Eskişehir’de konuşan Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar şu ifadeleri kullandı:

“Saygıdeğer Eskişehirli hemşehrilerim, pek aziz misafirler, basınımızın güzide mensupları, aziz dava arkadaşlarım.

Eskişehir İl Kurultayı’nı, ülkemizi karanlık günlere tekrar sürüklemek isteyenlerin hat safhaya çıktığı bir zamanda onurla, umutla, ışıkla hep birlikte yapmaktan büyük bir mutluluk duymaktayım, kendimi bahtiyar addetmekteyim. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Saygıdeğer misafirler, biz öyle bir topraklarda yaşıyoruz ki ve öyle bir millete mensubuz ki tarih boyunca binlerce kere işgal teşebbüsüne uğramış, bu milleti yok etmek, tarihin tozlu sayfalarına göndermek için binlerce planlar, projeler yapılmış.

İşte onlardan birisi de biliyorsunuz, bizim 1. Dünya Savaşı’nda yenik sayılmamızdan sonra cennet vatanımızın, tabii ki cennet Eskişehir’imizin haçlı sürüleri tarafından karış karış işgal edildiği günler de yaşandı.

İşte Eskişehir’imiz bilindiği üzere Ocak 1919’da İngilizlerin işgaline uğradı. O dönemde birileri İngiliz mandasını savunuyordu, birileri ise Amerikan mandasını savunuyordu.

Oysa ki Eskişehir’in yiğit, kahraman evlatları daha İzmir’in işgali üzerine Eskişehir’de toplanmışlar ve protesto mitingi yapmışlardı. Ne yazık ki iktidardaki İngiliz sevicisi Damat Ferit hükümeti, Anadolu’dan yükselen bu isyana, bu itiraza bütün gücüyle karşı koymanın hesaplarını yapıyordu.

Ve işte o zamanlar Eskişehir’imizde Mutasarrıf Hilmi de aynen bağlı bulunduğu hükümet gibi İzmir işgalini protesto edenlere, ‘Bunlar başıbozuk, bunlar bozguncu.’ diyordu.

Unutmayın, tarihin her döneminde gerçek anlamda hakkı savunan, milleti savunan, bağımsızlığı ve özgürlüğü savunanlar millet düşmanlarının bu ve benzeri iftiralarına maruz kalmışlardır. Tıpkı o zaman Eskişehir vatanseverleri gibi.

Eskişehirli vatanseverler ne yapmıştı ki? İzmir’in işgalini protesto etmişlerdi. İngiliz işgaline karşı Kuvâ-yi Milliye’yi desteklemişlerdi.

Size de bunlar bir şeyleri çağrıştırıyor mu? Evet, bunlar bize bir şeyleri çağrıştırıyor. Neyi çağrıştırıyor? Bugün 50 bin canımızın katili, bebek katiline birileri barış koordinatörlüğü payesi vermeye kalktıkları zaman ve cezaevindeki terörist sürüleri salıverilmeye kalkıldığı zaman birileri çıktı, dedi ki: ‘Ya Türkiye’nin terörsüz olmasını, Türkiye’de terörün bitmesini kim istemez? Hepimiz isteriz, herkes ister. Ama bunun yolu bebek katiline statü vermekle olmaz.’

Bunun yolu cezaevindeki kartel sürülerini serbest bırakmakla olmaz dedik. Ve gelmekte olan tehlikeyi, dağın arkasındaki büyük tehlikeyi hep birlikte haber vermeye kalktık.

Aynen, aynen İzmir’in işgaline karşı direnen Eskişehirli vatandaşlarımızın yaptığı mitingi bozgunculuk olarak değerlendiren yeni Mutasarrıf Hilmiler, günümüzün Mutasarrıf Hilmileri bugün de bu tehlikeye dikkat çekmek isteyenlere, vatan, millet, hak diyenlere aynı yaftayı yapıştırmaya kalkıştılar.

Ama tarih şahittir. Mağlup olanlar, tarihe yüz karası olarak geçenler nasıl ki o zaman Mutasarrıf Hilmiler olduysa bugün de bugünün Mutasarrıf Hilmileri olacaktır.

