<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Gazete26 Gzt26</title>
    <link>https://www.gzt26.com</link>
    <description>Eskişehirspor haberleri, Eskişehirspor son dakika, Eskişehirspor transfer haberleri, Eskişehir haberleri, Eskişehir son dakika haberleri, Eskişehir gündemi, Eskişehir'de bugün, Eskişehir hava durumu, Eskişehir nöbetçi eczaneler, Eskişehir elektrik kesintileri, Eskişehir spor haberleri, Eskişehir amatör spor haberleri, Eskişehir magazin haberleri, Eskişehir yaşam haberleri, Eskişehir ekonomi haberleri, Eskişehir siyaset haberleri, Eskişehir yerel haberleri, Eskişehir trafik durumu, Eskişehir etkinlikleri, Eskişehir'den haberler, Gazete26, Gazete 26, GZT26</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gzt26.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 21 Jun 2026 01:44:54 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başarılı defans oyuncusu Eskişehirspor'a veda etti]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/basarili-defans-oyuncusu-eskisehirspora-veda-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/basarili-defans-oyuncusu-eskisehirspora-veda-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçtiğimiz sezon Eskişehirspor forması giyen tecrübeli savunma oyuncusu Deniz Keskin, yayımladığı mesajla kulübe veda etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Geçtiğimiz sezon Eskişehirspor'da forma giyen 34 yaşındaki defans oyuncusu Deniz Keskin kulübe veda ettiğini açıkladı.</p>

<p>Bir açıklama yapan Deniz Keskin şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Bugün, büyük bir gururla formasını taşıdığım Eskişehirspor'a veda ediyorum. Bu kulüpte geçirdiğim süre boyunca sadece futbol oynamadım; dostluklar kazandım, tecrübeler edindim ve unutulmaz anılar biriktirdim. Sahada terimin son damlasına kadar mücadele ederken, bu büyük camianın bir parçası olmanın onurunu yaşadım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başta takım arkadaşlarım, teknik ekip, kulüp çalışanları ve her zaman yanımızda olan büyük Eskişehirspor taraftarına teşekkür ederim. Bana duyduğunuz güveni ve verdiğiniz desteği hiçbir zaman unutmayacağım. Şimdi yeni bir yolculuk başlıyor. Ancak Eskişehirspor'un yeri kalbimde her zaman ayrı olacak. Hakkınızı helal edin."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİRSPOR</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/basarili-defans-oyuncusu-eskisehirspora-veda-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 23:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/03/eskisehirsporda-gozler-deniz-keskinin-uzerinde-olacak.jpg" type="image/jpeg" length="29280"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir'de konuşan Gazeteci Barış Pehlivan Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirdi]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/eskisehirde-konusan-gazeteci-baris-pehlivan-kemal-kilicdaroglunu-elestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/eskisehirde-konusan-gazeteci-baris-pehlivan-kemal-kilicdaroglunu-elestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Barış Pehlivan, Eskişehir’de yaptığı konuşmada yargı, siyaset ve CHP’de yaşanan tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehir'de konuşan Gazeteci Barış Pehlivan şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Aslında bu memlekette bu kötülükleri yapanlar, bu hukuksuzlukları yapanlar emin olun 100-150 kişiyi geçmiyor. Ve siz on milyonlarcasınız. Bütün mesele, bütün eksiklik, bütün o cüretleri sizin örgütsüzlüğünüzden geliyor açıkçası. Siz birleşseniz çok fazla şey olacak.</p>

<p>Şimdi bakın Kemal Kılıçdaroğlu'nun şu sıralarda en fazla sevdiği kelime ne. Aklansınlar. Aklansınlar yani şey şimdi CHP'lileri tasfiye ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekillerini tasfiye ediyor, il başkanlarını tasfiye ediyor. Diyor ki aklansınlar gelsinler diyor.</p>

<p>Şimdi orada ne demek istiyor, şunu demek istiyor. Diyor ki ya diyor haklarında iddialar var diyor. Bu iddialarla ilgili diyor soruşturulsunlar diyor. İşte yargılansınlar diyor, beraat etsinler diyor. Bunları neresi için şey yapıyor yani nereye atıf gösteriyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcut yargı sistemine atıf gösteriyor. Diyor ki o yargıya gideceksiniz, o savcılara gideceksiniz, o hakimlere gideceksiniz. Onlar sizi bir yargılayacaklar. Eğer zaten hani suçsuzsanız beraat edersiniz.</p>

<p>Şimdi ya arkadaş hani bu Kemal Bey'in kendi çapında aile içinde bir dönüşümü olsaydı nereden nereye derdik değil mi. Ama yani beni etkiliyor, çocuğumu etkiliyor, toplumu etkiliyor. Dünümü, bugünümü, yarınımı etkiliyor onun için söz söyleyeceğiz.</p>

<p>Bakın daha 4 gün oldu cezaevinden bir tane sapık çıkarıldı. Bakın HKG'nin babası çıkarıldı Yusuf Ziya Gümüşel. Kızını, altı yaşındaki kızını müridiyle evlendiren sapık çıkarıldı cezaevinden. Ve Kemal Kılıçdaroğlu bunlarla mücadele etmesi gereken Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki o sapıkları özgürlüğe kavuşturan yargı sistemine git, orada aklan diyor CHP'lilere.</p>

<p>Bitmiyor bak. Şimdi Türkiye HKG skandalını nerede öğrendi biliyor musunuz. Timur Soykan'ın Birgün gazetesindeki haberiyle öğrendiniz. O kızın çığlığını öyle öğrendiniz.</p>

<p>Bak sadece son bir haftadaki olayları anlatıyorum arkadaşlar. Timur Soykan o haberi yaptı. İşte memlekette o yargılamalar yapıldı. 18-19 ay hapse mahkum edildi o babası, ayrıca o sapık müridi.</p>

<p>Şimdi bak Timur'a daha bundan birkaç gün önce halkın iradesi gasp ediliyor tweeti attığı için, artık seçimlerin önemi kalmıyor tweeti attığı için dokuz yıl altı ay hapis istemli mütalaa verildi. Ve bundan yirmi gün sonra karar açıklanacak arkadaşlar. İşte Kemal Kılıçdaroğlu gerçeği yazan gazetecinin hapse atmak isteyen o yargıya güvenin ve orada aklanın diyor CHP'lilere.</p>

<p>Cübbeli Ahmet çıktı. Bir hafta önce Cübbeli Ahmet, pardon üç gün önce Cübbeli Ahmet çıktı dedi ki büyük müjde dedi. Büyük müjde dedi. Neymiş büyük müjde. Hiranur Vakfı'nın işte kurucusu HKG'nin babası Yusuf Ziya Gümüşel hoca dedi, serbest bırakıldı dedi. Büyük müjde dedi. Ya dedi bu büyük müjdede dedi, benim herhalde dedi yakın zamanda yaptığım görüşmelerin de etkisi olmuştur dedi. Bak. Bak bak bak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şimdi bakıyoruz arşive kiminle görüşmüş Cübbeli Ahmet. Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmüş. Fotoğraf vermiş Dolmabahçe Sarayı'nda. Yani diyor ki Cübbeli Ahmet ben diyor Erdoğan ile görüştüm, HKG'nin babası çıktı diyor. Ben böyle düşünüyorum diyor, bak kendisi açıkça söylüyor. Hüsnüşahadet yaptım diyor on beş temmuz darbe girişimi sonrası yargı sistemine getirdikleri sistem. Kefil olma, ben bu adama kefilim yargısı.</p>

<p>Ya CHP Genel Başkanlığı'na getirtilen Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki işte böyle tarikat şeyhlerinden emir alan hakimlerin yaşadığı yargı sisteminde gidin aklanın diyor CHP'lilere.</p>

<p>O sapık babanın kurucusu olduğu Hiranur Vakfı'nın kaçak bir binası vardı arkadaşlar İstanbul Sancaktepe'de. O kaçak binayı kim mühürledi biliyor musunuz. İBB'nin, Ekrem İmamoğlu'nun belediye başkanı olduğu İBB'nin İmar Dairesi Başkanı Ramazan Gülten mühürledi.</p>

<p>Ramazan Gülten şu an Silivri Cezaevi'nde. Çocuğunun doğumunu görmesine bile izin vermediler onun. Geçen gün savunma yaptı, Barış oradaydı. Ben bu cumhuriyet için, ben gecemi gündüzüme katarak haram lokma yemeyerek ben bu mücadeleyi verdim, bugün şu an bedelini ödüyorum diyor. O kaçak binaları yıktığı için hapse atılan Ramazan Gülten'in yargılandığı o yargı denen sisteme güvenin, orada aklanın diyor Kemal Kılıçdaroğlu CHP'lilere.</p>

<p>Bakın ben artık tarikat şeyhlerine, ben o müritlere, o emir alan talimat alan hakimlere ve savcılara kızmıyorum. Recep Tayyip Erdoğan'a da kızmıyorum. O bildiğini yapıyor, o yapması gerekeni yapıyor. O zaten görevini yapıyor, o zaten böyle düşünüyor. O zaten düşmanlık yapıyor.</p>

<p>Peki ben memleketin kurucu partisinin başına getirtilen, memleketin kurucu partisinin üyesi olduğu iddiasında bulunan ama bu saray yargısıyla iş birliği yapanlara kızıyorum ve öfkem onadır.</p>

<p>Onun için, onun için mesele gerçekten bizim her gün konuşmamız gerekiyor, bu hiç basit bir şey değil. Hiç basit bir şey değil. Hiç basit bir mahkeme kararı, hiç basit bir böyle işte Cumhuriyet Halk Partisi içindeki bir kavga vesaire öyle bir şey değil. Varlık yokluk meselesini konuşuyoruz.</p>

<p>Daha dün o sapık babayla Cübbeli Ahmet buluşmuşlar, birbirlerinin ayaklarını öpme yarışı yapıyorlar müridinde. Onlar mı kazanacak arkadaş siz mi kazanacaksınız karar sizin."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/eskisehirde-konusan-gazeteci-baris-pehlivan-kemal-kilicdaroglunu-elestirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/eskisehirde-konusan-gazeteci-baris-pehlivan-kemal-kilicdaroglunu-elestirdi.jpg" type="image/jpeg" length="12802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Murat Ağırel Eskişehir'de konuştu; "Başaramayacaklar, biz kazanacağız"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/murat-agirel-eskisehirde-konustu-basaramayacaklar-biz-kazanacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/murat-agirel-eskisehirde-konustu-basaramayacaklar-biz-kazanacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Murat Ağırel, Eskişehir’de katıldığı programda ekonomi, eğitim, sağlık, siyaset ve basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehir’de konuşan Gazeteci Murat Ağırel şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerini nakşetmiş gazetecilerden bir tanesiyim. Bu ülkede umut asla bitmez. Çünkü mavi gözlü dev öyle bir inşaat öyle bir temel attı ki o temeli yıllarca vurmalarına rağmen yıkamadılar. En ufak bir zarar dahi veremediler. Başaramayacaklar. Çünkü biz kazanacağız.</p>

<p>Oturduğumuz yerde 2 saatlik zaman içerisinde hepimiz para kaybettik. Toplamda dokuz yüz on yedi milyon Türk lirası faiz ödedik değerli dostlar. Ülke olarak 917 milyon Türk lirası. Günlük ortalama faiz giderimiz var ama aylık şu anda 2026 yılında aylık 292 milyar Türk lirası faiz ödüyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günlük ortalama 9.7 milyar Türk lirası faiz ödüyoruz. Saatlik 405 milyon Türk lirası ödüyoruz. Dakikada 6.8 milyon Türk lirası faiz ödüyoruz ülke olarak. Bu ülkede toplanan bütün vergiler ki nasıl toplandığını biliyorsunuz. Biz arkamızdaki tüylerden kalmadı artık. Zenginden daha çok fakirden daha az alan bir sistem yok. Herkesten eşit aldığını iddia eden ama eşit aldığını iddia ettiği sistemde her yıl neredeyse vergi affı çıkarmak zorunda kalan bir sistemden bahsediyoruz. Toplayamıyor çünkü. Ödemesi gerekenler ise ödemiyorlar.</p>

<p>Bizler çocuğumuzun okulu, o, bu, şu falan her şeyin katma değer vergisi de özel tüketim vergisi de öderken ama bu ülkede servet içerisinde yüzen kişiler yatlarının, pırlantalarının vergilerini ödemiyorlar.</p>

<p>Bu eşitsizlik ne yazık ki devam ediyor. Toplam dış borcumuz beş yüz atmış dört nokta dokuz milyar dolara dayanmış. Değerli dostlar seksen altı nokta bir milyon nüfus desek kişi başı dış borcumuz, bu salondaki herkesin altı bin beş yüz atmış dolar borcu var. Kişi başı.</p>

<p>4 kişilik bir aile olduğumuzu farz edelim ki bütün verilerde bu baz alınır. 26 bin 200 dolar borcumuz var.</p>

<p>Bunlar sadece ekonomik veriler. Biz bunları toparlayabilmek için ülke olarak çok emek sarf ettik ve çok bedel ödedik.</p>

<p>Ne mutlu ki kırk yedi yıl sonra ilk defa bir muhalefet partisi bir başarı elde etti ve birinci parti olma konumuna çıktı.</p>

<p>Mahalli seçimler bitti tekraren belediye seçimleri bitti tekraren ülkedeki insanların yüzüne baktınız mı. Herkes gülmeye başladı, umut etmeye başladı. Bu sefer oluyor dedi, değişiyor. Gidiyorlar bunlar dedi.</p>

<p>Aynı şekilde iktidar tarafında ne başladı biliyor musunuz. Eyvah, geliyorlar.</p>

<p>Çünkü onlar için tabu olan Adıyaman alındı. Burdur alındı. Kilis alındı. Kütahya alındı. Uşak, Afyonkarahisar onların dokunulmaz asla gitmez dediği yerler gitti. Ve bununla birlikte yani geçici bir süredir ilk başta siyasetin yorumu, sonrasında hayır gitmiyor, yükseliyor. Gitgide yükseliyor, güven daha çok artıyor. Politikalar çöküyor. Çünkü mevcut iktidarın sunabileceği bir şey yok. Az önce ekonomik veriyi anlattım size.</p>

<p>Eğitime bakın. 4-6 yaş sınırındaki çocukları burkayla gezdirip tören düzenliyorlar.</p>

<p>Geçen gün haberini de yaptık. Hizbullah domuz bağıyla bağlayıp insanları katleden tarikatın, cemaatin ve terör örgütünün mensupları Peygamber Sevdalıları diye bir vakıf kurmuşlar. O vakıfta Milli Eğitim o Hizbullah’ın yöneticileri, davada adı geçen isimler o vakfın yönetim kurulunda Milli Eğitim Bakanlığı bu kişilerle protokol yapmış, onlar gidip çocuklara eğitim veriyor güya.</p>

<p>Milli Eğitim bu halde. Adrese dayalı kayıt sistemi oluşturdular. Okulları imam hatiplere çevirdiler. Çünkü kimse gitmiyor imam hatiplere. Bu okula gitmek zorundasın dediler. Gitmiyor musun, paran varsa gidersin özel okula dediler. Eğitimi özelleştirdiler.</p>

<p>Her mahallede neredeyse var olan hastaneleri kapattılar. Şehirlerin büyüğüne şehir hastaneleri kurdular. Hastaları en doğal hakları olan ücretsiz sağlık hizmetinden vareste tutup paralı birer müşteri haline getirdiler. O beşli çete denilen adamlar artık beşli çete değil, onlar artık ellili yüzlü çeteler. İnanılmaz bir para akışı sağladı bunlara. E sağlık da sağlık da bu halde.</p>

<p>Tarım Bakanlığı giden marketlere bakın arkasında Hindistan’dan, Kanada’dan, oradan, buradan gelen dünya kadar tahıl buldu değil mi. Tahıl ambarı olan ülkemiz ithal etmeye başladı.</p>

<p>Kirazımız var, incirimiz var, karpuzumuz var. Geçen gün bir çay üreticisiyle konuşuyorum. Bir çay örneği verdi bize. Ama Allah’ım çay var. O verdiği çaysa bizim içtiğimiz neydi. Neden fark oluştu diye sorduğumda ne dedi biliyor musunuz değerli dostlar. Murat Bey dedi, çay hasadı yapılır, ilk yapılan çay hasadı yurt dışına gönderilir, devletin önemli kişilerine gönderilir ve belirli yerlere paketlenir. İkincisi ihracat için ayrılır, üçüncü kalite ise piyasaya sunulur.</p>

<p>Yurt dışına çıktığımda eşimle birlikte bir salata aldık, zeytinyağı geldi. Bandıra bandıra yedik, yandık muhteşem. Hani acaba biz algı mı yapıyoruz dedim, adamların zeytinyağı muhteşem. Sorduk garsona çok güzel, biz bu zeytinyağından alabilir miyiz diye adam getirdi Ayvalık taş baskı zeytinyağı.</p>

<p>Bakın bizim ürünlerimiz, biz onu buradan alamıyoruz. Biz burada kalitesizini yurt dışına gönderilenden çok daha pahalıya alıyoruz.</p>

<p>Arabanın aldığımız arabanın bir tekerini kendimiz için alıyoruz, üç tekerini ödüyoruz. Telefon alıyoruz, telefonun bir tanesini kendimize alıyoruz, bir telefonu da devlete ödüyoruz.</p>

<p>Halimiz bu. Şimdi, bu durumda mevcut iktidarın halka sunacağı ne var, neyi vaat edecek? Ya Türk Milli Takımı bir turnuvaya gidiyor, Dünya Kupası'na gidiyor. Turnuvaya mı gidiyor, AK Parti İl Başkanları toplantısına mı gidiyor Milli Takım belli değil.</p>

<p>Bir klip yayınladılar, füze atıyoruz, TOGG'u gönderiyoruz. Ya biz Türkiye, yapılan her türlü gelişim ve Türk teknolojisini, savunma anlamında destekleriz, onaylarız, alkışlarız. Ama onların hepsi bizim paramızla yapılıyor. Bizim mühendislerimiz yapıyor. Bir parti yapmıyor onu.</p>

<p>Öyle bir parti propagandası yapılıyor ki, bununla ilgili de artık hat safhaya çıkmış durumdalar. İşte bu noktadan sonra karşısında devamlı oylarını arttıran bir parti var. Yukarı tırmanan kişiler var. Bir tarafta ise artık yerinde duran, ilerleyemeyen, yeni bir şey, politika sunamayan bir parti var. Ne yapacak?</p>

<p>Her zaman yaptığını yapacak. Numan Kurtulmuş'u tam biraz toplum tanımış ve artık ya acaba bu adam ne diyor diye bildiği anda Has Parti, AK Parti'ye katıldı. Süleyman Soylu, Demokrat Parti'de senden hesap soracağım Tayyip Erdoğan diye sokaklarda gezerken aldı bakan yaptı. Daha öncesinde Cem Uzan çıktı, yedi nokta küsur aldı. Bütün iş yerlerine el koydular.</p>

<p>Sonrasında Erkan Mumcu ve Demokrat Parti birleşmesi gerçekleşecekti. İttifak dağıldı, Erkan Mumcu defalarca anlattı. Kendisine rakip gördüğü her şeyi dağıttı ya da içinde sönümlenmesine sebebiyet verdi.</p>

<p>Şimdi bugün geldiğimiz noktada, önce operasyonlarla başladı. Yolsuzluğu kim yaparsa, adı, sanı, kimliği kim olursa olsun, komşu, şahıs, hesap sorulması gerekiyor. Kamu kaynağına kim göz dikiyorsa bunun hesabını vermesi gerekiyor. Burada hiçbir beis yok. Bu salondaki herkes de eminim ki benim gibi düşünüyor. Hırsızlığa kimse müsamaha gösteremez.</p>

<p>Ama ülkede öyle bir hale geldik ki, hırsızın ev sahibini hırsız diye suçladığı noktaya geldik. Yolsuzluğa batmış, çamura batmış adamların pürüzsüz adamlara hırsız dediği noktaya geldik. Soruşturmalar başladı ve dedik ki biz, arkadaşlar bir sakin olun, bir anlayalım görelim. Öyle bir furya var ki, öyle bir furya var ki daha adları çıkmadan öncesinde belirli trol hesaplardan linç girişimi yapılıyor. Sonrasında davalar açılıyor, filan filan devam ediyor.</p>

<p>2019 yılından önceki yapılan her şey mübahmış, 2019 yılından sonra yapılan her şey ise harammış. Biz bunu gördük bu davalarda. Birçok belediye başkanı gözaltına alındı, tutuklandı, bürokratlarla birlikte sevk edildi.</p>

<p>Bu dönem içerisinde bir tane belediye başkanı AKP'li, Keskin Belediye Başkanı yolsuzluktan yargılandı. Anlattık biz yayında. Ne yargılanırken gözaltına alındı ne tutuklandı. Hapis cezası aldı, görevine devam etti. Biz artık gündeme getirince ya ayıp olmasın diye aldılar görevden. Ayıp olmasın diye.</p>

<p>Şimdi baktılar ki operasyonlar da halk nezdinde karşılık bulmuyor. En son nokta, mutfak dolabı. Bir yıl boyunca iki tane kanal sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin mutfak dolabını konuştu arkadaşlar. Bir yıl, bir buçuk yıl. Ve orada konuşan kişiler, bizim kardeşimiz, ağabeyimiz, meslek büyüğümüz veyahut da bizim gibi düşünen insanlar dediğimiz insanlar sayesinde konuşuyorlar. Duydukları öfke, duydukları kin kişilere karşı ülkenin geleceğinin ne türlü karanlığa gideceğinden daha önemli hale geldi onlar için.</p>

<p>Meşrulaştırmaya çalıştılar. Ve nihayetinde cumhuriyeti kuran partinin binasına kapısı kırılarak, gaz sıkılarak, plastik mermiyle saldırılarak, polis postalları ile girdiler o partiye. Ve buna sebebiyet olan insan her kimse, adı, sanı kim olursa olsun asla affedilmeyecek. Siyasi tarihe geçti. Asla affedilmeyecek.</p>

<p>Bununla ilgili de değerli dostlar, iş öyle bir noktaya gidiyor ki, şimdi Barış Bey çok güzel sordu. Böyle bir karar alındı ki bu alınan kararla her şey yapılabiliyor. İşçiyi, emekçiyi işten atabiliyor. Alın teriyle çalışan adamın ekmeğine göz dikilebiliyor. İlçe başkanı görevden alınabiliyor, il başkanı görevden alınabiliyor. MYK toplanabiliyor, MYK oluşturuluyor parti meclisi onayı olmadan. Parti meclisi artık legal olmamasına rağmen parti meclisini toplayabiliyor. Sosyal medyadaki hesapları parti adına dahi alabiliyor. Her tarafa yazı yazabiliyor, bir şey yapabiliyor. Olağanüstü bir durum.</p>

