Yenikent 100. Yıl Kültür Merkezi'nde 'Hesap Veriyoruz' programında konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;

Bürokratik engeller olmasaydı, bu 2026'da henüz izinleri tamamlanamamış olan tesisler bitmiş olurdu. Çünkü 2024 seçimlerinden bu yana tam 2 yıl geçti. Bu inşaatlar, 2 yıl içerisinde yapılıp bitirilecek inşaatlardı. Bitmiş olurdu. Bu doğrudan bir engelleme değil ama mevzuatla ya da üste oturmanın vermiş olduğu rahatlıkla yapılan bir operasyon. Sonuçta Eskişehir halkı zarar etti. Bunun böyle bilinmesini isterim.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olursa Odunpazarı'nda ilk çözülecek sorun, bu bürokratik engellerin tamamı ortadan kalkar. 3 yıldır Yaşlı Bakım Merkezi'ne atanmasını istediğimiz doktorun atanmaması bence bir insanlık suçudur. Bu vicdanla ilgili bir iştir. Politik bir tarafı yoktur, çekişme yaratacak bir tarafı yoktur. Bu tür her şey insan için diyen bir CHP iktidarında bu tür engellerin hiçbiri olmaz ve özgürce çalışabilme, belediyelerin yerel yönetim olarak bağımsız karar verebilme imkanı doğar.

Odunpazarı Belediyesi her konuda tedbirlidir. Gereken yatırımları zamanında yapmıştır, o nedenle geç etkileniriz. Ama asfalt ve asfalt yama işinde çok ciddi etkileneceğimiz açıktır. Asfalt yaması için geçen ay yaptığımız ihale iptal oldu. Çünkü bu süreç içerisinde bizim fiyatı tespit edip ihaleyi gerçekleştireceğimiz zaman arası en az 2 ay. O 2 ayda işte dedi; ben okudum 72 lira, siz dediniz 78 lira. Sürekli artan bir fiyatla müteahhitler kendilerini korumaya çalışıyorlar. Yaklaşık değerin üstünde fiyatlarla karşılaşıyoruz.

O nedenle bu asfalt yama ihalemiz iptal oldu. Şimdi yenisini hazırlıyoruz. Yine bir 2 aylık zaman geçecek ama hemşerilerimiz bize o zaman şikayetleri yağdıracak; "Şura patladı, bura çatladı." İşte efendim; "Telekom kazdı, Türksat kazdı, Superonline kazdı, ESKİ kazdı, doğal gaz kazdı, gel burayı yap, yama müteahhit kazdı." derken biz yama alamayacak bir duruma gelebiliriz. Bu çok ciddi bir sıkıntı.

Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olarak biz ortak bir politika oluşturma çabası içerisindeyiz. Hem Türkiye genelinde hem Eskişehir'de sürekli iletişim hâlindeyiz. Bu zaman alan bir dönem. Örneğin; CHP'li belediyelerin birçoğunda kiralık araç devri kapandı. Örneğin; CHP'li belediyelerin birçoğunun, biz burada da gösterdik, giysilerini Odunpazarı Belediyesi üretiyor. Piyasadan daha az parayla, bu bir kendi içinde dayanışmadır. Belediyeler Birliği ve İç Anadolu Belediyeler Birliği kanalıyla da pek çok belediyeye desteklerimizi, yardımlarımızı organize ediyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programı doğrultusunda çalışan belediyelerin tasarruf en temel işidir. Çünkü savurganlığa karşıyız, haksız kazanca karşıyız. Liyakatin uygulanmasını istiyoruz, adam kayırmaya karşıyız. Bunlar gerçekleştiğinde tasarruf kendiliğinden gerçekleşiyor. Biz üretici bir belediyeyiz. Biz derman bir belediyecilik uygulamaya çalışıyoruz ve insanların temel ihtiyaçlarının kamu tarafından çözülmesi gerektiğini düşünen belediyeleriz. İdeolojimiz bunu gerektiriyor. Bunu da kendiliğinden bütün belediyelerimiz yapıyor.

Gelen şikayetleri ikiye ayırmak lazım. Birincisi özel olarak hazırlanmış, organize edilmiş bir şikayet organizasyonu. Troller sürekli mesajlar atmak suretiyle bunu çok büyük sorunmuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Ben ve arkadaşlarım bunu zaman zaman incelediğimizde, örneğin “Bu sokağın hali ne? Böyle belediye mi olur?” diye yazmış, bakıyoruz, tıklıyoruz, adam Çorum’da oturuyor.

