4-1'lik İtalya mağlubiyeti sonrasında konuşan Nihat Kahveci şu ifadeleri kullandı;
"Gerçekten söylüyorum, biz Kosova’da kaldık. Son maçta Kosova’yı 1-0 yendik. O gün çok iyi oynamadık ama şartlara uygun şekilde kazanıp Dünya Kupası’na gitmemiz gerekiyordu. Kazandık ve çok sevindik. Burada yayını yaptık. Fakat sanki her şey orada kaldı. Federasyon başkanı, yöneticiler, Montella ve oyuncuların birçoğu hâlâ Kosova’da kalmış gibi.
Çünkü Kosova maçından bu yana keyifli bir karşılaşma izlemiyoruz. Avustralya, Paraguay derken Amerika’yı yendik. Ancak Amerika bir sonraki turu düşünerek yedi oyuncu değiştirmişti. Ardından Fransa maçına çıktık. Orada iyi koştuk, mücadele ettik. Bu maçtan önce de şunu söyledim: Mücadele bu seviyelerde önemli ama kazanmamız gereken maçlarda bunun yanına kaliteyi de koymamız gerekiyor.
Peki kalite nerede?
Arda Güler ön tarafta tek başına çırpınıyor. Arda’dan ne bekliyoruz? Çalım atsın, pas versin, koşsun, Donnarumma’yı geçsin, gol atsın, kenara insin, orta yapsın, ardından ceza sahasına koşup kafayla bir gol daha mı atsın? Çocuk daha ne yapsın? Özellikle ikinci yarıda ön tarafta hareketlenmeye çalışan isim Arda Güler’di.
Maç öncesinde “Golü kim atar?” diye sordular. “Barış Alper Yılmaz atar” dedim. Attı da ama kendini de attırdı.
Şimdi bu maça nereden bakacağız? Tribün bugün gereken tepkiyi gösterdi. “Başkan istifa” ve “Montella istifa” sesleri yükseldi. Biz Dünya Kupası’nın son yayınında, Amerika maçından sonra da benzer şeyleri söyledik. Bugün burada tekrar söylesem ne değişecek? Bizde aynaya bakıp özeleştiri yapma anlayışı yok. Taraftar suçlu, medya suçlu, oyuncuları ağır eleştirenler suçlu.
Ben de diyorum ki siz Kosova’da kaldınız.
Milli takımın şu anki durumunun özeti bu. Eğer Kosova’da kaldıysak gerekli değişiklikleri artık yapmamız gerekiyor. Bugün çok iyi bir atmosfer vardı. Yağmur yağıyordu ama kimse bana “Zemin kötüydü, saha ağırdı” demesin. Aynı zeminde İtalya da oynadı.
Türkiye A Milli Futbol Takımı kötüydü, ağırdı. Bu maçta en azından koşmamız gerekiyordu. Biz mücadeleye kalite eklemeyi beklerken maçın başında ikisini de kaybettik.
Yediğimiz gollerin hemen hepsinde hata vardı. Biri topu ıskalıyor, biri elinden kaçırıyor, biri kaptırıyor, biri ne yaptığını bilmiyor. Bu seviyelerde böyle nasıl oynayacağız? Kesinlikle kazanmamız gereken bir maçta bu kadar kötü oynuyorsak Fransa, Belçika ve İtalya deplasmanlarında ne yapacağız?
Bugünkü oyundan sonraki maçlar için neyi alıp umutlanacağız? Sahaya yedi tane Arda Güler mi koyacağız?
Orkun Kökçü’nün mazereti var, devre arasında çıktı. Salih Özcan yorgundu ve çok koştu. Fakat orta saha tamamen boş kaldı. Hatlar arasında büyük mesafeler oluştu. İtalyan oyuncular bu alanları çok rahat kullandı.
Esposito sanki Ronaldo, Raspadori Messi, Frattesi Fabregas, Tonali Xavi, Fagioli Iniesta gibi oynadı. Kayode ise ilk A Milli maçında Thuram ile Cafu karışımı bir görüntü verdi. Bastoni’yi Piqué, Ruggeri’yi Roberto Carlos gibi gösterdik.
Biz bu kadar kötü bir takım değiliz.
Maç öncesinde neden favori olduğumuzu konuşuyorduk. İtalya uzun süredir Dünya Kupası konusunda istediği sonuçları alamıyor, ciddi bir rotasyonla geliyor, birçok oyuncusunu getirmemiş ve kendi taraftarından da tepki görüyor. Böyle bir İtalya karşısında daha uygun bir zaman bulabilir miydik?
Bunun karşılığı böyle olmamalıydı.
Oyuncular birbirlerine birkaç metrelik pasları bile veremedi. Orkun Kökçü topu alıyor, Salih Özcan’a aktaramıyor. Oğuz Aydın özellikle ilk yarıda etkisiz kaldı. Arda Güler bile maça kötü başladı ancak ikinci yarıda toparlandı.
Can Uzun için maç öncesinde “Bu fırsatları değerlendirmeli” demiştim. Biz burada neden oynamadığını tartışıyoruz. Fakat böyle bir performanstan sonra bir sonraki maçta onu ilk 11’e nasıl yazacağız?
Merih Demiral geriye gitmiş. Ozan Kabak konusunda ise daha önce “Sol stoperde değil, sağda oynasın” demiştik. Yine solda oynadı. İlk yarıda Eren Elmalı’nın tarafında Kayode iki kez bomboş kaldı.
Altay Bayındır için de daha önce iyi oynadığı maçları hatırlatarak aynı performansı beklediğimizi söylemiştik. Fakat bu maçta ayağını da elini de istediğimiz şekilde kullanamadı. Tribünlerden tepki gördü.
