Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;
"Türkiye, 2026 yılında nasıl yönetilmesi gerekiyorsa öyle yönetilmelidir. Demokrasi ve hukuk en temel ilkelerimizdir. Bunun ayrıntıları elbette sosyal hukuk devleti gibi kavramlarla zenginleştirilebilir. Ancak ne yazık ki arkadaşlarımızın ekonomiyle ilgili eleştirilerine şu anda cevap veremiyoruz. Sonra da bize, "Bizi de takdir edin." diyorsunuz. Elbette ederiz. NATO Zirvesi nedeniyle Ankara'nın görüntüsünü değiştirdiniz, bunun için sizi tebrik ederim. Gelen devlet başkanları da muhtemelen, "Biz Türkiye'yi böyle bilmiyorduk. Çok güzelmiş, çok iyiymiş." diyecek ve Türkiye hakkındaki kanaatleri değişecektir. Mansur Yavaş'ı da zor durumda bıraktınız. Böyle bir durumda nasıl farklı davransın? İster istemez gerekeni yapacak. Üstelik törene bile davet etmediniz.
Merkezi hükümet, yerel yönetimleri öyle bir kıskaca almış durumda ki yapılan programların, çıkarılan yönetmeliklerin ve hazırlanan bütçelerin hiçbir önemi kalmıyor. Merkezi hükümet, "Şu işi yapacaksın, şu iş böyle olacak." diyor. Bunun örneğini Mansur Yavaş konusunda da görüyoruz. Ülkeyi öyle bir noktaya getirdiniz ki ya AKP'ye katılacaksınız ya da hapse atılacaksınız anlayışı hâkim oldu. Böyle bir ortamda 80 belediye başkanını AKP'ye transfer etmekle övünüyorsunuz. Oysa bu övünülecek değil, utanılacak bir durumdur. Seçimle kazanamadığınız belediyeleri baskıyla ve zulümle almaya çalışıyor, ardından da "Biz büyüyoruz." diyorsunuz. Oysa büyümüyor, aksine eriyorsunuz. Gün geçtikçe yok olacaksınız. Tablo budur. Bu tablo içinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç işleyişini de yönlendirmeye kalkıyorsunuz. Biz buna itiraz ediyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç işlerine karışmamanızı istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, butlan kararıyla ya da mahkeme kararıyla ikiye bölünerek küçültülebilecek bir yapı değildir. Biz halkla bütünleşmiş bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Eninde sonunda bu iktidarın seçim sonucunda görevden ayrılmasını sağlayacağız. Bu konuda hiçbir kuşkumuz yok.
Parti içindeki tartışmalar sürekli gündemde tutuluyor. Böylece arkadaşlarımızın dile getirdiği açlık, yoksulluk, hukuksuzluk ve zulüm konuşulmasın, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi konuşulsun isteniyor. Kemal Bey'in Cumhurbaşkanı adaylığı döneminde 30 dakika görüntüsünü ya da sesini yayınlayan televizyon kanalı, bugün gece gündüz Kemal Kılıçdaroğlu'nu ekrana çıkarıyor. Amaç, bu tartışmaların gündemden düşmesini engellemek ve her türlü yöntemi kullanarak canlı tutmaktır.
TOKİ arazisiyle ilgili durum ise şudur. Bu arazinin yeşil alan olarak ayrılan bölümü bize tahsis edildi. Ancak TOKİ bölgedeki inşaatları tamamladıktan sonra burayı park haline getireceğiz. Çünkü TOKİ burada inşaat yapacak ve yamaç evlerle birlikte bu araziyi sattı. Oysa bu arazinin bedeli zaten vatandaştan tahsil edildi. Dolayısıyla burada yapılacak konutların bedeli de vatandaş tarafından ödendi. İlk projede sağlık ocağı ve Boğaz Köprüsü'nü andıran bir köprü bulunuyordu. Maketi hâlâ halk merkezimizde sergileniyor. Bu yapıların tüm inşaat maliyetleri hesaplandı ve vatandaşla buna göre pazarlık yapıldı. Sonuçta arazi özel kişilere satıldı. Böylece yamaç evler ve yan tarafta yapılacak inşaatların tamamı özelleşmiş oldu. Şu anda araziyi kimin aldığı konusunda bilgim yok. Tabelasını dikmiş, inşaatını yapacaktır. İnşaatlar tamamlandıktan sonra TOKİ bize, "Burada artık kazı yapılmayacak." derse biz de yeşil alan düzenlemesini gerçekleştiririz. Bu konuda herhangi bir sıkıntı bulunmuyor.
