Şuurlu Öğretmenler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mustafa Yıldırım Belbağı şu ifadeleri kullandı;
"Manisa Turgutlu’da, Osmaniye’de okul önünde silahlı saldırı, Van’da silahla kız öğrenci okula geliyor: Okullar güvenli değilse eğitimden nasıl söz edeceğiz.
Başta Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lisenin önünde öğrencilerin bulunduğu sırada silahla ateş açılması ve öğrencilerin yaralanması, ardından Osmaniye ve Van’da yaşanan olaylarla artık sözün bittiği noktaya çoktan geldik.
Turgutlu İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde meydana gelen olayda silahla ateş açıldığı ve yaralanan öğrencilerin bulunduğu bildirilmektedir. Olayla ilgili soruşturma sürerken yaralı öğrencilerimize acil şifalar diliyor, öğrencilerimizin ailelerine, öğretmenlerimize ve eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Ardından Osmaniye Merkez Çardak Köyü Farabi Anadolu Lisesi bahçesinde bir öğretmen vuruluyor. Sonrasında Van’da bir kız öğrenci okula silahla geliyor. Daha önce Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul olaylarının ardından ciddi tedbirler alınmazsa bu olayların devam edeceğini, yetkililerin hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyeceklerini ancak ateşin düştüğü yeri yakacağını söylemiştim. Haklı çıkmak istemezdim ama maalesef haklı çıktım.
Ancak artık yalnızca “geçmiş olsun” demek yetmez.
Çünkü çocuklarımız okula can güvenliği endişesiyle değil, eğitim almak için gitmelidir.
Okul kapıları öğrenciler için korkunun, şiddetin ve silahın değil, ilmin, ahlakın, güvenin ve geleceğin kapısı olmalıdır.
Okul çevresinde güvenlik neden hâlâ sağlanamıyor.
Daha birkaç gün önce eğitim öğretim yılının güvenli ve huzurlu yürütülmesi amacıyla okul güvenliği başta olmak üzere çeşitli tedbirlerin ele alındığı toplantılar yapılmıştı.
Fakat bugün bir okulun önünde silahlar konuşuyorsa artık toplantıların ve kâğıt üzerindeki tedbirlerin ötesine geçmek zorundayız.
Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliği toplantı tutanaklarına bırakılamaz.
Okul güvenliği, olay olduktan sonra müdahale etmek değildir.
Okul güvenliği, olay gerçekleşmeden önce riskleri tespit etmektir. Okul çevresini kontrol altında tutmaktır. Okulların giriş ve çıkış güvenliğini sağlamaktır. Şiddet eğilimi taşıyan riskleri önceden fark etmektir. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini güçlendirmektir. Aile, okul, emniyet ve yerel yönetimler arasında gerçek anlamda koordinasyon kurmaktır.
Biz daha önce uyarmıştık.
ÖĞ-DER olarak uzun zamandır “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyoruz.
Çünkü eğitim yalnızca matematik, fizik, tarih ve yabancı dil öğretmek değildir.
Eğitim aynı zamanda insan yetiştirmektir.
Şiddeti normalleştiren, silahı güç ve itibar aracı hâline getiren, öfkeyi kontrol edemeyen, merhametten ve sorumluluk duygusundan uzaklaşan bir toplum yapısının okullara yansımaması düşünülemez.
Bugün okullarımızda yaşanan şiddet olaylarını yalnızca güvenlik kameralarıyla, polis tedbiriyle veya birkaç güvenlik görevlisiyle çözebileceğimizi düşünmek büyük bir yanılgıdır.
Güvenlik tedbiri şarttır ancak tek başına yeterli değildir.
Bunun yanında aileyi güçlendiren, öğretmeni itibarlı hâle getiren, öğrenciyi yalnız bırakmayan ve ahlaki ve manevi değerleri eğitimin merkezine alan kapsamlı bir eğitim politikasına ihtiyaç vardır.
Okullarımız kale gibi korunmalı, hapishaneye dönüştürülmemelidir.
Biz çocuklarımızın okula girerken korkuyla arandığı, okul çevresinin sürekli tehdit alanı olarak görüldüğü bir eğitim sistemi istemiyoruz.
Biz şiddetin kaynağını kurutacak bir eğitim anlayışı istiyoruz.
Çocuklarımızı korumak için gerekli güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Ancak asıl mesele, gençlerimizi şiddete yönelten sosyal, kültürel, ailevi ve eğitimsel sebeplerle samimi biçimde mücadele etmektir.
Şiddet içerikli dijital içerikler, kontrolsüz sosyal medya, zararlı yayınlar, aile yapısındaki zayıflama, madde bağımlılığı, akran zorbalığı ve okullarda disiplin mekanizmalarının etkisizleşmesi birlikte ele alınmalıdır.
Sorunun yalnızca sonucuyla değil, sebebiyle de mücadele edilmelidir.
Millî Eğitim Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na ve yerel yönetimlere çağrımızdır.
Okul çevrelerindeki güvenlik riskleri derhal yeniden değerlendirilmelidir.
Okul giriş ve çıkış saatlerinde güvenlik tedbirleri artırılmalıdır.
Okul çevrelerinde silah, uyuşturucu, madde bağımlılığı ve şiddet açısından risk oluşturan unsurlara karşı sürekli ve koordineli denetim yapılmalıdır.
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri güçlendirilmelidir.
Öğretmenin sınıf içindeki otoritesini ve eğitimdeki rehberlik rolünü zayıflatan uygulamalar yeniden gözden geçirilmelidir.
Şiddet olaylarının sebeplerini araştıracak, okul güvenliği ve gençlerde şiddet eğilimini bütün yönleriyle ele alacak kapsamlı bir çalışma yürütülmelidir.
Aile, okul, emniyet ve sosyal hizmet birimleri arasında kalıcı bir erken uyarı ve müdahale sistemi oluşturulmalıdır.
Suç işleyen veya suç işlemeye meyilli olan herkes hak ettiği cezayı almalıdır. Çocuk olması, iyi hâl indirimi uygulanması veya tutuksuz yargılanması gibi hususlara ilişkin yaptırımlar yeniden gözden geçirilmelidir. Toplumun içindeki çürük elmalar ayıklanmalıdır.
Ve en önemlisi, eğitim politikalarının merkezine yeniden “insan yetiştirme” hedefi konulmalıdır.
Çünkü ahlakı olmayan bilgi, merhameti olmayan güç ve sorumluluğu olmayan özgürlük topluma huzur getirmez.
Son söz olarak yine “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyor ve tekrar bu acıların yaşanmaması için Allah’a dua ve niyazda bulunuyorum."