<p>Yapmamak için de direniyorlar. Gördük artık, dünkü yayında biz anladık bunu. Dünkü yayında biz Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun neler dediğini anladık. Şimdi yeni şey söylenirse salı günü parti meclisinde MYK toplanıyormuş, yeni ihraçlar olacakmış. Toplayacaklarmış, yeniden ihraçlar olacakmış. İşte tam da bu ortamda yapılması gerekenler var.</p>

<p>İktidar bir şey anlatamayacak. Açlık sınırının otuz beş bin yüz yetmiş beş Türk lirası olduğu, yoksulluk sınırının yüz on dört bin beş yüz yetmiş altı Türk lirası olduğu, bu asgari ücretten bile yüksek olduğu bir ortamda iktidarın anlatabileceği çok fazla bir şey yok. Çok fazla bir şey yok. Ancak buradaki yapılması gereken şey, halk asla affetmemesi gerekiyor. Bu sefer affetmemesi gerekiyor. Kendisine yapılanı affetmemesi gerekiyor ve unutmaması gerekiyor. Biz unutkan bir toplumuz ya da çok vicdanlı, affedici toplumuz. Bir anda mağdur olan insan hakkında biz o insanın öncesinde yaptıklarını unutup sonrasında ya o da şöyleydi, bu da böyleydi diyoruz. Ama bu sefer demememiz gerekiyor. Hukuksuzlukları gördünüz, biz Silivri'ye gidiyoruz. Silivri'ye gittiğimiz de o davaları takip ettiğimizde, orada yargılanan insanların ailelerinin feryatlarını görmenizi isterim.</p>

<p>Şile'de birçok belediye başkan ve yardımcıları alındı değil mi gözaltına? Bir hanımefendi geldi yanıma, tesettürlü bir hanımefendi. Murat Bey dedi, benim eşim üç ay oldu daha Şile Belediyesi'ne gireli. Üç ay oldu. Üç ay önce girmesine rağmen 200 küsur gündür tutuklu, iddianamesi yok. Bizim başka gelir kaynağımız da yok. Biz ne kadar direnebileceğiz, ne olacak bu durumun diye sorduğunda verebileceğiniz cevap yok. O kadına cevap verecekler, işte dün arınacağız, temizleneceğiz, hırsızlardan ak koyun, kara koyun gelsinler diyenler var ya, o kadına gidip cevap vermesi gereken kişiler işte.</p>

<p>O insanların çığlığını duymaya çalışıyoruz, feryatlarını duymaya çalışıyoruz. Gazetecilik zaten inanılmaz bir hale gelmiş durumda. Dün yine arkadaşlar sordular sağ olsunlar, dediler ki, Gaziantep Milletvekili çıktı dedi ki, bazı gazeteciler, televizyon ve televizyoncular para almış dedi, yedi yüz elli beş milyon Türk lirası. Büyük para, devasa para, yedi yüz elli beş miyon Türk lirası. İsim vermiyor ama kimse. Herkes ortaya bir şey atıyor, kimse isim vermiyor. İsmini sorduğumuzda, defalarca ben yazdım, arkadaşlarım sordu, isim istediğimizde isim alamıyoruz. Dün Kılıçdaroğlu'na soruldu. Ya dedi öyle şey yok dedi. Gazeteciler yok dedi, televizyon kanalları var. Onlarla da sözleşme yapıldı legal olarak, yayın hakları filan devredildi, işte yayın verildi filan dedi. Sosyal medyada var birkaç tane dedi, o da normal dedi. Gazeteciler, gazeteciler yok benim bildiğim dedi.</p>

<p>Şimdi biz soruyoruz, yok deniliyor ve gazeteciler üstünden de bir furya döndürülmeye çalışılıyor. Asıl burada yapılmaya çalışılan şey, bu yaşanan süreci halka anlatmayın diyorlar. Silivri'deki insanların sesini duyurmayın, Özgür Özel'in Burdur'daki gidip de bankın üzerinde yaptığı mitingi göstermeyin. Neyi gösterin? Mutfak dolabı ile gelenleri gösterin. İktidarın yapmış olduğu gövde gösterilerini topluma bu şekilde anlatın ve bunun gibi haberlerin yapılmasını istiyorlar.</p>

<p>Daha önce seçim dönemlerinde sadece beş dakikalık bir yer bulan Kılıçdaroğlu rekor kırdı. Yirmi yıllık tarihinde muhalefet başkanı olarak mitingi canlı yayınlandı genel merkezdeki. Her konuşma sonunda TRT mikrofonu var artık. A Haber, TRT, TGRT, TV100 hepsi böyle oldu. Ve kurmaylar çıktı, teşekkür etti bu kanallara. Teşekkür ettiler.</p>

<p>Dün soru soran arkadaşlara, gazeteci değil onlar, resmen yargılıyorlardı. Evet, ne yazık ki bunu yaptılar. Daha da kötüye gidiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi dile geldiği zaman ne derler. Gazi Meclis derler değil mi. Böyle diyaframdan gelir o ses, Gazi Meclis diye her konuşan milletvekili bunu söyler. Değerli dostlar, Gazi Meclis'te oy pusulası hırsızlığı yaptılar, sahtekarlık yaptılar.</p>

<p>Niçin ve de konuştukları konu ne biliyor musunuz. Suudi Arabistan'a, bakın Suudi Arabistan'a enerji imtiyazı tanıyacağız biz. Bununla ilgili kanun görüşmesi var. Yetmiş dokuz kişiye pusula veriliyor, salonda üç kişi var. Turan Çömez görüyor, oylama istiyor. Yetmiş altı kişinin ismi okunuyor, yok. Ya bu sahtekarlık ve bu sahtekarlıkla yapmaktan utanmıyorlar. Çünkü parlamenter sistem artık bitti.</p>

<p>Sadece bir kişinin iki dudağının arasında her şey. Arabanızın lastiğini değiştirecekse de Cumhurbaşkanı isteyecek. Sizin nabzınıza bakacak olan Cumhurbaşkanının kararıyla çıkacak. Sizin alacağınız paraya da Cumhurbaşkanı karar verecek. Parlamento'da yapılacak olan toplantıya da Cumhurbaşkanı karar verecek. Meclisteki milletvekilleri sadece gösterge.</p>

<p>İşte bu sürecin bitmesi gerekiyor ya. Evet, bunlarla ilgili de ne yapılacak. Siyaset yapılacak. İşte politika geliştirilecek. Tam da bu yönde artık bu sefer oldu dediğimiz noktada işte genel durum bu tahkimatta.</p>

<p>Bunlarla ilgili anlatacak çok şey var sizde. Bunlarla ilgili toparlayabileceğim çok cümle de var. Ben Memleket Sevdalıları Derneğinin Kurucu Genel Başkanlığını yapmaktan onur duydum. Biz o dönemde sokaklarda haykırıyorduk. Bağırıyorduk. Sadece örgütlenebiliyorduk. Biz kaç kişiyiz Memleket Sevdalıları Derneği ile birlikte Cumhuriyet mitinglerini yaptık biz. Milyonlarca insanı bir araya getirdik. Muhalefet oradaki halkı kendisine kanalize etmeye çalışıp anlayamadı. O dönem çok daha başka bir dönemdi.</p>

<p>Şimdi geldiğimiz noktada ise yeniden halk ayaklandı. Ayaklanmaktan kastım baş kaldıran anlamında değil, hukuksuzluğa baş kaldıran anlamında. Bu yapılanlara karşı baş kaldıran anlamında. İnsanlar bunun üç ay sonra değişeceğini düşünüyorlar ama değişeceçek o değil bu. Bu öfke ve halk altından başlayan o isyan çok uzun süre devam edecek.</p>

<p>Sizler politik bilinci olan insanlarsınız. Anadolu'nun ücra noktalarındaki insanlar ben hakkımı helal etmiyorum Kemal Kılıçdaroğlu'na diyorsa bu rüzgarı kimse durduramaz. Eğer Özgür Özel ben yürüyorum deyip miting yapmadan sadece kendisi ve ekibi yürürken arkasına on binler takılıyorsa sadece bir parti ve bir kişiden ziyade umuda sarılıyor insanlar ve yapılan haksızlığı görüyor. Bununla ilgili de artık ben isyan ediyorum. Televizyondan da yazılarımla da biz arkadaşlarımızla birlikte isyan ediyoruz çünkü ben artık sıkıldım.</p>

<p>Ben kaybetmekten sıkıldım. Ben yalancı siyasetçilerden sıkıldım. Tarikat ve cemaat şeyhlerinin Cumhuriyet'in devrimlerini hedef alarak gözümüze soka soka bu cüretkarlıklarından sıkıldım. Halka yalan bilgi veren gazetecilerden ve siyasetçilere gidip yaltaklanan gazetecilerden sıkıldım. Adaleti yalnızca işlerine geldiğinde hatırlayanlardan sıkıldım. Hukuku işlerine geldiği gibi eğip bükenlerden sıkıldım. Eleştiriyi düşmanlık sayanlardan sıkıldım. Ve en çok da bütün bunlar olurken alışmamızı bekleyenlerden sıkıldım.</p>

<p>Ne yaparlarsa yapsınlar. Ellerinden geleni ardlarına koymasınlar. Buradaki dört gazetecinin de emin olun ki yüzlerce davadan yargılandık. Hala devam ediyor yargılamalar. Barış Terkoğlu her ne kadar yaşlı hakimleri güvence olarak görüyorsa da bize en son ceza veren yaşlı hakimdi. Öbür kedi gelmiş herhalde. Bundan sonra başıma bir şey gelmez dedikten sonra üst mahkemeden hallederler dedim. Vallahi yapıştırdı cezamızı. Hem de çok iyi giderken, tam beraat beklerken hepimiz ceza aldık. Olacak bunlar. Biz bunların hepsini göğüslemeye hazırız. Cezaevlerine girdik, yattık, tekrar yatacağız. Umurumuzda bile değil. Umurumuzda bile değil.</p>

<p>Bu ülkede cumhuriyetin devrimleri için çok bedel ödendi. Ahmet Taner Kışlalı bunun için bedel ödedi. Uğur Mumcu bunun için bedel ödedi. Bahriye Üçok bedel ödedi. Muammer Aksoy bedel ödedi. Necip Hablemitoğlu bedel ödedi. Çetin Emeç bedel ödedi. Metin Göktepe bedel ödedi. Buradaki bütün yapılan Hrant Dink bedel ödedi. Buranın Türkiye Cumhuriyeti'nde var olan mesleğin onurunu savunup devrimlere sahip çıkmak isteyen bütün gazeteciler ve aydınlar çok büyük bedeller ödedi. En çok da bizim kutup yıldızımız Uğur Mumcu'nun ışığında giden bütün gazeteciler bu bedeli ödemeye razı.</p>

<p>Sizleri yıldırmak isteyecekler. Umutsuzluğa kapılmanızı isteyecekler. Sizlerin pes etmenizi bekleyecekler. Sizlerle ilgili yıldırabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar çünkü onlar güç budalası şu anda. Ele almış oldukları devlet ve kamu gücünü kendi güçleri gibi görüyorlar ve bu mutlak gücün sarhoşluğunda sizleri tehdit ederek yıldırmaya çalışacaklar. Yılmayın dostlar.</p>

<p>Sizin kökleriniz bu ülkenin en derin saçaklarından geliyor. Bu sizin kökleriniz cumhuriyetten geliyor. Sizin kökleriniz mavi gözlü devden geliyor. Sizin kökleriniz bu ülkenin atalarından geliyor. Yıldırmaya çalışanlardan yılmayın. Görevden mi alacaklar. Alsınlar. Dava mı açacaklar. Açsınlar. Hapse mi atacaklar. Atsınlar. Ne yaparlarsa yapsınlar. Onların gözünün üstündeki kaş, ayaklarının altındaki taş, eğemedikleri baş olmak zorundasınız. Direnmek zorundasınız.</p>

<p>Bu süreç geçecek ve bir gün yine bu salona geldiğimizde diyeceğiz ki biz kazandık. Ve biz kazanana kadar da mücadeleye devam edeceğiz. Bizleri davet ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Elimizden geldiğince de sizin vermiş olduğunuz sorumluluğu biliyoruz. Onlar için de gene yazdığımız gazetelerde bunun mücadelesini de vermeye devam edeceğiz. Yolumuz aydınlık olsun. Yolumuz uzun ama meşakkatli, en sonunda zaferle olsun."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/murat-agirel-eskisehirde-konustu-basaramayacaklar-biz-kazanacagiz</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/murat-agirel-eskisehirde-konustu-basaramayacaklar-biz-kazanacagiz.jpg" type="image/jpeg" length="56702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Barış Terkoğlu: "Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan şey muhalefettir"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/baris-terkoglu-turkiyenin-en-cok-ihtiyaci-olan-sey-muhalefettir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/baris-terkoglu-turkiyenin-en-cok-ihtiyaci-olan-sey-muhalefettir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Barış Terkoğlu, Eskişehir’de katıldığı programda medya, muhalefet, seçim sistemi ve demokrasi üzerine değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehir'de konuşan Gazeteci Barış Terkoğlu şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Kemal Kılıçdaroğlu ile zor bir yayın yaptıık. Şöyle ki, aslında biz yayına giderken en çok aldığımız tepki, böyle bir yayın yapmayın tepkisiydi. Aslında bu röportajlar otuz yıl öncesinin Türkiyesi'nde çok normaldi, hatırlıyor musunuz. Uğur Dündar'ı da, başka gazeteci abilerimizi alırdı karşısına, siyasetçileri çok sert sorular sorarlardı. Savaş Ay, Uğur Dündar, Savaş Ay, Mehmet Ali Birand.</p>

<p>Ve soru sordukları bazen sevilen bir politikacı olurdu, bazen sevilmeyen bir politikacı. Bazen bir seri katile de soru sorabilirlerdi, bazen bir mesela tam karşısındaki kitleleri karşısına aldığı bir isme de. Bu sayede mesela Uğur Mumcu tarikatları yazdı, kara sesi yazdı, gitti kara sesle röportaj yaptı. Abdi İpekçi cinayetini aydınlatmaya çalışanlar Mehmet Ali Ağca ile röportaj yaptı.</p>

<p>Ama Türkiye farkındaysanız, ben hiçbir siyasi parti üyesi olmadan bunu konuşuyorum, Türkiye'de muhalefet gittikçe kısıldı, toplum gittikçe ayrıştı. Artık herkes, bıraktım soru sormayı, kendisinin istediği insana soru sorulmasını şey hale geldi. Bence Erdoğan Türkiye'yi birazcık zehir, zihinleri zehirledi, sadece kendi tarafını değil. Kendisi uçağa binerken istediği gazetecileri oturttu, istediği soruları aldı. Bu tarafta da tuttu, başka bir kapalı mahalle yarattı ki o mahallenin sözleri kendisine ulaşmasın. Aslında bizim yapmamız gereken şey o, o yüzden zor olan yayın değil, zor olan ülke. Bizim ülkemizi değiştirmemiz lazım.</p>

<p>Çünkü biz gerçekten ne zaman bu ülkede muhalefet kavramı, işte aranızda kadınlar var, kadın hareketi. Aranızda işçiler var, işçi hareketi. Aranızda emekliler var, emekli hareketi. Aranızda gençler var, üniversite şehri burası, gençlik hareketi. Bütün bunların birleşimi anlamına gelirse, o zaman biz muhalefet deyince sadece bir tane parti anlamayız. Sadece bir tane işte birkaç isim anlamayız, sadece bir takım konuşmalar anlamayız, o zaman ülkemizin kendisinin zenginliğini anlarız. Ben bunu yapmamız gerektiğini düşünüyorum. O yüzden hiçbir partinin içerisine girmeden ülkemizi zor olandan kurtarmak gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p>Zor olan sadece bu değil. Arkadaşlar şöyle başlayayım, bugün sınavlar var değil mi, biliyorsunuz her yerde. Önce Aziz Nesin'den öğrendiğim bir şey, der ki Türklerin dünyaya armağan ettiği ve başka bir ülkede göremeyeceğiniz bir iki şey var, biri dolmuş. Eskişehir'de de dolmuş var mı bilmiyorum, İstanbul'da var. Çok güzel bir buluş, biliyorsunuz dolmuşu, parayı uzatıyorsunuz şurada ineceğim diye, gerçekten de orada iniyorsunuz burada. İnsanlar her zaman dürüst olmuyorlar ama dolmuşta çok dürüst oluyorlar. Hiç fazladan para verdik biraz fazladan gidelim diyen biri yok, evinin önünde iniyor herkes. İkincisi dershane. Dershane de Türklerden başka bir yerde ben dershane görmedim, çocukların herkes dershaneye gönderiyor.</p>

<p>Fakat ben buna bir şey eklemek istedim. Arkadaşlar, Türkiye'nin bu iktidar öncesinde yapabildiği iki tane şey vardı. Bir tanesi sınav, yanlış anlaşılmasın ben sınavlara karşı bir insanım, ezberci eğitimin sonu olduğunu düşünüyorum. Ama bir sınav yapabiliyorduk. Ben bakın, Anadolu lisesi sınavına girdim, fen lisesi sınavına girdim, meslek lisesi sınavına girdim, parasız yatılı sınavına girdim, üniversite sınavına girdim. Ama her sınavla ilgili size şunu söyleyeyim, sınavdan çıktıktan sonra ertesi gün gazete sayfasını açardım, hangi soruyu ne kadar yaptığımı bilirdim. Anneme dönüp derdim ki şu kadar puan alacağım, muhtemelen burayı kazanacağım, bu böyle tutardı. Şimdi bu sınav sistemini bozdular arkadaşlar. Hatırlayın bu ülkede çocuklar, YKS olduğu için söylüyorum, sokağa çıktılar, sınavlarda şifre olduğunu söylediler. Bu ülkenin cumhurbaşkanı bunların karşısına ben de bir kitlemi çıkarayım dedi. Sonra o çocuklar haklı çıktı biliyorsunuz, Fethullahçı çete tasfiye edildikten sonra devletin polis akademisi dedi ki bu ülkede iki bin iki iki bin on dört yılındaki bütün sınav soruları çalınmıştır dedi. Askere de sınavla girilen sorular çalındı, polise de sınavla girilen sorular çalındı, hakimlik sınavı soruları da çalındı.</p>

<p>Arkadaşlar, bu iki ikinci güzel bir şey yapıyordu. Bu ülke maalesef dünya adaletsiz, siyaset adaletsiz, ekonomi adaletsiz ama seçim yapıyordu. Herkes, Türk demokrasisinin iki yüz yıllık mücadelesinin sonunda kazanılmış biçimde sandığa gidiyordu. İstediği parti kazanamasa da diyordu ki toplum böyle istedi.</p>

<p>Şimdi seçim sistemini de bozdu. Bakın şimdi size bir şey anlatacağım, biz yani şunu yapardık hatırlıyor musunuz, parmağımızda boyayla giderdik. Ne beş kere oy vereni duyardık, ne işte sandıklardan oylar çalınmışı duyardık, ne de seçim öncesi başka şeyleri duyardık. Şimdi bakın arkadaşlar, iki bin on yedi de referandumla birlikte seçim sistemini de değiştirdiler biliyorsunuz. Biz Cumhur İttifakı, Millet İttifakı gibi kavramlar duyuyoruz ya, bu değişen seçim sisteminin sonucudur. Önce size şunu söyleyeyim, ben seçim sisteminin sürekli değişmesine karşıyım. Sürekli kuralı değişen bir oyun, oyun olmaktan çıkar arkadaşlar. Seçim çok basit bir şey olmalı, aranızda hani ne burası, salon, salon başkanı seçildi ne yaparız, bir tane sandık koyarız, en çok oyu alan kazanır. Bunu seksen tane kurala bağlar ve sürekli değiştirirseniz bu seçim olmaktan çıkar ama Türkiye'de değişiyor.</p>

<p>2017 ile birlikte geldi Cumhur İttifakı, Millet İttifakı kuruldu. Bir sistem kondu, ortak bir havuzda buluşacaktı, Cumhur İttifakı'nın oyları bir havuzda, Millet İttifakı'nın oyları bir havuzda. Seçimi kazandı iktidar. Fakat iki bin on dokuzda muhalefet, ya biz de ittifakla kazanabilir miyiz arayışına gitti, hatırlayın. İki bin on guzu seçimlerini muhalefet ittifak sayesinde kazandı, belki Eskişehir'de değil ama İstanbul'da, Ankara'da, bazı şehirlerde böyle kazandı. İktidar yine dedi ki seçim yasalarını ben bir daha değiştireyim çünkü benim kazanacağım şey olmuyor. İki bin yirmi iki de arkadaşlar, seçim yasaları bir daha değişti. Seçime bir yıl kala, niye bir yıl kala, çünkü seçim yasalarını bir yıl sonra uygulayabiliyorsunuz. Bir yıl sonraya göre yeniden dizayn edildi ve iki bin yirmi üçte tekrar seçim kazandı. Eğer siz seçim yasalarını böyle değiştiriyorsanız bir kuralı var demektir, ben size o kuralı söyleyeyim, seçim kuralı Erdoğan'ın kazanması üzerine kuruludur.</p>

<p>Arkadaşlar bu kadar değil, bakın aday olamıyordu. Bizim anayasamız der ki cumhurbaşkanı iki kez aday olabilir. Bundan daha açık bir cümle bilen var mı, ben bilmiyorum. Çok basit bir nedeni var, sınırsız iktidar olmasın, burası bakkal dükkanı değil, babadan oğula geçmesin, bakkal ölene kadar onun olmasın. Dedi ki hayır eski sistem sayılmaz, kilometre sıfırlandı rejim değişince. Üçüncü kez aday oldu arkadaşlar, maalesef kusura bakmayın buna ana muhalefet partisi de olur canım ne olacak onu sandıkta göndereceğiz diye olur dedi.</p>

<p>Bu da sisteme aykırı arkadaşlar. Bakın bizde şöyle bir şey vardı, ben çok yargılanırım, çok mahkemeye giderim, yaşlı hakim severim ben. Yaşlı hakim demek; bu hakim AKP gördü, DSP gördü, ANAP gördü, DYP gördü, çok iktidar gördüyse iktidarlara rağmen oradadır de. Sandık kurulu başkanları kimdi, en kıdemli olanlar. Bunu değiştirdi, kurayla belirledi. Biz ne gördük, sandık kurullarının saçma sapan nedenlerle iptal ettiği seçimleri gördük arkadaşlar.</p>

