Eskişehir Emek Ve Demokrasi Platformu adına konuşan Mert Yedek şu ifadeleri kullandı;

“NATO’nun 36. Zirvesi 7 Temmuz’da Ankara’da başladığı gün Emek ve Demokrasi Platformu olarak bir basın açıklaması yapmak üzere bugün bulunduğumuz yerde toplanmıştık. Kurulduğu günden bugüne halklara savaşı, işgali, yıkımı ve sömürüyü dayatan bu savaş örgütüne karşı Eskişehir sokaklarından protesto etmek üzere toplanmıştık.

NATO Zirvesi'ni ve Türkiye'nin emperyalist politikalarla kurduğu ilişkileri eleştiren basın açıklamamızı okumak isterken, Valiliğin hukuka aykırı yasak kararı gerekçe gösterilerek 35 arkadaşımız gözaltına alındı. Henüz tek bir cümle dahi okunmadan gerçekleştirilen bu müdahale, açıkça ifade özgürlüğüne, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik bir saldırıdır.

Bugün burada yalnızca bir basın açıklamasının engellenmesini değil; Anayasa'nın, hukukun ve en temel demokratik hakların ayaklar altına alınmasını protesto etmek için toplandık. Anayasa'nın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü, 34. maddesi ise önceden izin almaksızın barışçıl toplantı ve gösteri düzenleme hakkını güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. ve 11. maddeleri de aynı korumayı sağlamaktadır. Buna rağmen iktidar hukuku uygulamak yerine siyasal tercihlerini koruyan bir araç olarak kullanmaktadır.

Tamamen barışçıl bir basın açıklamasına tahammül edemeyen tek adam rejimi kendi meşruiyetini halkta aramadığı açıktır. Kendi yurttaşının sözünden korkan bir iktidar, meşruiyetini halktan değil baskı aygıtlarından aldığı bellidir. Gözaltına alınan arkadaşlarımız yalnızca özgürlüklerinden yoksun bırakılmamış; aynı zamanda demokratik haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir.

Gözaltı sürecinde maruz kalınan orantısız güç kullanımı, ters kelepçe uygulamaları, hakaret ve onur kırıcı, kötü muamele ise ulusal basın da bile yer edinerek her şey ülkenin gözü önünde yaşanmıştır. Bugün bu yaşananlar ülkemizde Anayasa’nın da baypas edildiğinin en somut kanıtıdır. Yalnızca bir basın açıklaması değil, halkın haber alma hakkı da engellenmektedir. Bütün bu yaşananlarla birlikte Valiliğin her türlü kesime yönelik 10 günlük basın açıklaması yasağı gerekçesiyle pek çok arkadaşımız hakkında idari para cezası düzenlenmektedir. Gözaltına alamadığını para cezalarıyla susturmak isteyen Valiliğin işlemi açıkça keyfidir ve hukuksuzdur. Fakat bizleri ne susturabilirsiniz ne de korkutabilirsiniz. Biz düşüncelerimizi aktarmaya devam edeceğiz, saray rejimini baskılarına boyun eğmeyeceğiz. NATO açıkça bir savaş örgütüdür ve bizlere yönelik saldırılar münferit değildir. Çünkü Türkiye’nin NATO üyeliği yalnızca askeri bir tercih değil, aynı zamanda siyasal bir yönelimin ifadesidir. NATO, emperyalist sistemin askeri ve siyasal örgütlenmesinin başlıca araçlarından biridir. AKP iktidarı da yıllardır bu düzenle karşı karşıya gelen değil, onunla uzlaşan, ABD ve emperyalist merkezlerle kurduğu politik ilişkiler üzerinden kendi iktidarını tahkim etmeye çalışan bir çizgide hareket etmektedir.

Saray rejimi, içeride “yerlilik” ve “millilik” söylemleriyle siyaset yaparken dışarıda emperyalist merkezlerle uyumlu bir çizgide hareket etmeye devam etmektedir. 4 Temmuz’da ABD’nin bağımsızlık gününde, İstanbul’daki FSM Köprüsü’ne ABD bayrağının yansıtılması da bu siyasal yönelimin sembolik örneklerinden biri olmuştur. Türkiye’nin bağımsızlığını savunmak yerine emperyalist güçlerle kurduğu ilişkileri önceleyen AKP, içeride ise baskı ve yasaklarla ayakta kalmaya çalışan bir rejim inşa etmektedir.

Bugün susturulmak istenen yalnızca NATO karşıtı bir ses değildir. Susturulmak istenen, bu ülkenin geleceğine dair söz söylemek isteyen herkesin iradesidir. Ancak bilinmelidir ki; gözaltılar bizleri susturamaz. Yasaklar hakikati ortadan kaldıramaz. Baskı, toplumsal muhalefeti yok edemez.

Eskişehir de platformumuza yönelik müdahale Türkiye’nin pek çok yerinde de yaşanmıştır. NATO karşıtı eylemler sürecinde özellikle öğrenciler üzerinde yoğun baskı ve gözaltılar, tutuklamalar, tehditler, yurtların boşaltılması ve kentlerde ilan edilen fiili yasaklar, iktidarın toplumsal tepkiyi bastırma çabasının göstergesidir. Ankara’da yaratılan abluka ortamı ve birçok ilde getirilen eylem yasakları, iktidarın kendi siyasal hattına yönelen itirazdan ne kadar çekindiğini açıkça ortaya koymaktadır. Eskişehir’de de NATO sebebiyle yapılan operasyonlarda 6 öğrenci de tutuklanmıştır.

Ülkenin pek çok kesimine yönelik baskı rejimi halen devam etmektedir. Geçtiğimiz günlerde Özel Öğretmen Sendikasına bağlı öğretmenlerin Bakanlık önünde yaptığı açıklama öncesi onlarca öğretmen gözaltına alınmıştır. Yine geçtiğimiz gün ise KESK’in KHK’lı öğretmenler için işe iade talebiyle başlattığı nöbet eylemine yönelik saldırı sonrası onlarca kamu emekçisi gözaltına alınmıştır. Görüldüğü üzere tek adam rejimi kendi iktidarını sürdürmek adına her türlü baskı ve zor aygıtına başvurmaktan geri durmayarak bu şekilde ayakta kalmaya çalışmaktadır.

Ancak tüm baskılara rağmen NATO’ya, emperyalizme ve bu düzenle uzlaşan siyasal iktidara karşı mücadele sürmektedir. Bizler, Türkiye’nin bağımsızlığını, halkın çıkarlarını ve eşit, özgür bir geleceği savunanlar olarak bugün de meydanlardayız.

Hukuksuz gözaltıları, keyfi yasakları ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırıları protesto ediyoruz ve suç duyurusunda bulunuyoruz. Zor kullanma yetkisinin sınırının aşılması, nitelikli kasten yaralama, görevi kötüye kullanma, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellenmesi sebepleriyle yarın Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyoruz. Haklarımızı korumaya ve savunmaya devam edeceğimizi buradan ilan ediyoruz. Baskılar bizi susturamaz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz.”