Bilecik'in Osmaneli ilçesinde konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu şu ifadeleri kullandı;

"Bizleri helal sofrasına davet eden sevgili Belediye Başkanımız Bekir Torun Bey'e ve sevgili eşlerine, şahsım ve parti teşkilatım adına teşekkür ediyorum öncelikle.

Geride bıraktığımız haftalar içerisinde Ankara'ya gelmişlerdi. Henüz Ramazan başlamamıştı ama Ramazan'ın arefesindeydik, değil mi başkanım? Osmaneli'nde her gün hemşehrilerine iftar sofrası kurduğunu söyledi ve bu sofralardan birinde bulunabilmemin mümkün olup olmayacağını bana sordu. Ben de dedim ki davet güzel yerden geldi. Osmaneli eskiden yolumuzun üstünde bir yerdi, şimdi evimiz oldu. Evimizden davet gelince bu davete icabet etmemek de söz konusu dahi olamaz. Onun için burayı şereflendiren, benimle birlikte buraya gelen sevgili Genel İdare Kurulu üyelerime, misafir İl Başkanlarına, Genel Başkan Yardımcılarına ve milletvekili arkadaşlarıma huzurunuzda teşekkür ediyorum.

En büyük teşekkürü tabii sizlere ediyorum. Geldiğim andan itibaren beni evimde hissettirdiniz. Arkadaşlarım kendilerini bir yerde ağırlanıyor gibi değil, sanki kendi hanelerinde bulunuyor gibi hissetti. O vesileyle de Osmaneli'ne sonsuz teşekkürler ediyorum.

Bir yerin belediyesi bizde olunca orada yaptığım konuşmalarda köşeli siyaset yapmıyorum. Dolayısıyla geldiğim yerin usulüne erkanına uymak mecburiyetinde hissediyorum kendimi. İYİ Parti'de milletvekili olan, milletvekili olduktan sonra ülkesi için, devleti için, milleti için mücadele eder. İYİ Parti'de Belediye Başkanı olan, yakasındaki parti rozetini çıkarır, nerenin Belediye Başkanı olmuşsa oranın halkına hizmetle kendini memur tayin eder.

O sebeple belediye başkanımız gerçekleştirmiş olduğu hizmetlerin tamamını hemşehrilerinin daha rahat bir yaşam sürmelerini temin etmek adına gerçekleştiriyor. Ben Ankara'dan baktığımda Osmaneli Belediye Başkanımızın hizmetleriyle iftihar ediyorum. Onu seçen Osmaneli halkına da teşekkür ediyorum.

Şundan emin olabilirsiniz; yani beni de Ankaralıdan saymayın, İzmir milletvekiliyim İzmirliden saymayın, beni de Osmaneli'nin bir fahri vatandaşı olarak kabul edin, fahri hemşehriniz olarak kabul edin. İşin aslı samimiyet, sevgili Osmaneliler.

Birbirinizi severseniz, birbirinize zor zamanlarda sıkı sıkıya sarılırsanız, birbirinizle dayanışırsanız zorlukları kolaya dönüştürürsünüz. Konuşulacak bir meseleniz varsa konuşarak, tartışarak anlaşma zemini oluşturabilme imkanına sahip olursunuz. Ben Osmaneli'den döndüm, Sakarya Nehri'ni soluma aldım ve dedim ki: "Ya burası ne kadar yaşanası bir yer." Sonra belediye ziyaretimde de Başkanım bana dedi ki: "Ya Başkanım, burada bir arazi satışa çıktığında hemen müşterisi de çıkar." Allah nasip ederse burada bir arsa da ben alacağım Başkanım.

Sakın dert etmeyin, Bilecik milletvekili adayı olacak değilim, o konuda rahat olun. Ben Osmaneli'nin hemşehrisi olmak istiyorum, bütün mesele bu ve bu güzelliğin, o kadar güzel görünüyorsunuz ki dışarıdan bakıldığında, o kadar pozitif enerji veriyorsunuz ki gerçekten böyle bir iftar programı için değil, böyle birkaç saat ya da 3-5 gün, birkaç hafta burada kalmak geliyor insanın içinden.

İlk gittiğiniz yerde böyle bir hissiyat edindiyseniz bunu değiştirmeyeceksiniz; ilk intibalar her zaman en doğru intibalardır ve yürekten söylüyorum; bakın, burada elde edilmiş neticenin Türkiye'ye yayılacağına inanıyorum. Belediyede sohbet ederken Osmaneli'nin Türkiye ortalaması olduğunu söyledi Başkanımız. Ben de dedim ki: "Bu seçimler için de böyle mi?" "Seçimler için de öyle" dedi. Yani buradan birinci parti olan bir sandık varmış, o sandıktan birinci parti çıkan Türkiye'de iktidar olurmuş. Şimdi o sandıktan bizim Belediye Başkanımız çıkmış, belediye başkanı olmuş. Bir dahaki sefer o sandıktan ben çıkacağım, İYİ Parti de iktidar olacak inşallah. Siz de o zaman fahri hemşeri falan demezsiniz bana yani hakiki hemşehrinizden sayarsınız. Allah'ın izniyle, lütfuyla, keremiyle yüzümüzün akıyla Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorunların üstesinden geleceğiz.