<p>Bu ülkede adil bir seçim yapılamaz. O yüzden ben geldiğimiz noktada eğer biz muhalefet denilen kavramı bir siyasi partiye indirgersek, aslında o siyasi partiye de haksızlık etmiş oluyoruz ve tutup o siyasi partinin içinde bulunduğu atmosferi, seçim atmosferini, şunu, bunu adeta iktidarın belirleyebileceği noktaya sürüklersek bu ülkede bir daha seçim meçim olmayacak arkadaşlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>O yüzden bu işin çözümüne gerçekten aramızda kadınlar var, aramızda gençler var, aramızda işçiler var, aramızda emekliler var, aranızda bu ülkenin yurttaşlık hareketlerini yapabilecek kimseler var. İşte Murat başkanlığını yapmış, Memleket Sevdalıları Derneği var. Buradan çıkarılacak, ülkenin, demokrasinin en çok ihtiyacı olan şey budur, muhalefet. İlk muhalefet yaratmamız gerekiyor. Öyle bir muhalefet yaratılırsa arkadaşlar, yarın bir gün seçimlere kim müdahale ederse onun eline vuracak toplumsal hareketler olur. Ben o yüzden bir karamsar bir tablo çizdim ama sanmayın ki umutsuzum. Bir umudum var, o umudum da sizdedir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/baris-terkoglu-turkiyenin-en-cok-ihtiyaci-olan-sey-muhalefettir</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/baris-terkoglu-turkiyenin-en-cok-ihtiyaci-olan-sey-muhalefettir.jpg" type="image/jpeg" length="51351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Timur Soykan Eskişehir'de konuştu; "CHP bu ülkede en çok oy alan parti"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/gazeteci-timur-soykan-eskisehirde-konustu-chp-bu-ulkede-en-cok-oy-alan-parti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/gazeteci-timur-soykan-eskisehirde-konustu-chp-bu-ulkede-en-cok-oy-alan-parti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Timur Soykan, Eskişehir’de yaptığı konuşmada Türkiye siyaseti, muhalefet ve uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehir'de konuşan Gazeteci Timur Soykan şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Eskişehir'de olmak, güzel şehirde olmak çok çok büyük bir keyif. Eskişehir'i çok seviyoruz. Sizi çok seviyoruz, iyi ki varsınız.</p>

<p>Şimdi aslında şöyle yani bakın tarih böyledir. Tarih böyle yazılır. Bazen çok insani zaaflar olduğunu ya da bireysel kahramanlıklar olduğunu ve insana dair küçük olaylar olduğunu düşünürsünüz ama arkada devasa bir oyun, devasa bir plan vardır. Şimdi ben olayları peşi sıra, birkaç olayı sıraladığımda bunlar rastlantı olabilir mi, olamaz mı birlikte karar verebiliriz.</p>

<p>Bakın Trump geldi değil mi? Trump, Erdoğan'ın kankası. Tırnak içinde söylüyorum, çok iyi anlaşıyorlar, şey yapıyorlar. İki otoriter lider. Ve Trump ile birlikte emperyalizm farklı bir aşamaya geçti. Eskiden şöyleydi, emperyalizm biliyorsunuz medeniyet götüreceğiz derdi. Yani derdi ki işte Irak'ta hatırlıyorsunuz kimyasal silah var derdi. Ya da işte Suriye'de derdi işte bunlar bilmem ne yapıyor. İran'da derdi, diyor zaten nükleer silahı var bunların, şurası için tehdit filan. Ve en özünde de ben medeniyet götüreceğim derdi.</p>

<p>Aslında bu emperyalistler insanlığın yüz karasıdır ve tarihsel olarak baktığımızda insanlığın en barbar faaliyetlerinin, en büyük barbarlıkların failleridir. Hani şu an çok modern gördüğümüz ah ne güzel Hollanda, Belçika filan, Afrika'da sömürürken çalışmayan işçilerin de ellerini keser. Köle değil ise muamele eder.</p>

<p>Şimdi bunlar Trump ile birlikte yeni bir yola girdiler. Trump şunu yaptı, herkes diyor ya daha harbi mi ya, en azından açık açık konuşuyor, söylüyor filan. Medeniyet maskesini çıkardılar. Ne demek istiyorum? Şu yani Trump geldi ve dedi ki Venezuela'yı, hatta yeni bir haber var gördünüz mü bilmiyorum, Venezuela'yı elli birinci eyalet yapacağım diyor herif. O derece, deli. Gitti değil mi, evet. Dedi ki ben gideceğim, petrol şirketleri, devasa uluslararası petrol şirketlerinin başkanları etrafına toplandı. Dedi orada bir acayip petrol var dedi, onları biz alacağız filan dedi yani. İran için aynısını söyledi, oranın petrollerini alınca çok karlı iş yapacağız filan yani. Artık emperyalizm çok böyle medeniyet maskesi takıp şey yapmıyor, bunu oyununu oynamaya gerek duymuyor. Silah bizde diyor, bombalar bizde diyor, askeri güç olarak da çok büyüğüz diyor. Onun için bodoslama gidiyoruz diyor. Yani bu popülist ve otoriter rejimlerin yeni kimliği bir anlamda. Bütün dünyada Trump gibi kimlikler var. İşte Türkiye gibi her şeyin en kötüsünü ilk ithal ettiğimiz için bunu 25 yıldır yaşıyoruz zaten. Ama onlar bunu böyle çok açık bir şekilde yapmaya başladılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şimdi şurada çok net bir tarih başladı sonra. Tom Barak ve ondan öncesinde de hatta Trump yönetimiyle birlikte dediler ki, ya dediler siz bir cumhuriyetsiniz. Laik bir cumhuriyet, hukuk devleti olduğunu iddia ediyorsunuz ama gerek yok dediler yani. Sizin böyle olmanıza gerek yok dediler yani. Hatta size yakışmıyor bu dediler. Hatta Tom Barak çıktı açık açık şunu söyledi, ya Osmanlı coğrafyası var dediler ya. Osmanlı tipi yönetim sizin için çok çok iyiydi dediler yani. Bakın rastlantılar zinciri başlıyor değil mi? Osmanlı, Kılıçdaroğlu'nun son söylediğini hatırlıyor musunuz? Osmanlı coğrafyası. Ne kadar benzer değil mi? Ve atlamalar yaparak gidelim, daha iyi anlaşılsın.</p>

<p>Sonra geldi dedi ki yine, başka işte bakın Antalya'da ben bir toplantı için o sırada oradayım, kulak delik. Şeyde değildir, biz öyle yerler almayız. Bu diplomasi forumuydu. Onun yakınında bir paneldeydim, başka bir panelde. Sizin gibi güzel insanlarlaydım ben, emperyalistlerle değildim. O emperyalistlerle otururken böyle diplomasi forumunu yaparken Tom Barak çıktı, sandalyeye oturdu. Erdoğan'ın yanında, herkesin yanında ve dedi ki, ya dedi bu Ortadoğu'ya dedi, Türkiye'yi katarak, monarşi lazım dedi. Yani siz dedi cumhuriyet, laiklik filan bunları hak etmiyorsunuz dedi. Ama çok ahali bir aşağılama. Buralar için dedi böyle merhametli monarşi daha iyi dedi.</p>

<p>Bakın dünyanın neresinde olursanız olun, tam bağımsız, birazcık onurunuz varsa, gururunuz varsa bir memleket olarak, oradaki devlet yetkililerinden biri çıksa, sen ne diyorsun der değil mi? Sen kendini ne zannediyorsun der. O sömürge valisi, o sömürge valisi bunu söyleyebildi.</p>

<p>Bakın biz, biz bu ülkenin insanları bundan yüz yıldan fazla süre önce emperyalistlerle savaşarak onları bu ülke topraklarından kovmuş, atmış ve bu uğurda ölmüş insanların torunlarıyız. Can vermiş, kanlarını vermiş, şehit düşmüş insanların torunlarıyız biz. O emperyalistleri bu ülkeden gönderirken, onları bu ülkeden kovarken bir yandan da bir meclis kurmuş bir ülkeyiz biz. Bizim atalarımız bunu yaptı. Atatürk ve silah arkadaşları savaşırken bir karargahta meclis kurdular değil mi, meclis inşa ettiler. Ve dediler ki bir parti de kurdular, CHP'yi de öyle kurdular. Daha o savaş, o mücadele devam ederken karargah çadırlarında kuruldu yani. Ve orada bir tane zorba, bir sömürge valisi gelip bütün şımarıklığıyla bu cumhuriyet devrimlerini aşağılayarak, bunlar size fazla ya, diyebildi. Diyebildi ve kimse de ağzının ortasına elinin tersiyle vurmadı. Vurmadı, istenmeyen adam ilan etmedi. Herkes sustu. Geçen gün Hakan Fidan yine yan yana oturdular, birlikte poz verdiler hatta. 2 gün önce, 3 gün önce bugüne gelirsek.</p>

<p>Şimdi monarşi, Osmanlı, monarşi değil mi? Sonra açılım süreci. Geçen bir arkadaş dedi, çok, ona çok güldüm. Ya dedi işte açılım süreci nasıl? Yine Tom Barak dedi ki, ya bu coğrafyada Kürtler önemli bir unsur. Türkiye zaten Kürtlerle biliyorsunuz Suriye'nin kuzeyinden dolayı çok ciddi bir temas içindeler, Amerikan ilişkilerinde. Böyle bir Türkiye'nin aslında Kürtleri de abiliğine soyup Kürtlerle ittifak yaptığı bir fikir savunuldu. Bir fikir savunuldu, şu an biliyorsunuz İmralı, Ankara arasında mekik dokunuyor. Yani İmralı'ya hatta işte bir ev yapıldı, bir konut yapıldı Öcalan için, Abdullah Öcalan için. O konutta işte birilerini kabul edecek, bir af yasası çıkacak filan. Bu da, bunu da koyduk değil mi, monarşi laflarının yanına bir de bunu da koyduk cebimize.</p>

<p>Sonra dedi ki, bakın Tom Barak bunları yapmış, şey yapmış filan. Bu arada Erdoğan o şeyi de hatırladı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun lafını da hatırlayayım. Kılıçdaroğlu da daha ilk konuşmasında Kürt meselesiyle ilgili paketi ilk hazırlayan biziz dedi. Hatta şu an şey konuşuluyor, İmralı'ya yeni Kılıçdaroğlu yönetiminin heyet göndereceği konuşuluyor şu an. Orası da örtüşüyor, ne kadar ilginç.</p>

<p>Sonra bütün bunlar oldu, bakın monarşiler, şu dendi filan. Ve bu doğrultuda adımlar aslında 19 Mart'tan başlıyor, 19 Mart operasyonlarıyla başlayan tam bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Birdenbire şöyle bir şey oldu, sandıklar açtı. Daha önce DEM'li belediyelere çok yapıldı, pek çok şehirde yapıldı bu. Ama 19 Mart'tan sonra bir operasyonlar zinciri başladı değil mi, İBB operasyonları ve bütün CHP'li belediyelere operasyonlar başladı. Yani monarşi vaadiyle, monarşi söylemiyle aynı anda seçilmiş kişilere yönelik ve ana muhalefete yönelik bir saldırı başladı. Bu saldırının temel tam nedeni de neydi, temel nedeni, sonuçta 31 Mart 2024'te CHP birinci parti oldu arkadaşlar. CHP bu ülkede en çok oy alan parti. AK Parti kaybetti.</p>

<p>Büyükşehirlerin çok ülkedeki, ülke nüfusunun yaşadığı, yüzde altmış beşinin yaşadığı bölgeler CHP’li belediyeler tarafından yönetildi, oldu. İşte bu nedir, monarşiye en büyük tehdit budur. Değil mi. Halk sandıkla siyasal bir dönüşüm başlatıyor. Halk diyor ki ben bu iktidardan bıktım, artık yeni bir siyasi hareket istiyorum diyor değil mi. Sonuçta budur. Sandık sonuçlarına baktığınızda haritayı görürsünüz. O turuncu harita neden kırmızı oldu yani. Halk bir şeyi istedi çünkü.</p>

<p>Ha, işte burada tehlike başladı. Bu tehlikede kimler ortaklaştı peki. Şimdi geldiğimiz nokta o. Bir, bu proje emperyalistleri çok rahatsız etti. Emperyalistler dedi ki ya tek adam rejimi inşa ettik biz buraya, bir saray inşa ettik biz burada dediler yani. Bir sarayı yönetmek çok kolay arkadaşlar. Denge denetleme sistemleri olmayan bir ülkeyi yönetmek, onunla iş birliği yapmak çok kolay. Trump’la Erdoğan boşuna mı bu kadar iyi anlaşıyor zannediyorsunuz. Trump ne isterse verildiği için iyi anlaşıyorlar ve onun için böyle bir sistem istiyorlar. Görüyorlar, saray olursa ne olacak görüyorlar, ne kadar kolay olacak görüyorlar. Ve şimdi o sarayı inşa etmiş, o saraydan vazgeçer mi. Onun için CHP’ye karşı bir operasyonlar zinciri başladı. Ama işin özü, Amerika’nın planı bu. Ortadoğu’da Suriye, Irak, İran’ın zayıfladığı gücü ve Türkiye’yle birlikte istikrarsız ve gerileşebileceği bir rejim bir kitle inşa etmek, rejimler bütünü inşa etmek. Böylece de İsrail’in güvenliğini sağlamak, İsrail’in yayılmacılığına hizmet etmek. Hikaye bu. Büyük büyük hikaye baştan sona bu, bu kadar basit.</p>

<p>Ha şimdi orada ne oluyor. A, bakıyorsunuz Erdoğan’ın çıkarlarıyla bu çok örtüşüyor. Erdoğan’ın çıkarlarıyla çok örtüşüyor. Neden, sarayda kalacak, monarşi, bulunmaz nimet. Toplum bir değişim, dönüşüm istiyor. Ve Erdoğan’la diyor ki Trump ve Tombalak, biz meşruiyet veriyoruz diyor bakın. Meşruiyet veriyoruz. En çok ihtiyacı olan şeyi veriyoruz. Meşruiyet. Neden, çünkü halk desteğini kaybetti. Halk desteğini kaybedenin ancak meşruiyete ihtiyacı olur, başkasının olmaz.</p>

<p>Ve bu sırada Erdoğan’ın dediği mi çok işine geliyor, ne. Arkadaşlar, dünyanın en kötü, en rezil olaylarından biri nedir biliyor musunuz. Kavgada gözünüz, böyle bir kavga edersiniz değil mi. Gerekirse itilir değil mi, kavga da edilir yani, sivil stratejik kavga edilir. Mertçe kavga edersiniz. Ya bir yarışa girersiniz değil mi, futbol oynarsınız. İzlediniz mi bilmem, Kanada futbolcusunun bacağı kırıldı geçen gün. Öyle oynamazsınız. Şey, Bektaşilerin örneklerine devam edersek. Mertçe oynayıp yeneyim ya da yenileyim dersiniz. Kurallarına göre oynayalım. Biraz onurlu olan, biraz ahlaki değerleri olan insan bunu yapar.</p>

<p>Ama buradaki hikaye çok basit bir durum var biliyor musunuz. Bütün bu yaşadıklarımızın, mutlak mutlan bu operasyonun bütün nedeni, o anlamıyla emperyalist planla birlikte birleşen saray açısından ne biliyor musunuz. Çünkü Ekrem İmamoğlu, çünkü Mansur Yavaş aday olduğunda ve CHP seçime girdiğinde Erdoğan’la AKP’yi yeniyor arkadaşlar. Ve toplumdaki herkes de bunu biliyor. Bu operasyonun tamamen siyasi operasyon olduğunu biliyor. Bu operasyonların nedeninin tam olarak bu olduğunu biliyor. Ve Erdoğan mertçe, yiğitçe yarışamadığı için rakiplerini saf dışı bıraktı. Bu kadar. Bu kadar net yani, bu kadar basit. Niye, nasıl yapıyor bunu. Tek adam rejiminde, sarayda artık o nedenlerin de bir tek adam rejimi inşa ettiği saray yargısı eliyle bunu yapıyor, bu kadar basit. Bu kadar net.</p>

<p>Şimdi, bir çıkar daha örtüşüyor orada. Bakın, bence en zavallı nokta orası. En kötü noktalardan bir tanesi ne biliyor musunuz, AKP kadar saray rejimi kadar kötü olamazsınız. Yani çok yani çok nadir bulunur yani. Masum insanları hapse atmak, insanları orada çürütmek, çıplak arama işkencesi yaptırmak, değil mi. İnsanlara bir yargı kariyeri için insanların hayatını karartan yargıçlardan, savcılardan bahsediyoruz. Kendi kariyerini yükseltmek için bunu yapan siyasilerden bahsediyoruz. İnsanların hayatını karartıyorlar. İnanılmaz yalan söyleyen, ahlaki hiçbir değeri olmayan, sadece para değeri olan, paradan başka hiçbir davası kalmamış tiplerden bahsediyoruz. Böyle bir iktidardan bahsediyoruz.</p>

<p>Ve o iktidar bütün bunları yaparken düşünün, bütün bunları yaparken monarşi için bir en keskin adımın atılması tam gerekiyor. Yirmi bir mayısta bu adım atıldı. Bakın bu basit bir şey değil. Bu bir dönem değil, bu siyasetin böyle gündeminde geçiştirilecek bir konu filan değil. Bu çocuklarımızın, torunlarımızın, torunlarımızın torunlarının bile bize hesap soracağı bir dönem. Eğer bu süreç o sarayın, emperyalistlerin ve mutlanların planladığı gibi giderse torunlarımızın torunları bile bizi lanetle anacaktır. Gerçekten bizi lanetle anacaklar ve biz bu laneti hak edeceğiz. Haklı olacaklar.</p>

<p>Neden biliyor musunuz, çünkü demokrasinin temeli ne, sizi yönetecek kişiyi seçebilmeniz. En temel nokta bu. Beni yönetecek kişiyi ben seçerim. Ben vatandaşım, ben halkım. Ben belirlerim değil mi, en ana ilke bu. Bunu elimizden alıyorlar arkadaşlar. Bakın bu öyle böyle bir şey değil, bunu elimizden alıyorlar. Bunu çocuklarımızın, torunlarımızın bütün geleceğimizi ülkemizin elimizden alıyorlar. Atalarımızın bize devrettiği ve kanlarını dökerek ölerek bize bıraktıkları bu değeri yok ediyorlar. Ve buna karşı sessizlik dediğim gibi, bundan sonra gelecek bütün nesillerin lanetini hak edeceğimiz bir gerçek. Öyle bir gerçek bu.</p>

<p>Ve benim inanamadığım nokta da orada başlıyor. Ve buna kendi koltukları için, kendi koltuk sevdaları için ortak olan, koşa koşa olan zübükler var. Ve bu zübükler gerçekten aynı az önce anlattığım gibi hiçbir değeri kalmamış, politik bir yaklaşımı olmayan, bu monarşi tehdidini gören ve buna rağmen orada bir koltuk için, o genel merkez için, kendi siyasi ikbali için ya da meclis turuncu koltuklarından kopmamak için ya da genel başkan olduğunu oyununu hala oynayabilmek için bütün bu ülkenin devrimlerini, cumhuriyetini, Atatürk’ün cumhuriyetini sırtından hançerleyen insanlar.</p>

<p>Bakın, ben burada ben nezaketli bir adam olduğumu düşünürüm. Mümkün olduğunca nazik olurum, kimseyi kırmamaya çalışmışımdır. Ama arkadaşlar şu öz güven gerekir. Bakın şu öz güven gerekir. Böyle bir ihanet, partiye kastetmiyorum CHP’yi yani, ülkeye, bu cumhuriyetin kuruluşuna, değerlerine, kurucularına ve bu cumhuriyetin evlatlarına, bu cumhuriyetin yeni nesillerine böyle bir ihaneti yapanlar, böyle bir ihaneti yapanlar kabalığını kabul edecekler. Kabalığımızı kabul edecekler. Bunu yapanlar, bunu yapanlar insan içine çıkamamalı, siyaset yapamamalı. Bunu yapanlar, gerçekten bunu yapanlar buna alet olanlar, koltuk sevdası için bu hallere düşenler, koltuk sevdası için bu hallere düşenler bunun karşılığında toplumdan ötekileştirilmesi ve dışlanması gereken insanlar.</p>

<p>Şimdi çok nazik olursanız, çok nezaketli olursanız her şeyi de konuşabiliriz derseniz bunun bir sorunu yok. Ya arkadaşlar ya bir insanın bakın ben bir partiye, kendi partine gaz bombasıyla, biber gazıyla, plastik mermiyle polis sokmak nedir ya. Ya bir insan bunu nasıl yapabilir arkadaşlar. Arkasında mafyayla nasıl gelebilir. Veya bakın, bir bir siyasetçi, bir ülkede bir kendine cumhuriyetçi diyen, kendine halkçı diyen biri nasıl gider saray yargısıyla, saray yargısıyla, yani bütün o cezaevindeki insanları hapse atan yargıyla nasıl iş birliği yapar. Ve iddianameleri okumadan insanları nasıl suçlu ilan eder. Kendi partisinden bakın, kendi partisinin belediye başkanları, kendi partisinden yani kendi partisi yönettiği belediyenin çalışanları, bürokratlarını silivri betonlarına gömmeyi nasıl kabul eder. Ya o insanların o bu vicdansızlığı yaptığı insanların çocukları, eşleri, anneleri, babalarını nasıl hiçe sayar.</p>

<p>Bakın mahallede bile bir işleri racondur yani. Bir arkadaşı bir arkadaşı sattı, benim mahallemde vardı, kavga ederdik, çatışırdık, böyle bir sürü hikaye yapardık. Bir çocuk bizim tel sapan vardı eskiden bilmem bilir misiniz, böyle tel atardı, onların yerini alt mahalleye ispiyonladı. Adı Hain Mehmet diye kaldı yani, biz herhalde hala bir yerde öğretmenlik yaptı artık yani. Diyorlar ki kim, hangi Mehmet, Hain Mehmet diyorlar yani. Böyle anılırsınız mahallede bile yani. Burada baktığımızda bir partiyi teslim eden değil sadece, bir cumhuriyet teslim eden ve bu sadece bakın ve sadece şunu bilerek partinin birinci parti, Türkiye bir siyasal dönüşümün eşiğinde.</p>

