Ancak gün boyu süren açlığın ardından iftar sofrasına oturduğumuzda, iyi niyetlerimiz çoğu zaman yerini aceleci ve kontrolsüz tercihlere bırakabiliyor. Peki iftarda en sık yapılan beslenme hataları neler?
İlk ve belki de en büyük hata, orucu çok hızlı açmak. Uzun süre boş kalan mideye bir anda ağır ve fazla miktarda yemek göndermek; şişkinlik, mide yanması ve halsizlikle sonuçlanabiliyor. Oysa iftara bir bardak su ve 1–2 adet hurma ile başlayıp birkaç dakika beklemek, sindirim sistemine nazik bir geçiş sağlar.
Bir diğer önemli hata, iftar sofralarında proteine yeterince yer vermemek. Oysa protein; uzun süre tok kalmayı sağlar, kas kaybını önler ve kan şekerinin daha dengeli yükselmesine yardımcı olur. İftarda mutlaka yumurta, yoğurt, kefir, peynir, kuru baklagiller, balık, tavuk ya da et gibi kaliteli protein kaynaklarına yer verilmelidir. Sadece çorba ve pilav ağırlıklı bir iftar, kısa sürede yeniden acıkmaya neden olur.
Sık yapılan hatalardan biri de çorbayı ana öğün gibi görmek. Çorba çok değerlidir ancak tek başına yeterli değildir. Ardından gelen ana yemekte porsiyon kontrolü yapılmadığında, “nasıl olsa hafif başladım” düşüncesiyle farkında olmadan fazla yemek tüketilebilir.
İftarda kızartmalar ve aşırı yağlı yiyecekler de mideyi zorlayan tercihler arasındadır. Börekler ve hamur işleri sofrada cazip görünse de, sindirimi zorlaştırır. Bunun yerine fırında, ızgara ya da haşlama yöntemleri tercih edilmelidir.
Ayrıca sebze ve lif tüketiminin yetersiz kalması da önemli bir eksikliktir. Salata ve zeytinyağlı sebzeler hem sindirimi destekler hem de proteinle birlikte tüketildiğinde daha dengeli bir öğün oluşturur.
Son olarak, iftardan hemen sonra tatlıya yönelmek yerine biraz zaman tanımak gerekir. Şerbetli tatlılar yerine meyve ya da sütlü tatlılar daha doğru tercihlerdir.
Ramazan, bedenimize kızmak değil; onu anlamak ve şefkatle yaklaşmak için bir fırsattır. Dengeli bir iftar sofrası, bu ayı hem ruhen hem bedenen daha sağlıklı geçirmemizi sağlar.