Eskişehir Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyesi Nihat Çuhadar şu ifadeleri kullandı;
"Belediyemizin hazırladığı gelir-gider bütçelerini incelediğimiz zaman, şimdi arkadaşlar diyor ki; "Bütçeler denk olmayan bütçe geçerlilik arz etmez." diyor. Oysa bütçenin denk olduğu gösterdiği performans faaliyetleri ile ilgilidir. Demin Başkanım da söyledi; aşağı yukarı 127 performans programı var. Belediyemiz bunun 103 tanesini %100 ile yapmış, 16 tanesini %50 ile %99, 8 tanesini de %0 ile %50 arasında yapmış. Belediyemiz 2025 yılında 14.933.000 TL (kelimeleri yuvarlıyorum) ödenek ayırıyor; gerçekleşen gider 9.551.000.000 TL olmuştur. Gerçekleşme oranı %63'tür. Bütçemizin gelirleri tahmini 13.188.000.000 TL, gerçekleşen gelir 9.990.000.000 TL olmuştur. Bütçemiz 2025 yılında tahmin ettiği geliri 10.076.000.000 TL gelir tahakkuk yapmıştır ama bunun 9.990.000.000 TL'sini tahsil etmiştir. Tahsil oranı da %99,5 olmuştur.
Belediyemiz 2025 yılında 1.436.000.000 TL bir borçlanma yetkisi almış ancak 2025 yılında hayvan bakımevleri, depo giderleri, kırsal kentlerde yol bakım giderleri, otobüs alımı, bisiklet yolları ve SGK vergi borçları gibi ödemelerde belediyemiz 1.436.000.000 TL aldığı kredi borcuna karşılık 742.000.000 TL'lik bir kredi kullanmıştır. Sonuç olarak belediyemiz, arkadaşların dediği gibi değil, akıllı bütçe hazırlamışlardır. Bu hazırladıkları bütçe bir takım verilere dayanan; tamamen halkın menfaatine olan, halka katkı sunan, şehrimize katkı sunan, sanayici iş adamımıza katkı sunan bir bütçe hazırlamıştır. Bu bütçeyi hazırlayan arkadaşlara, çalışanlara hepsine teşekkür ediyorum.
Ancak bunları anlatırken biz de şeye bakmamız lazım; 31.12.2025 tarihi itibarıyla bugünkü hükümetin yaptığı bir bütçe faaliyet raporuna bakmamız lazım. Bu hükümet 23 yılda 3,5 trilyon lira vergi toplamış. 2002 yılında toplam 130 milyar dolar borç, 2025 yılında 500 milyar dolar olmuştur. Bu arada devletin elindeki değerli şirketleri; Tüpraş, Türk Telekom, Erdemir, Tekel, elektrik dağıtım, maden sahaları, orman alanları, yer altı ve yer üstü doğal gaz zenginlikleri yerli-yabancı şirket ortaklara özelleştirme adı altında satılmıştır. Bu özelleştirme kaleminden 75 milyar dolar toplandı. Bu denli yüksek kaynağa rağmen 2022-2025 yılında cari açık 900 milyar dolar oldu. 4 trilyon dolar ihracata karşılık 5,5 trilyon dolar ithalat yapıldı.
Türkiye yüksek faizle bulunan dış borçta büyümeye mahkum oldu. Türk liramız 23 yıllık dönemde 20 kat değerini yitirdi. Bu arada tam 4 kez ciddi ekonomik kriz ve kur şoku yaşadık. Büyüme devam etti ancak ekonomideki tutarsızlık, bilgisizlik, yoksulluk sayısı arttı; zenginle yoksul arasındaki uçurum arttı. Ülkemizde toplam milli gelirin %65'ini elinde tutan, uzun dönemde "Devletimiz işimize karışmasın.", "Şok kriz döneminde devlet bizi desteklesin." diyerek bağırarak sermaye pastasını hükümetin sevdiği birçok ihalelerden, vergilerden, aflardan muaf tuttuğu zengin zümresine aktardı.
Memur sayısı 2002'de 2 milyon iken 2025 yılında 5 milyona çıktı. Türkiye'de devlet koltuklarına partili adam yerleştirme, mülakat rezaleti yaşandı. Cumhuriyetimiz, Türkiye armağanı fırsat eşitliğini ortadan kaldırdı. Halkın önüne sandık geldiğinde aday olacağını açıklayan; "Halk, iş, umut, hak, hukuk, adalet sağlayacağım." diyen Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu haksız yere hapse gönderildi. Bu düzeni hazırlayan Başsavcı, Adalet Bakanı oldu.
2002'den 2025'e kadar toplanan vergi, dış borçlanma geliri, özelleştirmenin gelirleri nereye gitti? Araştırırsak her şey ortada: Otoyollar, köprüler, havalimanları, şehir hastaneleri, hızlı tren hatları, toplu konutlar, külliye sarayı, çok görkemli, pahalı cemaati olmayan camiler... Bu yatırımlar çok güzel ancak Türkiye'mizin geleceğine dönük büyük döviz yüklü, borç ile yap-işlet-devret modeliyle ekonomimizi çıkmaza soktu. Doğan çocuklarımızın bile geleceğini kararttı. Bu yatırımlar Türkiye'mizi 800 milyar dolar faiz yükü altına soktu. Bu yatırımlar çiftçinin tarlasında, işçinin fabrikasında, esnafın tezgahında, memurun maaşında, emeklinin bütçesinde, ev kadının mutfağında verimlilik artışıyla buluşturulamadı.
2026'ya girdiğimizde halk yoksulluk, fakirlik yaşayarak mevcut iktidardan umudunu kesti. Ekonomi çöktü; hak, hukuk, adalet güveni bitti. Fakirlik, yoksulluk hat safhaya çıktı. Ben sözümü tamamlarken son olarak AK Parti'nin 2003-2009 yılları arasında ikinci dönem Milli Eğitim Bakanlığını yapan Hüseyin Çelik'in iki gün önce Ankara'da Demokrasi Platformu'nda açıkladığı sözlerle sonlandırmak istiyorum: "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Türkiye şahlanacak diyordu, şahlandı mı?" Bunu Hüseyin Çelik söylüyor. "Ekonomi kanatlanıp uçacak diyordu, uçtu mu? Enflasyon ve işsizlik önlenecek diyordu, önlendi mi? Yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar bitecek diyordu, bitti mi?" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye'nin felaketi olduğunu söyleyerek sözlerini bitirdi. Ben de sözlerimi bitiriyorum, hepinize saygılar."