<p>Ve şimdi düşünün, bunları, bu operasyonu savunan biri genel merkezde. Ya arkadaşlar, çikolata dağıttılar ya, genel merkezde, gaz, biber gazı yağarken çikolata dağıttınız ya. Ya bakın, bunun gibi otuz tane örnek sıralayabilirim. Bakın, ben şeyim, dediğim gibi nazik, nezaketli bir insan olmaya çalışıyorum. Ama bazen öfke gerçektir, öfkeli hissedersiniz ve bazen öfke hak eder, öfkeyi hak eder. Bu onun için tartışılacak falan bir konu değildir. Böyle politik tarzı bu ahlakla ilgili bir şey, değerle ilgili bir şey. Ha şimdi, bütün bunları yaptılar, neyle eş değer tabi, uluslararası plan. Ya rastlantı mıdır arkadaşlar, monarşi dedi ya, yani çıktı Osmanlı coğrafyası dedi ya ilk konuşmasında. Ertesi gün çıktı Turancılık aidiyetinden, ırkçılıktan bahsetti. Ya Cumhur İttifakı ile aynı kodlara girdiğini ilan etti.</p>

<p>Ve partiyi bir düşünün, bir genel başkan düşünün partisini, ya nasıl, bak bunu kimse yapamaz, gerçekten kimse yapamaz. AKP yıllardır uğraşıyor yapamadı yani. Otuz yedi oy oranında yüzde üçe, yüzde beşe nasıl düşürürsün, ki yüzde bire kadar düşürecek yani CHP'yi. İşte bakın, yani orada baktığınız ve yaşadığımız şey bunun için sadece partiye, yani bütün geleceğe, bütün geleceğe çok ağır bir darbe. Ama bu sorunun şurasını da kaçırmayalım, bunu yapan saray, bu sarayın projesi. Parti içi bir kavga falan yok.</p>

<p>Bakın, burada kaç kişiyiz, burada hepinizden ben beş tane kişi bulurum, o beş kişi parayla her şeyi yapabilecek ya da koltuk sevdasıyla her şeyi yapabilecek insanlardır. Beş kişi aranıza karıştırırım buraya, o beş kişiyle bütün burayı karıştırıp yok edebilirim yani, herkesi birbirine saldırdığı bir hale getirebilirim burayı. Bunu yapabilirsiniz. Burada da mesele CHP'ye yapılan bu, bir CHP'li bir kavga, CHP'li bir çatışma falan değil, bu bir saray operasyonu, gerçekten öyle. Ya bakın, teşkilatlanacaklar, teşkilatlanamıyorlar. Nasıl teşkilatlan, ben şehirleri geziyorum, Eskişehir'de siz de bilirsiniz, bilmiyorum. Ya nasıl gideceksin, nasıl sokağa çıkacaksın, nasıl insanların içinde geleceksin. Bütün bunları halk bilirken nasıl siyaset yapacaksın. Çünkü yapmayacak, çünkü genel merkezde duracak. Çünkü eninde sonunda burada o yalnızlaşmadan Cumhur İttifakı'na gidecek. Onunla ortaklaşacak, o olacak.</p>

<p>Ha bakın, sonuç ne ve ne yapılabilir. Ben geçen Özgür Özel ile röportaj yaptım, Birgün TV için, konuştuk. Planını merak ettim, nedir planın, halka gideceğim dedi. Bakın, gerçekten baktığınızda o halka gideceğim lafı, aslında biz az önce de onu konuşuyorduk, o kadar formüller gerekmiyor arkadaşlar. Böyle sihirli formüller, çok siyasi analizler, çok böyle parlak fikirler ve o parlak fikirlerle, hiçbirine gerek yok. Özgür Özel'i son iki gündür izlediğimde ben bunu gördüm. Ya mesele sadece şu arkadaşlar, halka gitmek. Bak, halktan büyük güç yok. Ya bakın, Denizli'de ve halka gitmek ne demek, çok basit. Ya bu halk iki yüz yıldır seçim yapıyor, bu halka şunu diyeceğiz, ya sen kendin seç, yönetecek insanları seçmek istiyor musun, istemiyor musun, seçim bu. Bunun seçimi olacak, bunun referandumu olacak.</p>

<p>Ha çok üzerimize gelecekler, belki Özgür Özel'i de tutuklayacaklar, dokunulmazlığını kaldırıp. Belki herkese operasyon, gazetelere, televizyonlara, gazetecilere, belki hepimize operasyon diye gelecekler. Ama bakın, bu, bazı dönemler böyle, bazı dönemler böyledir. Sonuna kadar direneceksin, sonuna kadar var olacaksın, ayakta duracaksın. Özgür Özel ile röportajımda çok iyi bir şey anlattı, hoşuma gitti yani. Şey dedi, yatılıda okuyor, okudum ben de on yaşında, bizi yatılıya verdiler dedi. Dedi ki, yatılıya yatırıldığı, gittikleri ilk gece bütün çocuklar ağlardı dedi, bütün on yaşındaki bütün çocuklar ağlardı. İlk susan lider olurdu, başlardı işte, Barış ne haber, niye ağlıyorsun oğlum falan derdi. Ben öyle bir karakterdeyim dedi. Hepimiz öyle bir karakterde olmak zorundayız. Üzülürüz, dertleniriz, umutsuzluğa düşeriz, karanlık hissederiz. Ama bakın, şunu bilmeniz, özgüvenli olmak zorundayız. Bütün bu anlattığı hikayelerden çıkartılacak bir sonuç bu, çok net sonuç bu.</p>

<p>Niye monarşi istiyorlar, niye saray istiyorlar biliyor musunuz, daha kolay yönetmek için değil mi. Halkla uğraşmasınlar. O saray şimdiden çürüdü arkadaşlar. O rejim çürüdü, bitti, öldü. Bakın, Şamil Tayyar'ın son tweetlerinden birini mutlaka okuyun, bir ibretlik bir şey, itiraf. Saray etrafında oluşan bürokratik vesayeti, çetelerin yani, onu diyemiyor, biz öyle diyoruz, çeteler ülkeyi yönetmeye kalkıyor, çünkü devasa bir otorite boşluğu var. Erdoğan da artık hakim olamıyor, yükü taşıyamıyor diyor. Berat Albayrak da gelsin ona başdanışman olsun ya da bir başka isim bulunsun diyor, öyle yükü paylaşsın. Çünkü bakın, her tarafta küçük küçük çeteler var saray çevresinde ve hepsi yolsuzlukla uğraşıyor, hepsi ceplerini doldurmakla uğraşıyor. Hepsi bu halkın kaynaklarını, bizim yarattığımız kaynakları çalmakla uğraşıyor. Ve bu, o çürüme devleti çürütüyor, her tarafa sirayet ediyor. Ahlakı, toplumsal ahlakı da zehirliyor.</p>

<p>Ve bu saray rejimi, şu an neyi, biz CHP karışıklığı konuşuyoruz ya, sarayın içinde beş tane Erdoğan sonrası adayı var, hepsi birbirini yemek için bekliyor. Ve bakın, halk, halk desteği yok bunların, bunların artık AK, AKP'dekiler ne diyor biliyor musun, ya AKP kalmadı diyorlar. Bir saray var, bir iki tane bürokrat var, ülkeyi onlar yönetiyor diyorlar. Operasyonlardan bile haberdar olmuyorlar. Yani kendini yiyen bir canavar bu ve öyle bir çürüme. Ha onun için bakın, onun için enseyi karartmaya gerek yok. Bunlar devletin gücünü eline geçirmiş, devletin gücünü eline geçirmiş kağıttan kaplanlar. Önümüze ördükleri duvarlar kumdan kaleler. Halk yürürken halk yürürken hepsi yıkılırlar.</p>

<p>Yani onlar çeteler, biz milyonlarız ya, milyonlarca insanız. Bakın, zannediyorsunuz bak, böyle karanlık şeyler anlatıyoruz ya, işte Barış da anlattı, ben de anlattım. Eğer çok, sürenizi açmak istemiyorum, süreyi açmak istemiyorum, açtım mı. Her zaman açıyorum. Ama bunu anlatmazsam içimde kalır, ukte kalır, çünkü sizi umutsuzluğa düşürürüz zannederim kendimi. Biz ne yaşıyoruz biliyor musunuz, bizi gözaltına alıyorlar ya, emniyete gidiyoruz, polisler gelip bize gizlice kitap imzalattırıyor, bizi okuyorlar yani.</p>

<p>Adliye gidiyoruz. Adliye gidiyoruz. Savcı bizim 16 yıl hapsimizi istiyor. Savcı yardımcısı sonra yanımıza gelip diyor ki, savcı bey sizi çok seviyor. Onlar TV izliyor, kitaplarınızı okuyor. Sevmesini isteyecek hayır ama yani ilişkiler böyle. Savcı o yardımcısı beni çok seviyor. Adliyeye gittiğimizde personelle fotoğraf çektiriyoruz. En son bir tane hakim, yine yargılanıyoruz. Hakimin koruması geldi. Abi fotoğraf çektirebilir miyiz dedi duruşmadan sonra yani. Düşünün. Ya ben 1 Mayıs'ta hayatım boyunca öğrenci olduğum için dayak yedim. Yani öğrenci ve eylemci olduğum için. Hayatım boyunca 17 yaşından beri 1 Mayıs'a gidiyorum. Son birkaç 1 Mayıs'a gittiğimizde polisler geliyorlar. Abi kuytuya gel diyorlar, selfie çekeceğiz diyorlar. Yani orada da varız yani. Yani bakın denetimli serbestlik bürosuna gidiyoruz.</p>

<p>Barış'la gittik bir kere. Barış vardı, ben vardım, Şule vardı. Sen var mıydın Murat. Yoktun galiba. Sen yoktun. Ben de sizin gibi suçlarla ilgilenmiyorum. Denetimli serbestlik bürosuna gittik. Abi memurların etrafı sardı. Ya bir konuşuyorlar, hatırlıyor musun. "Aa" dedim "susun." Susun gideyim yani. Hepsi video çekiyor filan. "Vay artık canımıza tak etti" bir şey yaptı filan diyor. Yani bakın biz her yerdeyiz. Trafik geçen kask takmadan motor kullanıyorum, trafik polisi de bizim bizden çıktı. Yani şimdi bunu polisler söylemeyin de. "Abi" dedi yani "kaskı tak" falan sonra yolladı tabii filan. Neyse yani. Yani çok kısa mesafe gidiyorum. Yani bakın biz her yerdeyiz. Biz kalabalığız. Bu saray müsveddeleri bu sarayı inşa etmeye çalışanlar, yeni saltanat yaratmaya çalışanlar şunu görmüyorlar. Bu cumhuriyetin devrimleri öyle çok hasar gördü. Çok yıprandı ama çok da köklü. Çünkü fikirlerimiz güçlü. Onun için şundan emin olun, o saraylardaki o kendini saltanat zannedenler de kaybedecek, hanedan zannedenler de kaybedecek. Onun etrafındaki çeteler de kaybedecek. Halk kazanacak, biz kazanacağız."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/gazeteci-timur-soykan-eskisehirde-konustu-chp-bu-ulkede-en-cok-oy-alan-parti</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/eskisehirde-konusan-gazeteci-timur-soykan.jpg" type="image/jpeg" length="95798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İbrahim Şavlukbaş: "Cumhuriyet kazanacak, halk kazanacak"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/ibrahim-savlukbas-cumhuriyet-kazanacak-halk-kazanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/ibrahim-savlukbas-cumhuriyet-kazanacak-halk-kazanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, Cumhuriyet, bağımsızlık ve Kemalizm üzerine değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Emperyalizm bizi hiç boş bırakmadı. Hiç. Biz aslında on bin yıllık uygarlığın birikiminden gelen, arkamızda bir on bin yıllık uygarlık olan bildiğimiz kadarıyla bir ulusuz. Cumhuriyet bizi ulus olmakla taçlandırdı ve tam bağımsız bir ulusuz bin dokuz yüz yirmi üçte. Evire çevire emperyalistleri döverek bu topraklardan kovduk ve tam bağımsız, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini kurduk.</p>

<p>Ama bunu hiç unutmadılar. Hiç. Şimdi yaklaşık yetmiş altı yıldan beri ve özellikle son çeyrek yüzyılda çaktırmadan, sinsi sinsi yerli iş birlikçileri ile karşı devrimi yükseltiyorlar. Ama bilmiyorlar ki o on dört gün sonra iki yüz elli yaşını kutlayacak, daha ulus olamamış emperyalistler yani Amerikalılar için söylüyorum, biz bir uygarlığız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Biz Farslardan önce de vardık. Farslardan da eskiyiz. İngilizlerden de önce vardık. Almanlardan da önce vardık. Fransızlardan da önce vardık. Bu topraklarda cumhuriyet ve ulus ve halkçı, toplumcu, devrimci cumhuriyet toplumun tüm hücrelerine yansımıştır. Yerli iş birlikçileri ile birlikte hepsini, hepsini geldikleri yere göndereceğiz.</p>

<p>Mustafa Kemal gibi düşünüyoruz. Bütün dünyanın, dünyaya bir öneridir Kemalizm. Bugünkü dünyanın, insanlığının tek kurtuluş çaresidir Kemalizm. Sadece bizim değil. O yüzden Kemalizm'i kaynağında boğmaya çalışıyorlar.</p>

<p>Sadece bölgesel olarak konuşmuyorum. Küresel anlamda söylüyorum. Çin feyz almıştır. Kuzey Afrika ülkeleri feyz almıştır. Latinler feyz almıştır. Birçok şey söyleyebilirim, Hintliler feyz almıştır. Dolayısıyla Mustafa Kemal gibi düşünüyoruz. Bundan sonra hepimiz Mustafa Kemal gibi düşüneceğiz ve gelecekte o var. Biz kazanacağız, cumhuriyet kazanacak, halk kazanacak."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/ibrahim-savlukbas-cumhuriyet-kazanacak-halk-kazanacak</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/ibrahim-savlukbas-cumhuriyet-kazanacak-halk-kazanacak.jpg" type="image/jpeg" length="17235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Süreyya Üner: "Yaşananlar verilen sözlerin çok çok gerisinde"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/sureyya-uner-yasananlar-verilen-sozlerin-cok-cok-gerisinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/sureyya-uner-yasananlar-verilen-sozlerin-cok-cok-gerisinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Sen Şube Sekreteri Süreyya Üner, özel sektör öğretmenlerinin taleplerine ve mülakat mağduriyetlerine ilişkin açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eğitim Sen Şube Sekreteri Süreyya Üner şu ifadeleri seslendirdi;</p>

<p>"Özel Öğretmenler Sendikası ve mülakat mağduriyeti yaşayan bütün eğitim emekçilerinin yanındayız. Bir kez daha buradan sesleniyoruz. Mülakat mağduriyeti ve sefalet ücretlerine karşı mücadele eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının haklı ve meşru eylemi, bir kez daha kolluk güçleri tarafından saldırıyla karşılaştı.</p>

<p>Oysa ki Özel Öğretmenler Sendikasının bu mücadelesi sürerken, 2023 seçimlerinde taban aylık sözü verilmişti. Aynı zamanda mülakat mağduriyeti yaşayan arkadaşlarımızın mülakatının kaldırılacağı sözü de verilmişti. Hiçbiri yapılmadı.</p>

<p>Bu noktada bütün eğitim emekçileri geçim sıkıntısı yaşarken, özellikle de bu kentin milletvekili kulaklarını tıkamış durumdadır. Seçimlerde müjdelenen bu haklar için, mülakat mağduriyeti yaşayan arkadaşlarımızın durumu karşısında, hala kulakları tıkalı, hala gözleri görmeyen eğitim komisyonundaki milletvekilleri bu durumu bizlere bir lütuf gibi değerlendiriyor.</p>

<p>Güya ÖMK sürecinde bizlere verilen pek çok söz vardı. Öğretmenlere şiddetin iki kat artırımlı cezası getirileceği denildi. Bugün Güvenpark’ta, Kurtuluş Parkı’nda yaşananlar verilen sözlerin çok çok gerisindedir.</p>

<p>Aynı zamanda Genel Başkanımız Kemal Irmak, TİS Hukuk Sekreterimiz Özlem Tolu ve Mali Sekreterimiz Ramazan Gürbüz’ün de aralarında yer aldığı öğretmenlerin Güvenpark’ta ters kelepçeyle gözaltına alınması, bu ÖMK sürecinde verilen sözlerin üzerinde ne kadar durulmadığını bize göstermektedir. Genel Başkanımız Kemal Irmak ve yürütme kurulu üyesi arkadaşlarımıza yapılan bu ters kelepçeli müdahale, anayasal haklarımızın açıkça saldırı altında olduğunu bize kanıtlamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ama bilsinler ki öğretmenler yalnız değildir. Biz birleşe birleşe kazanacağız. Sendikal hakları, demokratik itirazı ve ifade özgürlüğünü kriminalize etmeye çalışmak hukukla da demokrasiyle de bağdaşmaz.</p>

<p>Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Ters kelepçelerle, gözaltılarla, baskılarla hakikati ve toplumsal itirazı susturamazsınız. Susturamayacaksınız da."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/sureyya-uner-yasananlar-verilen-sozlerin-cok-cok-gerisinde</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/sureyya-uner-yasananlar-verilen-sozlerin-cok-cok-gerisinde.jpg" type="image/jpeg" length="42947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Cihan Tıknazoğlu: "Bu haklı taleplerin takipçisi olmaya devam edeceğiz"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/ozgur-cihan-tiknazoglu-bu-hakli-taleplerin-takipcisi-olmaya-devam-edecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/ozgur-cihan-tiknazoglu-bu-hakli-taleplerin-takipcisi-olmaya-devam-edecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özgür Cihan Tıknazoğlu, öğretmenlerin talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Özgür Cihan Tıknazoğlu şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“14 Haziran Pazar günü, yıllardır verilen sözlerin tutulmasını talep eden mülakat mağduru öğretmenler ve özel sektör öğretmenleri Ankara Güvenpark'ta bir araya gelmiştir. Demokratik haklarını kullanmak ve seslerini duyurmak için bir araya gelen öğretmenler, daha ilk andan itibaren polisin engelleyici tutumu ve sert müdahalesine maruz kalmıştır. Öğretmenlerin taleplerini dile getirmesine ve seslerini kamuoyuna duyurmasına izin verilmemiş; öğretmenler abluka altına alınarak darp edilmiş ve 40'ı aşkın öğretmen gözaltına alınmıştır.</p>

<p>Tüm baskı ve engellemelere rağmen mücadelede kararlı olan öğretmenler, Güvenpark'taki müdahalenin ardından Sakarya Caddesi'nde geniş katılımlı bir basın açıklaması gerçekleştirmiştir. Açıklamaya; mülakat mağduru öğretmenler ve aileleri, özel sektör öğretmenleri, vakıf üniversitesi akademisyenleri, eğitim sendikalarının temsilcileri, öğrenci temsilcileri, dayanışmayı büyütmek için gelen emek ve demokrasi güçleri ile milletvekilleri katılım göstermiştir. Basın açıklamasında söz alan öğretmenler, yıllardır maruz bırakıldıkları adaletsizlikleri ve güvencesizliği kamuoyuyla paylaşmıştır.</p>

<p>Ertesi gün yaşanan gözaltıları protesto etmek ve gözaltından çıkan öğretmenleri karşılamak için Kurtuluş Parkı'nda toplanan emek ve demokrasi güçlerinin, gözaltından çıkan öğretmenlerle buluşması engellenmiştir. Enerji Otel'de konaklayan öğretmenlerin otelden çıkışına izin verilmediği gibi, otelin etrafı Ankara Emniyeti tarafından ablukaya alınmıştır. Öğretmenler abluka altından çıkarılana kadar Kurtuluş Parkı'nda beklemek isteyen topluluk yine polisin sert müdahalesine maruz kalmıştır. Eğitim sendikalarının genel başkanları, yürütme kurulu üyeleri, temsilcileri, dost sendika temsilcileri ve mülakat mağduru öğretmenler gözaltına alınmıştır. Biber gazına maruz kalan öğretmen ailelerinden, sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılanlar olmuştur.</p>

<p>Kurtuluş Parkı'ndaki saldırının ve otel önündeki ablukanın tüm kamuoyuna ve bizlere gösterdiği şey; öğretmenlerin haklarını alması şöyle dursun, yaşamalarına, konuşmalarına hatta seyahat haklarına bile yasak getirilmeye çalışılmasıdır. Verdikleri sözlerin altında kalanlar, patronları üzmek istemeyenler, çıkar ilişkilerinin ve sömürünün devam etmesini isteyenler; öğretmenleri ve ailelerini yok saymaktadır. Öğretmenler tüm bu yasaklara ve yok saymalara karşı son çare olarak süresiz açlık grevine başlamıştır. Açlık grevinin ikinci gününde yine polis müdahalesiyle karşılaşan öğretmenler gözaltına alınmıştır. Dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile görüşmek isteyen öğretmenlere müdahale eden Ankara Emniyeti, eğitim emekçilerini darp ederek gözaltına almıştır. Altı gündür devam eden açlık grevi nedeniyle bazı öğretmenler sağlık sorunları nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırılmıştır. Bu saatten sonra öğretmenlerin başına gelecek tüm sorunların faili; çözüm için söz veren ancak verdiği sözleri tutmayan Yusuf Tekin ve Ayşe Gürcan başta olmak üzere yetkili bürokratlardır.</p>

<p>Mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesi ve yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi amacıyla TBMM'ye sunulan kanun teklifi Meclis'ten geçene; bir yıl önce sözü verilen, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB), patron dernekleri ve özel sektör öğretmenlerini bir araya getirecek olan ortak toplantı yapılana kadar Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu olarak bu haklı taleplerin takipçisi olmaya ve mücadeleyi omuz omuza sürdürmeye devam edeceğiz.</p>

<p>Eğitim emekçilerimizin talepleri nettir. Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir. Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı güvence altına alınmalıdır. Eğitim emekçilerimizin güvenceli çalışma ve insanca yaşam talepleri karşılanmalıdır.</p>

