Önümüzdeki günlerde Eskişehir Valisi olarak göreve başlayacak olan Vali Dr. Erdinç Yılmaz Osmaniye'ye veda etti.
Düzenlenen programda konuşan Erdinç Yılmaz şu ifadeleri kullandı;
"Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya'nın takdir ve tensipleriyle Eskişehir Valisi olarak atanmış bulunmaktayım. Bu güvene layık görülmenin onurunu taşırken şehitler diyarı Osmaniye'mizden ayrılmak, insanın bir parçasını burada bırakması gibiymiş. Gönlümün bir yarısını bu sıcak topraklarda bırakıp gidiyorum. Burada sizlere veda etmenin kolay olmadığını, yüreğimdeki burukluğun kelimelere sığmayacak kadar ağır hüznünü tüm benliğimde hissediyorum. Çünkü Osmaniye'miz benim için sadece görev yaptığım bir şehir değil; evim oldu, yuvam oldu, gönlümün bir parçası oldu. Şehitler diyarı olarak kalbimizde müstesna bir yere sahip olan, ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz, acısını ve sevincini paylaştığımız güzel Osmaniye'mize veda etmenin vakti geldi. Kalpten kopup gelen, insanın boğazını düğümleyen bir vedadır bu. Çünkü Osmaniye'mize veda etmek bir şehre değil, bir aileye, bir yuvaya veda etmektir.
Görevler gelir geçer, makamlar emanettir; ancak gönüllerde kurulan köprüler bakidir. Devletimizin çeşitli ilçelerinde kaymakamlık görevi yaptıktan sonra valilik görevini ilk kez üstlendiğim Osmaniye'miz, meslek hayatımda olduğu kadar hayat yolculuğumda da müstesna bir yere sahip oldu. Bu şehir bana yalnızca bir görev değil, bir sorumluluk, bir emanet ve en önemlisi güçlü bir gönül bağı verdi. İnsanlığı, vefayı ve kardeşliği yüreğime nakşetti. Yaklaşık 6 yıl boyunca büyük bir onurla hizmet ettiğim, gönlümde derin izler bırakan şehitler diyarı Osmaniye'mize veda etmenin hem hüznünü hem de tarifsiz gururunu aynı anda yaşıyorum.
Görev sürem boyunca tek bir düsturla hareket ettim: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." Kapımızı da gönlümüzü de her bir vatandaşımıza sonuna kadar açtık. Kapımızı çalan her vatandaşımızın derdini dinlemeye çalıştım. Sokak sokak, hane hane gezerken sadece bir vali olarak değil; bir kardeşiniz, bir evladınız olarak aranızda olmaya gayret ettim. Asayişten eğitime, tarımdan sosyal hizmetlere, altyapıdan kültür ve sanata kadar her alanda Osmaniye'mizin yarınları için omuz omuza çalıştık. Bu başarıların tamamı sizlerin desteği, kurumlarımızın fedakârlığı ve ortak aklın bereketiyle mümkün oldu. Hizmet aşkıyla çalıştık. Eğitimden sağlığa, spordan sanayiye kadar bu şehre bir çivi daha fazla çakabilmek için tüm mesai arkadaşlarımla gece gündüz demeden gayret gösterdik. Osmaniye'mizi hak ettiği yere taşımaya çalıştık.
Şehitlerimizin emanetine sahip çıkan bu aziz şehirde devletimizin gücünü milletimizin merhametiyle buluşturma gayreti içinde olduk. Devleti ulaşılabilir, şefkatli ve adil yüzüyle temsil etmeye gayret ettik. Devlet uzağımızda değil, yanımızda dedirtebildiysek ne mutlu bana. Eğer bir gönüle dokunabildiysek, bir yaraya merhem olabildiysek kendimizi bahtiyar sayarım. Esnafımızın "Bereketli olsun" duasında, bir garibanın "Allah razı olsun" sözünde, çiftçimizin nasırlı ellerinde, bir yaşlı büyüğümüzün duasında, gençlerimizin parlayan gözlerinde ve en önemlisi aziz şehitlerimizin bize emaneti olan o mübarek ailelerimizin dualarında yer bulmaya çalıştık.
Yaklaşık 6 yıl boyunca bu şehirde sadece görev yapmadım; bu şehirde yaşadım, sizlerle güldüm, sizlerle ağladım. Bu topraklarda sizlerle birlikte nefes aldım, aynı sokaklarda yürüdük, aynı sofralara oturduk, aynı dualara amin dedik. Düğünlerde mutluluğunuza, cenazelerde hüznünüze ortak olmaya çalıştım. Çünkü ben sizleri kendimden ayrı görmedim. Evladını toprağa veren annelerin gözyaşı da evladını askere gönderen babaların gururu da benim yüreğimde hep yer etti.
Depremde, afette, en zor günlerde nasıl tek yürek olduğumuzu, herkesin birbirine nasıl sarıldığını gördüm. Kimsenin "Ben" demediği, herkesin "Biz" dediği bir şehir gördüm. Deprem enkazlarının başında, soğuk gecelerde ateş başında bekleyen vatandaşlarımızla omuz omuza vererek kenetlendik. Gözyaşlarımızı birlikte sildik, umudumuzu birlikte yeşerttik. Asrın felaketinde yaralarımızı el ele vererek birlikte sardık. En zor günlerde Osmaniye'mizin o vakur duruşu, o asil sabrı hafızama silinmeyecek şekilde kazındı. Yangında, selde, depremde; acının en ağır zamanlarında sergilediğimiz dimdik duruş benim için her zaman bir gurur vesilesi olacaktır.
Bizler için geriye kalan en kıymetli miras kurulan dostluklar, sıkılan eller, edinilen dualar ve gönülde bırakılan izlerdir. Allah'a hamdolsun ki bu güzel şehirde güzel insanlarla yürümek nasip oldu. Bu şehirde çok güzel insanlar tanıdım. Samimi bir selamı, içten bir tebessümü, karşılıksız bir duayı hayatım boyunca unutmayacağım. Ben buraya bir vali olarak geldim ama siz beni bir evladınız gibi bağrınıza bastınız. Şahsıma gösterdiğiniz samimi ilgi, destek ve hoşgörü ömrüm boyunca kalbimde taşıyacağım en kıymetli hatıralar arasında yer alacaktır. Bu şehirde kurulan dostluklar, paylaşılan sofralar ve edinilen dualar meslek hayatımın en değerli hazineleridir.
Bu onurlu görevi yürütürken desteklerini esirgemeyen, bizlere bu hizmet yolunu açan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a; destekleriyle her zaman güç veren İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya'ya sonsuz şükranlarımı arz ediyorum. Hizmet ettiğim süre boyunca desteğini bir an olsun esirgemeyen, atamalarımızda gösterdiği yakın ilgi, samimiyet ve teveccühe yolumuzu açan, her daim bize güç ve cesaret vererek yanımızda duran, varlığıyla onurlandığımız yiğitler şehri Osmaniye'mizin gururu, çok kıymetli büyüğümüz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'ye derin vefa duygularımla birlikte sonsuz şükranlarımı ve en derin hürmetlerimi arz ederim. Uyum içerisinde çalıştığımız tüm milletvekillerimize, ilçe kaymakamlarımıza, belediye başkanlarımıza, tüm mesai arkadaşlarıma, kurum amirlerimize, emniyet ve jandarmamızın fedakâr evlatlarına, yerel yönetimlerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Ama en büyük teşekkürü bana güvenen, beni bağrına basan siz güzel Osmaniyeli hemşehrilerime ediyorum."