Bugün Ramazan, bereketli sofraları paylaşıyoruz. Tekrar yaptıkları güzel konuşmalar için hem sevgili il başkanıma hem belediye başkanıma teşekkür ediyorum ama Ramazan bittikten sonra Allah'ın izniyle bayrama kavuşacağız.

Emeklilerimizin bayrama dair bir beklentisi vardı. Bir ikramiye beklentisi vardı. Zaten emeklilerimiz, dar ve sabit gelirlilerimiz, asgari ücretlilerimiz geçimlerini zar zor temin edebiliyor, tencerelerini büyük bir güçlükle kaynatabiliyorlardı. O sebeple bayramda bir ikramiye beklentisi vardı. Biz de İYİ Parti olarak bu beklentinin karşılanabilmesi ve emeklinin arzuladığı bir biçimde sürecin yönetilmesi noktasında katkı vermeye çalıştık. 2018 yılında bu emekli ikramiyesi verildiğinde ki biliyorsunuz 1000 liraydı o zaman, asgari ücretin %62'sine tekabül ediyordu.

Ayrıca o gün verilen 1000 liranın bugünkü karşılığı 250 dolardı. Emekliye verilecek olan ikramiyeyi bir lütufmuş gibi göstermesinler diye düşünerek dedik ki yani buna bir usul getirelim. O usulü uygulayalım ve emekli her bayramda asgari ücretin yarısını alsın. Yani bugün asgari ücret 28.000 lira, Ramazan Bayramı'nda 14.000 lira alsın. Kurban Bayramı'nda da yine 14.000 lira alarak iki bayramda bu asgari ücrete tamamlansın ki hiç olmazsa emekli elini cebine attığında bayramda torununa harçlık verebilecek bir imkana kavuşsun.

Bekledik, yani öyle ya her bayramın öncesinde konuşuluyor. Hükümet şöyle diyor, Tayyip Erdoğan acaba ne diyecek diye millet de düşünüyor. Emekli bayramda ne alacağını bilsin. Asgari ücretin yarısı olduğunu, bu sene asgari ücret neyse onun yarısını, seneye asgari ücret neyse de onun yarısını alsın. Yani kimse emekliye hak ettiği ikramiyeyi ve aylığı lütufmuş gibi, bağışmış gibi, cülusmuş gibi dağıtmasın. İstediğimiz buydu.

Ama aklımızın ucundan bile geçmedi ya bu kadar ağır yaşam koşullarına, enflasyon baskısına ve geçim sıkıntısına rağmen yoldayken haber aldım. Hükümet emekli ikramiyesini artırmama kararı almış. Sebebi memleket zor durumdaymış. Ekonomik açıdan zor durumdaymış. Geçen sene verilen 4000 liraya bu sene de devam edilecekmiş. Peki Sayın Recep Tayyip Erdoğan sana sesleniyorum. Memleket zor durumda da senin Cumhurbaşkanlığı sarayı bütçesi bu zorluğa bağlı olarak geçen yıldan farklı bir biçimde artırılmadı mı?

Sana var da emekliye mi yok bu memleketin imkanı? Senin sarayında günde 58 milyon harcanıyor. Emekliye vereceğin 1000 liralık farkın bu memlekete maliyeti 16 milyar lira. Kendine alan ve vatandaşından esirgeyen imkanları, kaynakları ondan sövüşleyerek kendi cebine aktaran adamların ülkeyi yönetmeye devam etmelerinin artık imkanı kalmamıştır. Emekli de hakkını alacaktır, asgari ücretli de hakkını alacaktır ve bu memleketin gençleri geleceğe dair büyük umutlar yeşertebilecek bir biçimde yaşadıkları memlekete tutunacaklardır. Bunu engelleyen kim varsa da artık yolun sonuna geldiğini idrak etmek mecburiyetindedir.

