Sahur yaptığımızda vücut, uzun saatler sürecek oruç için gerekli enerji ve besin depolarını daha dengeli kullanır. Sahur atlandığında ise vücut kendini “kıtlık” moduna alır. Bu da kan şekerinin daha hızlı düşmesine, gün içinde halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu ve ani acıkma ataklarına yol açar.
Ayrıca sahur, kas kaybını önlemek açısından da çok önemlidir. Uzun süre aç kalan ve sahur yapmayan bireylerde vücut enerjiyi yağdan değil, kas dokusundan karşılamaya daha yatkındır. Bu da metabolizmanın yavaşlaması anlamına gelir.
Peki sahur atlamak kilo verdirir mi? Kısa ve net cevap: Hayır, kalıcı ve sağlıklı bir kilo kaybı sağlamaz.
Sahur atlandığında gün içinde daha az yemek yendiği düşünülse de, iftarda kontrolsüz ve hızlı yeme eğilimi artar. Bu durum çoğu zaman farkında olmadan daha fazla kalori alınmasına neden olur. Ayrıca düzensiz açlık, vücudun yağ depolamaya daha istekli hale gelmesine yol açar.
Sahur yapan kişilerde ise gün içindeki açlık daha kontrollü seyreder, iftarda porsiyon kontrolü daha kolay olur ve kan şekeri dengesi korunur. Bu da Ramazan boyunca kilo kontrolünü çok daha mümkün kılar.
Sahur atlamak bir “zayıflama yöntemi” değil, tam tersine metabolizmayı zorlayan bir alışkanlıktır. Doğru planlanmış bir sahur; tok tutan, protein ve lif içeren besinlerle hazırlandığında hem sağlığı korur hem de Ramazan’ı daha enerjik ve dengeli geçirmeyi sağlar.
Ramazan’da amaç bedeni cezalandırmak değil, ona iyi bakmayı öğrenmektir.