<p>Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu olarak buradan bir kez daha sesleniyoruz: Baskıyla, gözaltıyla susturmaya çalıştığınız öğretmenlerin haklı mücadelesinde yanlarındayız. Yaşasın sınıf dayanışması.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/ozgur-cihan-tiknazoglu-bu-hakli-taleplerin-takipcisi-olmaya-devam-edecegiz</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/ozgur-cihan-tiknazoglu-bu-hakli-taleplerin-takipcisi-olmaya-devam-edecegiz.jpg" type="image/jpeg" length="74078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu: "Dokunulmazlık sürecindeki gerçekler çarpıtılıyor"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/kemal-kilicdaroglu-dokunulmazlik-surecindeki-gercekler-carpitiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/kemal-kilicdaroglu-dokunulmazlik-surecindeki-gercekler-carpitiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci ve son dönemdeki eleştiriler hakkında açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mahkeme kararı ile CHP Genel Başkanlığı görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;</p>

<p>Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.</p>

<p>Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.</p>

<p>22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.</p>

<p>2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.</p>

<p>Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.</p>

<p>Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.</p>

<p>Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.</p>

<p>Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.</p>

<p>Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.</p>

<p>Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.</p>

<p>Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.</p>

<p>Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.</p>

<p>Buradan bir kez daha ilan ediyorum:</p>

<p>Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.</p>

<p>Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/kemal-kilicdaroglu-dokunulmazlik-surecindeki-gercekler-carpitiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/kemal-kilicdaroglu-dokunulmazlik-surecindeki-gercekler-carpitiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="14170"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehirspor’da beklenmeyen veda; Taraftarlar kalmasını istiyordu]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/eskisehirsporda-beklenmeyen-veda-taraftarlar-kalmasini-istiyordu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/eskisehirsporda-beklenmeyen-veda-taraftarlar-kalmasini-istiyordu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehirspor’da geçtiğimiz sezon forma giyen Batuhan Doğrukıran, yeni sezon öncesi yapılan görüşmelerin ardından takımdan ayrıldığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehirspor’da geçtiğimiz sezon forma giyen 24 yaşındaki forvet oyuncusu Batuhan Doğrukıran, kulüple yollarını ayırdığını duyurdu. Yeni sezon öncesinde taraflar arasında yapılan görüşmelerin ardından anlaşma sağlanamaması üzerine ayrılık kararı alındığını belirten Batuhan Doğrukıran, kulübe ve taraftarlara veda mesajı yayımladı.</p>

<p>Bir sezon boyunca Eskişehirspor forması giymenin kendisi için önemli bir deneyim olduğunu ifade eden Batuhan Doğrukıran, kulüpte görev yaptığı süre boyunca büyük bir gurur yaşadığını söyledi.</p>

<p>Batuhan Doğrukıran, “Bir yıl boyunca bu büyük camianın formasını giymekten ve sahada mücadele etmekten büyük gurur duydum” dedi.</p>

<p>Kulüpte görev yaptığı süreçte destek veren herkese teşekkür eden Batuhan Doğrukıran, başkan, yöneticiler, teknik ekip, takım arkadaşları ve taraftarların kendisi için ayrı bir yere sahip olduğunu belirtti.</p>

<p>Batuhan Doğrukıran, “Bu süreçte bana güvenen başkanımıza, yöneticilerimize, teknik ekibimize, takım arkadaşlarıma ve her zaman desteğini hissettiren büyük taraftarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yeni sezon öncesinde yapılan görüşmelerde tarafların ortak noktada buluşamadığını belirten Batuhan Doğrukıran, ayrılık kararının bu süreç sonunda alındığını söyledi.</p>

<p>Batuhan Doğrukıran, “Yeni sezon öncesinde yapılan görüşmeler sonucunda, istediğimiz şartların maalesef oluşmaması nedeniyle kulübümüzle yollarımızı ayırma kararı aldık” dedi.</p>

<p>Eskişehirspor’da geçirdiği dönemin kariyerinde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Batuhan Doğrukıran, kulüpte edindiği dostlukları ve yaşadığı anıları unutmayacağını ifade etti.</p>

<p>Batuhan Doğrukıran, “Burada yaşadığım anılar, kazandığım dostluklar ve edindiğim tecrübeler benim için her zaman çok değerli olacak” sözlerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamasının sonunda Eskişehirspor’a ve taraftarlara başarı dileklerini ileten Batuhan Doğrukıran, “Kulübe ve büyük taraftarına bundan sonraki süreçte başarılar diliyorum. Hoşça kalın” ifadeleriyle veda etti.</p>

<p>Yeni sezon öncesinde transfer görüşmelerinin sürdüğü Eskişehirspor’da, Batuhan Doğrukıran’ın ayrılığı kadro yapılanmasına ilişkin gelişmeler arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİRSPOR</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/eskisehirsporda-beklenmeyen-veda-taraftarlar-kalmasini-istiyordu</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/batuhan-dogrukiran.jpg" type="image/jpeg" length="94436"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yavuz Ağıralioğlu: "Hayalini kurduğum Türkiye için alın terini dökeceğim"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/yavuz-agiralioglu-hayalini-kurdugum-turkiye-icin-alin-terini-dokecegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/yavuz-agiralioglu-hayalini-kurdugum-turkiye-icin-alin-terini-dokecegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yavuz Ağıralioğlu yaptığı konuşmada siyaset, hukuk, ekonomi ve CHP’ye yönelik tartışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Şimdi artık yaşlanma hattına geldik. Bizim hayatımızın idealizme adanmış 35 yılının içerisinde devletin hazinesini doldurmak vardı. Memleketin duasına konu olacak bolluk berekete imkan olmak, çocuklarımızın hayali olmak, üretimi planlamak, eğitimi planlamak, adaleti ayağa kaldırmak, memleketi abad etmek, bir masal ülkesini inşa etmek hissemize düşseydi biz bu kadar asabı bozuk adamlar olmazdık. Bu olmayınca ne oluyor biliyor musunuz? İcraatınız yok, devlet edemiyorsunuz, hükümet edemiyorsunuz, icraatta bulunamıyorsunuz. Kitaplarda yazdığınız güzel güzel, hikmetli işlerin eserini veremeyince bu sefer kendi arkadaşlarınıza sarıyorsunuz. Kavga ediyorsunuz. Asabı bozuk, canı sıkkın adamlar oluyorsunuz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi değil, bütün muhalefetin asabı bozuk. Ben şimdi parti kurunca bunu daha çok, daha net gördüm. Sebebi şu. Asabı bozuk seçmenin, insanların asabı bozuk. İş adamına diyorsunuz ki işler nasıl. Kahırlı herkes. İnsanlara nasılsın diyemiyorsun. Memleketin geleceği ile ilgili ümidiniz var mı diyorsun, bir felaket tellalı dinliyorsun. Çocuklara denk geliyorsun, diyorsun ki nasılsınız. Umudumuz yok diyorlar. İş adamına denk geliyorsun, diyorsun ki berbat durumdayız. Herkesin asabı bozulmuş. Asabı bozuk toplum haline gelince siyasetçilerin de asabı bozuluyor. Dolayısıyla ben birkaç şeyi bir arada yapmaya çalışıyorum. Bir taraftan siyasetin güvenilebilir bir liman haline gelmesini istiyorum. Diğer taraftan muhalif kanalları seyrederseniz memleket berbat oldu. Hükümet kanalını izlerseniz abad oldu. Ne abad oldu ne berbat oldu, sadece kötü yönetiliyoruz. Bir tarafa bakarsanız maaş veremeyecek durumdayız, battık, bitti, yandık, memlekette yirmi beş yıldır hiçbir şey olmuyor deniyor. Bunun sonu şuraya gidiyor. Bu 24 yıldır memlekette hiçbir şey olmayan bir partiye millet oy veriyor. Millete de hakaret ediliyor. Memlekette iyi şeyler de oluyor. Kıymetli şeyler de oluyor. Bir tarafa bakarsanız da memlekette hiç kötü bir şey yok, abad oldu, uçuyoruz deniyor. Uçmuyoruz. Ne uçuyoruz ne göçüyoruz, kötü yönetiliyoruz. Sadece daha iyi yönetilsek bugün karşı karşıya olduğumuz sorunları yaşamayacaktık. Siyasetçilerin şunu bilmesi lazım. Siz bir şey deniyorsunuz. Sizin bu denedikleriniz insanların yirmi beş yıllık birikimini götürüyor. Sen bir şey deniyorsun. Ben bir kur korumalı mevduatı deneyeyim diyorsun. Biz sizin deneme tahtanız mıyız? Sen bir şey deniyorsun, yirmi yıllık birikimini götürüyorsun. İnsanlar bir daha o birikimi ele geçirene kadar çalışıyorlar, ölüyorlar. Yani sizin deneme maliyetlerinize insanlar hem birikim kaybediyorlar hem de hayatlarının son demlerini iyi geçirmek istedikleri sevdikleriyle hiç görüşemeden, toparlamaya çalışırken ölüyorlar. O yüzden şöyle bir şeyden bahsediyoruz. Memleketi toparlayacağız, siyaseti toparlayacağız, insanların hissiyatını toparlayacağız. Yaka paça olmadan siyaset konuşacağız.</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi neden kavgalı sorusunun cevabı bu işte. Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi de eskiden asabı bozuktu. Rövanş duygusundan şimdi memleketin ne kadar hasar aldığını görüyor musunuz? Ben çektim siz de çekin mantığı vardı. Tayyip Bey'i en çok millet ne zaman sevdi? Bazı belediye başkanlarımız var, böyle sosyal mecraya görüntüleri düşüyor, esnaf ziyaretleri düşüyor. Niçin onlar seviliyorlar? Ne diyorlardı. Biz insanları nasıl seviyoruz mesela. Ortalamamızı söylüyorum. Biz insanları nasıl seviyoruz? Mesela şöyle sevdiğimiz biri var mı? Çok iyi bölüyor, harika. Harika kızıyor, öyle bir kızıyor ki, bir bağırıyor ki bana, çok seviyorum ben bunu diyen var mı? Çok kalp kırıyor, ben en çok bunu seviyorum diyen var mı? Çok anlayışsız, ben şimdiye kadar bunun kadar anlayışsız bir adam görmedim, bayılıyorum buna diyen var mı? Yok. Tayyip Bey'i, siyaseti, siyasetçileri en çok ne zaman sevdiler? Empati duygusu yüksekken sevdiler. Kendine oy vermeyenlerin hukukunu gözetirken sevdiler. Kendi hasımlarına adalet vaat ederken sevdiler. Kendi düşmanları gördüklerine hikmetle davranırken sevdiler. Kalbi yumuşakken, sözü yumuşakken, yüzü tebessümlüyken sevdiler. Biz abus çehreli insanları seviyor muyuz? Canı sıkkın adamları seviyor muyuz? Ne kadar güzel, acayip kızıyor, gerçekten bunu çok seviyorum diyen var mı? Çok öfkeli bir adam, bayılıyorum buna diyen var mı? Yok. Bizim milletimiz tebessüm edeni sever, nezaket edeni sever, merhamet edeni sever. O yüzden ben şuna bakıyorum. Siyasetin vazifesi de budur. Cumhuriyet Halk Partililerin asabı bozuk. Biraz alınganlık eder misiniz hükümet olarak, bu milletin asabı niye bozuk, bu millet bize niye canı sıkkın, çocuklarımız niye küskün diye düşünmek lazım.</p>

<p>Şu anda hali vakti yerinde olanlar da şikayet ediyor. Son 25 yılda kazanacağını kazanmış olan da şikayetçi. Şimdi oraya geldik. Artık bu şikayetin konusunu ve muhasebesini yapmak zamanı geldi. Nedir bu? Ben şimdi basın toplantılarında konuşuyorum. Diyorum ki, Sayın Cumhurbaşkanının devri iktidarında hudutsuz, limitsiz imkanlarla para kazananlar dahi mutsuzlar. Onlar dahi paralarını velinimet bildikleri Cumhurbaşkanımızın yönettiği ülkede tutmuyorlar. İstatistiklerden takip etsinler, net hata noksandan takip etsinler. Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla zengin olabilmiş, onun verdiği işlerle para biriktirebilmiş, hatırı sayılır servet sahibi olmuş insanlar Cumhurbaşkanımıza ve vizyonuna vefa göstermiyorlar. Seninle kazandık, bu ülkede tutalım demiyorlar. Kendi kazandıkları parayı velinimet saydıkları Cumhurbaşkanımızın ülkesi diye bildikleri yerde tutmuyorlar. En çok kızdıkları ülkelere götürüp paralarını yatırıyorlar. Parayı kazanmışsınız ama mutlu değilsiniz. Para sizde ama mutlu değilsiniz. İşiniz var ama mutlu değilsiniz. İmkanlarınız var ama mutlu değilsiniz. Ülkede hukuk falan yok duygusunun en çok siz hissedeni olmalısınız ki paranızı bu ülkede tutmaya güvenmiyorsunuz. Demek ki ülkeyi ne güvenli hale getirmiş ne mutlu hale getirmiş hukuk. Hukukun olmadığı memleketlerde paranız da olsa mutlu olamıyorsunuz, imkanınız da olsa huzurlu olamıyorsunuz. Adalet lazım.</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi arınmalı mı sorusuna gelirsek, bu arınma parantezine ben hatırı sayılır laflar ettim. Devlet Beyimiz hediye etti Türk siyasetine bunu yine. Onun hediyeleri üzerinden ben alanı çok genişletmeyi çok seviyorum. Herkes arınsın. Herkes arınsın. Ben alanı genişletiyorum. Güzel, aşıklar atışması gibi yani. Devlet Beyimiz bize hikmetli hikmetli şeyler söylüyor, ben onu genişletiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi arınmalı ama şaşırıp hükümet de arınır yani. Herkes arınsın. Herkes arınsın rüşvetten, yolsuzluktan, torpilden, iltimastan, israftan. Arınalım hukuksuzluktan, eğitimde muhtevasızlıktan, bu sokaklarımızın güvensizliğinden arınalım, sınırlarda arınalım. Hadi buyurun arınma konuşalım. 24 yıllık kudretli iktidarın da arınmasını konuşalım. Hadi bismillah başlayalım. Herkes kendinden, kendinizden başlayın derler ya, buyurun başlayalım. Arınalım, hep beraber arınalım. Siyaset ilkesizlikten arınsın. Bir seçimi Öcalan'a söverek kazanıp, öbür seçimi Öcalan'ı överek kazanmayalım, arınalım. İlkesizlikten arınalım mesela. Tasarrufla başlayıp israfla bitmiş, tevazuyla başlamış kibirle bitmiş durumlardan, kibirden arınalım, israftan arınalım.</p>

<p>Kamuda lale yönetimde sülale dönemi diye bir paranteze girdiler, lale döneminden sonra ikinci dönemimiz Allah'ın izniyle yani. Bir arınalım bürokraside, bu arada Cumhuriyet Halk Partisi de arınsın. Bu arada Cumhuriyet Halk Partisi arınmasın mı? Arınsın, herkes arınsın, hepimiz arınmalıyız. Tasavvuf arınsın, tarikatlarımız arınsın, cemaatler arınsın, devlet arınsın, arınalım. Biz Türk milleti olarak arınalım. Buna kim mihmandarlık etsin? Aslında yöneticilerimiz mihmandarlık etsin. Yani Türk siyasetinin ümit ufkunda 24 senedir duran, memleketi abad etme sözü olan, biz adaletle ülkeyi kalkındıracağız diyen meşalemiz olsun, arındırsın bizi o zaman.</p>

<p>Siyasette Kemal Bey'in istinat edeceği bir ahlaki yer arama hassasiyeti onun için meşru bir istektir. Bir şey diyeceksiniz, buradaki varlığınızın bir şeye istinat etmesi lazım, bir şeye dayanması lazım. Arındıracağım hassasiyetini karşılık bulduğunuz yere kadar taşıyabilirsiniz. Neden arındıracaksınız siz? Kirlilikten, yolsuzluktan, hırsızlıktan, ahlaksızlıktan. Bunlardan arındıracaksınız. Bunu yapmak için size bu yolu açan hukuksuzluktan da arınmayı düşünüyor musunuz? Normalde temiz niyetlerle vasıtaların ahenkli olması lazım. Bak hikmetli bir söz söyleyeyim, böyle tasavvuf sohbetine dönsün. Kâbe'ye gitmek niyetiyle Amerika'ya giden uçağa binerseniz, benim niyetim çok halis deseniz bile niyetinizin halisliğine rağmen Kâbe'ye gidemezsiniz.</p>

<p>Niyetlerinizi de vasıtalarınızı da uyumlu hale getireceksiniz. Niyetiniz temizse, niyetiniz temizse kurtarmıyor sizi. Hukuk arındıracak, adalet arındıracak.</p>

<p>Zaten buna diyoruz ki bu Türkiye'de arınma dediğiniz şeyi, seçmen iradesini de siyasetin sopa olarak kullanıldığı, yargının sopaya dönüştürüldüğü şeyden arındıracaksınız. Demokrasiyi de arındıracaksınız, hukuku da aslında siyasetten arındıracaksınız. Şimdi bir taraftan diyorsunuz ki Kemal Bey, sen bu CHP'yi arındır. Bunu yaparken de siz siyaseti kirleterek yapıyorsunuz bunu, yargıyı kirleterek yapıyorsunuz. Yahut yargıyı gölgede bırakarak yapıyorsunuz. Dolayısıyla ben bu mevzuda böyle genel geçer birtakım ithamları CHP'ye parantezleyip kenara çekilmeyi doğru bulmadığım için söylüyorum. Yani burada mevzu şu; mutlak butlan kararını yanlış buluyoruz. Yüksek Seçim Kurulu kararlarının boşa düşmesini demokrasimiz ve millet iradesi anlamında çok hasarlı ve ayıp görüyoruz. Bu arada ahlaki olarak sorgulanması gereken, ceza hukukunun konusu olan bütün rüşvet, yolsuzluk, suiistimal ne varsa hepsinin sonuna kadar takip edilmesini istiyoruz. Bunu sadece CHP için değil, her parti için istiyoruz, her parti için. Belediye başkanlarının birtakım tehditlerle ayartılıp, önce içeri alınacaklar diye tehdit edilip sonra kendilerine geçince pürpak hale gelmesini doğru bulmuyoruz. AK Parti ismini şöyle kullansın istemiyoruz; bize gelen aklanır. Böyle istemiyoruz. Özlem Çerçioğlu'na yapılan ortada, Burcu Köksal ortada. Ben anamızın sütü falan bilmem, ben şunu bilirim.</p>

<p>Ben hükümet taşlamaya çalışmıyorum. Bir ilke hattında duruyorum. Ben milletin olabildiği kadar nezaketini muhafaza ederek, ilkesinden ayrılmama hassasiyetiyle, önünde ona hizmet etme yemini olan evladıyım. Ben böyle hükümeti utandırmaya falan çalışmıyorum. Diyorum ki; yahu, 2026 yılındayız, koca bir milletiz, koca bir devletiz. Bak, sululuk kaldıracak durumda değiliz. Sizin büyükşehir belediye başkanlarınızdan yedi tanesine el çektirdiniz, yargıladığınız bir tane belediye başkanınız yoksa siz milletinize dönüp "Biz CHP'yi arındırmaya çalışıyoruz" diyemezsiniz kardeşim, diyemezsiniz. 24 yıldır ülkeyi yönetiyorsanız, yönettiğiniz ülkede yolsuzluk diye bir kriteri uluslararası standartlarda siz aldığınız yerden aşağılara doğru taşımışsanız, bu kriterlere uygun bir sorgulamanın bir tane AK Partili öznesi yoksa Allah'ın kuluna inandıramazsınız.</p>

<p>Peygamber kızı Fatıma olsa emri, sizin konuşmalarınızda, kürsülerinizde zenginlik olsun diye dilinize düşüreceğiniz bir şey değildir. Dönün kendinize bakın. Ben sizin hakkınızı, hukukunuzu savunurum diyorum. Şöyle savunurum; yedi tane büyükşehir belediye başkanınızı siz kendi iradenizle demişsiniz ki bunları ayırıyoruz, yolsuzluk yaptılar diye. Bir tanesine hesap sormadınız, bir tanesine. O zaman siz demiş oluyorsunuz ki AK Parti'ye gelenler yahut AK Parti'de olanlar, yahut AK Parti'de yolsuzlukla suçlananlar, yolsuzluk kastıyla dinlenebiliyorlar. Muhalefette olunca dinlenmeniz Silivri'de oluyor yahut hapislerde oluyor, iktidara geçince makamlarda dinleniyorsunuz. Makamlarda dinlenemeyenlerin evlatları bakanlıklarda dinleniyor. Bak, bu sululuk kaldıracak durumda değiliz derken kastettiğim şey bu.</p>

<p>Siyaset ilkeyle yapılır. Tayyip Bey'in mesuliyeti şudur; millet onu şu yüzden iktidara getirmiştir. Yaşadıklarını yaşatma bize, gördüklerini gösterme bize, evlatların rencide edilmişse başkalarının evladını rencide etme, sen şiir okudun diye zindana girmişsen kimse fikrinden dolayı zindana girmesin, partin kapatılmışsa parti kapatma, yolun kesilmişse yol kesme, sana parmak sallanmışsa kimseye parmak sallama, sana kızılmışsa sen kimseye kızma. Cumhurbaşkanımız biraz yanlış anlamış olabilir mi milletin mesajını? Başına gelen her şeyi milletin başına getirdi gibi bir şey mi çıkardı acaba buradan?</p>

<p>O yüzden Tayyip Bey'in vazifesi, AK Parti'nin vazifesi şu; ahlaklı olarak vadettiği şeyleri tutması lazım. Benim burada şöyle yapma, ben senin soruların beni mecbur etmeye çalıştığı yeri görüyorum ama problem şu.</p>

<p>Niyetini sorgulamıyorum. Sadece anlıyorum ki şöyle yapmam lazım. Bir orta yol bulmalıyız. Yani şahısları konuşmadan hukuku, partileri konuşmadan Türk siyasetinin önümüzdeki dönem ufkunu konuşmalıyız biz, konuşabilmeliyiz.</p>

<p>Şu anda Türk siyasetinin en mühim sorunu ne biliyor musunuz? Hiçbir meselesini konuşamıyor. Avantaj kolluyorlar. Siyasette o yüzden başta bir şey söyledim, sizin kalbinize emanet ediyorum bunu. Ben arkadaşlarımla beraber burada duruyorum. Ben aslan gibi siyaset yapıyorum, bak, sırtlan gibi değil. Sırtlan şu; CHP bölünsün bana ne düşerse, CHP'ye yargı, bana ne, yargıda hukukta bir boşluk varmış, ne halleri varsa görsünler, yesinler birbirlerini. Böyle "yesinler birbirlerini" diyerek ülke yönetilmez, böyle siyaset yapılmaz.</p>