Temizlik işleriyle ilgili son birkaç gündür dolaşan fotoğraflara baktığınızda bunların yalnızca Vadişehir ve Ihlamurkent bölgesine ait olduğunu görürsünüz. Bunun nedeni, "çaçan" adı verilen 3 temizlik aracımızın aynı anda arızalanmış olmasıdır. Belki bu bizim ihmalimizdir ve bakım planlamasını yeterince iyi yapamamış olabiliriz. Bu konuda arkadaşlarımıza gerekli uyarıları yaptım. Araçlardan 1'i yeniden çalışmaya başladı ve artık sorunun düzeleceğini düşünüyorum. 3 aracın aynı anda arızalanması gerçekten talihsiz bir durum oldu. Keşke böyle olmasaydı ve arkadaşlarımız daha dikkatli davransaydı. Vatandaşlarımız da biraz sabredip "Acaba ne oluyor?" diye sorsaydı belki bu sorun daha farklı değerlendirilebilirdi. Ancak internet çağında yaşıyoruz ve görüntüler çok hızlı yayıldı. Üstelik bu sorun Eskişehir'in tamamında değil, yalnızca yer altı konteynerlerinin bulunduğu bölgelerde yaşandı. Bu nedenle vatandaşlarımızdan özür diledik. Şimdi sanıyorum sorun çözüldü. Ancak o fotoğrafların uzun süre kullanılacağı da anlaşılıyor.
İlaçlama konusunda ise yoğun yağışlar ve bayram tatilinin uzun sürmesi çalışmalarımızı aksattı. Bildiğiniz gibi fazla mesai yaptıramıyoruz. Bu nedenle çalışmalar 10 gün boyunca durdu ve bazı sokaklarda sıkıntılar yaşanmış olabilir. Bu sorunları da en kısa sürede çözeceğiz.
Sokaklarımızın kazılmış ve perişan durumda olmasının temel nedeni, Türkiye genelinde yaşanan koordinasyon eksikliğidir. AYKOME ve AYKOME bünyesindeki yatırımcı kuruluşlarla bir türlü ortak bir çalışma düzeni kuramıyoruz.
Bu programlarla birlikte hareket edemiyoruz. Bu nedenle Turkcell kazıyor, Superonline kazıyor, TürkNet kazıyor, doğalgaz şirketi kazıyor, elektrik idaresi kazıyor. Müteahhitlerin yaptığı kazılar ise bunların içinde çok küçük bir paya sahip. İnşaat sahipleri kazı yaptıkları zaman kazı bedelini zaten belediyeye yatırıyor. Bu nedenle belediye yapılan çalışmayı biliyor. Kazı tamamlandıktan sonra da gidip gerekli onarımı yapıyoruz. Ancak diğer kurumlarla bu konuda maalesef hâlâ sıkıntılarımız devam ediyor. Bunu bir türlü çözemedik. Umarım zamanla hepsi OEDAŞ gibi anlayışlı kurumlar hâline gelir. OEDAŞ şu anda kazdığı yerlerin onarımını bize yaptırıyor. Bu nedenle orada herhangi bir sorun yaşanmıyor. Ancak bazı yerlerde asfalt 30 santimetre, bazı yerlerde 20 santimetre, bazı yerlerde ise 15 santimetre genişliğinde kazılıyor. Bu kurumlar kazıları kendi imkânlarıyla kapatmaya çalıştıkları için hem kötü bir işçilik ortaya çıkıyor hem de belediyeye ciddi zarar veriyorlar. Biz de bu sorunları düzeltmeye çalışıyoruz.
Tabakhane bölgesi biliyorsunuz afet riskli alan ilan edilmişti. Bu nedenle oraya hiçbir yatırım yapamadık. Daha sonra açılan dava sonucunda bu karar iptal edildi. Biz de yeniden inşaat ruhsatı vermeye başladık. Ancak süreç tekrar değişti ve bölge kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Şu anda otogarın bulunduğu bölgede 2 büyük inşaat devam ediyor. O projeler tamamlanmadan sözünü ettiğiniz sokağın düzelmesi maalesef mümkün değil. Bir süre daha bu duruma katlanacağız. İnşaatlar tamamlandıktan sonra gerekli düzenlemeleri yapacağız. Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nde bozuk ekipmanla çalışan personel olduğuna dair bir bilgi almadım. Ancak böyle bir durum varsa müdürümüz de burada. Eminim daha dikkatli davranacaklardır. Bu konuyu da çözeriz.
