ESKİŞEHİR HABER

Kazım Kurt su sıkıntısı ilgili sert konuştu; "25 yıldır niye düzeltmediniz?"

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Şubat ayı meclis toplantısında katı atık bedeli, emlak vergisi, deprem süreci ve su sıkıntısıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Abone Ol

2026 yılı Şubat ayı 1. Meclis Toplantısında konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;

"Bu katı atıkla ilgili konuda hepinizin kafasının netleşmesi için bir iki bilgi vermem lazım. Bir kere, bu işi en iyi bilmesi gerekenlerden birisi Şükrü Bey diyor ki: "Verginin KDV'si olmaz." Bu vergi değil, katı atık bedeli ve bakanlığın belirlediği bir ücret tarifesine göre alınan bir bedel. Bunun da hukuktaki karşılığı; herhangi bir konuda ücret alıyorsanız bunun mutlaka KDV'sini alacaksınız. Siz, biz aracıyız. KDV'yi biz uydurmadık. KDV'yi biz koymadık. KDV'yi biz almıyoruz deme şansımız yok, var mı?

Çevre temizlik vergisi ayrı bir şey, katı atık bedeli ayrı bir şey. Bunu da koyan sizin iktidarınız. 25 yıldır büyük bir çoğunlukla bu ülkeyi yöneten, her türlü yasayı yapan bu iktidar böyle buyurdu. Dedi ki, "Evet milli iradeyle, kirleten öder. Sen bunun bedelini alacaksın ve bunun bedelini alırken de KDV kanunundan dolayı da KDV'sini almak durumundayım."

Mahkeme iptal etti. KDV'sini iptal etti. Vergi dairesiyle mahkeme arasında, yasayla bu mahkeme kararı arasında çok büyük bir çelişki var. Bunun takibini yapacağız. Elbette hukuk herkes için aynı olmalı, herkes için uygulanmalı. O nedenle, mahkeme kararlarını ulu orta eleştirmek bizim işimiz değil. İlgili alanlarda eleştirilerimizi yapacağız ama keşke şu mahkeme kararlarına siz uymayı bir alışkanlık hâline getirseniz.

Anayasa Mahkemesi kararına uymuyorsunuz, Yargıtay kararlarına uymuyorsunuz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymuyorsunuz; işte binlerce insan boşu boşuna hapislerde yatıyor. En temel özgürlüğünden mahrum kılıyorsunuz, kılınız kıpırdamıyor; KDV'yi iptal etti diye mahkeme kararı var. Evet, mahkeme kararı var, yanlış bir karar; bu KDV bizim değil, bu KDV devletin. 5.000 lira diye anladım bak; bu usulle ilgilidir. Belli bir sınırdaki kararlar kesindir ama bu hukuku ihlal eden bir karardır. Burada o hani yargı bağımsızlığı, burası hukuk devleti falan diyen Adalet Bakanlığınız resen devreye girmelidir. Kanun yararına bu bozulmalıdır yoksa ülkede düzen kalmaz. Dolayısıyla bunu öyle cevaplandırmış olduk.

Emlak vergisiyle ilgili biraz daha ders çalışmanız lazım. Emlak vergisini artıran biz değiliz. Emlak vergisinin bizim tarafımızdan yapılan artışı sayın hükümetinizin, Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla, icazetiyle yasa hâline dönüştürüldü. Dedi ki: "Bakın biz ne yapmıştık? Eski kanuna göre bir emlak rayiç bedeli belirledik, ona göre vergi alacağız." dedik. Kanun ne diyordu? "Bu aldığınız vergi 5 yıl boyunca devam eder." diyordu. Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki: "Bu 3 katından aşağı olamaz." Kanun çıktı. 3 katından aşağı olamaz ve seneye de yeniden değerlendirme oranında da artar.

Bunun faturasını kaldırıp belediyelerimize yüklemeye kalkarsanız doğru bir iş olmaz. Yasayı doğru inceleyeceğiz, olaya doğru bakacağız. Şimdi garibanı şimdi düşünüyorsun. Garibanın mazotu 60 lira olurken sesin çıkmaz, garibanın maaşı 28 lirada kalırken sesiniz çıkmaz, emeklinin maaşı 20.000 lirada kalırken sesiniz çıkmaz; şimdi belediye emlak vergisine artırdı diye popülizm yapmayın. Onu da yanlış yapmayın. O nedenle buradaki tablo bellidir, kanun değişmiştir; bu kanuna göre emlak vergileri 3 kat artmıştır. Sevgili Eskişehirliler bunu bilmelidir. Kanunu yapan da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki çoğunluk iktidarınızdır; biz bunu uygulamakla yükümlüyüz.

