Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Başkanı Dr. Nazan Aksaray şu ifadeleri kullandı;

“2 yıl aslında bakılırsa çabuk geçti. Ülkemizin sağlık ortamının bu kadar kaotik olmasına rağmen çok çabuk geçti. Hele son 1 yıl nasıl geçti doğrusu anlamış değiliz. Bu dönemde seçili kurullarda görev yapan meslektaşlarımızın emekleri çok kıymetlidir. Aramızda Halil ağabeyimiz var, Halil Aydınlıoğlu. 16 yıl benim bildiğim onur kuruluna başkanlık yaptı, onur kurulunda görev aldı. Emeği çok çok kıymetlidir.

Tüm meslektaşlarımızın emekleri çok kıymetlidir. Komisyonlarda görev alan arkadaşlarımızın, aktivistlerimizin, olumlu olumsuz eleştirileriyle bizleri her zaman yanımızda olan, güçlü kılan tüm meslektaşlarımızın destekleri çok çok önemlidir. Onun için tüm meslektaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Avukatımız Ali Çuvalcı'ya, büro elemanımız Esra Armutlu'ya çok çok teşekkür ediyorum, emekleri çok kıymetlidir.

Sevgili meslektaşlarım, 25 yıllık AK Parti iktidarının ülkemizi getirip taşıdığı noktanın içerisinden geçiyoruz. Bunları tek tek özetlemeye hiç gerek olduğunu düşünmüyorum, hepimizin malumudur. Bunu her fırsatta zaten dile getiriyoruz. Sağlık alanında yaşattıklarının içinden geçiyoruz zaten. Tıp eğitiminden 1, 2, 3. basamakta, kamuda, özel sektörde büyük bir bozunma yaşattılar, yaşatıyorlar.

Artık son perdelerini görüyoruz bunun. Hekimlik değerlerini hiçe sayıyorlar; emeğimizi, bilimi hiçe sayıyorlar. Hastalarımızın haklarını hiçe sayıyorlar. Sağlıkta Dönüşüm dedikleri bir garabeti biliyorsunuz 25 yıl önce dayattılar bu ülkeye ve onun son perdelerini hep birlikte yaşıyoruz. Artık burada insanın, bizim emeğimizin, hastalarımızın haklarının hiçbir kıymeti yok. Bunu her fırsatta dile getiriyoruz.

Bu düzen aynı zamanda şiddet doğran bir düzendir. Liyakatsiz yöneticilere teslim ettikleri, onların mobbingi ve baskısı altında, şiddet endişesi ve fiilen de yaşadığımız şiddetle iç içe olduğumuz bir düzen yarattılar. Emekli hekimlerimiz zor durumdalar. Onları büyük bir çaresizlikle, dar ekonomik koşullarla baş başa bırakan bir düzenin içerisinde ayakta durmaya çalışıyorlar.

Toplumsal alanda ise yine çok büyük bir bozunmanın içerisinden geçiyoruz. Ülkemiz güvende değil. Hiç kimse kendini güvende ve güvencede hissetmiyor. Okullarımız güvende değil. Daha yakında yaşadığımız elim hadiseleri hepimiz büyük bir üzüntüyle izledik. Sağlık kurumlarımız güvende değil, sokaklarımız güvende değil.

Kadınlar, çocuklar, hayvanlar, doğa katlediliyor; iş cinayetleri her gün daha çok artıyor. Gençlerimizin geleceğe dair umutları yok maalesef. Büyük bir boşluk içindeler, hemen hepsinin ideali ülkeyi terk etmek ve kendilerine daha iyi koşullarda yaşam koşulları oluşturmak. Çevre katliamı dedim ama bu sadece bir çevre katliamı değil, ülkemiz gerçekten talan ediliyor. Dört bir yanı böyle ve bu aynı zamanda halk sağlığı kıyımıdır.
Şehrimizde de bu açıdan biliyorsunuz büyük bir mücadele veriyoruz. O mücadelenin içerisinde Eskişehir Bilecik Tabip Odası olarak bulunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu halk sağlığı yıkımı ile hep birlikte mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Barışı her fırsatta dile getiriyoruz. Coğrafyamız, yakın coğrafyamız bir savaş alanıdır. Filistin'de ve İran'da yakın coğrafyamızda yaşananlar hepimizi derinden üzüyor. Ülkemiz de bir savaş tehdidi altında ve bu duyguyu bize sürekli yaşatıyorlar. Bundan beslenen bir düzen içerisindeyiz maalesef. Göçler bu nedenle önemli bir sorun olarak hem de sağlık sorunu olarak yaşadığımız bir başka önemli noktadır.

Biz bu dönemde sağlık alanında yaşadığımız tüm sorunları yüksek sesle dile getirdik. Çözüm önerilerimizi dile getirdik. Basın her fırsatta her zaman yanımızda oldu, onlara tekrar çok teşekkür ediyorum. Meslektaşlarımızın her fırsatta yanlarında olmaya gayret ettik. Toplumsal sorunlar konusunda emeğin, adaletin, eşitliğin, laikliğin, özgürlüğün ve barışın gerekliliğini yine her fırsatta yüksek sesle dile getirdik. Bu mücadelelerin, toplumsal mücadelenin bazen lokomotifi bazen bileşeni olarak her zaman içinde bulunduk.
Başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu biliyoruz ve bunun ancak başka bir Türkiye'de mümkün olduğunu da biliyoruz. Bunu her fırsatta yüksek sesle dile getiriyoruz. Bunun için mücadele verdik, vermeye de devam edeceğiz."