<p>Bak ben nasıl yapıyorum biliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partisi'ne yekparelik diliyorum, AK Parti'ye istikamet diliyorum, Milliyetçi Hareket Partisi'ne vakar diliyorum. Bütün bunların hakkında ben burada şöyle duruyorum, bak aslan gibi duruyorum. Diyorum ki ben şöyle bir Türkiye hayali kuruyorum arkadaşlarımla. Bu hayalini kurduğum Türkiye alın terini dökeceğim. Yekpare durun, sizin kalbinize talibim. Böyle siyaset yapıyorum.</p>

<p>Millet bekliyor ki ora yıkılsın, bura dağılsın, bura bana ne, oradan bana ne. Böyle siyaset yapılmaz. O yüzden.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/yavuz-agiralioglu-hayalini-kurdugum-turkiye-icin-alin-terini-dokecegi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/anahtar-parti-genel-baskani-yavuz-agiralioglu-2036.jpg" type="image/jpeg" length="26015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhuriyet Kadınları Derneği Eskişehir Şubesi'nden Almanya’daki Atatürk operasına tepki]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/cumhuriyet-kadinlari-dernegi-eskisehir-subesinden-almanyadaki-ataturk-operasina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/cumhuriyet-kadinlari-dernegi-eskisehir-subesinden-almanyadaki-ataturk-operasina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet Kadınları Derneği Eskişehir Şubesi Başkanı Hatice Özübek, Almanya’da sahnelenmesi planlanan Atatürk temalı operaya tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Kadınları Derneği Eskişehir Şubesi Başkanı Hatice Özübek şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Türkiye ve Atatürk Düşmanı Alman operası sahnelenemez. İktidarı bu kışkırtmayı durdurmaya davet ediyoruz.</p>

<p>Almanya’nın Stuttgart kentinde, Stuttgart Devlet Operası tarafından 10 Nisan 2027 tarihinde sahnelenmesi planlanan “Atatürk – Mustafa Kemal Efsanesi” adlı opera, adının aksine Mustafa Kemal Atatürk’ü, Kurtuluş Savaşımızı ve Cumhuriyet Devrimimizi hedef alan siyasi bir projedir.</p>

<p>Operanın tanıtım metinlerinde Atatürk; “otoriterlik”, “şiddet”, “devlet baskısı” ve “tarihsel suç” gibi kavramlarla ilişkilendirilmekte, Cumhuriyet Devrimi sorgulanmakta, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi yargılanmaktadır. Atatürk etrafındaki “efsanenin sorgulanacağı”, reformların bedelinin tartışılacağı ve Ermenilere, Rumlara ve Kürtlere yönelik şiddetin ele alınacağı açıkça ifade edilmektedir.</p>

<p>Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizme karşı verilen bağımsızlık savaşının önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur. Cumhuriyet Devrimi ise Türk milletinin çağdaşlaşma ve bağımsızlık iradesinin eseridir. Bu gerçekleri çarpıtan, Atatürk’ü ve Cumhuriyetimizi mahkûm etmeye çalışan hiçbir girişim masum bir sanat etkinliği olarak değerlendirilemez.</p>

<p>Bugün hedef alınan yalnızca Atatürk değildir. Hedef alınan; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, milli devlet anlayışı ve Türk milletinin ortak hafızasıdır. Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımızın Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığını zayıflatmayı amaçlayan bu girişim karşısında sessiz kalınamaz.</p>

<p>Cumhuriyet Kadınları Derneği olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni, Dışişleri Bakanlığı’nı ve ilgili tüm kurumları gerekli girişimleri başlatmaya, bu düşmanca provokasyona karşı açık tavır almaya çağırıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Merkezi tarafından başlatılan imza kampanyasını Eskişehir’de de başlatmış bulunuyoruz. Tüm yurttaşlarımızı kampanyamıza destek vermeye, Atatürk’e, Cumhuriyetimize ve tarihimize sahip çıkmaya davet ediyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bizler inanıyoruz ki; Türk milleti kurucusuna sahip çıkacak, Cumhuriyetine yönelen hiçbir karalama girişimine boyun eğmeyecektir.</p>

<p>Türkiye ve Atatürk düşmanı Alman operası sahnelenemez. İktidarı bu kışkırtmayı durdurmaya davet ediyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/cumhuriyet-kadinlari-dernegi-eskisehir-subesinden-almanyadaki-ataturk-operasina-tepki</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/cumhuriyet-kadinlari-dernegi-eskisehir-subesinden-almanyadaki-ataturk-operasina-tepki.jpg" type="image/jpeg" length="77024"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Barış Terkoğlu Eskişehir’de konuştu; "NATO cezaevine girmeme sebep oldu"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/baris-terkoglu-eskisehirde-konustu-nato-cezaevine-girmeme-sebep-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/baris-terkoglu-eskisehirde-konustu-nato-cezaevine-girmeme-sebep-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de düzenlenen “NATO ve Bağımsızlık” söyleşisine katılan Barış Terkoğlu, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) Eskişehir tarafından düzenlenen “NATO ve Bağımsızlık” başlıklı söyleşi, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Vişnelik Semt Evi’nde düzenlenen etkinlikte gazeteci ve yazar Barış Terkoğlu, katılımcılarla bir araya geldi.</p>

<p>THTM Kurucu Üyesi Barış Terkoğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı programda, uluslararası gelişmeler, NATO’nun günümüzdeki rolü, Türkiye’nin dış politika gündemi ve bağımsızlık kavramı üzerine değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>Etkinliğe Eskişehirli vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, salonun büyük bölümünün dolduğu görüldü. Söyleşi boyunca katılımcılar, gündeme ilişkin değerlendirmeleri dikkatle takip etti.</p>

<p>Konuşmasında dünya siyasetinde yaşanan gelişmelere değinen Barış Terkoğlu, uluslararası ilişkilerde yaşanan değişimlerin ülkeler üzerindeki etkilerine ilişkin görüşlerini paylaştı. NATO’nun kuruluş süreci ve günümüzdeki konumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Barış Terkoğlu, Türkiye’nin dış politikada karşı karşıya bulunduğu gelişmelere ilişkin düşüncelerini aktardı.</p>

<p>Bağımsızlık kavramının yalnızca askerî boyutla sınırlı olmadığını belirten Barış Terkoğlu, ekonomik, siyasi ve toplumsal alanlardaki gelişmelerin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Güncel uluslararası gelişmeler üzerinden çeşitli örnekler veren Barış Terkoğlu, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın stratejik önemine dikkat çekti.</p>

<p>Programın ilerleyen bölümünde katılımcılardan gelen sorular da yanıtlandı. Söyleşiye katılan vatandaşlar, dış politika, bölgesel gelişmeler ve Türkiye’nin uluslararası ilişkilerine yönelik merak ettikleri konuları Barış Terkoğlu’na yöneltme fırsatı buldu.</p>

<p>Etkinlikte konuşan gazeteci ve yazar Barış Terkoğlu şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Türkiye'de birkaç tabu vardır. Bu tabuların öyle dinle, imanla, inançla falan da bir ilgisi yoktur. Hadi onların tabulaştırmasını bir yere kadar anlamaya çalışabiliriz. Hiç tabu, bu tabuların yoktur. Mesela sermaye bir tabudur ülkede. Bu ülkede gazetecilik yapıyorsanız, bu ülkede çeşitli meseleler üzerine konuşuyorsanız, her şeyi eleştirmenize müsaade ederler ama sermayeyi eleştirmenize müsaade etmezler. Asla Türkiye'deki televizyonlarda servet sahiplerinin eleştirildiğini göremezsiniz. Markaların adı anılmaz mesela ama marka da vermeyelim denir. Dikkat ediyor musunuz. İnsanların isimleri verilir, karalanır, her türlü suçlamada da yapılır ama örneğin mesela bir arama, araba markasından, bir peynir markasından bahsedilmez. Bunun sermaye ile ilgisi var arkadaşlar, para ile ilgisi var. Bence size bu tabuların listesini yapsam, ben en başa NATO'yu yazardım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çünkü dikkat edin Türkiye'de siyasette NATO meselesi bir tabudur. Benim de olduğum yerlerde tabudur. Sadece iktidar için bir eleştiri yapmıyorum, muhalefette de tabudur. Çünkü Türkiye'de NATO ile ilgili şöyle bir algı var, aşağı yukarı yetmiş küsur yıldır oluşmuş bir tablo içinde şöyle denir, ne yani eğer NATO'dan çıkarsak, ülkemizi savunacak hiçbir şey bulamayız. Değil mi. NATO ülke savunması için adeta bir ön koşul haline gelmiştir.</p>

<p>Bizim gazetecilerimiz NATO'yu konuşmazlar. Bizim yazarlarımız konuşmazlar. Bizim muhalefet partimiz NATO'yu tartışmazlar arkadaşlar. Türkiye'de dikkat ediyor musunuz, çok yakın zamanda hiç uzağa gitmeyeyim, ana muhalefet lideri Newsweek dergisine bir makale yazdı. Makalesinde bizim NATO aracılığıyla, NATO ülkelerini savunmak için aslında bir projeyi devam ettirebileceğimizi muhalefet eliyle de söyledi. Ülke adına böyle bir taahhütte bulundu. Yani dedi ki iktidar bunu yapıyor ama merak etmeyin, iktidar değişirse NATO meselesinde bir kırılma olmayacak, hatta tam tersine daha da artacak.</p>

<p>Demek ki NATO meselesi herkes için böyle. Hatta ben çok yakın mesai harcadığım için cezaevi süreçlerinde de biliyorum, bizim ordumuz da, askerlerimiz de çoğu zaman kollarında birer NATO yıldızı taşımayı kendilerine bir rütbe sayarlar, onurlu bir rütbe sayarlar. NATO'yu tartışmak gerekiyorsa da genellikle bunun için emekli olduktan sonrasını tercih ederler. Türkiye'de generaller emekli olana kadar NATO askeri, emekli olduktan sonrasıysa NATO için acaba tartışabilir miyiz Türkiye'nin güvenliğini diyen bir yerdedir. O yüzden NATO bir tabudur arkadaşlar.</p>

<p>Ama son dönemde ben bununla ilgili şöyle dalga geçiyorum. Türkiye'de NATO tabu ama herkes için tabu ama dikkat ediyorsanız, mesela NATO'nın kurucuları için tabu olmaktan çıkıyor. NATO'nun kurucusu kimdir, tartışmasız Amerika Birleşik Devletleri. Amerika Birleşik Devletleri'nin başkanı belki de NATO'dan çıkabiliriz diyor. Türkiye'de NATO'dan çıkmayı teklif ederseniz sizi belki ihanetle suçlayacaklar ama Amerika Birleşik Devletleri başkanı, NATO'dan çıkabiliriz diyor. Mesela bakın Fransa'nın başkanı Macron, NATO'nun beyin ölümü gerçekleşmiştir diyor. Yani bakıyorsunuz ki Türkiye'de tartışılamayan NATO, aslında dünyanın her yerinde tartışılıyor.</p>

<p>O açıdan ben NATO'yu tartışanlardanım. Yani NATO'yu bir tabu olarak görmüyorum. Türkiye'nin NATO'dan çıkabileceğini, çıkması gerektiğini düşünüyorum. Yanlış anlamayın, biz eşitlikçiyiz, biz sınıf, sınıfsal bakarız her meseleye. Bu açıdan da şöyle bir savunmamız da yok, Türkiye çıksın, biz başkalarına savaş açalım meselesi o. Hayır biz bütün dünya halkları için NATO'nun tehlike olarak görüyoruz. Biz bütün dünya halklarının barışı için NATO'dan çıkmayı savunuyoruz, NATO'nun ortadan kaldırılmasına gerektiğini düşünüyoruz. Bu açıdan ben bu perspektifle bakıyorum.</p>

<p>Şimdi arkadaşlar, yaşamış olduğumuz altı yedi Temmuz hadisesini, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek hadisenin, ben İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin durumu ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Daha önce de anlattım bunu belki biliyorsunuz. Ne demek istiyorum. Şöyle demek istiyorum, biz burası cumhuriyetçi bir kurum, biz cumhuriyetle, biz cumhuriyetle bir eşitlik düzeni, biliyorum sınıfsal eşitlik değil, sosyal belki ekonomik eşitlik değil ama kurumsal eşitlik, vatandaşlığa dayalı eşitlik, yurttaşlığın haklarına dayalı eşitlik, anayasal, böyle bir eşitlik düzeni kurduk. Ve bunu cumhuriyetin kurumlarıyla kurumsallaştırdık. Bu aynı zamanda hele ki cumhuriyetin bir kurtuluş programı üzerine şekillenmesi bizim cumhuriyetimizi, batılıların gelip cetvelle çizdiği ve burasının adı cumhuriyet olsun dediği bir cumhuriyet olmaktan çıkardı. Bizim cumhuriyetimizin aynı zamanda kendisinden önceki kurumları devralan, bunu modernleştiren ve bağımsızlık perspektifinde yaşatabilir bir hale getirdi.</p>

<p>Ve bizim cumhuriyetimiz Birinci Dünya Savaşı'nın içinden çıktı ama çok erken bir tarihte İkinci Dünya Savaşı'nı fark etti. Atatürk'ün dış politika perspektiflerine baktığınız onu görürsünüz, İkinci Dünya Savaşı geliyor. Ve kendisini şöyle konumlandırdı, buna eleştirenler de olabilir, ben bunu eleştirenleri de görüyorum ama bence doğru bir şey, biz İkinci Dünya Savaşı'nın dışında kalacağız diye kendisini konumlandırdı. Askeri anlamda uzun uzun anlatmayayım, stratejilerini böyle çizdi. Mevzilerini hatta böyle kazdı. Kendisini biz bu savaşın dışında kalacağız diye konumlandırdı. Bu savaş kime karşı olacaktı. Bu savaş son kertede batılıların Sovyetler Birliği'ne karşı vereceği bir savaştı. Nitekim öyle bitti biliyorsunuz. Nitekim Hitler, Stalingrad'da yenildi. Ne yaptı bizim cumhuriyetimiz. Şunu yaptı, mesela bu savaşın Sovyetler Birliği'ne karşı ana mevzilerinden biri ne olabilir. Yaşanmış örneği var, Çanakkale Harbi var. Çanakkale Harbi biliyorsunuz, Çanakkale'yi ele geçirmek için yapılmış bir savaş değildir. Henüz Sovyet devrimi olmadan önce Çar'a yardım etmek üzere bir Boğazlardan geçişi gerçekleştirmek üzere emperyalistlerin bu bölgeye geldiği bir operasyondur. Çanakkale'de olmasının nedeni biz Çanakkale'de o gemileri durdurmaya çalıştığımız içindir, sonra Çanakkale geçildi aslında sonrasında.</p>

<p>Cumhuriyet şöyle perspektifle çalıştı, biz topraklarımızı emperyalist, Sovyetlere karşı bir emperyalist saldırı üssü olmaktan çıkaracağız. Çanakkale örneğini vermemin nedeni şu, bu saldırının ana mevzilerinden biri neresi olacak, Boğazlar olacak. Biz Boğazları buradan, bu mevzilerden biri olmayı çıkaracağız. Ne yapıldı, Montrö Anlaşması yapıldı. Çünkü cumhuriyet 1923'te kurulduktan sonra hala Boğazların durumu belli değildi. Ama bin dokuz yüz otuz altıda biliyorsunuz artık netleşmiş haliyle Boğazlar Sovyetlerin de çabalarıyla bir emperyalist savaş merkezi olmaktan çıkarıldı. Artık Boğazlar herhangi bir şekilde çatışmasızlığı, çatışmasızlık alanı oldu, herhangi bir şekilde çatışmalara kapalı oldu, Karadeniz bir barış denizi oldu. İşte Türkiye Cumhuriyeti bin dokuz yüz yirmi üçle bin dokuz yüz kırklar arasında kendisini bağımsız bir dış politikayla İkinci Dünya Savaşı'ndan koruyacak, dünyanın çatışmalarından koruyacak bir yere doğru çekti. Ve Türkiye'de Türkiye'yi emperyalistler sürekli olarak bu çatışmanın içine sokmak istediler. Türkiye ise hep dışında kalmaya çalıştı. Bu bence kendi bulunduğu pozisyon adına doğru bir pozisyon.</p>

<p>Arkadaşlar, savaş bittiktan sonra, savaş bu arada biz İkinci Dünya Savaşı'na katılıyoruz biliyorsunuz. Ne zaman, savaşın bittiği günlerde. Türkiye de savaşı ilan ediyor. Savaş bittiğinden sonra yeni bir dünya kuruluyor. Ve bu yeni dünyada Türkiye bir seçim yapmak durumunda kalıyor. Türkiye'nin kendisini artık Sovyetlerle, Almanya'nın ortasına kadar gelmiş Sovyetlerle bunun batısındaki emperyalist sistem arasında bir tercih yapmaya zorladığında açıkçası Türkiye Menderes'ten de daha önce, Demokrat Parti'den de daha önce bir tercih yapıyor.</p>

<p>NATO'ya girmeye karar veriyor. Bunun için, niye benzettiğimi anlatacağım. Yalçın Küçük'ün ilginç bir tezi vardır, Türkiye'de hep tartışılır. Sovyetler Türkiye'den üs istedi mi, istemedi mi. Kars ve Ardahan'ı istedi mi, istemedi mi. Mesela Yalçın Hoca bu tezi der ki, böyle bir şey yoktur, bu uydurmadır. Bu tamamen Türkiye'deki siyasi elitlerin kendisini Batı kampına taşıyabilmek için bakın bize karşı Sovyet tehdidi var, bizden üs istiyorlar, bizden toprak istiyorlar, diyerek uydurdukları bir tezdir der. Buna inananlar da vardır. Ben şimdi bu tezi tartışmak için söylemiyorum. Ben de bu arada bunun çok büyük oranda abartılmış, uydurulmuş bir şey olduğunu düşünenlerdenim. Ama şöyle bir realite var. Türkiye kendisini Batı kampına sokabilmek için iki şey yaptı. Bir, Sovyetler bizim için tehlikedir, Sovyetler bizim için tehneliyse biz artık kendimizi Batı kampına ait sayıyoruz dedi. İkincisi arkadaşlar, biliyorsunuz şiir, Nazım Hikmet'in şiirlerine konu oldu. Aynı zamanda kendisini, kendisiyle hiç alakası olmayacak bir savaşın içerisine, Kore Savaşı'na soktu.</p>

<p>Türkiye bir anlamda emperyalist sisteme biz artık senden yanayız demek için bir tehdit ve bir çatışmayla tanımladı. Tehdit Sovyetler Birliği, çatışma Kore Savaşı. Biz o günden beri topraklarımızı nereye açtık, emperyalist üslere açtık, başta İncirlik olmak üzere. Türkiye'de herkes İncirlik'i bilir ama çok sayıda NATO üssü olduğunu İzmir'inden Kürecik'e kadar, bunların çoğunun sayısını bilmez, bunlara açtık. Biz Türkiye'yi sık sık işte Libya çatışmasında bile, hatırlıyor musunuz bilmiyorum, NATO'nun Libya'da ne işi var dedi Türkiye Cumhurbaşkanı o dönem. O dönem Başbakandı, özür dilerim. Buralara açtık. Türkiye de bu çatışmanın içerisine girdi. Türkiye bir anlamda NATO'nun aşağı yukarı bütün operasyonlarında bir kanat ülke olmayı kabullendi.</p>

<p>Fakat arkadaşlar, fakat arkadaşlar şöyle bir realite var. Gerçekten NATO 1950'li yıllardan beri Türkiye için bir koruyucu, bir risklerden kurtaran bir şemsiye mi. Bunu bir örneğini gösterebilir misiniz bana. Bana Türkiye'yi NATO'nun herhangi bir saldırıdan koruduğuna dair bir örnek verebilir misiniz. Ben hiç bilmiyorum bu arada. Yıllardır tabu olarak anlatılan, neredeyse işte yetmiş seksen yıldır anlatılan bu hikayenin bir örneğini bilmiyorum. Siz biliyorsanız söyleyin lütfen. Mesela bize çok yakın bir zamanda İran Savaşı'nda İran bizi ortadan kaldırmaya füzelerle boğmaya falan çalıştı da NATO korudu mu. Savaşta öyle bir şey oldu mu. O hikayenin uydurma olduğunu biliyorsunuz. Veya bize Sovyetler Birliği işgal etmeye çalıştı mı. Böyle bir şey olmadığını biliyorsunuz. Ama açıkçası bu realite sayesinde Türkiye NATO kampı içine dahil oldu.</p>

<p>Ama ta ki küresel sistemin çözünüşü, ulus devletlerin kuruluşu, özür dilerim ulus devletlerin bir tehlike haline gelişi, Sovyetler Birliği'nden sonra açık ki ulus devletleri de tehlike halinde görmeye başladılar. Onları da duvarlarını yıkmaya, onları da gümrük duvarlarından arındırmaya, onların da topraklarına işte kendi bağımsızlık sınırları içinde tuttuğu şeyleri tehlike olarak adlandırmaya başladılar. Bu nedenle Irak'ı yıktılar, Suriye'yi parçaladılar, İran'a saldırdılar, Libya'yı yok ettiler, Yugoslavya'yi parçaladılar, o da bir NATO operasyonuydu, bütün bunlardan yeni bir dünya oluşunca Türkiye'de de şu tartışılmaya başlandı. Sosyalistler zaten hep tartışıyordu ama Türkiye'deki cumhuriyetçiler de o elli yıllık, altmış yıllık, yetmiş yıllık hikayeyi tartışmaya başladılar. Ne, NATO bizim için koruyucu bir şemsiye midir.</p>

<p>Ben arkadaşlar, 2011 2013 yılında cezaevine girdim ama benim cezaevine girme nedenimi sorarsanız tam olarak budur. Neden budur, şöyle anlatayım. 2003 yılında bu işin başlangıcı, bu NATO meselesinin sorgulanmasının başlangıcı, 2003 yılında Harp Akademileri'nde bir toplantı yapılıyor. Ve bu Harp Akademileri toplantılarında Erol Manisalı Hoca, Erol Manisalı Hoca sosyalist, sol içinde olan biri değildir. Solla cumhuriyetçilik arasında duran bir aydın kimliği olan bir isimdir. Çıktı ve bir konuşma yaptı. Tam da biraz önce söylediklerimi sorguladı. Neden biz bu kadar ülke olarak NATO'nun şemsiyesi altında bütün ulusal güvenliğimizi tanımlıyoruz, dedi. Neden biz ülkenin güvenliği deyince sadece Amerika'yı anlıyoruz, dedi. Niye biz komşularımız Rusya'yla, komşularımız İran'la veya işte Suriye'yle neden sürekli çatışacakmışız, savaşacakmışız gibi yapıyoruz, dedi ve askerlerin suratına bunu sorguladı, biliyorsunuz değil mi Harp Akademileri'nde.</p>