Kanun ve yönetmelik bize öyle söylüyor. Yaptığınız bütün masrafı alacaksınız diyor. Biz de o masrafı alırken onun üzerine KDV’yi, KDV yasasından dolayı koymak zorundayız. Depremle ilgili tartışmayın arkadaşlar, demagoji yapmayın. Kanun ve anayasa bize sosyal devlet olarak bir yükümlülük yüklemiş. Vatandaşımızın başına bir felaket geldiyse bunu çözmek devletin işidir.

Arkadaşların eleştirisi ya da Cumhuriyet Halk Partililerin eleştirisi şu noktadadır: Bir yıl içinde bitiririz dediniz, bitiremediniz. Bitmeyebilir, bu gayet doğal. Ama 3 yıl oldu. Yani 3 yıldır insanlar hala konteynerda ise burada devlet görevini ihmal etmiştir diyelim en saf bir ifadeyle. Bunu döndürüp döndürüp şöyle yapıyoruz, Balkanlardaki bir devlet gibi... Ya bu devlet bizim, yapacağız mecbur. Mecbur yapacağız. Buradaki sonuçları doğru okumamız lazım.

1999'da da deprem oldu, eyvallah. 1999'da da deprem parası toplandı, eyvallah. Mesut Yılmaz yanlış yapmış, bize ne? Yani Mesut Yılmaz ile bizim ne alakamız var, nereden çıkarıyorsunuz bunu? Ecevit de vardı, Ecevit ile de bizim alakamız yoktu. Buna buraya bakın, elbette. Şimdi Mehmet Şimşek ne dedi? Dönemin başkanıydı. Mehmet Şimşek ne dedi? Deprem paralarını yolda yedik dedi, yol yaptık dedi. Demek ki bir yanlış var, kurumsal anlamda bir yanlış var. Yani bu devlette bir yanlış var. Bizim zamanında, başından beri anlatmaya çalıştığımız bu düzende bir bozukluk var. Bu düzeni değiştireceğiz. Bu düzen değiştiği zaman böyle olacak.

Şimdi depremle ilgili 6 Şubat'tan bu yana konuşuyoruz. Herkes konuşuyor. Kentsel dönüşüm diyorsunuz, afet riskli alan diyorsunuz, diyorsunuz. Şunu deseniz herkes ikna olur: Arkadaşlar, deprem bölgesinde çok büyük felaketler var, o nedenle biz bu tarafa bakamıyoruz, ilk önce orayı yapacağız, ondan sonra bu tarafa bakacağız derseniz mantıklı olur. Ama siz orayı da afet riskli alan, burayı da afet riskli alan yapıyorsunuz. Oraya saldır, buraya saldır; şimdi TOKİ müteahhitleri türetiyorsunuz. Yandaşlar TOKİ'den ihalesiz alıyor, ondan sonra da zengin oluyor. Eskişehirli tüccar da Alper'in dediği gibi batıyor. Eskişehirli mal satamıyor, Eskişehirli mal üretemiyor, Eskişehirli sıkıntı çekiyor. Sonra da efendim işte biz Eskişehir'e şu kadar getirdik diyorsunuz. Getirdiğiniz götürdüğünüz belli. Sayın milletvekilimiz İbrahim Arslan resmi soruyu sordu, resmi cevabı aldı. 30 küsur lira para yatırmış Eskişehirli kişi başına, 4.000 lira para almış. Bu kadar açık.

Siz şimdi burada diyorsunuz ki İller Bankası'ndan pay aldınız. Aldık, çıkarttırdım. 2007 yılından bu yana Odunpazarı Belediyesi'ne İller Bankası 4,5 milyar lira para vermiş. Para para dediğiniz bu. Para para dediğiniz bu; vermeyin, onu da vermeyin. Biz kendi işimizi kendimiz çözeriz ama burada şimdi Şükrü Bey söylüyor, Eskişehir'e şu kadar para girdi diye. Eğer siz DSİ işçilerinin maaşını buraya ekliyorsanız, Devlet Demiryolları işçilerinin maaşını buraya ekliyorsanız o kadar para girmiştir. Girmiştir, şimdi biz işimize bakıyoruz. Bu istihdamla ilgili iş ayrı bir şey, Eskişehir'e yapılacak yatırım ayrı bir şey. Devlet Demiryollarına işçiyi memuru biz almadık. Milli Eğitime öğretmeni biz almadık. Bunları aldıysanız zaten maaşını ödeyeceksiniz. Bunu da 'Eskişehir'e getirdim' diyorsunuz, getirmeseydiniz. Yani aç mı kalacaktı adamlar? O nedenle bunu böyle değerlendirmek lazım.