Biz ilk günden dedik ki, bakın bunun adına böyle çok afilli bir isim koydular. Herkesin kabul edeceği, kimsenin itiraz etmeyeceği ne dediler? Terörsüz Türkiye.

İşte dedik ki, ya arkadaş, öncelikle terörsüz Türkiye’yi istemeyen yok. Tabii ki herkes ister. Ama siz İmralı’daki cani ile ne konuştunuz? Hangi konularda anlaştınız? Çıkın bunu millete anlatın dedik. Yaptılar mı? Yapmadılar.

İşte en son biliyorsunuz, önceki süreci uzun uzun anlatabiliriz elbette ama sondan başlayacak olursak İmralı’daki terörist başı çıktı, dedi ki: ‘Bu kök hücre yasası.’

Kandil’deki, şuradaki, buradaki hani o silah bırakanlar, mangal partisi yapan terörist elebaşları var ya, yine ellerinde silahlarla çıktılar, basın açıklamaları yaptılar ve dediler ki, şunlar şunlar şunlar olmazsa bu olmaz. Zaten bu çok büyük bir kanunlar serisinin ve ondan sonra da yapılacak olan anayasa değişikliğinin ilk adımı olduğu için biz sesimizi çıkarmıyoruz, dediler.

Ve dahi İmralı’daki bebek katiline özgürlük verilmezse bir tane militan bile silah bırakmaz, dediler. Nasıl büyük bir aldatmaca değil mi?

Hani onlar silahlarını bırakmışlardı? Hani terörist başı bu örgütü lağvetmişti? Peki bunlar ne geziyor ellerinde silahlarla? Kimi kandırıyorsunuz?

İşte kök hücre yasasına bunlar dediler ki, 3 kişi biliyor. Yani kim biliyormuş? Terörist başı biliyormuş. Kim biliyormuş? MİT Başkanı biliyormuş ve Tayyip Bey biliyormuş. E tabii herhalde siyasi iktidarın küçük ortağı da, yani bu terörist başına barış koordinatörlüğü teklif eden, statü teklif eden küçük ortağı da biliyordur herhalde.

Onun dışında millet biliyor muydu? Haberimiz oldu mu bu kanun çıkıncaya kadar maddelerine, şartlarına? Hiç vatandaşa söylediler mi? Ya bırakın vatandaşı, Gazi Meclis’in mirasçısı durumunda olması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki o milletvekilleri bile duymadı, bilmedi.

Hatta bir gün öncesinden emirname yayınladı grup başkanları. ‘Bak.’ dedi, ‘Bunu herkese eksiksiz, tam olarak imzalayacak ha.’ falan dedi. Böyle yaptılar.

Bakanlar biliyor muydu? Bakanlar da bilmiyordu. Çıka çıka, çıka çıka terörist başının kök hücre yasası dediği, siyasi iktidarın çerçeve yasası dediği, bizim de kanserli hücre yasası dediğimiz bu yasa ne yazık ki, ne yazık ki Meclis’te emir ve talimatlar sonucunda kabul edildi.

Peki bitti mi? Bitmedi. Halbuki bu haliyle bile bu kanun Türk hukuk sistemine, Türk devlet yapısına, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne zerk edilmiş bir kanserli hücreydi. Ve bundan sonra bunların devamı gelecek. Bunu başka başka kanunlar takip edecek ve anayasa takip edecek.

Mevcut haliyle bile bir felaket bu kanun. Niye öyle dedim? Şimdi iddiaları o ki cezaevinde 4 bin, 4 bin bakın, 4 bin ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve ağır cezalar alan 4 bin eli kanlı katil sürüsü cezalarından serbest bırakılacak.

Dağlarda bundan biraz daha fazla olanlar gelecek. Hani şimdi ellerinde silahlarla röportaj yapıyorlar ya, terörist başına statü vermezseniz, özgürlüğünü vermezseniz, serbest bırakmazsanız bir tane militan bile silah bırakmaz diyenler var ya, onlar da gelecekler.

