Odunpazarı Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Kepez şu ifadeleri kullandı;

"2026 yılının şehrimiz, ülkemiz ve tüm insanlık ailesi için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Meclis olarak 2025'te son toplantıyı yaparken ifade etmiştim; karşılıklı bazı atışmalar olsa da güzel bir şekilde, anlayışlı bir davranış sergileyerek 2025'i kapattık. 2026 yılının da aynı şekilde devam etmesini grubum adına temenni ediyorum.

CHP grubundan arkadaşlar her seferinde genel konuları gündeme getiriyorlar; bu güzel bir şey, değerlendirmek lazım diye düşünüyorum. Emeklilerle ilgili enflasyon rakamları ortaya çıktı ama henüz onaylanmış veya kabul edilmiş bir durum yok. Sayın Cumhurbaşkanımıza sunularak bir iyileştirme yapılacağını ümit ediyoruz. Şu anda erkenden konuşmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum.

Asgari ücretle ilgili her seferinde şunu söylüyoruz: Arkadaşlar, asgari ücret genelde özel sektörü bağlayan bir konudur. Kamuda zaten asgari ücretle çalışan kimse yok. Bugün özel sektörde dahi asgari ücretle çalışan çok azdır; rakamlar mutlaka bunun üstündedir. "Yeterli midir, değil midir?" konusu ayrı bir tartışmadır ama ben olaya şöyle bakıyorum: Hükümet asgari ücreti belirliyor. Bu ne demektir? "Bunun altında çalıştıramazsınız." demektir. Siz gerçekten emekçinin hakkını savunuyorsanız, halkçıysanız, emeğin kutsallığına inanıyorsanız; işveren olarak söylüyorum, durumunuz da iyiyi ise 28.000 değil; 38.000 verin, 48.000 verin, 58.000 verin. Bu işverenin bileceği bir iştir. Bunu kalkıp da "Hükümet bu kadar belirledi, bundan daha fazla vermeyiz." diye anlatmanın bir anlamı yok. Bunu her seferinde söylüyorum; asgari ücret, "Bunun altında çalıştıramazsın." demektir. Üstünde çalıştır; istersen 50.000 ver, istersen 100.000 TL ver. Bunu da bu şekilde açıklamış olalım.

Yapılanları tabii ki görüyoruz. Gerçi son zamanlarda aklı başında olan, sağduyulu CHP'li milletvekili arkadaşlarınız hükümeti takdir etmeye başladılar; bu büyük bir gelişmedir. Veli Ağbaba, Elazığ Milletvekili Gürsel Erol ve Hatay Milletvekili sanırım o İYİ Parti'dendi. Deprem konutlarıyla ilgili 11 vilayeti verdikleri süre içerisinde gerçekten güzel bir şekilde yapıldığını takdir ettiler. Biz de onları takdir ediyoruz, sizden de böyle bir şey bekliyoruz.

Yılbaşı kutlamalarıyla ilgili bir iki konuya değinmek istiyorum. 1 Ocak'tan önce yaklaşık 4 veya 5 gün belediyemizin etkinliği oldu. Odunpazarı bölgesinde bu etkinlikleri yaptınız. İnsanların eğlenmeye de oynamaya da hakkı vardır. Ancak hem "İnsanların, emeklinin, asgari ücretlinin ayağa kalkacak hali kalmadı." diyorsunuz hem de onları aç karnına mı oynatıyorsunuz? Nasıl yaptınız?

Birtakım şeyleri söylediğimizde, yatırımlarla ilgili "Tasarruf genelgesi var, elimizi ayağımızı bağlıyor, bir şey yaptıramıyorsunuz." diyorsunuz. Bu 4-5 gün süren eğlenceleri hangi kaynaktan karşıladınız? Belediye bütçesinden buralara ne kadar para harcandı veya buralardan geri dönüşüm gelir olarak neler geldi? Eğer sponsor aracılığıyla yaptıysanız, bu sponsorları yatırım noktasında kullanmanız daha iyi olmaz mıydı?

O günlerde terör örgütü DEAŞ tarafından yapılan saldırı sonucunda 3 polis vatandaşımız şehit olmuştu. Biz sizden şunu beklerdik: Mesela Antalya Belediyesi bunu yapmıştı, o da sizin belediyeniz. Bu şehitlerin anısına o gün veya bir sonraki gün bu eğlenceyi iptal etselerdi, böyle bir şeyi sizden görseydik daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Bu yılbaşı etkinliklerinde Hristiyan kültürüne ait bir ritüel olan, "Christmas" denilen bir ritüel koro halinde dile getirildi. Bu bizim kültürümüzde yok, bu bizim inancımızda yok. Bu ülke Müslüman bir ülkedir; her konuşmaya geldiğinde "%99'u Müslüman" diyoruz. Biz "Niye orada milleti oynattınız?" demiyoruz. Hristiyan kültürüne ait, bizimle hiçbir alakası olmayan, "Noel Baba" dedikleri adamın kıyafetiyle, kırmızı şapkalarla orada Hristiyanlarca kutsal sayılan böyle bir şarkının Odunpazarı Belediyesi tarafından söyletilmesi, bizim gibi düşünen insanlar tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Buna rağmen bu tür şeyleri hoşgörüyle karşıladığınız halde, daha önceki aylarda sanal ortamda birçok yayın yapıldı. İl Müftülüğü ile Milli Eğitim Müdürlüğü arasında yapılan bir protokolle birtakım faaliyetlerin yapılmasına belediye olarak dava açtınız, buna karşı çıktınız. Eskişehir'de yaşayan insanların çocuklarının dini ve manevi duygularını yönlendirecek şekilde resmi kurumun görevlileri, Diyanet'in mensupları okullarda çocuklara dini konularda rehberlik yapsa kime ne zararı olur? Siz her zaman "Kreşlerde şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz." diye övünmüyor musunuz? Orada bale kursuna, tango kursuna gidenlere itiraz etmiyorsunuz ama iş bu noktaya geldiğinde bunu hoş görmüyorsunuz.