Şimdi İmamoğlu'na şimdi bari laf atmayın. Zaten bir yıldır adamı işkenceden eziyetten atmışsınız içeri. Şimdi kalkıp ona savunmasız, savunmasız bir adama burada savunmasız bir adama böyle bir şey... Efendim jetlerle falan siz de götürün madem öyle imkan var. Ya o uydurduğunuz şeylerin yarısından çoğunun yalan olduğu iki günde ortaya çıkıyor. Yani burada bunu geçeceksiniz. İddianame ortadadır, şişirmedir, palavradır. Yüreğiniz yetiyorsa yargılamaları canlı yayınlayın. Canlı yayınlayın, görelim savunma çıktığı zaman göreceksiniz. Onun için bari bunu burada adamı burada rahat bırakın bari. Sonra da diyorsunuz ki bunu savunuyor, elbette savunacağız. Bizim Cumhurbaşkanı adayımız, 15,5 milyon insanın oyunu almış. Dolayısıyla da biz onu savunacağız.

Şimdi iki gündür doladınız su meselesini. Su meselesinde şunu samimice ortaya koymanız lazım. Burada sıkıntı şudur: DSİ ayrı bir yasaya tabidir, ESKİ ayrı bir yasaya tabidir. Yetki karmaşasını ortadan kaldırmadığımız sürece bu tartışmalar devam eder. Mehmet Bey dedi, konuşmasında da dikkatli dinledim, doğruyu da söyledi. 'Akşam DSİ kapak açmakta güvenlik açısından olmaz' dedi. İşte sorun burada. ESKİ'de olsa sorumluluk, ESKİ gider onu zamanında açar, kapatır; su meselesinin bu yan yollardan gelecek olan suların bu barajın içine gelip Eskişehir'e dağıtılması imkanı sağlanırdı. Ama şimdi yasa akarsuyun sorumluluğunu, barajın sorumluluğunu DSİ'ye vermiş; insanlara şehir içinde şebekede dağıtma sorumluluğunu ESKİ'ye vermiş. Anlaşamıyorlar. Anlaşmaları lazım. Anlaşmaları lazım. Anlaşır mı? Sizin ilçe başkanından izin almadan, sizin il başkanından izin almadan efendime söyleyeyim bir il müdürünün hareket etme şansı var mı? Yok. O nedenle burada acele etmeden karar verin. Doğru, bir sonuç var ortada, su kesilmiş. Kesilmemelidir, çağdaş bir şehirde insanlar konforlu bir biçimde 24 saat suya kavuşmalıdır. Böyle bir hakkı vardır, bunu her zaman savunuyoruz. Ama burada kabahat ESKİ'dedir, efendim işte Büyükşehir Belediyesindedir, CHP'dedir diye erken davranmayın; araştırın, sonuç çıkacak, orada daha net göreceğiz.

Önce ciddi anlamda yasal statüleri belirlememiz lazım. Sulama suyu ise filanca bakıyor ve Sulama Birliği. Efendim, içme suyu ise ESKİ bakıyor. Efendim, kullanım suyu ise bilmem ne dairesi bakıyor. Baraj yapacaksanız DSİ sorumlu. Şimdi böyle bir şey olmaz. Bunlar yeni mi çıktı? Yeni çıkmadı. Düzeltelim, 25 yıldır niye düzeltmediniz? 25 yıldır bu ülkeyi yönetirken bu hale getirdiniz.

Biraz önce dediniz, onu da not etmiştim, hatırlattınız. Ekonomik sıkıntı olduğu doğrudur. İnşallah düzeltirsiniz. İnşallah, inşallah! Beceremediniz, 25 yılda beceremeyenler bundan sonra asla ve asla beceremez. Bunun sonucu erken seçimdir, sandık gelmelidir. Siz yapamayanlar gitmelisiniz, yapacak olanlar gelmelidir. Bu kadar net, bu kadar açık."