Buradan çok rahat bir biçimde ve gönül ferahlığıyla söylüyorum. Türkiye'nin bu dertlerden kurtulmasının tek yolu bu iş başında bulunan iktidardan ve Recep Tayyip Erdoğan'dan kurtulmaktan geçer değerli Osmaniyeliler. Bunu gerçekleştirmek için dava arkadaşlarımla birlikte Anadolu'yu karış karış dolaşıyoruz. Ramazan başladığından itibaren iftar sofralarında buluşuyoruz. Ramazandan sonraki süreçte de sokaklarda ve meydanlarda bu ülkenin, bu memleketin hakkını ve hukukunu savunmaya devam edeceğiz. Bir şeyden emin olmanızı istiyorum. Bakın siyasetin itibarını aşağıya çekmek için elinden geleni ardına koymayan bir zümre var.

Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu işlerin, sorunların çözülebilmesinin siyasetin içinden geçtiğini bile bile siyasetin itibarını aşağıya çekmeye gayret sarf ediyorlar. Öyle olunca da siyaset itibarını yitiriyor, millet neye umut besleyeceğini kestiremeyecek hale geliyor, müesseseye değil şahıslara bağlanabilecek bir düzen oluşturmanın imkanı temin ediliyor.

Bu tuzağa düşmeyin. Bu memleketin namuslu insanı bitmez sevgili Osmanelililer. Bu memleketin inançlı insanı bitmez. Bu memleketin çalışkan insanı bitmez. Bu memleketin sorumluluk sahibi insanı asla bitmez. Bugünkü kötülere bakarak iyilerin hakkını o kötülere yedirmeyin ve bize sahip çıkın, onu söylemeye geldim buraya.

Bütün bu kötülükleri aşacağız. Bütün bu olumsuzlukları aşacağız. Bütün bu adam kayırmayı, liyakatsizliği aşacağız. Çocuğunu okutan, bütün yatırımını eğitime yapan anne ve babanın evladını 30-35 yaşına gelmiş hala sınav kapılarında süründüren bu zalim düzeni mutlak surette değiştireceğiz. Toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamayan çiftçinin sorunlarını çözeceğiz. Burada her çeşit insan var. Sanayi var burada, tarım var, hayvancılık var.

Bakın şimdi İran'da yaşanan olaylar münasebetiyle petrol fiyatları artıyor ve dünyada büyük bir kriz çıkma ihtimali de söz konusu diye gazeteler yazıyor, televizyon yorumcuları da anlatıyor. Petrol fiyatları artınca akaryakıt fiyatları da pek tabiidir ki artabilir düşüncesini hakim kılmaya çalışıyorlar. Evet, doğrudur, petrol fiyatları artacaktır ama hükümete buradan uyarıda bulunuyorum. Zaten dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanıyor benim çiftçim. Eğer petrol fiyatlarının artmasına bağlı olarak bu fiyatları pompaya yansıtırsanız zaten ektiği ürünü arzuladığı bir biçimde satamayan çiftçimizi çok daha fazla mağdur edersiniz. O sebeple ne olursa olsun zaten bir depo mazotun 1/3'ini bizden vergi diye alıyorsunuz siz. 3,5 milyar litre mazot tüketiyor benim çiftçim ve buna karşılık da bu devlete 85 milyardan fazla vergi ödüyor. Bir de savaştan kaynaklı petrol fiyatlarındaki artışı pompaya yansıtırsanız işte o zaman bu memleketin insanları için hayatı yaşanmaz kılarsınız. Hükümete buradan uyarı uyarı diyoruz, hiç bir türlü uyandıramıyoruz uyuyanları. Hükümete buradan samimi bir Türk vatandaşı olarak sesleniyorum; zaten bu memleketin insanını yeteri kadar mağdur ettiniz, hiç olmazsa yaşayamaz hale getirmeyin diyorum.

Alınması icap eden tedbirlerin behemehal alınması da pek tabiidir ki gerekiyor ama bunların tamamının vatandaş için yapılması icap ediyor sevgili Osmanelililer. Kendini düşünenlerin oluşturduğu iktidarın millete faydası yok. Şimdi bu o kadar geldi, buraya gelinceye kadar da hep bu süreçle ilgili, açılımla ilgili, İmralı'daki cani başıyla ilgili, o cani başının değirmenine su taşıyanlarla ilgili konuştu durdu; "Acaba burada ne diyecek?" diye merak ediyorsunuz değil mi? Hiç merak etmeyin. Ben o işleri Ankara'da duyması gerekenlere söylüyorum. Benim Osmanelililere vereceğim bir vatan sevgisi dersi yoktur, bir millet sevgisi dersi yoktur, bir bayrak sevgisi dersi yoktur. Ben Osmanelililere anlatmaya değil onlardan dinlemeye geldim. Hem kuran hem yaşatan hem kurtaran Osmaneli'ne selam olsun. Bu inanç ve düşünceyle hepinizi en içten duygularımla, sevgilerimle, saygılarımla ve muhabbetlerimle selamlıyorum."