Avrupa’daki bölücü diasporanın temsilcisi olanlar da gelecek Türkiye’ye. Ve hiçbir, hiçbir sorguya tabi tutulmadan serbestçe gelecekler, dolaşacaklar ve bir müddet sonra da işte birlikte siyaset yapacaklar cezaevinde olanlar. Dışarıdan gelenlerin ise böyle bir şey yok zaten.

Şimdi ikinci bir veri, tam 75 bin soruşturma ve kovuşturma dosyası askıya alınacakmış. Ne demek? Yani terör örgütüne mensup olduğu, terörist olduğu, katılmış olduğu öldürme, yaralama, bombalama, katliam eylemlerinden dolayı haklarında savcılığın soruşturma başlattığı veya dava açıldığı için davası görülen, kovuşturması devam edilen 75 bin dosya da aynı şekilde buzdolabına kaldırılacakmış.

Onlar da serbest kaldı mı rahatça, özgürce dolaşacaklar. Peki bunu niye millete anlatmadınız öyleyse?

Yine bu İmralı heyetinde yer alan bir kadın milletvekilleri var, biliyorsunuz. Bu çıktı ve ‘Bakın, artık Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında bir heyet kuruluyor, kurul kuruluyor.’ dedi. Bu kanuna göre o kurul alt kurullar kurabilir, diyor. Terörist başı ne olacakmış biliyor musunuz? Bu kanuna göre silahsızlanma ve siyasallaşma kurulunun başkanı olacakmış. İyi mi? Evet, statüye bakın siz. Ve diyor ki bu kadın, ‘Bu kurulda devlet memurları da olacak.’ diyor. Yani sen devletin memurlarının başına bu terörist başını kurul başkanı olarak tayin edeceksin, öyle mi?

Biliyorsunuz, terörist başının avukatı, bu İmralı heyetinden bu kadın ve terörist başının yine İmralı’da, bakar mısınız, daha bir de özgürlük istiyorlar, sekreteryası varmış. Bu adam da o sekreteryada görev alıyormuş. Bu üçü kendilerine göre 20-25 tane gazetecinin karşısına çıktılar, açıklama yaptılar. Bu açıklamalarda yer alan bilgiler bunlardır. Kim söylüyor bunu? Bunlar söylüyor.

Peki bu siyasi iktidarın küçük ortağı olan, hani bir zamanlar ‘Meclis’teki kenelerden Meclis’i temizlemek istiyoruz.’ diyordu. Bu İmralı’dakinin siyasi uzantısı durumunda olan Meclis’teki milletvekillerine ‘Meclis’teki keneler.’ diyordu. ‘Meclis’i bunlardan temizlememiz lazım.’ diyordu. ‘Zaten Meclis’te yeteri kadar terörist var.’ diyordu. Ve dahi ‘Bu terörist partinin derhal kapatılması lazım.’ diyordu. Ve ‘Bu partiye verilen hazine yardımının derhal kesilmesi lazım.’ diyordu. Milletten, sizden böyle böyle oy istemediler mi bunlar? Yani siyasi iktidarın küçük ortağı da böyle diyerek milletten oy istedi, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde.

Yani bu seçimlerde bunu ileri sürerek vatandaşı bunlar kandırmak suretiyle oy istediler. Siyasi iktidar da diyordu ki, bizim üstümüze gasp eden bir Altılı Masa vardı, onlar için ‘Masanın altında terör örgütü var.’ diyordu. Öyle oy istemediler mi? Böyle oy almadılar mı? Evet, böyle oy aldılar.

Öyleyse siz belli şartlarla, belli vaatlerle bu milletten oy istediniz ve oy aldınız. Sonra ise bu şartlara aykırı hareket ettiniz. Siz herhangi bir en küçük işinizi yaptırırken bile birine vekalet verebilirsiniz. Vekiliniz sizin vermiş olduğunuz görevin dışına çıkarsa, hem de vaat ettiğinin tam tersi işler yapmaya kalkarsa ne yaparsınız? O vekili azledersiniz.

İşte bu siyasi iktidar da onun ortakları da bugün veya yarın demokratik ve meşruiyetçi yollarla Türk milleti tarafından, sizler tarafından sandığa gömüleceksiniz ve onları azledeceksiniz.

