama Yılı açılış konuşmasında şöyle demiştir:
‘Madenlerimiz bizim başlıca döviz kaynağımız olduğu için de yüksek dikkatinizi celbe değerlidir.’
Bu söz, Kaymaz’da halkı bilgilendirme toplantısında bir maden şirketinin reklam ve propaganda malzemesi yapılmıştır.
Atatürk’ün bu sözünü anlamak için yalnızca bir cümleyi pankarta yazmak yetmez. O sözün arkasındaki millî ekonomi anlayışını, devletçilik ilkesini, sanayileşme hedefini ve doğal kaynakların milletin ekonomik bağımsızlığına hizmet etmesi gerektiği anlayışını da anlamak gerekir.
Atatürk, madenleri yalnızca yerin altından çıkarılıp ticari kazanca dönüştürülecek bir meta olarak görmemiştir. Madenleri, Türkiye’nin sanayileşmesinin, ekonomik bağımsızlığının ve millî kalkınmasının unsurlarından biri olarak değerlendirmiştir.
Nitekim aynı konuşmada Atatürk, maden işletmeciliğinin gelişmesinden söz ederken sanayi yatırımlarının bulunduğu yere ‘zenginlik ve uygarlık’, bütün ülkeye ise güç kazandırması gerektiğini vurgulamıştır.
Dolayısıyla Atatürk’ün bir cümlesini pankarta taşıyıp o cümleyi bugünkü bir projenin toplumsal kabulünü artırmak için kullanmak, Atatürk’ün düşüncesini anlamak değil, Atatürk’ün millet nezdindeki itibarından yararlanarak kamuoyu oluşturma çabasıdır.
Kaymaz’da yaşayan yurttaşların su, toprak, tarım, hayvancılık, çevre ve yaşam alanları konusunda kaygıları varsa bu kaygılar Atatürk’ün bir sözüyle bastırılamaz.
Bir yurttaşın madencilik projesi hakkında soru sorması, itiraz etmesi, çevresel etkileri sorgulaması veya yaşam alanını savunması kalkınma karşıtlığı değildir.
Tam tersine, Cumhuriyet yurttaşlığı budur: Sormak, sorgulamak, denetlemek ve kamu yararını savunmak.
Kaymaz halkının karşısına Atatürk’ün fotoğrafını ve sözlerini koyarak ‘Atatürk de madenleri savunuyordu’ algısı yaratmaya çalışmak, yurttaşların gerçek sorularına cevap vermek anlamına gelmez.
Biz soruyoruz:
Suyun güvenliği nasıl sağlanacaktır?
Toprağın ve tarımsal üretimin geleceği nasıl korunacaktır?
Atık depolama alanlarının çevresel etkileri nasıl denetlenecektir?
Kapasite artışının bölgenin yaşam alanlarına etkisi nedir?
Kaymaz halkının kaygıları nasıl ve hangi bilimsel verilerle giderilecektir?
Ortaya çıkacak ekonomik değerden bölge halkının ve ülkenin gerçek anlamda ne kadar yararlanacağı şeffaf biçimde açıklanacak mıdır?
Bunların hiçbirinin cevabı, Atatürk’ün bir cümlesini pankarta yazmak değildir.
Atatürk’ün madenlere verdiği önem, ‘doğal kaynak ne pahasına olursa olsun çıkarılsın’ anlayışı değildir.
Atatürk’ün ekonomik anlayışının temelinde millî menfaat vardır.
1922 yılında da yer altındaki maden hazinelerinin işletilmesinden söz ederken bunların milletin yararına açılması anlayışını ortaya koymuştur.
Öyleyse Atatürk’ün sözünü bugün tartışmasız bir şirket politikasının sloganına çevirmek, Atatürk’ün ekonomik düşüncesini bağlamından koparmaktır.
Atatürk’ün adı, şirketlerin toplumsal kabul kampanyalarının üzerinde bir reklam unsuru değildir.
Bugün Kaymaz’da tartışılan mesele, ‘Maden olsun mu, olmasın mı?’ sorusundan ibaret değildir.
Asıl mesele:
Madencilik kimin için yapılacaktır?
Kimin yararına olacaktır?
Çevresel bedeli kim taşıyacaktır?
Su, toprak ve yaşam alanları nasıl korunacaktır?
Kamu yararı nasıl güvence altına alınacaktır?
Bölge halkının itirazları nasıl değerlendirilecektir?
Ve en önemlisi:
Atatürk’ün işaret ettiği millî ekonomik bağımsızlık anlayışı ile bugünün madencilik uygulamaları gerçekten örtüşüyor mu?
Şirketin güncel açıklamasına göre Kaymaz işletmesinde kapasite artışı, açık ocağın genişletilmesi ve ilave zenginleştirme faaliyetleri planlanmaktadır. Proje kapsamında başka sahalardan çıkarılması planlanan milyonlarca ton cevherin de Kaymaz’da işlenmesi öngörülmektedir.
Böylesine kapsamlı bir projenin karşısına Atatürk’ün bir sözünü koyarak tartışmayı kapatmaya çalışmak yerine bilimsel veriler, şeffaf bilgiler ve halkın gerçek sorularına verilen açık cevaplar ortaya konulmalıdır.
Atatürk sevgisi bu milletin ortak ve güçlü değerlerinden biridir.
Bu nedenle hiç kimsenin, Atatürk’ün milletimizdeki saygınlığını ticari veya kurumsal bir meşruiyet aracına dönüştürmeye hakkı yoktur.
Atatürk’ün adı, bir şirketin faaliyetini sorgulanamaz hâle getiren bir kalkan değildir.
Atatürk’ün fotoğrafı, Kaymaz halkının sorularının üzerini örtecek bir perde değildir.
Atatürk’ün sözü, çevre, hukuk, kamu yararı ve yaşam hakkı konularındaki tartışmayı susturacak bir slogan hiç değildir.
Atatürk’ü gerçekten anlamak, onun sözlerini pankartlara taşımaktan önce o sözlerin arkasındaki millî çıkar, kamu yararı, bilim, planlama ve bağımsızlık anlayışını savunmayı gerektirir.
Bu nedenle Kaymaz’da Atatürk’ün adının ve sözlerinin bir maden projesine yönelik propaganda amacıyla kullanılmasını kınıyoruz.
Şirket yetkililerini ve bu propagandayı hazırlayanları, Atatürk’ün sözlerini bağlamından koparmak yerine Kaymaz halkının sorularına bilimsel, şeffaf ve ikna edici cevaplar vermeye çağırıyoruz.
Biz Atatürk’ün sözlerinin de Cumhuriyet’in değerlerinin de milletimizin Atatürk sevgisinin de ticari propagandaya dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.
Kaymaz halkının yaşam alanları, suyu, toprağı ve geleceği üzerinden yürütülen her tartışmanın tarafı bilim, hukuk, kamu yararı ve halkın iradesi olmak zorundadır.
Atatürk’ün adı reklam değildir.
Atatürk’ün sözü propaganda malzemesi değildir.
Cumhuriyet’in değerleri şirketlerin meşruiyet aracı değildir.
Kaymaz halkı yalnız değildir.
Kamu yararını, hukuku, bilimi ve Cumhuriyetimizin temel değerlerini savunmaya devam edeceğiz.
Yüce Türk milletine saygılarımızla.”