Siz okula imam gönderirken "Okulda din kültürü öğretmeni var." diyorsunuz ama oradaki arkadaşlar da üniversite bitirmiş, lisans eğitimi yapmış, bazıları yüksek lisans ve doktora yapmış insanlardır. Bu protokolü yaparken size sormayacaklar. Milli Eğitim Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında protokoller yapılmış; bundan niye rahatsız oluyorsunuz? Çocukların dini konuları, milli ve manevi değerleri öğrenmesinden rahatsız olmayın.

Parti değiştirmelerle ilgili Emre Genç aba altından sopa göstererek bana laf attı. Bu Türkiye'de olağan bir şeydir. Onun için birbirimizin kalbini kırmaya gerek yok. CHP'ye MHP'den geçen bir meclis üyemiz geçtiğinde Büyükşehir Belediye Başkanınız ve İl Başkanınız tören yapıp rozet taktılar. Aynısını biz de yapıyoruz. Mersin'de sizden istifa eden milletvekili de bize geliyor, ona göre hazırlığınızı yapın. Hayırlı uğurlu olsun.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İSPARK), 6 yılda otopark ücretlerine %3567 zam yapmış. Niye bunları görmüyorsunuz? Kendinize gelince yok; ama bizim milletvekilinin saatiyle uğraşıyorsunuz. Gidin İstanbul'da milyarları götürenlere bakın. 70 bin TL maaş alıp 350 bin TL ev kirası ödeyenlere bakın. Keşke param olsa da 1 milyon liralık saat taksam. Bakın 250 liralık saat. Ucuz işlerle uğraşmayın.

Hükümet Eskişehir'e 23 yıllık iktidarında, yanlış hatırlamıyorsam 350 milyar TL yatırım yaptı. Siz yerel yönetim olarak Büyükşehir, Odunpazarı, Tepebaşı ne yaptınız? Yolların halini görüyoruz. Daha dün Sultandere'de bir trafik kazası oldu. Yollar daralıyor, yolları genişletin. Tramvay yolunda bakıyorsunuz tramvay durağına gelince yol aniden tek şeride düşüyor. Tedbirlerinizi alın.

Hükümet gayet güzel çalışıyor. Hizmet devam ediyor, yollar da yapılıyor, köprüler de yapılıyor. Bunları görmüyorsunuz.

Büyükşehir Belediyesi her ay otomatik olarak suya zam yapıyor; bunu hiç gündeme getirmiyorsunuz. Eskişehir'deki su ücretlerine gelen zam oranıyla elektrik ve doğal gaza gelen zam oranlarını karşılaştırdığınızda, suya daha çok zam geldiğini kabul edin. Bugün Eskişehir Büyükşehir Belediyesi "Türkiye'de pahalı suda 13. sıradayız." diye övünüyor. Önce yerelde yapabileceğiniz işleri bir yapın, milleti rahatlatmanın yollarını arayın.

Eskişehir'de şu anda belediyeye ait otoparklara millet girmek istemiyor. Niye? Pahalı. Madem emekliyi çok düşünüyorsunuz, asgari ücretliyi çok düşünüyorsunuz; otopark ücretlerini düşürün de görelim bakalım. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı geçen televizyon programında diyor ki 'Otoparklarımız %50 doluluk oranıyla çalışıyor'. Doğrudur, olabilir. Niye? Pahalı olduğu için. Adam otoparka girmemek için sokak sokak dolaşıyor. Sokaklarda araba koyacak yer yok, otoparklar yarı dolu. O zaman otoparklardaki ücreti düşüreceksiniz.

Bakın devletin bir projesi vardır, programı vardır. PTT'dir, OEDAŞ'tır, şudur budur neyse... Bu Ankara'da hükümetin yaptığı bir programdır. Buradan kalkar öbür tarafa gider, oradan kalkar buraya gelir. Yani buradan kalkınca kıyamet kopmuyor.

Onun için Eskişehir'de PTT kalkmıyor, postane açık. PTT kalkmıyor, PTT Bölge Müdürlüğü değişiyor. Olabilir. Orman Bölge Müdürlüğü burada, diyelim ki Bilecik mesela Bilecik buraya bağlı. Ben İnhisar'da Belediye Başkanlığı yaparken Karayolları; Eskişehir 40 kilometre buradaydı, ben ta Bursa'ya gidiyordum. Ne var sanki? Orada da bizim vilayetimiz. Onun için bu tür işleri bırakın arkadaşlar. Siz kendi işinize bakın."