Eskişehir'de konuşan Petrol İş Sendikası Genel Başkanı Süleyman Akyüz şu ifadeleri kullandı;
"Eskişehir aslında bir işçi ve emek havzasıdır. Biz Petrol-İş Sendikası olarak 1968 ve 1988 yılları arasında şubemizin olduğu bir yerde; aktif olarak, etkili ve üyelerimizin olduğu bir sendikal faaliyeti yürüttüğümüz bir yerdeydik. Maalesef sonrasında özelleştirmelerden dolayı, işçilerin sendikadan ayrılması ve şirketin başka yerlere satılması nedeniyle tabii Petrol-İş Sendikası olarak iş kolu olarak Eskişehir'de değiliz.
Örgütlenme çok önemlidir. Sendikal hareketin bütün dünyada aslında çok küçük de olsa bu son zamanlardaki krizler ve savaşlar yüzünden ivme kaybettiğini görüyoruz. Ama biz bunları örgütlenme kampanyalarıyla ve toplu sözleşme düzenlerimizle birlikte yürütmeye ve geliştirmeye çalışıyoruz. O yüzden bugün Eskişehir Üniversitemizin daveti üzerine Eskişehir'e geldik. Umuyorum genç arkadaşlarımızla, öğrencilerimizle ve geleceğimizin teminatı olan bu gençlerle; yarının belki işçisi, belki işvereni, belki de yöneticisi olacak bu gençlerle birlikte aslında bir tecrübeyi, bir birikimi, bir deneyimi paylaşacağız. Gelecekte de herkese lazım olacak sendikal ve endüstriyel ilişkiler, iş ilişkileri noktasında bilgi alışverişi yaparak tecrübelerimizi aktaracağız. Umuyorum arkadaşlarımızın da sorularıyla karşılaşırsak cevaplarını da vermiş olacağız.
Türkiye'de örgütlenme oranları maalesef son istatistiklere göre biraz düştü. Nüfus artıyor, çalışan artıyor ama çalışan nüfusun düştüğünü son istatistikler gösteriyor. İlginç bir durumdur. Ülke nüfusu artıyor, iş yerleri artıyor deniliyor ama çalışan nüfus düşüyor. Tabii burada ters bir orantı, bir tezat vardır. Bu da Türkiye'de kayıt dışılığın arttığını gösteriyor ve Türkiye'de bugün kayıt dışılık oranı %25'leri bulmuştur. Bu oran hem ülkemizin aleyhine hem çalışanlarımızın aleyhine hem de örgütlü iş yerlerimizin aleyhinde olan bir durumdur; çünkü bütün dengeleri bozuyor. O yüzden olması gereken, yapılması gerekenler; dünyada bu işler nasıl yürüyor, dünyadaki sendikal ilişkiler ve iş ilişkileri, endüstriyel ilişkiler, sınıf bilinci ne durumdadır gibi konuları ele alacağız. Bütün bunları uluslararası toplantılardan da aldığımız deneyimlerimizle arkadaşlarımızla paylaşacağız ve umuyorum katkısı olacaktır. Ben Eskişehir'de çok dinamik ve Türkiye'nin en akıllı şehri ile beraberim. Dünyada da sıralamaya baktım dün, biliyor musunuz, 15. sıradadır. Dolayısıyla böylesi bir şehirde böylesi bir kitleyle birlikte olmak ve onlara bir şeyler katabilmeyi başarırsak bunu gençlerle beraber genç olarak yapacağız. O yüzden bu katkıları sunarak üniversite öğrencilerimize katkısı olacağını umuyorum. Sizin kanalınızla da bizi diğer kitleler duymuş olacak. Emek ve emekten yana olan bütün insanları buradan saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'de sendikalaşma oranı %14'tür. Belirli iş kollarında belki biraz farklı gözükebilir ancak burada düşük olduğunu, %10'un altında olduğunu biliyorum, daha da düşük olabilir. O yüzden böylesi bir üniversite şehri, bilim şehri ve dediğimiz gibi Türkiye'nin en akıllı, dünyanın 15. akıllı şehri ise o zaman bu işin ne kadar gerekli olduğunu ve ne kadar ihtiyaç olduğunu da bilerek, o bilinçle hareket edip Eskişehir'in çehresini ve yüzünü de değiştirip eski haline ve eski güçlü durumuna getirmek lazımdır.