Şimdi bir de ikinci gerçek şikayetçiler var. O bizim ilçemizde, mahallemizde oturan hemşerilerimizin şikayeti. Burada şunu anlamak gerekiyor; özellikle yapılaşması devam eden bölgelerde bizim bir asfalt ve kaldırım çalışması yapmamız mümkün değil. Yapılaşma bitecek ya da en azından %80’lere ulaşacak ki o sokağın asfaltını ve kaldırımını yapalım.

Nitekim bu yıl, geçen yıl, 2025 yılında Kızılyer’i komple bitirdik. Niye? Çünkü Kızılyer’deki yapılaşma %80’lere geldi, artık oradaki yeni inşaatlar bizim yolumuza, asfaltımıza fazla zarar verecek noktadan uzaklaştı. Şimdi aynı şey 75. Yıl, Çankaya ve Ihlamurkent’te devam ediyor. Mahallenin ya da sokağın üçte biri yapılaşmış, vatandaş oraya ciddi anlamda bir para vermiş, ev almış ama yolu yok. İster istemez şikayet de ediyor.

Biz bunları program dahilinde tamamlıyoruz. 2026 yılının programını yaptık. Arkadaşlarımızla tek tek sokakları gezdik. Buralar tamamlanmış, buralar bitirilebilir dedik ama bazı sokaklar var ki; işte diyelim ki 300 metrelik sokak, iki tane apartman yapılmış, diğerleri de yapılmaya devam ediyor. Oraların biraz beklemesi gerekir. Şikayetlerin bir kısmı da işte biraz önce söyledim, asfalt yama ihalesi gecikti. O ihale bitinceye kadar yine beklemek durumunda kalacağız.

Alzheimer merkezi, belediye hizmet binası, efendim yeni temizlik işleri şantiyesi mutlaka bitirilecek. Becerebiliyorsak, iznini çıkarabiliyorsak Kalkan'daki mısır kurutma tesisi mutlaka bitirilecek ve biz önümüze bakacağız. Bu arada sürekli araçlarımızı yeniliyoruz. Eskiyen araçlarımızı satıyor, yenisini üstüne ekleyerek alıyoruz. Bu aynı zamanda bize masrafı da azaltan bir yöntem olduğu için onu da tamamlamaya çalışıyoruz.

Ihlamurkent bölgesinde yeni yapılan TOKİ’lerin sokakları kurallara uygun değil, imara uygun değil. Kot farkları nedeniyle Eskişehir’in geleceğine ipotek koyan bir noktada ve henüz yollar Odunpazarı Belediyesine müteahhit firma tarafından teslim edilmiş değil. Dolayısıyla bizim şu anda hiçbir sorumluluğumuz yok ama ne gariptir ki daha teslimi tamamlanmayan dolayısıyla bitmediğini düşündüğümüz, varsaydığımız yollar bozuldu ve Çevre Şehircilik Müdürlüğü, TOKİ o bozuk yolları müteahhitten teslim aldı. Belki de hakedişini yaptı parasını ödedi. Bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Biz TOKİ’den ev alan hemşehrilerimiz asla kendi üzerine alınmasın. Biz onların yaşanabilir bir konutta ve o konuta erişebilme hakkının olduğuna inanan, onu savunan bir anlayıştan geliyoruz. Herkesin insan haklarına uygun bir konutta yaşama hakkı vardır. Bunu da sağlamak devletin, sosyal devletin görevidir. Böyle anlıyoruz. Şimdi TOKİ ne yazık ki arsaya para vermiyor, plana projeye para vermiyor, vergi vermiyor ama müteahhit ile aynı fiyata ev satıyor. TOKİ’nin işi sosyal konut yapmaktır ama şehrin planını bozan bir anlayışı da reddediyoruz. Doğru bulmuyoruz. Aynı sıkıntıyı şimdi Çağlan yolunda yaptıkları konutlarda da yaşayacağız çünkü altyapısı yok, planı projesi yok, nasıl şehre ulaşacağı belli değil. 1 yıl sonra inşaatlar bitecek, müteahhit teslim edip gidecek. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi altyapı ve ulaşım ile ilgili sıkıntıya düşecek; Odunpazarı Belediyesi çöp toplama ile ilgili sıkıntıya düşecek, park bahçe ile ilgili sıkıntıya düşecek. Orada okul yapılacak mı, cami yapılacak mı, cemevi yapılacak mı hiçbiri belli değil. Böyle projeler olmaz.

Bizi eleştirenler ezbere eleştiriyorlar. Kültür ve sanata karşı olanlar "İlla bunu yapıyorsunuz, çok para harcıyorsunuz." diyorlar. Odunpazarı Belediyesi birçok alanda olduğu gibi festivallerde de kendi gücüyle hareket ediyor. Kendi sanatçısıyla yapıyor, konserini kendi sanatçısıyla yapıyor, organizasyonu kendi çalışanlarıyla yapıyor. O nedenle ekonomik olarak çok düşük bedellerle bu festivaller yapılıyor. Biz zamanı gelince bunları tekrar kesin hesapta tartışırız, miktarlarıyla ortaya çıkar. AK Partili bir belediyenin 100 liraya yaptığı bir festivali biz 10 liraya yapıyoruz.

