AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş şu ifadeleri kullandı:

"İlk devrim, saltanatın kaldırılmasıdır.

1299 yılında Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren 623 yıl hüküm süren Osmanlı ailesinin saltanatı, bundan 104 yıl önce sona erdirildi. Samsun'a ayak bastığından itibaren millet egemenliğine dayalı bir cumhuriyet kurma düşüncesinde olan Mustafa Kemal Atatürk, bu kararlılığını Cumhuriyet'in ilanından bir yıl önce Meclisten saltanatın kaldırılmasını talep ederek gösterdi.

Mustafa Kemal Atatürk, önerge üzerinde bizzat konuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1 Kasım 1922 tarihli ve 308 sayılı kararıyla, Mecliste yapılan uzun tartışmaların ardından önerge oy birliğiyle ve Meclisin alkışlarıyla kabul edildi. Böylece saltanat kaldırıldı.

Ülkeyi işgal edenlerle iş birliği yapan, Anadolu'daki Kurtuluş Mücadelesi'ni düşman gören Osmanlı saltanatı ve Osmanlı İmparatorluğu hukuken sona erdi. Bu kararın alınmasından 16 gün sonra son Osmanlı Padişahı Sultan VI. Mehmed Vahideddin, 17 Kasım 1922'de bir İngiliz gemisine binerek İstanbul'dan ayrıldı.

Bu karar, tarihin akışını değiştirdi ve Türk milletinin kaderini yeniden yazan bir dönüm noktası oldu.

Saltanatın kaldırılmasıyla egemenlik millete geçti. Türk milleti, Osmanlı'nın el koyduğu egemenliğini geri aldı. Yüzyıllarca padişaha kul olan birey, devletinin yurttaşı oldu. Yurttaşlık, Türk milletine insan olmanın tüm haklarına erişim yolunu açtı.

Öyle ki saltanatın kaldırılması, İslam dünyasında büyük bir heyecan ve umut yarattı. Birçok Müslüman ülke, Türkiye'nin bu cesur adımını sömürgecilik ve emperyalizm karşısında verilen bir mücadele olarak gördü. Türkiye'nin başarısı, diğer Müslüman ülkelerdeki bağımsızlık hareketlerine ilham kaynağı oldu.

Bugün hala birçok Avrupa ülkesinde monarşik yönetimlerin varlığı ve egemenliğin halk ile monarşi arasında paylaştırıldığı gerçeği dikkate alındığında, 1922'de saltanatın kaldırılarak egemenliğin tek sahibinin millet olduğunun gösterilmesinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Ancak aradan geçen 104 yıl içinde egemenliğin millet tarafından kullanılmasının önünde engeller ortaya çıkmıştır. Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu, liderler demokrasisi, parayı elinde tutan güç odaklarının etkili örgütlenmeleri, babadan evlada, teyzeden dayıya, amcadan halaya devredilen siyasetçi mirası ve koltukları, Soros gibi dış güçlerden beslenenler ve emperyalizmin iş birlikçileri, Türk milletinin egemenliğini gerçek anlamda kullanmasını engeller hale gelmiştir.

Meclis etkisizleştirilmiştir. Birçok yeni saltanat türemiştir.

Bugün biz yurttaşlara düşen görev, egemenliğimize sahip çıkmak ve yeni saltanatlarla mücadele etmektir.

Laik ve demokratik Cumhuriyet'i, halkın egemenliğini ve bağımsızlığımızı savunmak, geçmişin mirasını anmanın ve korumanın ötesinde, geleceği ve gelecek güzel günleri kurmanın da yoludur.

Bugün bizler, Mustafa Kemal Atatürk'ün kararlılığıyla egemenliğimizi ve bağımsızlığımızı tehdit eden tüm güçlere karşı ayağa kalkmak zorundayız.

Bu duygu ve düşüncelerle saltanatın kaldırılmasının 104. yılını kutluyor, kamuoyuna saygılarımızı sunuyoruz."