<p>Ve bunun arkasından Tuncer Kılınç çıktı. O da dedi ki, yani Erol Manisalı doğru söylüyor, hatta konuşmasında şöyle bir ifade kullanıyor. Amerika'yı ve Batı ülkelerini ihmal etmeden, bakın tartışılmaz dedim ya, ihmal etmeden bizim Rusya'yla ve İran'la da dostluk ilişkisi kurmamız lazım, dedi. Arkadaşlar, biz o konferans gününden beri bu açıdan bir patinaj yaşıyoruz. Nasıl bir patinaj yaşıyoruz. Ben bilmiyorum ne var, ama biliyorsunuz Wikileaks belgelerini yazdım Amerikan sızıntılarını. Amerikan sızıntıları 2003'teki o konferansı takip etmiş, onu görüyorsunuz. Türkiye'de işte kurumların içerisinde NATO'yu sorgulayanları, Amerikan şemsiyesini sorgulayanları takip etmişler. Ve Türkiye'deki siyasal çatışmaları hep bakın bize bir şey diyoruz, sağcı, solcu, ocu, bucu biz ideolojik kavgalarımız var ama onlar hep bizden yana ve öbür taraftakiler diye tanımlıyorlar.</p>

<p>Ve Türkiye'de aslında görmüş olduğumuz Ergenekon davaları, Balyoz davaları, askeri casusluk, siyasi işte Poyrazköy davaları yani Türkiye'deki cumhuriyetçi kesime dönük açılmış olan savaşın tamamı bu nedenle gerçekleşmiş. Hatırlıyor musunuz 2005'te Fethullah Gülen'in ulusalcı hareket, ulusalcı dalga yok edilecek konuşmasını. O mesela bunun bir örneğidir. Bu açıdan Türkiye'de aslında NATO'yu sorgulayan, Batı şemsiyesini sorgulayan, bu güvenlik mekanizmasını sorgulayan hareketlere yapılmış bir operasyondur. O yüzden bizim cumhuriyetçi hareketimize yapılan operasyon meselesi bir sembole, işte bir rozete karşı yapılmış bir operasyon değildir. Doğrudan doğruya NATO'nun sorgulanmasına karşı yapılmış bir operasyondur.</p>

<p>Arkadaşlar, bundan sonra sadece bununla kalmadı. Türkiye'de Fethullahçı meselelerle mücadele, Fethullahçı meselelerle mücadele aslında devletin çok derinliklerine kadar gittikçe hatırlayın Türkiye bir 15 Temmuz'u yaşadı. Hatırlayın Türkiye bütün bu açıdan Amerika'nın, şu çok net görünür bir hale geldi, Türkiye'de 15 Temmuz bir Amerikan operasyonudur, Amerikan darbesidir ve aslında içimizdekiler de Fethullahçılardır diye Türkiye, Batı güvenliğini sorgular hale geldi bütün yurttaşlarıyla, sağcısıyla, solcusuyla. Türkiye bu açıdan mesela bir sembol, Rusya'yla yakınlaşması, yeniden bunları tanımlaması, bu çatışmaların dışında kalmaya çalışması, Boğazlar meselesinin yeniden önem kazanması, bütün bunlar oldu. Ve biz Amerika'yla görünür bir şekilde mesafeleniyor haldeydik ama çok kısa sürdü.</p>

<p>Altı yedi temmuz iki bin yirmi altıda bunun bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki bizim siyasi iktidarımız, bugünkü akp hükümetini kastediyorum, Türkiye'de son belki yirmi yıldır sorgulanan bu Amerika'yla, bu Batı'yla güvenlik şemsiyesini yeniden tanımlamaya karar vermiştir. Altı yedi temmuz Türkiye'nin Nato'yla yeniden bir nikah tazelemesidir.</p>

<p>Hani ben size şuna benzettim ya, ikinci dünya savaşında Türkiye'nin durumu sorgulanıyordu. İkinci dünya savaşı sonrasında bunlar hangi kampta yer alacaklar diyordu. Bizim o dönemki hükümetimiz sovyetler bizim için tehdittir, biz aslında Batı kampındayız diye tanımlıyordu. Türkiye'de son yirmi yıldır sorgulanan Batı şemsiyesinde artık biz Batı'yla yeniden nikah tazeleyeceğiz, biz Amerika'yla yeniden nikah tazeleyeceğiz demek için bu işi bir fırsat olarak görüyor. Türkiye'de Nato zirvesi yapılmasını bir fırsat olarak görüyor.</p>

<p>Ve diyor ki, bakın, biz mesela son yirmi yılda enerji sıkışmışlığı içerisinde Rusya ile bir iş birliği yaptık. Biz mesela örneğin, askerler şunu anlatıyorlar sürekli, savunmalarını okuyun Ergenekon Balyoz davasında, Amerika Birleşik Devletleri Rusya ile çatışma isteyip boğazları kullanmak istediğinde biz buna içeride direnenler olduğunu gördük. Mesela biz İran meselesinde hala bakın son ana kadar Türkiye ittirilmeye çalışıldığında, hayır, biz İran'la savaşmayacağız diyenler olduk. Ama Türkiye şu anda altı yedi temmuz itibarıyla bu işler için bir dönüm noktasında, aslında bir süredir de hazırlandığı şekliyle.</p>

<p>Türkiye diyor ki artık, iki bin yirmi üçte Nato'nun son toplantısında bir karar alındı. Bir süredir zaten olan biten karar, Ukrayna savaşıyla da yukarı çıkmış bir karar. Nato biliyorsunuz komünizme, sosyalizme karşı kurulmuş bir örgütlenme, açık politik bir örgütlenme Nato. Böyle bir misyonu olan Nato artık Rusya'yi düşman ilan etmiş bir durumda. Rusya'nın periferisindeki İran gibi ülkeleri düşman ilan etmiş durumda. Ortadoğu da dahil olmak üzere Rusya'nın etki alanında varlık göstermek isteyen bir strateji çizmiş durumda iki bin yirmi üçte. Bizim hükümetimiz de iki bin yirmi üçten sonra diyor ki, biz bu pozisyonlarda görev alacağız, rol alacağız diyor.</p>

<p>Bakın, ben yazmıştım onu, dikkat ettiniz mi bilmem. Şöyle bir şey oldu. Tabii ki hani bu birisi uyardı beni, linkedin diye bir iş bulma yeri var. Belki sizin içinizde de oraya cv'lerini koyanlar vardır, iş arayanlar vardır. İş piyasasında olanlar da orayı da hala iletişimini sürdürüyor, bir milyardan fazla abonesi var. Birisi beni uyardı, o sayede gidip baktım. Bir tane aslında Gazi Üniversitesinde de akademisyenlik yapan bir Türk askeri, çalışma yerine Adana, Nato çok uluslu karargahı yazmış. Allah allah. İşte bakınca görüyorsunuz, toplantılar yapılıyor. Türkiye'de Adana'da bir çok uluslu karargah kurmak için. Onların hepsi görünüyor orada. Örneğin bir sembolü var, ben onu yayınladım belki görmüşsünüzdür, böyle çift başlı Selçuklu kartalı. Nato'nun amblemiyle Selçuklu kartalı birleştirilmiş.</p>

<p>Böyle bir şey kuruldu. Ben bunu aradım, Milli Savunma Bakanlığına dedim ki, ya ben linkedin'da bakıyorum, linkedin demedim önce, özür dilerim, bana böyle bir bilgi geldi, böyle bir çok uluslu karargah kuruluyormuş, bu doğru mudur dedim. Yalanladılar, böyle bir karargah kurulmuyor, yalan, doğru değil dediler. Arkadaşlar, sonra bakanlığa ben bu linkedin'daki toplantı fotoğraflarını, armayı, işte oradaki katılımcıların çünkü orada herkes mesaj yazıyor, katılımcıların listesini, ben burada çalışıyorum diyen kişinin profilini, peki bunlar da mı yalan diyerek yolladım. Onun üzerine birkaç saat sonra bana geri döndüler, doğru dediler ama açıkça anlaşılıyor ki bunun duyurulmasını istemiyorlardı.</p>

<p>Türkiye mesela şunu öğrendi bu sayede, biraz önce dedim ya iki bin yirmi üçte Nato son toplantısında bir karar almış, Rusya'ya karşı kimler bizimle kararı almış, ben bunu bu kadar kolay özetleyeyim. Türkiye de demiş ki, biz sizinleyiz ve bu kapsamda Rusya'ya karşı bölgede kurulacak Nato karargahlarına talibiz demiş özetle.</p>

<p>Adana'daki çok uluslu karargah kime karşı olabilir. Çin ile mücadele edecek olabilir önümüzdeki dönemde. İkinci bir şey, aynı günlerde şunu gördük. Yine gazetelerde yazdı. Ben ne demiştim en başında. Rusya ile kavganın ana üslerinden birisi neresi demiştim. Boğazlar. Cumhuriyet perspektifi neydi. Boğazları çatışmasız yapmak. Bunun için ne yaptı. Montrö. Hem bağımsızlığını korudu boğazların hem de bir karar verdi. Dedi ki Sovyetler'e merak etme. Ben buradan tek bir savaş gemisini bile sana doğru geçirmeyeceğim. Bunun taahhüdünü verdi. Ne olduğunu gördünüz aynı günlerde. Boğazlarda, Beykoz'da yine bir çok uluslu karargah kurulduğunu gördünüz. Sorsanız bu arada o bir karargah değil. Gönüllüler Birliği. Ukrayna Gönüllüler Birliği diyor. Arkadaşlar, Türkiye'nin boğazlarının çevresinde Ukrayna Gönüllüler Birliği kurmanın hedefi ne olabilir.</p>

<p>Üçüncüsü. Türkiye biliyorsunuz, bu zikzak içerisinde, biz hani sevgililer böyle biz neyiz diye birbirlerine sorar ya, Amerika ile biz neyiz diye, Rusya ile biz neyiz diye sordu. Yani hem biz müttefikiz dedi ama madem müttefiksek siz niye bize, bizim içimizdeki Fetullahçıları destekliyorsunuz, niye bize darbe yapıyorsunuz, niye bunlar oluyor dediği süreçte S-400'ler almıştı, hatırlayın. Bunu da şöyle gerekçelendirmişti, demişti ki bizim bir hava savunma sistemine ihtiyacımız var ve S-400'leri biz bu yüzden alıyoruz. Arkadaşlar farkında mısınız, neredeyse on sene oldu. Muhtemelen pantolon aldığınızda beş dakika sonra eve gittiğinizde paketini açıyorsunuzdur, giyiyorsunuzdur. Bir kıyafeti böyle kullanıyorsunuzdur. Yaklaşık on senedir neredeyse bu süreç yaşanıyor, biz o S-400'lerin paketini açamadık bir türlü."</p>

<p>Karşılıklı görüş alışverişinin yapıldığı etkinlikte, NATO, bağımsızlık, küresel gelişmeler ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin başlıklar ele alındı. Yaklaşık birkaç saat süren programın sonunda katılımcılar Barış Terkoğlu ile sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>

<p>Vişnelik Semt Evi’nde gerçekleştirilen etkinlik, katılımcıların yoğun ilgisi ve gündeme ilişkin yapılan değerlendirmelerle tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/baris-terkoglu-eskisehirde-konustu-nato-cezaevine-girmeme-sebep-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/baris-terkoglu-eskisehirde-konustu-nato-cezaevine-girmeme-sebep-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="56200"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İbrahim Akar’dan Kamuran Arıkan’a yanıt; "Gülünç duruma düşüyorsun"]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/ibrahim-akardan-kamuran-arikana-yanit-gulunc-duruma-dusuyorsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/ibrahim-akardan-kamuran-arikana-yanit-gulunc-duruma-dusuyorsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İbrahim Akar, Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan’ın açıklamalarına yanıt verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı;</strong></p>

<p><strong>"Gülünç duruma düşüyorsun.</strong> Zamanın birinde bir genç, kurban hakkında aklına takılanları sormak için bir hocanın yanına gider ve sorularını sormak için izin ister. Hoca, “Tabii ki, buyurun.” dedikten sonra genç:</p>

<p>“Çocuğu olmayan Hz. Davut, Allah’a, ‘Rabbim, bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim.’ diye dua etmiş. Duası kabul olmuş. Daha sonra çocuğun kurban edileceği vakit gelmiş. Hz. Davut, kızını tam kurban edecekken Cebrail gökten bir keçiyle çıkagelmiş. Cebrail, ‘Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et.’ demiş.”</p>

<p>Sonra genç devam edince hoca artık daha fazla dayanamamış:</p>

<p>“Evladım, yeter. Ben bunun neresini düzelteyim?” demiş. “Bir kere Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Cebrail değil Cebrail, keçi değil koç.”</p>

<p>Dün Türk Eğitim-Sen Başkanının yaptığı açıklamaları okuyunca aklıma bu fıkra geldi.</p>

<p>Kamuran Bey, fıkra gibi maşallah. Yazdıklarıyla insanları güldürüp düşündürmüyor; sadece kendisini gülünç duruma düşürüyor.</p>

<p>Sendika başkanı, dünkü bühtan dolu yazısında sendika temsilcimiz ve ilçedeki eğitim yöneticileri hakkındaki ifadelerini ve iddialarını ispat etmelidir. Açıklaması, baştan sona her cümlesiyle ispata muhtaçtır.</p>

<p>Bizim sendika temsilcisi arkadaşımız hangi Millî Eğitim toplantısına yeri ve görevi olmadan, sendika temsilcisi unvanıyla girmiştir?</p>

<p>Görev yaptığı kurumda müdür yardımcısı olduğu için, müdürü yokken veya kurum müdürünün İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yaptığı dönemde vekâleten bu toplantılara katılmıştır.</p>

<p>İddia ettiği asılsız, yalan ve yanlış sözleri nerede, kime söylemiştir? İlçe başkanımız, kendisini arayan üyemizin sorunu ile ilgili olarak pansiyon nöbeti konusunda lise müdürünü aramış ve sorunu çözme arayışıyla durumu kendisine iletmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yazıda bahsi geçen soruşturma ile ilgili olarak ilçe başkanımızın ya da bizim, soruşturmanın seyrine müdahale edecek en ufak bir girişimimiz veya durumumuz varsa başkan bunu da ispat etsin. Eğer yoksa, ilçe başkanımızın adını bu soruşturmaya karıştırmasın. İlçe başkanımızı hiçbir şekilde içinde bulunmadığı bir konu hakkında, çoluğu çocuğu ile empati kurması şeklinde itham etmek hiçbir ahlaki değerle bağdaşmaz.</p>

<p>İl Millî Eğitim müfettişleri ve Bakanlık müfettişleri eliyle yürütülen, tamamlanmış ve sonuçlanmış bir soruşturma üzerinden açıklamalar yaparak sendika başkanı neyi hedeflemektedir?</p>

<p>Bunları tekrar tekrar konuşmak ve gündeme getirmek kime ne fayda sağlar? İlçedeki eğitim yöneticilerine ve ilçemiz eğitim camiasına zarar vermekten, kötülük yapmaktan öteye geçmez.</p>

<p>Yazıda ismi geçen lise müdürü, görevi bırakmak istediğini neredeyse bir ay önce, ilçe müdürüne göreve başladığının ilk günlerinde söylemiştir. İlçe müdürü de, “Hocam, okullar kapansın, öyle bırakın. Şimdi bırakmanız zamanlama açısından uygun olmaz.” demiştir.</p>

<p>Şimdi sanki bir baskı ve mobbing sonucunda görevden alınıyormuş, istifaya zorlanıyormuş gibi felaket tellallığına soyunmak ne kadar etiktir?</p>

<p>Ayrıca yazıdan anlıyoruz ki Başkan Bey, mevcut yönetmeliğe göre dört yıllık görev süresi dolmadan istifa eden bir okul yöneticisinin nereye ve ne şekilde atanacağını bilmeyecek kadar mevzuat bilgisinden yoksundur.</p>

<p>Ayrıca Başkan Bey, Sarıcakaya’da ikamet eden bir kişinin idari teklifle Alpu ilçesine, yani il merkezine daha yakın bir yere görevlendirilmesini eleştirerek eyyam yapacak kadar da coğrafya bilgisinden yoksun olduğunu göstermiştir.</p>

<p>Eğitim-Bir-Sen olarak bizler hiçbir zaman kısır sendikal didişmelere, sahayı, eğitim çalışanlarını ve yöneticilerini yorup yıkacak anlamsız ve içi boş çekişmelere girmedik. Bunu yapmak isteyenlere meydan vermedik, vermeyiz de.</p>

<p>Eğitim-Bir-Sen olarak bir konu ya da sorun önümüze geldiğinde, üyemiz olsun ya da olmasın, her zaman konunun muhataplarıyla ve paydaşlarıyla görüştük.</p>

<p>Hak, hakkaniyet ve adalet arayışı içinde olduk. Hakkı hak sahibine teslim ettik. Mazlumun kimliğine bakmadık. Zulüm varsa bizden de olsa karşısında durduk. Yanlışa karşı doğrunun safında yer aldık. Sendikacılık vazifemizi, insani ve ahlaki değerlerimiz üzerine kurulu bir anlayışla yürüttük.</p>

<p>Böylesi asılsız ve mesnetsiz ithamlarla hiç kimse ne bizleri, ne sendika temsilcisi arkadaşlarımızı, ne de görevini hakkıyla yapan eğitim yöneticilerimizi baskı ve tahakküm altına almaya kalkmasın. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir; aksi hâlde alçak bir müfteridir. Magazin ve dedikodu sendikacılığı yapmak yerine doğru bilgiye dayalı açıklama yapmayı öncelesin.</p>

<p>Sendika başkanı bu asılsız, içi boş iddiaları dile getirmek yerine, kurumlarda ve öğretmenler odalarında kendi sendikasına yönelik ağır siyasi itham ve eleştirilerde bulunanlara karşı bir ses yükseltebilseydi. Ama nerede..."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/ibrahim-akardan-kamuran-arikana-yanit-gulunc-duruma-dusuyorsun</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/04/ibrahim-akar-eskisehir-nisan.jpg" type="image/jpeg" length="80407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kamuran Arıkan Sarıcakaya’daki iddialarla ilgili açıklama]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/kamuran-arikan-saricakayadaki-iddialarla-ilgili-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/kamuran-arikan-saricakayadaki-iddialarla-ilgili-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuran Arıkan, Sarıcakaya’daki eğitim kurumlarına ilişkin çeşitli iddialar ve soruşturma süreçleri hakkında açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No'lu Şube olarak şu ana kadar ilimizde olan herhangi bir olumsuz durum ve aksaklıkları öncelikli olarak muhataplarına ilettik. Bunda amacımız hem ilimizin hem de eğitim camiamızın olumsuz durumlarla gündeme gelmesini istemediğimizdendir.</p>

<p>Sarıcakaya ilçemizde epeydir süregelen bazı olumsuzluklar ve soruşturmalar sonucunda İlçe Millî Eğitim Müdürü görevden alındı (Bakanlık müfettişlerince). Öğrencilere mesaj atan öğretmen ilçeden alınarak Eskişehir merkeze daha yakın bir ilçeye sürüldü. Bu olayla ilgili olarak okulda yapılan toplantıda öğrencilere farklı kelimeler kullanarak bu mesajı atan öğretmeni savunmaya çalışan müdür yardımcısına ise sadece uyarı cezası verildi.</p>

<p>Olay, kız öğrencilere bir öğretmenin kendilerine mesaj atması ile başladı. (Mesaj örnekleri ki bunlar müfettiş raporunda vardır. Bu mesajlar sadece yurtta kalan, o ilçeden olmayan öğrencilere atılıyor. Bu mesajlar vakitli vakitsiz atılıyor. “Sen böyle giyinirsen milleti azdırırsın”, “Milletin ağzının suyunu akıtırsın”... Diğerlerini söylemeye eğitimciliğim el vermiyor. Hatta karşılıklı yazışmalar da var.)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu şikâyetler okul müdürüne gelince okul müdürü de durumu üst amiri İlçe Millî Eğitim Müdürüne bildiriyor. İlçe Millî Eğitim Müdürü durumu kabul etmiyor. Dilekçeleri almıyor. Sonra bu şikâyetler CİMER'den de gelince almak zorunda kalıyor (3 veya 4 gün sonra). Bu arada ilçe yöneticisi olan kişi de gelecek müfettişleri töhmet altında bırakırcasına “Merak etmeyin, müfettişler bizim arkadaşlar.” diyor. Okul Müdürü herhangi bir fiziki olay olmadığı için de karakola bildirmiyor. Bu olay ortaya çıkınca Okul Müdürü okuldaki öğretmenleri bilgilendirmek için toplantı yapıyor. Toplantıda okul müdür yardımcısı kadın arkadaş, mesaj atılan öğrencilerin sosyal medya hesaplarını açarak “Bu kızlar da böyle crop giyinirse millet de mesaj atar.” diyerek adeta mesaj atan öğretmeni savunuyor.</p>

<p>İlçede soruşturmalar yapılıyor. Dilekçeyi almayan ve değişik başka soruşturmaları olan İlçe Millî Eğitim Müdürü görevden alındı. Öğrenciler için “Bu kızlar da böyle crop giyinirse millet de mesaj atar.” diyen müdür yardımcısına sadece uyarı cezası verildi. Kendi isteğiyle yöneticilikten ayrıldı. Bütün bu olayları çıkaran ve öğrencileri koruyan okul müdürüne de “Niye zamanında bildirmedin?” diye kınama cezası verildi. (Cezayı Kaymakam Bey bir altına düşürdü ve İl Disiplin Kurulu da kaldırdı.) Pekâlâ, öğrencilere bu yakışıksız mesajları atan öğretmene ne oldu? Müdüre verilen cezanın bir üstü verildi; yani maaş kesim cezası aldı ve il merkezine daha yakın olan bir ilçeye sürüldü.</p>