Yasal düzenlemelere göre şu anda kentsel dönüşüm devletin işi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının işi ve orada da zaten öyle bir birim var. Yasayı yapmak, yönetmeliği yapmak, planları düzeltmek hepsi onların işi ama ne yazık ki rant varsa dönüşüme yönelik bir çalışma var. İhtiyaca yönelik çalışmayı yerel yönetimlerle iş birliği yapmadan gerçekleştiremezsiniz. Eskişehir'de kentsel dönüşüm sadece bir binanın yıkılıp yerine yenisinin yapılması değildir. Bir alanın düzenlenmesidir, bir planlama gerektirir ve büyük bir devlet gücü gerektirir. Çağlan Yolu'ndaki Kocakır mevkisi daha önce bu iş için kullanılacak bir alan idi. Oraya konutlar yapılacaktı. Kentsel dönüşümü gerçekleştirecek örneğin Alpu Mahallesi'ne diyeceklerdi ki "sizi boşaltıyoruz, buraya alıyoruz, siz burada 1 yıl oturun, biz evinizi yapacağız sonra geri geleceksiniz". Şimdi kentsel dönüşümde amaç dayanıklı, dirençli kentler yaratmaktır. 100 yıl sonrasının kentlerini yaratmaktır. Siz buraya sadece müteahhidin para kazanması ya da arsa sahibinin, ev sahibinin kesesinden para çıkmadan yapılması diye bakarsanız o zaman eksik kalır, yanlış kalır. Eskişehir'de merkezi hükümetin yerel yönetimlere olan müdahalesi nedeniyle de kentsel dönüşümün maalesef gerçekleşmediği ortadadır.

Borçların sanıyorum 300 milyona yakını çok uzun vadeli. Daha önceden yapılandırılmış borçlar olduğu için onu çok ciddiye almıyoruz. Diğeri 150-160 milyon kadarı günlük müteahhitlere olan borç; hakedişi geldikçe ödenecek, sırası geldikçe ödenecek. Diğerleri de borcu yoktur kağıdı, vergisi yoktur gibi evrak eksikliğinden kaynaklanan ödemelerdir. Ama bizim bu miktara karşılık paramız var, yani öyle bir sıkıntımız yok. Sırası geldikçe ödenen borçtur. Odunpazarı Belediyesinin bir borç yükü söz konusu değildir ya da oradan bir taciz edilecek pozisyonumuz yoktur. Tersine Odunpazarı Belediyesinin şu anda 3,5 milyar lira borçlanabilme kapasitesi vardır. Bütçemiz 5 milyar lira, biz 3,5 milyar lira daha borçlanabiliriz yasal olarak. Dolayısıyla bu bizim bilançomuzun sağlamlığını gösterir.

Festivaller bazen değil her zaman tartışıldı. Eskişehirspor’a karşı olanlar ve bugüne kadar kulübü borçlandırarak yönetilemez hâle getirenler tarafından her zaman tartışıldı. Bizim bu festivaller aracılığıyla Eskişehirspor’a sağladığımız kaynak nedeniyle bize tepki gösterdiler. Bu durum bu kadar açık ve nettir. Şu anda da belediyemizin önünde bir festival devam ediyor. Eskişehirspor, o festivalin sağladığı moral ile pazar günü Kütahyaspor'a 4 gol attı.

Ben Eskişehirspor’u desteklemeye devam edeceğim. Kulübü bu duruma getirenler biraz kendilerine engel olsunlar. Devletin ve valinin gidip açılış yaptığı yerlere ses çıkarmayanlar, Odunpazarı Belediyesinin yaptığı işlere itiraz ediyor ve bizi eleştiriyorlar. Daha önce başka bir konuda da belirttiğim gibi; CHP'li belediyeyi eleştirmek çok kolaydır. Çünkü biz kimseye şiddet uygulamayız, baskı yapmayız, vergi denetçisi göndermeyiz ve kimsenin özgürlüğüne müdahale etmeyiz. Kararı halkın takdirine bırakırız.

Oy alamadığımız yerlere hizmet gitmediği söylemlerine katılmıyorum. Doğru bir yaklaşım değil, o ancak AK Partili siyasetçilere yakışır. Onların tescilli beyanları var 'oy almadığımız yere hizmet etmeyiz' diye. Bizim öyle değil, şurada da gördünüz en çok hizmet 75. Yıl ile Emek mahallesine yapılmış. Dolayısıyla o bölgelerde bizim halkla hiçbir sorunumuz yok. Bunu söyleyenler kendi kafalarına göre bir senaryo üretiyorlar, ona inanmak mümkün değil. Ama soruyu sorma mantığıyla bile çelişkiye düşeceğiniz bir yaklaşımla geliyorsunuz; 'yetki sizde değil ama bu konuda ne diyorsunuz' diyorsunuz. Yetki bende değilse ne diyeyim?