Tabii ki şimdi memur sendikalarıyla işçi sendikaları arasında büyük fark vardır. Konfederasyonlar arasında fark vardır; konfederasyonlar içerisindeki federasyonlarda da iş kolu iş kolu farklılık vardır. Dolayısıyla her iş yerinin kendine özgü nasıl özellikleri, koşul ve şartları varsa sendikaların da ona göre bir durumu vardır. Bir de tabii sınıf bilinci gitgide düşüyor. Bu sınıf bilinci düştükçe de ona göre mücadele, ona göre bir dayanışma örneği gösteriliyor mu gösterilmiyor mu noktasında şüphelerimiz var. Eğer siz sendikal varlık sebebinizi işverene ya da yerel yönetim veya merkezi yönetimlere bağlarsanız orada sendikal faaliyetiniz olmaz; sadece normal bir sendika yürütürsünüz, başka bir şey değil. O yüzden bazı sözleşmeleri siz de görüyorsunuz, hiçbir hükmü yok, hiçbir konuşma şeyi yok. Onun ötesinde tabii grev yasağı, grev yasağı kapsamında olan yerler var ama ona rağmen mücadele edilecek ve yapılacak çok iş vardır. Milyonlarca memurumuz, milyonlarca çalışanımız var. Bunları bir ortak paydada ve ortak değerlerde buluşturup ortak bir mücadele verirseniz birçok şeyin değişeceğini görürsünüz.
1 Mayıs tabii işçilerin birlik, mücadele, dayanışma günü ve dünyada tek olarak bütün milletlerin kutladığı bir gündür. Bunun içerisinde hem dram var, hem mutluluk var, hem bilinç var, hem hareket var, hem dayanışma var, hepsi var. Dolayısıyla Türkiye'de de birlik, mücadele, dayanışma diyoruz ama bunu bir türlü Türkiye'de beceremedik, becerilmedi. Bir dönem Emek Platformu devam etti ve güzel 1 Mayısları birlikte kutlamaya çalıştı ama onu dağıttılar. Ondan sonra işçi sendikaları birlikte 1 Mayıs kutlamaya devam ettiler, onları da böldüler. Şimdi kendilerini birbirinden kilometrelerce uzakta 1 Mayıslar kutlanıyor.
Şimdi bu son biz Türk-İş olarak Türk-İş Başkanlar Kurulunda geçen haftalar aldığımız kararla büyükşehirlerde 1 Mayısların mutlak suretle her şehirde, bölgelerde kutlanması gerektiğini ve bu bilinci çalışanlarımıza ve bölgemize ve yerel insanımıza tanıtmamız gerektiğini düşündük. O yüzden Ankara'da sanıyorum üç işçi konfederasyonu birlikte kutlayacaklar. İstanbul'da da yine aynısı hemen hemen olacak ama diğer illerde bölgesel olarak bazılarında sendikalar birlikleri var, kutlanacak. Ama Türk-İş merkezli olarak farklı mesajlar da verme adına Edirne'de kutlayacak. O yüzden diğer konfederasyonlar da farklı bölgelerde, daha henüz açıklamaları yok.
İşçi sınıfı bütün şehirlerde bunu kutlaması gerektiğini, verilmesi gereken mesajların verilmesini çünkü sorunlarımız ortak, dertlerimiz ortak, ülke gündemimiz ortak, işçi sınıfının gündemi ortak; bu gündem doğrultusunda ortak kararlar vermelidir. Diğer yanıyla asgari ücrette bu ara dönemde bir şeyler yapılabilir mi, bir şeyler söyleniyor ama Maliye baktığında kesinlikle böyle bir şeylerin olmayacağı söyleniyor. Ama asgari ücretle diğer ücretler arasında veya kayıt dışılık arasında makas gitgide açılıyor. Mutlak surette burada dokunulmalı, bir şeyler yapılmalı ve bu ücret dengesizliği ortadan kaldırılmalıdır. Ama buraya zam yapılırken, burada bir zam yapılırken eğer siz kayıt dışılığını artıracaksanız onun da bir önemi yok; o yüzden burada da yönetenler çok dikkatli olmalıdır diye düşünüyorum."