İşte bu, ismi Veysi Aktaş olan terörist başının İmralı’daki sekreteryasındaymış güya, adama bakın siz. Adam İmralı’da sekreteryası var, her türlü imkanı var, bugüne kadar 30 tane kitap yazmış adam. İşte onlardan birisi bu Veysi Aktaş diyor ki, ‘Bu kök hücre yasası aslında bir ilk adımdır, ilk adım. Bundan sonra bunu yeni kanunlar takip edecek.’ diyor.

Bundan sonra da artık Kürtçenin resmi dil olduğu, anayasada artık şunlar bunlar, bütün Türkiye’de ne kadar etnik köken varsa herhalde bulunacak. Çünkü Türkiye’de sadece Türkler ve Kürtler yok ki. Bir sürü etnik kökene mensup olan vatandaşlarımız var. Bunların herhalde hepsi tek tek sayılacak, bunlara eşit yurttaş denilecek herhalde.

Veya yine denilecek ki, bunların hepsi Türkiye’de resmi dildir denilecek. Veya bunların hepsi sayılacak ve Türkiye’de eğitim dili bütün bu dillerle birlikte yapılacak denilecek. Allah’tan korkun, Lübnan’da bile böyle bir düzen yok. Lübnan’ın ne hale getirildiğini görüyoruz, değil mi? Lübnan’da bile bu hal yok.

İşte bu terörist başının sekreteryası o toplantıda 20-25 tane gazeteciye aynen bunları söylüyor. Bir, bu ilk adımdır, bunu takip eden yeni yasalar çıkacak ve en son anayasa değişikliği yapılacak, diyor.

Siz vatandaşa bunları anlattınız mı oy isterken? Yok, anlatmadınız. Hiçbir vatandaşımızı bu konularda bilgilendirmediniz.

Değerli arkadaşlar, bu tespiti yaptıktan sonra çok önemli bir şey söyleyeceğim. O şu: Türkiye’deki birtakım siyasi partilerin önemli bir kısmı vatandaşları kutuplaştırıyor, ayrıştırıyor, birbirine düşman ediyor. Bir tarafa bakıyorsunuz, bazı siyasi partiler kan ırkçılığı yapıyor. Yani Türk ırkçılığı yapıyor ve bu çerçeve üzerinde vatandaşları birlik ve beraberliğe çağırıyor.

Diğer taraftan bazı partilere bakıyorsunuz, başta bu terör örgütünün partisi olmak üzere Kürt vatandaşlarımızı kan ırkçılığına çağırıyor. Yani öbürü Türk kan ırkçılığına çağırdığı gibi bunlar da Kürt kan ırkçılığına çağırıyorlar.

Biz de diyoruz ki Millet Partisi olarak, eğer kardeşim sen bu vatanın bütünlüğüne, bu milletin birliğine, bu bayrağa, bu ezana bir itirazın yoksa ve sen Türkiye’nin geleceğini birlikte görüyorsan, birlikte inşa etme hedefindeysen, öyleyse siz iki taraf da bu milleti istediğiniz kadar bölmeye, parçalamaya çalışın.

Biz kadim zamanlardan beri bu topraklarda yaşayan bütün topluluklar olarak her zaman birdik, beraberdik. Biz Sarıkamış’ta birlikte can verdik. Biz Galiçya’da böyle birlikte can verdik. Çanakkale’de biz birlikte can verdik ve bu cennet vatanı birlikte vatan yaptık.

Dolayısıyla siz isteseniz de istemeseniz de, öfkenizden parmaklarınızı kemirseniz de siz bu milletin birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine engel olamayacaksınız.

Biz yine birlikte tarihe şan verdiğimiz gibi, şeref verdiğimiz gibi, insanlığa barış, huzur, adalet götürdüğümüz gibi yine el birliğiyle, el ele, omuz omuza, yine kardeşçe bütün insanlığa adalet götüreceğiz, barış götüreceğiz, bolluk ve bereket götüreceğiz. Onun için yaşasın Millet Partisi’nin milli iktidarı diyorum.”