Bizim anlatmaya çalıştığımız nokta şudur. Yerel meclisler, her konunun konuşulabildiği meclislerdir. Burada genel siyaset de konuşulur, yerel siyaset de konuşulur, farklı çözüm önerileri de tartışılır. Bugün de gördüğünüz gibi herkes konuştu, kimse kimsenin sözünü kesmedi. Vatandaşa vermek istediğimiz mesajı verdik. Anlayan zaten anlayacaktır. Kimin ne söylediğini ve neyi savunduğunu kamuoyu doğru şekilde değerlendirecektir. Emre Bey'in işaret ettiği konuda ise AKP İl Başkanı kendi üslubuyla bazı açıklamalar yapıyor. Biz o noktada değiliz. Biz Eskişehir'de yapılan işleri konuşuyoruz. Ben siyasi eleştiri yapıyorum ve şu soruyu soruyorum: Devlet Hastanesi Özelleştirme İdaresi kapsamına alınırken haberiniz yoksa "Ben Eskişehir'i yönetiyorum." diyemezsiniz. Bir ay sonra Hava Hastanesi özelleştirme kapsamına alınıyorsa ve sizin haberiniz yoksa yine aynı iddiada bulunamazsınız. İlçe başkanları görevden alınıp yerlerine yenileri atanırken bundan haberiniz yoksa da aynı şeyi söyleyemezsiniz. Ben siyaseten bunun yanlış olduğunu ifade ediyorum. Bunları dile getiremeyen bir il başkanının Ankara'da etkili olamayacağını söylüyorum. Bundan rahatsız oluyor ve bana farklı gerekçelerle cevap vermeye çalışıyor. Bunlar küçük işlerdir. Büyük işler yapmak gerekir. 25 yıldır iktidarda olan bir partinin il başkanı olarak Ankara'daki tek adama bakıp "Ben de Eskişehir'in tek adamıyım." diyorsanız, Eskişehir'de yaşanan her gelişmeden haberiniz olmak zorundadır. Şehirde yaşanan olumsuzlukların sorumluluğunu da üstlenmeniz gerekir.
Biz şunu çok net vurgulamak istiyoruz. Eskişehir'de Adalet ve Kalkınma Partili yöneticiler herhangi bir çalışma yaparken Odunpazarı Belediyesi'ni yok sayarsa buna itiraz ederim. Yasal olarak görüşümüzün alınması gereken konularda bile fikrimiz sorulmuyor, toplantılara davet edilmiyoruz. Örneğin Çağlan Yolu'ndaki TOKİ projesinde hangi belediyeyle iş birliği yapıldı, hangi belediyenin görüşü alındı? Şu anda orada ciddi sorunlar yaşanıyor. İnşaat sektöründeki arkadaşlarımız gidip baksın. 10 yıl sonra orada büyük problemler ortaya çıkacak. O sorunlara neden olanların hiçbiri burada olmayacak. Sonra insanlar da "Bu hangi belediye başkanının döneminde yapıldı?" diye soracak. Böyle bir töhmetin altında neden kalalım? Çünkü yanlış yapılıyor, kötü yapılıyor. Bölgede 3 bin konut var. Bu konutlarda en az 9-10 bin kişi yaşayacak. 3 bin konutta birer çocuk olsa 3 bin çocuk eder. Bu nüfus için en az 5 ilkokul, en az 5 ortaokul ve en az 2 lise ya da meslek lisesi gerekir. Bunlar var mı? Yok. Sonra da "Biz yaptık oldu." deniliyor. Böyle olmaz. Emek Mahallesi'nde de aynı anlayış uygulandı. Nüfus 60 bine ulaştı ama hâlâ bir lise açılamadı. Emek Mahallesi'ndeki çocuklar başka mahallelere gitmek zorunda kalıyor. İstediğiniz kadar onları farklı okullara yönlendirmeye çalışın. O çocuklar liseye gidip üniversite kazanmak istiyor. Siz ise onları en az 2 otobüs değiştirerek okula gitmek zorunda bırakıyorsunuz. Bu doğru değildir. Fırsat eşitliği böyle sağlanmaz. Sosyal adalet de böyle olmaz. Fırsat adaleti de gereklidir. Çocuklar zaten eşit şartlarda sınava girmiyor.
Lütfen sözümü kesmeyin. 2 saattir sabırla dinliyorum. Siz de dinleyin. Cevap verecek durumda değilseniz konuyu değiştirmeyin. Emek Mahallesi'ne lise yaptınız mı? Yapmadınız. Ne zaman yapılacak? Aradan 25 yıl geçmiş. Ezbere konuşmanın kimseye faydası yok.