Yetki bende değilse hesap verme toplantımızda bu bana sorulmaz. Ben şunu her yerde söylerim; Kazım Kurt'un ülkenin, şehrin, Odunpazarı'nın her konusuyla ilgili söyleyecek iki kelamı vardır. O bilgi birikimi vardır, o konuda yeterli deneyimi vardır, hiç korkum yok. Ama şimdi şehirde yaşamanın bir külfeti var. Şehirde yaşayan hemşehrilerimizin tamamı çöpün ne zaman çıkarılacağını, nereye konulacağını, nasıl çıkarılacağını bilmek zorunda. Eğer bu eğitimi alamadıysa, veremediysek bu devlet sorumludur. Eğitim politikasıyla bu işi gerçekleştirememişiz demektir.

Biz diyoruz ki çöpleri saat 9'da çıkarın, saat 10'da çıkarıyor hemşehrim. Şimdi buna yapabileceğiniz bir şey yok. Yakalarsanız ceza yazabilirsiniz. Biz cezayla insanları korkutan bir yönetim anlayışı sergilemek istemiyoruz. Bu bir deneyim işidir, bilgi işidir. Şu anda Eskişehir'de bizim evsel atığın dışında hiçbir atığı toplama görevimiz yok. Yani adam evden çıkarmış eskimiş koltuğu atıyor, yatağı atıyor. Bu doğru bir şey değil. Bunun önünü açalım diye bakın; elektronik atık toplama merkezi kurduk. Efendim işte kağıt, cam, şişe atık merkezi kurduk, yağ toplama merkezi kurduk. Yani bunların hepsinin yeri ayrı. Çöp konteynerinin yanına bir teneke yağ konulmaz. Çöp konteynerinin yanına efendim eskimiş koltuk atılmaz.

Hemşehrimiz şunu bilecek; çöp toplayıcılarının bunu alma zorunluluğu olmadığı için konteynerin dışında kalıyor. Maalesef bu noktada basına bence çok büyük eğitim düşüyor, televizyonlara çok büyük görev düşüyor. Bunları anlatabilmeliyiz. Saat 9 ile 11 arası diyelim ki çöp çıkarımı saati koyduk, o saatlerde çöp çıkarılan yerlerde hiçbir sorun yok. Ama hemşehrim bazen de inadına 'toplasınlar para veriyoruz' diyor, 'biz' diyor 'efendim evsel atık bedeli ödüyoruz' falan, inadına atıyor. Bunlar az ama var, bu konuda sıkıntımız oluyor. Diğer bir sorunuz daha vardı; metruk binalarla ilgili evet gerçekten bizim yapabileceğimiz sadece valiliğin bize 'bu bina artık metruk hale gelmiştir, yıkın' diye bir görevlendirme yapmasıyla mümkün. Öteki türlü özel mülkiyettir, dokunamayız. Mülk sahiplerini bazen ikna etmemiz gerekir, bazen bulamıyoruz. Bu nedenle bazı aksaklıklar çıkıyor.

Belediyemiz ceza yazarak bir gelir elde etme mantığında değil. Biraz önce Ufuk Bey'e söylediğim gibi, biz insanlarla uzlaşarak, bilerek, anlaşarak çözmeye çalışıyoruz. Bu kapalı alan, pergole ve kapatma meselesiyle ilgili Sayın Ticaret Odası Başkanı doğruları bildiği halde, yasayı bildiği halde, işin kaynağını bildiği halde hâlâ belediyelerle ilgili suçlamalar yapmaya çalışıyor. Bundan vazgeçsin. Biraz önce söyledim, CHP'li belediyeleri eleştirmek çok kolay. Biz saygı duyuyoruz sadece ama bu işin kaynağı Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüdür, bu işin kaynağı valiliktir, bu işin kaynağı bakanlıktır. Bize yazmış olduğu yazıyı yayınladık. Bize yazmış olduğu yazıya göre hareket ediyoruz. Bize bu yazının tersine bir yazı gönderirlerse onu da düşünürüz. Bu kadar net.

Bizim bu yıl toplamda zabıta kaç lira ceza yazdı? 2025 yılında 16 milyona yakın. 16 milyon lira çöp kamyonumuzun bedeli. Kesilen cezalarla borç azaltılmaya çalışılıyor yorumu saçma geliyor bana."