İkinci yarıda Arda Güler’in çabası dışında genel görüntü çok kötüydü.
Zemin kötüyse İtalyanlar o zeminde nasıl pas yaptı? Nasıl bu kadar rahat oynadı? İtalya zaman zaman Barcelona gibi pas yaptı. Biz ise oyunun içinde kilitlendik.
Daha 10-15. dakikalarda takımın kilitlendiğini söyledik. Maç öncesinde de “En kötü senaryo ilk golü yememek” demiştik. Çünkü bu takım son dönemde geriye dönüş konusunda bize güçlü bir sinyal vermemişti.
Fakat bu kadarı da beklenmiyordu.
Üç gün sonra bir maç daha var. Maç sonunda teknik direktörün açıklamalarını merak ediyorum. Daha önce şut istatistikleri üzerinden değerlendirmeler yapılıyordu. Bugün o istatistikleri de konuşamayız. İlk yarıda 0,09 gol beklentisiyle oynadık. Bu seviyede böyle bir rakam kabul edilebilir değil.
Maçın 9. dakikasında bile İtalya yürüye yürüye geliyordu. Adeta “Gol atacağım” diye haber veriyordu. Buna rağmen ne baskı yapabildik ne de topu aldığımızda yanımızdaki arkadaşımıza verebildik.
Son dönemlerde bu kadar kötü bir milli takım performansı hatırlamıyorum.
Kayode sağ bek olmasına rağmen ceza sahamıza çok rahat geldi. Altay Bayındır’ın müdahalesinden dönen toplarda İtalya yeniden pozisyon buldu. İkinci yarıya Barış Alper Yılmaz’ın golüyle başladık. Abdülkerim Bardakcı’nın uzun topunun ardından Oğuz Aydın güzel bir pas verdi ve Barış Alper Yılmaz golü attı.
“Acaba geri döner miyiz?” diye düşündük.
Ancak hemen ardından İtalya yeniden etkili oldu. Tonali’nin vuruşu direkten döndü, Esposito pozisyonu kafayla tamamladı. Ardından İtalya gelmeye devam etti. Biz ise oyuna yeniden ortak olamadık.
Bir ara 3-2’yi bulabilir miyiz diye düşünürken dördüncü gol geldi. Böyle bir tabloda maçı nasıl çevireceksiniz, sonraki dakikalar için nasıl umutlanacaksınız?
Takım sanki ilk kez birlikte oynuyordu. Kötü oynayabilirsiniz ama iki metre yanınızdaki arkadaşınıza pas verirken topu taca atamazsınız.
Orta saha tamamen boş kaldı. Salih Özcan’ın yorgunluğunu anlayabilirim. Beşiktaş’ta 97 dakika boyunca mücadele etti, Fransa maçında da çok koştu. Bunun bedelini bu karşılaşmada ödedi.
Biz Fransa maçından sonra bu oyuna biraz daha kalite eklenmesi gerektiğini söylemiştik. Çünkü İtalya eksik geliyordu. Buna rağmen ilk yarıda Oğuz Aydın oyunda yoktu. Donnarumma’yı neredeyse görmedik.
Can Uzun’a da tekrar dönmek gerekiyor. Burası milli takım. Burada fırsatlar çok hızlı gelir ama krediler de hızlı tükenir. Bir oyuncudan beklentimiz varsa bunu boşuna söylemiyoruz. Aslında ondan yapabileceği şeyleri bekliyoruz.
Takım gol yedikten sonra tamamen koptu. Kötü koştuk, kötü oynadık. Adeta kaplumbağa gibiydik. Kimse saha ağırdı demesin çünkü aynı saha İtalya için de ağırdı. Hatta sahanın ağırlığı belki bizim lehimizeydi. Buna rağmen İtalya rahat şekilde futbol oynadı.
Bu takım böyle bir zeminde bunu yapıyorsa daha iyi bir sahada neler yapabileceğini düşünmek gerekiyor.
Biz bu oyunla Belçika karşısında ne yapacağız?
Maç öncesinde şartlara baktığımızda İtalya karşısında avantajlı olduğumuzu düşünüyorduk. Ancak karşımızdaki takımın dört Dünya Kupası kazanmış İtalya olduğunu da unutmamak gerekiyordu. Benim en büyük çekincem, oyuncuların da maç öncesindeki favori söylemine inanmasıydı.
Savunmada beşli düzene geçtiğimiz anlarda bile Kayode sürekli boş kaldı. Maça dörtlü savunmayla başladık. Salih Özcan ve Orkun Kökçü orta sahadaydı. Önlerinde Oğuz Aydın ve Can Uzun, daha ileride Arda Güler ile Barış Alper Yılmaz vardı. Kağıt üzerinde 4-4-2 gibi durabilirsiniz ancak oyuncular aynı çizgide kalınca rakibin tek pasıyla dört, bazen altı oyuncu birden oyundan düşüyor.
Hatlar arasındaki mesafe çok büyüktü. Salih Özcan ve Orkun Kökçü ile savunma hattının arasında geniş boşluklar vardı. Esposito bu alanlarda rahatça top aldı ve dağıttı. Raspadori de boşluklara çok iyi girdi. Raspadori gerçekten çok iyi bir maç oynadı.
“İtalya bitmiş” deniyordu.
Biz İtalya’yı yeniden canlandırdık.
Bu kadarını beklemiyordum. Fatih Terim Hoca’ya maçla ilgili soru sorulduğunda doğru şekilde “Hiçbir maç oynanmadan kaybedilmez” dedi. Önümüzde dört maç daha var. Dört maç, 12 puan demek. Ama bu oyun değişmeden o maçlardan puan çıkarmak çok zor."