Bu konularda sabırlı olmalı ve eleştiriye tahammül göstermelisiniz. Ben 2 saat boyunca sizi dinledim. Her harcanan para doğru yatırım anlamına gelmez. 18 okul yapabilirsiniz ama Emek Mahallesi'nde lise yoksa bu bir çözüm değildir. Bu nedenle kararları birlikte vermeli, ihtiyaçları birlikte değerlendirmeliyiz. Ezbere 18 okul yapmak önemli değildir. Önemli olan doğru yere okul yapmaktır. Şimdi inşaat yapılıyor deniliyor. Evet, 3 yıldır devam ediyor. Ben şunu anlatıyorum; bu okul 25 yıldır yapılmadı. Geçen seçim öncesinde alelacele temeli atıldı. Tamamlanıp tamamlanmayacağını hep birlikte göreceğiz. Elbette yapılmasını isteriz.
Biz meseleye böyle bakıyoruz. Biz halktan yana bir partiyiz. Halkın içinden gelmiş, halkın çocuklarıyız. Halkın sorunlarını dile getiriyoruz. Bundan rahatsız olmayın. Siz bize çöpü, otu, eksikleri anlatıyorsunuz; biz dinliyor ve yanlışlarımızı düzeltmeye çalışıyoruz. Siz de iktidarın verdiği güçle hareket edip "Ben yaparım olur." anlayışına kapılmayın. Dinleyin. Emek Mahallesi'ndeki vatandaş çocuğunu liseye yürüyerek göndermek istiyor. Neden 3 otobüse binmek zorunda kalsın? Bu nedenle eleştirileriniz için teşekkür ediyorum. Bundan sonraki dönemde hep birlikte daha dikkatli olacağımızı düşünüyorum.
Kızıl Yer mevkisinde şu anda yalnızca tek bir giriş ve çıkış bulunuyor. İmar planında belirtildiği üzere, köprünün bulunduğu bölgeden bir yol yapılması gerekiyor. Köprü inşaatı tamamlandığı için biz de şu anda bu yolun yapımını sürdürüyoruz. Bölgedeki üniversite arazisi ve benzinlik arazısıyla ilgili bazı sıkıntılar yaşanıyordu. Arkadaşlarımız geçen hafta yaptıkları toplantıda bu sorunları büyük ölçüde çözüme kavuşturdu. Büyük ihtimalle birkaç gün içinde çalışmalar tamamlanacak ve giriş çıkışlar normale dönecek.
Daha önce de ifade ettiğim gibi Kızıl Yer bölgesinin Nabi Avcı Bulvarı'na 2 çıkışı bulunuyor. İmar planında bu alanlar yol olarak yer alıyor. Biz de çalışmalarımızı o noktaya kadar ulaştırdık. Ancak Karayolları şu anda bu yola bağlantı yapmamıza izin vermiyor. Oysa Karayolları'nın bu izni vermesi gerekiyor. Çünkü söz konusu alan imar planında yol olarak tescil edilmiş durumda. İmar planında yol olarak görülen bir yerde sürecin zor olduğu gerekçesiyle engel çıkarılmaması, aksine işin kolaylaştırılması gerekir. Bölgenin giriş ve çıkış düzenlemesi de buna göre yapılmalıdır.
Bölgenin risk taşıdığı iddia edilerek bağlantının yapılmayacağı söyleniyor. Eğer gerçekten bir risk varsa bunun ortadan kaldırılması gerekir. Trafik mühendisliği diye bir bilim dalı vardır. Gerekli hesaplamalar yapılır ve buna göre giriş çıkış düzeni oluşturulur. Biz hem giriş hem de çıkış talebinden vazgeçerek en azından bir noktadan giriş, diğer noktadan çıkış yapılmasını da kabul ettik. Ancak Karayolları buna da olumlu yaklaşmıyor. Kendini tek yetkili makam olarak görüp karşısındaki kurumun görüşünü dikkate almıyor. Böyle bir yaklaşım doğru değildir. Kızıl Yer bölgesinde gelecekte en az 10 bin kişi yaşayacak. Bu kadar büyük bir nüfusun mahalleye yalnızca Atatürk Bulvarı ve Yörükoğlu Sokak üzerinden giriş çıkış yapması mümkün değildir.
Mahkemeler, dava açıldığında imar planını ister ve planda ne yazdığına bakar. Ancak Karayolları bu kuralları dikkate almıyor. Bu konuyu burada yeniden gündeme getirmiş olmamız önemli. Umarım bundan sonra imar planındaki kurallara uygun hareket edilir. Mehmet Kepez de aynı düzenlemenin yapılmasını talep ediyor. Biz de Karayolları yetkililerinin bu doğrultuda adım atmasını bekliyoruz."





