Eskişehir Ekoloji Derneği Üyesi Mert Yedek şu ifadeleri kullandı:

"Alpagut'ta ÇED olumlu kararı verilmişti. Verilen ÇED olumlu kararına karşı Eskişehirli yurttaşlar hep birlikte dava açtık. Birçok sivil toplum örgütü ile birlikte bu davalarda yürütmeyi durdurma kararı verilmedi.

Yürütmeyi durdurma kararı keşif icrası akabinde çıkacak bilirkişi raporundaki tespitlere göre verileceği söylendi. Şimdi 20 Nisan Pazartesi günü saat 10:00'da Alpagut Atalan altın ve gümüş madeni için bilirkişi keşfi yapılacak.

Bu keşfe bütün Eskişehirli yurttaşları davet etmek için şehirde 4 gündür stant kuruyoruz. Herkesi doğa ve yaşam alanında verdiğimiz mücadeleye davet ediyoruz. Aynı zamanda bu projenin neden hukuka aykırı olduğuna ilişkin gerekçelerimizle birlikte bilirkişi keşfinde bulunacağız. Bilirkişi keşfinde birçok uzmanlık alanından insan katılacak.

Biz de birçok uzmanlık alanında bu projeye dair itirazlarımızı zaten dava dilekçesinde sunmuştuk. Şimdi bu itirazlarımızın neden haklı olduğunu aslında ispatlama aracı olarak keşif icrasında bulunacağız. Bilirkişi raporunda da biz umuyoruz ki bağımsız bir yargılama gerekçesiyle bağımsız bir yargılama olması ümidiyle biz bu bilirkişi raporunun lehimize sonuçlanıp mahkemede bu hukuk aykırı projenin iptal edilmesi gerektiği için elimizden gelen bütün mücadeleyi vereceğiz.

Aynı zamanda yöredeki yurttaşların da bu davaya ve bilirkişi incelemesine katılması için çağrı yapıyoruz. Aynı zamanda bizim Eskişehir Ekoloji Derneği ve bölge yurttaşları olarak açtığımız davada bilirkişi keşfinde bekletici mesele yapıldı. Aslında mahkemenin burada var olan tutumunu hukuka aykırı buluyoruz. Çünkü yurttaşların açtığı davanın bilirkişi keşfinde olmaması gibi bir değerlendirme kabul edilemez. O yüzden biz yöre halkını orada itirazlarını dile getirebilmek için fiili olarak orada olmaya ve bizim yanımızda olmaya davet ediyoruz. Biz 20 Nisan'da orada olacağız. Bakanlık yetkilileri de orada olacak, mahkeme heyeti de orada olacak. Biz bütün gerekçelerimizi, haklılığımızı orada ispat etmek için orada olacağız.

Orada tapulu arazisi olan yurttaşlar vardı, özel mülkü olan yurttaşlar vardı. Aslında şirket burada kamu gücünü de kullanarak insanların oradaki yoksulluğunu, mevcut geleceksizliğini kullanarak biraz daha tarlaları daha ucuz yoldan kapatmak için aslında oradaki belediyeyi de kullanarak bir girişimde bulundu. Bir dizi toplantılar yaptı ve orada kamulaştırma tehdidi altında mülksüzleştirme projesiyle birlikte orada insanların tapulu arazilerini satın aldı şirket.

Bu satın alması bu projenin yapılacağı anlamına gelmiyor. Bu projedeki mevcut hukuka aykırılıklar mahkemece değerlendirilecek. Buradaki tapulu arazilerin satılması, şirket tarafından alınması bu projenin olumlanması ya da olumlanmaması anlamına gelmiyor. Sadece mevcut oradaki yurttaşların aslında ekonomik gerekçeleriyle, ekonomik kaygılarıyla birlikte mülksüzleştirme hamlesi olarak görüyoruz. Bu kadar kamu kaynağının, bu kadar kamu iştirakinin onların arkasında olduğu bir durumda da yurttaşlar kendini güçsüz görmüş olabilir. Bu gayet alışılagelmiş bir durum.

Mihalgazi Belediyesi'nin 3 tapulu arazisi ihale yoluyla satışa çıkartıldı. 3 tapulu arazi de aslında şirketin ikisi ÇED alanına denk geliyor, biri ruhsat alanına denk geliyor; direkt mücavir alanındadır. Yani aslında sulama göletine denk gelen iki arazi var burada. Şirket burayı almak zorundadır. Şirket burayı almak zorunda olduğu için biz bu ihalenin adrese teslim ihale olduğunu düşünüyoruz. Mihalgazi Belediyesi'nin de aslında ne kadar şirket yanlısı bir tutumda olduğunu biz halkın katılımı toplantısından itibaren biliyoruz, görüyoruz.

Konuşmalarında da Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün birçok açıklamalarda bulunmuştu. Şirket yararına birçok girişimde bulunulduğunu da biliyoruz. Halk oradaki yurttaşlar tapulu arazisini satsın diye yöre halkıyla da toplantılar yaptığını da biliyoruz. Mihalgazi Belediyesi'nin tapulu arazilerinde şirkete adrese teslim şimdi satışa çıkartıldığını da biliyoruz. İstediklerini yapabilirler. Kamu arazileri satışa çıkartılabilir şirket adına, evet ama biz bu arazilerin kim aracılığıyla satılacağına dair adrese teslim olup olmadığına ilişkin hukuki anlamdaki girişimlerde de bulunacağız. Öyle kamu arazileri, kamu mülkü kolay kolay elden çıkartılıp da adrese teslim kimseye verilemez."