Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz şu ifadeleri kullandı:
Ne dediysek boş. Ne yapsak boş. Bizi anlayan yok. Emekli yaşamını sorguluyor. "Ben niye yaşıyorum?" diyor. Kırk yıl çalış, didin, proje üret. Her yapıda, her taşta emeğin olsun; sonucunda sefaleti yaşa. Ülkesine hizmet etmekten başka bir düşüncesi olmayan, vergilerini düzenli ve tam ödeyen, şu anda aldıkları maaşın katbekat üstünde prim ödemiş emeklilerimizi düşürdükleri duruma bakın.
Bizi yönetenler alacaklarına şahin kesiliyor. Bir lira vergi ödeme, icralar kapına gelir, maaşına el koyarlar.
Emeklilerin, çalışanın hakkına gelince ortalıkta görünmezler. "Bütçede para yok" derler. Elde yok, avuçta yok. Ne diye yaşıyoruz? Ülkemizde yetişen güzelim meyvelere, süt ürünlerine, temel ihtiyaçlara ulaşamıyoruz. Bıçak kemiğe dayandı. Nasıl isyan etmesin emekli?
Emeklimize komik ötesi bir enflasyon farkı verildi: %16,67. En düşük emekli maaşı 16 bin 881 TL. Enflasyon farkı daha konuşulmadan doğalgaza %24,6 zam yapıldı, petrole ise litre başına 2 TL zam geldi. Emeklinin maaşı artmadan, elinden alındı.
Emekli altı ayı bu rakamla geçirecek. Enflasyon alabildiğine artacak ama emekli aynı maaşı alacak. Elin yabancısı, göçmeni, sığınmacısı, teröristi bile senden değerli. Nasıl kahretmesin? Bu ülkede yaşamak, onurlu olmak, insan olmak gerçekten zor. Adil olmak, demokrat olmak, eşit olmak artık unuttuğumuz kavramlar haline geldi.
Emekliye, çalışana, esnafa, memura değer verilmiyor; hak ettikleri geri alınıyorsa artık yabancılaşmışız demektir. Bu ülkenin öz yurttaşlığını sorgulamamız gerekiyor.
Aklımıza, saygıyla andığımız Aziz Nesin ustamız geliyor. Onun çocuklar için söylediğini maalesef ben bugün emekliler için söylüyorum:
“Öylesine aç kalsam, öylesine aç;
emeklimize açlık kalmasa.
Öylesine onursuz yaşasam, öylesine;
emeklimiz onursuzluk yaşamasa.
Öylesine ölsem, öylesine;
emeklimize ölüm kalmasa.”
Bilmem, emeklimizin durumunu anlatabildik mi? Son günlerde sıkça duyduğumuz bir ezgi var: “Yiğidim aslanım burada yatıyor.”
Emekliler gün yüzü görmeden göçüp gidiyor. Hakları bir başka bahara erteleniyor. Toprak altında onuruyla yaşamış emeklilerimize ithafen: “Yiğidim aslanım burada yatıyor.”
Kalan emeklilerimiz gün yüzü görmeli. Ülkemizin insanı artık huzur bulmalı.





