Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler şu ifadeleri kullandı:

"Aslında üç tane konu var burada. Zaten birinden bahsettiniz, enflasyon dediniz. İkincisi finans maliyetleri ve işte çalışma barışı diye adlandırabiliriz bunu. Bunlar üçü de çok hassas iş insanları adına. Ortalama son 3 yıldan beri de bu orta gelir tuzağında takıldık, maalesef çıkamıyoruz, derinleşerek de gidiyor. Tabii öncelikle burada enflasyonun ilk 3 aylık %10.7 civarında bir enflasyonla yüzleştik 2026 yılında. Ha, bu şunu gösteriyor ki planlamalar artık %30, %31 vesaire biraz hayali gibi gözüküyor. Bunun üzerinde bir enflasyonla yüzleşeceğimizi gösteriyor. Tabii bu bizler için büyük bir tehlike aslında.

Onun dışında kısa kısa geçmek istiyorum. Finans maliyetlerinin son, bilhassa savaş sonrasında maliyet noktasında işletmelere bütünüyle yansıması kamu bankaları bile şu anda spot kredilerde %48, %49’ları telaffuz eder hale geldi. Bu ne demek? Aylık %4’ün üzerinde bir faiz gideriyle yüzleşiyorsunuz bu anlamda. Tabii onun dışında bu bütünü aslında toparlamak lazım. Çalışma barışı bizler için çok kıymetli, çok değerli. Bir yandan sanayici arkadaşlarımız var, ben de sanayiciyim aynı zamanda. İhracat ayağımızda veya iç piyasa ayağında rakipleriniz var. Bu anlamda yanınızda elemanlar çalıştırıyorsunuz bu ürünleri üretebilmek adına da. İş barışı noktasında maaş skalasını maalesef artık ayarlayamaz hale geldik hem işletme sahipleri olarak hem çalışanlar olarak. Çok pahalı bir ülke olduk şu an itibarıyla, en baştan en sona kadar söylüyorum bunu.

Çalışma barışının olmadığı bir yerde de verim alma şansınız maalesef oluşmuyor. Bir yandan bizler birim başına maliyetlerimizi hesapladığımız zaman maalesef o çalışanımızın mutlu olduğu rakamlara ulaşamıyoruz. Bir yandan da çalışanlarımızın aldığı maaşlarla mutlu olma şansı maalesef şu an itibarıyla oluşmuyor. Bu şu demek, aslında mutsuz bir tablo çıktı ortaya. Mutsuz insandan ne kadar verim alabilirsiniz psikolojik olarak? Asıl hikaye burada bu. Şimdi ben zaman zaman düşünüyorum, acaba çalışanlarımız adına asgari ücrette tekrar bir revize olabilir mi şu an itibarıyla diye düşünüyorum. Ama artık bunu şu anda iş insanlarının üzerine yükleyerek de bunu yönetme şansınız kalmadı çünkü bizler de şu anda duvara toslatmış durumdayız. Bu anlamda maliyet açısından söylüyorum, rekabet gücümüzü kaybettik bakıldığı zaman da.

Şimdi üç tane parametreden bahsettim giriş konuşmamda. Bunların aslında hepsinin temelinde yatan unsur, işte rekabet edemez hale geliyorsunuz. Tabii son gelişmelerde Hakan Hocam da bahsetti, bu dünyadaki değerli madenlerin artışı gerçekten öngöremediğimiz işlerin başında geliyor. İşte dolar yani şu anda petroldeki %10’luk bir artışın enflasyona katkısı %1, cari açığa katkısı 2.6 milyar dolar. Ha, düşünün ki 20-30 dolara çıktığı takdirde de bu farklar yönetilemeyecek noktaya gelecek. Yani bütüne baktığınız zaman zor bir yılın içerisindeyiz. 2026 yani bugün yani savaşı sırf burada örneklemek yani örnek vermek istemiyorum ama yarın savaşın durması bile 2026 yılında bize her şeyi bir anda toparlayacak anlamına gelmiyor.

Değerli madenlerdeki artışlar maliyet noktasındaki öngöremediğimiz işlere neden oldu şu anda. Biraz sanayici olarak kusura bakmayın kusurunuza giriyorum ama biz ikinci, üçüncü çeyrek bağlantılarımızı yapmışız, mallarımızı satmışız. Fakat öyle bir şeyle karşılaşıyoruz ki maliyet noktasında, kârlılık noktasında şu anda işletmelerimiz zarar ediyor. 2025 yılı bilançolarına bakın Türkiye ilk 500 firmaya veya borsada işlem gören borsalara bakın, şu anda %60’ı zaten zarar açıklamış durumda. Artık küçük işletmelerden bahsetmek istemiyorum burada. Ha, tabii günü kurtarmak kolay ama orta vadede, uzun vadede bunu planlamak biraz zor gibi gözüküyor açıkçası kendi fikrimi söylüyorum. O yüzden kurguyu biraz değiştirmek lazım burada, şekli değiştirmek lazım burada. Tabii bu temelden bir dokunuşla hallolacak işler değil, belki zaman lazım bununla alakalı da. Eğer bu zaman planlamasını doğru yapıp stratejiyi doğru ortaya koyabilirsek de bu anlamda ufak tefek dokunuşlarla ancak şu an tampon vazifesi yapacak işlerle yönetebiliriz diye düşünüyorum. O yüzden bir kere finansı yönetemiyoruz, enflasyonu yönetemiyoruz, çalışma barışını yönetemiyoruz. Bunları bütün ortaya koyduğunuz zaman bir işletmenin ne kadar pozitif iş yapma kabiliyetinin ortaya çıktığı maalesef gözüküyor.