<p>Bu olaylardan sonra ilçeye yeni bir İlçe Millî Eğitim Müdürü verildi. Kendisine başarılar dileyerek kolaylıklar diledim. Ancak gelinen noktada İlçe Millî Eğitim Müdürü tarafsızlığını yitirmiştir. İlçede adeta “Burada her şey benim.” deyip hareket eden bir sendikanın temsilcisine teslim olmuştur. O ilçe temsilcisi okul müdürüne şu sözleri söyleyerek adeta okul müdürüne savaş açtığını belirtmiştir: “Sen çocukların ağzına bakarak ilçe müdürünü, öğretmeni ve müdür yardımcısını yedin.” demiştir.</p>

<p>Sonra yeni İlçe Millî Eğitim Müdürü göreve başlıyor, okul müdürleri ile tanışma toplantısı yapıyor. Sıra lise müdürüne gelince “Ben seni duydum, sistemden de baktım, tanıyorum.” diyerek adeta gözdağı veriyor. İlçe Millî Eğitim Müdürüne ve sendika temsilcisine şunu sormak isterim: Bu mesajlar kendi kızlarına atılsaydı bu kadar rahat olabilirler miydi?</p>

<p>Sonra İlçe Millî Eğitim Müdürü, okul müdürünü adeta mobbing bombardımanına tutuyor. Okul müdürü istifasını veriyor. İlçe Millî Eğitim Müdürü bazı yerlere sorup kabul etmiyor. Okul müdürü çalışmaya devam ederken en son adeta kendini tehdit eden sendika ilçe temsilcisi hiç boş durmuyor. Her ayın başında okuldaki pansiyonda nöbet tutan öğretmenler belirleniyor, hiç kimse itiraz etmiyor. Ta ki Bakanlık 12 Haziran Cuma gününü tatil edinceye kadar. Önce bir kadın öğretmen, nereden cesaret aldı bilmiyorum, “Cuma günü hiçbir kuvvet bana nöbet tutturamaz.” diyor. Okul müdürü “Yasal mazeret olmazsa tutanak tutarım.” deyince kendisi rapor alıyor. Sendika temsilcisinin eşi de nöbet tutmayacağını belirtiyor. Ona da aynı şeyleri söylüyor. Hocahanım sonra eşine (sendika ilçe temsilcisi) soracağını söylüyor. Sonra sendika temsilcisi olan kişi eşinin nöbet tutmasını istemiyor. Okul müdürü de buna karşılık yasal mevzuatı söylüyor. Kendisi de okul müdürüne sert bir tavırla “Bu ilçenin neresi doğru ki sen ne yapıyorsun?” deyince okul müdürü de kendisine gerekli sertlikte cevabını vermiştir.</p>

<p>Okul müdürü bununla ilgili gerekli tutanağı tutacağını ve tutanağa bu sendika temsilcisinin ismini de yazacağını söyleyince İlçe Millî Eğitim Müdürü bu ismi yazamazsın diyerek kişiyi adeta korumaya almıştır. İlçe Millî Eğitim makamında da bu kişinin yazılmasını istemeyince İlçe Millî Eğitim Müdürü “Senin istifan hâlâ geçerli mi?” diyor. Okul müdürü de “Tabii ki.” diyor. Hatta “O dilekçenin tarihi geçmiştir, size yeni bir dilekçe vereyim.” diyerek dilekçesini veriyor.</p>

<p>Sonuçta öğrencilere ahlaka uygun olmayan mesajlar atan öğretmenin, bu öğretmeni canhıraş savunan İlçe Millî Eğitim Müdürünün ve öğrencilere kıyafetlerinden dolayı mesaj atılabileceğini savunan müdür yardımcısının intikamı alınmış oldu. Bu durum Üstat Necip Fazıl'ın meşhur şiirindeki ifadesini tekrar hatırlatmıştır: “Baba katiliyle baban bir safta.” Kendi ifadeleri ile 3-0 olan durumu sözde kendi lehlerine çevirmeye çalışmışlardır. Bize göre devletin itibarının zarar görmemesi esastır.</p>

<p>Soru 1: Okul müdürleri toplantısında sendika ilçe temsilcisinin katılma gibi bir durumu olmamasına rağmen hemen hemen tüm toplantılara katılmıştır. Lise müdürü “Arkadaşlar, bu kötü olayın arkasında durmayın. İlçemizden de geçen Sakarya Nehri'ne ve şair Necip Fazıl'a atıfta bulunarak ilçemizi ayağa kaldıralım.” dediğinde ilçe temsilcisi “Ayağa falan kalkamaz, biz nereye istersek oraya akıtırız.” cümlelerini kurabilecek cüreti nereden almaktadır, bilemiyorum. Bu kelimelere İlçe Millî Eğitim Müdürü niye kayıtsız kalmıştır? Yoksa İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde eş başkanlık sistemi mi vardır?</p>

<p>Soru 2: Özellikle lise kız pansiyonunda parçalanmış aile çocukları hafta sonu ailelerinin yanına pek gitmek istememesi üzerine okul müdürü pansiyonu açık tutmuştur. Okul müdürüne hafta sonu öğrencileri evci göndermesi için sözlü de olsa tavsiyeler yapılmış mıdır?</p>

<p>Soru 3: 12 Haziran tatil olunca nöbet tutmak istemeyen öğretmenler (birisi de ilçe temsilcisinin eşi) ile ilgili durumu sormak üzere İlçe Millî Eğitim Müdürü okul müdürünü makamına çağırıyor. “Sendika ilçe temsilcisinin konuyla ilgisi nedir, nasıl tutanak tutarsın? En ince ayrıntısına kadar inceleteceğim.” diyerek okul müdürüne gözdağı veriyor. Okul müdürünün açıklamasına izin vermeden (çünkü eşinin nöbet tutmayacağını telefon açarak sert bir tonda dile getiren ilçe temsilcisinin kendisi) “İstifa etmekte kararlıysanız, yani bu konuyu uzatırsan dilekçenizi onaylıyorum.” diyor. İlçe Millî Eğitim Müdürü, siz orada devleti mi temsil ediyorsunuz yoksa bir sendikanın temsilcisini savunmakla mı görevlisiniz?</p>

<p>Soru 4: Okul müdürü olmamasına karşın okul müdürleri toplantısına katılarak fikir beyan eden bu sendika temsilcisine niye bir söz söyleme cesareti bulamadınız? Yoksa korktunuz mu?</p>

<p>Soru 5: Lise müdürüne özellikle tutanaktan ilçe temsilcisinin isminin çıkarılmasını isteyince okul müdürü “Abdestinden, yaptığı işin doğruluğundan şüphesinin olmadığını; diledikleri takdirde nasıl olur bilemem ama yargı yoluyla dahi ilgili şahıslarla yaptığı telefon görüşmelerinin kayıtları alınırsa haklılığı ve kibarlığının görülebileceğini söylemiştir.” İlçe Millî Eğitim Müdürü de “Biz onlarla uğraşmayız, istersek kusurunu buluruz.” diyerek ne yapmaya çalışmıştır? İlçe Millî Eğitim Müdürüne tavsiyemiz; araştıracaksan öncelikli olarak önceki kişi bazlı SGK borçlarının nasıl ödendiğidir. Ayrıca pansiyon kasası eksi bakiyedeyken 10 ay içerisinde nasıl bir tutum sergilenmiş ki artı bakiyeye çıkarılmıştır (hem de en güzel etli yemekler yapılarak) veya TYP'de ödenen ücretlerdir.</p>

<p>Soru 6: Sarıcakaya'daki ilkokulda kendi müdür olamadığı için şu anki okul müdürünü komik gerekçelerle şikâyet eden şahısla ilgili şu ana kadar hangi soruşturmalar kapatılmıştır? Yoksa Sarıcakaya'da soruşturmalar ve incelemeler kişinin sendikal bağına göre mi yapılmaktadır?</p>

<p>Soru 7: İşgücü Uyum Programı (İUP) kapsamında görev yapan bazı personellerin ilgili dönemde işe devam etmediği ve puantaj kayıtlarının bulunmadığı iddia edilmesine rağmen maaş ödemesi yapıldığı yönündeki bilgiler kamu zararına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tüm işlemlerin şeffaf şekilde incelenmesi zorunluluktur. Bu yapıldı mı? Buna karşılık, işten ayrılış sürecindeki bazı TYP personelleri hakkında geriye dönük işlem tesis edilmeye çalışıldığı yönündeki iddialar, benzer durumlarda farklı uygulamaların yapıldığı yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir. Bu durumları araştırdınız mı?</p>

<p>Soru 8: Kamu kurumlarında görev yapan yöneticilerin, kendilerine emanet edilen makam ve görev alanlarını yalnızca kamu hizmetinin gerektirdiği amaçlar doğrultusunda kullanmaları beklenmektedir. Özellikle aile kurumunun ve toplumsal değerlerin öneminin vurgulandığı bir dönemde, kamuoyunda makam odalarının görev dışı kişisel ilişkiler veya özel görüşmeler için kullanıldığı yönünde oluşan algılar kurumların saygınlığına zarar vermektedir. Kamu görevlerinin ciddiyeti ve devlet memurluğunun gerektirdiği temsil sorumluluğu dikkate alındığında, yöneticilerin görev yerlerini ve makamlarını kamu hizmetinin gerektirdiği sınırlar içerisinde kullanmaları gerektiği açıktır. Makam odalarını özellikle belirli saatlerde özel görüşmeler için kimin veya kimlerin kullandığını araştırdınız mı?</p>

<p>Soru 9: Yine çeşitli personel ve yöneticiler hakkında eğitim çalışanları, veliler ve kurum personeli arasında uzun süredir konuşulan iddialar bulunmasına rağmen, bu iddiaların araştırılması konusunda aynı hassasiyetin gösterilmediği yönünde yaygın bir kanaat oluşmuştur. CİMER başvurularında kimlerin soruşturmalarının üstü kapatılmıştır?</p>

<p>Sonuçta; değişik suçlamalarla görevden alınan İlçe Millî Eğitim Müdürünün, öğrencilere uygunsuz mesaj atan kişinin ve bu mesajın bir nebze niye atılabileceğini savunan bir yöneticinin arkadaş çevresi tarafından bir nebze öç alınmaya çalışılmaktadır. Bu mesajları kendilerine sindiren kişilere diyecek bir şeyimiz yoktur. Ama bizim içimize sinmemektedir.</p>

<p>Sayın İlçe Millî Eğitim Müdürü; sınav puanı ile liseye müdür olarak atanan arkadaşımız istifasını vermiştir. Arzu ederseniz yine sınav puanı ile ilkokula müdür olan arkadaşımız da istifa etsin. Önceden olduğu gibi istediğinizi istediğiniz kuruma görevlendirin. Böylece hiçbir şey olmadan, olsa dahi görmezden gelerek kendinize yalancı bir dünya kurun. Nasıl olsa önemli olan kişisel çıkarlar, devlet veya öğrenci faydası çok da önemli değil.</p>

<p>Bir daha İl Millî Eğitimdeki yöneticiler “Taşra ilçelere yönetici bulamıyoruz, kimse yönetici olmak istemiyor.” kelimesini kullanmasın. İl merkezinde dahi yönetici olabilecek bu kişiler bir ilçeye gittiğinde durumları görülüyor. Sizler oralara yanlışa doğru diyebilecek kişiler bulun. Yanlışa yanlış diyenlerin yeri ilçelerde yok demek ki.</p>

<p>Eskişehir kamuoyu, sonuçta ne oldu?</p>

<p>İhmalleri olan İlçe Millî Eğitim Müdürü yan ilçe olan Mihalgazi'ye gönderildi.</p>

<p>Öğrencilere ahlaka uygun olmayan mesajlar atan öğretmen, il merkezine Sarıcakaya'dan daha yakın bir ilçe olan Alpu'ya sürüldü.</p>

<p>Öğrencilere bu mesajların adeta atılabileceğini savunan müdür yardımcısı uyarı cezası ile görevine devam ediyor.</p>

<p>Sarıcakaya'ya Mahmudiye'den sınav kazanarak gelen ve bu ahlak dışı mesajları içine sindiremeyip şikâyet ederek ortaya çıkaran okul müdürünü önce bir nebze istifaya zorluyorlar, şimdi de ya Mihalıççık ya da Beylikova'ya verebiliriz diyorlar.</p>

<p>Şimdi tüm kamuoyuna soralım: “Adalet bunun neresinde?”, “Vicdan bunun neresinde?”</p>

<p>Bizler, eğitim kurumlarının hiçbir sendikanın, grubun veya kişinin etkisi altında kalmadan; yalnızca hukuk, liyakat, eşitlik ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda yönetilmesini talep ediyoruz.</p>

<p>Yetkili makamları, özellikle Valiliği; burada dile getirilen iddia ve değerlendirmeleri tarafsız müfettişler eliyle incelemeye, varsa kamu zararlarını ortaya çıkarmaya, sendikal ayrımcılık iddialarını araştırmaya ve kamu yönetimine duyulan güveni yeniden tesis edecek adımları atmaya davet ediyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/kamuran-arikan-saricakayadaki-iddialarla-ilgili-aciklama</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/okullara-guvenlik-kamerasi-takilacak-kamuran-arikan-aciklama-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="33906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Hava Kurumu Eskişehirli öğrencileri havacılıkla buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/turk-hava-kurumu-eskisehirli-ogrencileri-havacilikla-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/turk-hava-kurumu-eskisehirli-ogrencileri-havacilikla-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Hava Kurumu Eskişehir Şubesi, Özel MY Koleji öğrencileriyle bir araya gelerek havacılık faaliyetleri ve eğitim çalışmaları hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Türk Hava Kurumu Eskişehir Şubesi tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında Özel MY Koleji öğrencileriyle buluşma gerçekleştirildi. Üniversite öğrencilerine yönelik programlarının ardından bu kez lise öğrencileriyle bir araya gelen kurum yetkilileri, Türk Hava Kurumu’nun tarihi, kuruluş amacı ve günümüzde yürüttüğü çalışmalar hakkında kapsamlı bilgiler verdi.</p>

<p>Slayt ve video gösterimleri eşliğinde gerçekleştirilen programda, Türk Hava Kurumu’nun Türkiye’de havacılığın gelişimine sağladığı katkılar, eğitim faaliyetleri ve sosyal sorumluluk çalışmaları öğrencilere anlatıldı. Öğrenciler, kurumun geçmişten günümüze uzanan faaliyetleri hakkında bilgi edinme fırsatı buldu.</p>

<p>Programda konuşan Türk Hava Kurumu Eskişehir Şube Başkanı Gökhan Çalışkan, gençlerin bilim ve teknolojiye yönelmesinin büyük önem taşıdığını belirterek Türk Hava Kurumu olarak bu alanda çeşitli çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.</p>

<p>Gökhan Çalışkan, “Bugün burada siz değerli öğrencilerimizle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduğumuzu belirtmek isterim. Siz değerli gençlerimizin bilim ve teknolojiye ilgi duymalarını, araştıran, üreten ve geleceğin teknolojilerini geliştiren bireyler olarak yetişmelerini önemsiyoruz. Türk Hava Kurumu olarak düzenlediğimiz eğitimler, seminerler ve sosyal etkinliklerle sizlerin havacılıkla tanışmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.</p>

<p>Türk Hava Kurumu’nun geçmişte olduğu gibi bugün de eğitim, sportif havacılık faaliyetleri ve sosyal sorumluluk projeleriyle çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Gökhan Çalışkan, kurumun genç nesillere havacılık sevgisini aşılamak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemeye devam ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında Eskişehir’in havacılık alanındaki önemine de değinen Gökhan Çalışkan, özellikle Türkuşu İnönü Havacılık Eğitim Merkezi’nin gençler açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Gökhan Çalışkan, merkezin sahip olduğu eğitim ve uygulama olanaklarının öğrencilerin farklı alanları tanımasına katkı sağladığını belirterek, “Türkuşu İnönü Havacılık Eğitim Merkezi’nin sunduğu eğitim ve uygulama imkânları öğrencilerimizin ufkunu genişletiyor. Merkez, havacılık kültürünün gelişmesine katkı sağlarken geleceğin pilotları ve havacılık profesyonellerinin yetişmesine de destek oluyor” diye konuştu.</p>

<p>Eskişehir’in uzun yıllardır havacılıkla özdeşleşen bir şehir olduğunu ifade eden Gökhan Çalışkan, Türkuşu İnönü Havacılık Eğitim Merkezi’nin bu kimliği daha da güçlendirdiğini belirterek gençler için önemli bir avantaj sunduğunu söyledi.</p>

<p>Programın sonunda Özel MY Koleji Kurucu Temsilcisi Süleyman Reyhan’a, okul yönetimine, öğretmenlere ve etkinliğe katılan öğrencilere teşekkür eden Gökhan Çalışkan, gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p>Etkinlik boyunca öğrenciler, Türk Hava Kurumu’nun faaliyetleri, eğitim programları ve havacılık alanındaki çalışmalarıyla ilgili merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı buldu. Karşılıklı görüş alışverişinin yapıldığı program, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla tamamlandı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/turk-hava-kurumu-eskisehirli-ogrencileri-havacilikla-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/turk-hava-kurumu-eskisehirli-ogrencileri-havacilikla-bulusturdu.jpg" type="image/jpeg" length="38624"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir'de çocuklara yıl sonu sürprizi]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/eskisehirde-cocuklara-yil-sonu-surprizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/eskisehirde-cocuklara-yil-sonu-surprizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emirdağlılar Vakfı’nın düzenlediği etkinlikte Şarhöyük Mahallesi’ndeki ilkokul öğrencilerine yıl sonu hediyeleri dağıtıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emirdağlılar Vakfı tarafından düzenlenen sosyal sorumluluk etkinliği kapsamında, Eskişehir’in Şarhöyük Mahallesi’nde bulunan Korgeneral Lütfi Akdemir İlkokulu öğrencilerine yıl sonu hediyeleri dağıtıldı. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte renkli görüntüler yaşanırken, gönüllüler tarafından hazırlanan hediyeler öğrencilere ulaştırıldı.</p>

<p>Kısa sürede organize edilen bağış kampanyasıyla hayata geçirilen etkinlikte, Emirdağlılar Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri, Gençlik Komisyonu üyeleri, kamuoyunda “Böleler Grubu” olarak bilinen gönüllüler ile Kadın Komisyonu üyeleri görev aldı. Bağışçılardan gelen desteklerle temin edilen hediyeler, eğitim öğretim yılının son günlerinde çocuklara teslim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte öğrencilerle yakından ilgilenen gönüllüler çeşitli faaliyetler gerçekleştirirken, çocuklar da gün boyunca eğlenceli vakit geçirdi. Yağışlı havaya rağmen etkinliğe katılımın yüksek olduğu görüldü. Hediyelerini alan öğrencilerin yaşadığı mutluluk dikkat çekti.</p>

<p>Programda konuşan Emirdağlılar Vakfı Başkanı Dr. Veli Görkem Pala, etkinliğin kendisi açısından ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Çocukluk yıllarına dair anılarını paylaşan Dr. Veli Görkem Pala, okulun bulunduğu bölgenin hayatında özel bir yere sahip olduğunu ifade etti.</p>

<p>Dr. Veli Görkem Pala, çocukluk döneminde futbol oynadığı ve rahmetli dedesi ile babaannesinin evinin karşısında bulunan okulun bahçesinde yıllar sonra çocuklarla bir araya gelmenin kendisini duygulandırdığını söyledi.</p>

<p>Organizasyona katkı sunan gönüllülerin önemine dikkat çeken Dr. Veli Görkem Pala, etkinliğin başarısında birçok kişinin emeği bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Ben bu hikâyede sadece fotoğraflarda görünen bir yüzüm. Bu hikâyenin gerçek kahramanları, ‘Harekete Geçmek Lazım’ diyerek elini taşın altına koyan kardeşlerimiz, büyüklerimiz ve gönüllülerimizdir. Çocuklarımızın yüzündeki tebessümü görmek, yapılan tüm emeklerin karşılığıdır.”</p>

<p>Etkinliğe Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkan Vekili Akın Yüksel de katılarak destek verdi. Programda ayrıca Emirdağlılar Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Erkan Ceylan ve Fethi Yaşar Küçükkör ile Gençlik Komisyonu üyeleri Gökhan Erdağ, Yusuf Özdemir, Harun Kaya ve Muhammed Teke de yer aldı.</p>

<p>Etkinlik boyunca öğrencilerle bir araya gelen katılımcılar, çocukların mutluluğuna ortak olurken, okul bahçesinde samimi görüntüler oluştu. Dağıtılan hediyeler öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü.</p>

<p>Emirdağlılar Vakfı yetkilileri, sosyal dayanışmayı güçlendiren projelere devam edeceklerini belirterek, organizasyona katkı sağlayan bağışçılara ve gönüllülere teşekkür etti.</p>

<p>Şarhöyük Mahallesi’nde gerçekleştirilen etkinlik, çocuklara dağıtılan yıl sonu hediyeleri ve gönüllülerin destekleriyle tamamlanırken, program mahalle sakinleri tarafından da ilgiyle takip edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/eskisehirde-cocuklara-yil-sonu-surprizi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/eskisehirde-cocuklara-yil-sonu-surprizi.jpg" type="image/jpeg" length="13665"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sadık Yurtman maden aramaları örnek gösterip uyardı]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/sadik-yurtman-maden-aramalari-ornek-gosterip-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/sadik-yurtman-maden-aramalari-ornek-gosterip-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ESÇEVDER Başkanı Sadık Yurtman, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada tarım arazileri ve meraların korunması çağrısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehir Çevre Koruma ve Gelişme Derneği (ESÇEVDER) Başkanı Sadık Yurtman Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çölleşme ve kuraklığın artık geleceğe ilişkin bir tehdit olmaktan çıktığını, günümüzde etkileri hissedilen önemli bir sorun haline geldiğini belirtti.</p>

<p>Birleşmiş Milletler tarafından 1994 yılında ilan edilen Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü'nün yalnızca farkındalık oluşturmayı amaçlayan bir tarih olmadığını ifade eden Sadık Yurtman, günümüzde yaşanan çevresel sorunların insanlığın geleceği açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.</p>

<p>Sadık Yurtman, “Eskişehir Çevre Koruma ve Gelişme Derneği olarak, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü vesilesiyle bir kez daha uyarıyoruz: Çölleşme artık uzak bir tehdit değil, ülkemizin ve bölgemizin kapısına dayanmış yakıcı bir gerçektir” dedi.</p>

<p>Bilim insanlarının da uzun süredir çölleşme, kuraklık ve arazi tahribatına dikkat çektiğini belirten Sadık Yurtman, bu sorunların dünya genelinde milyarlarca insanın yaşamını doğrudan etkilediğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dernek olarak 1993 yılından bu yana doğanın korunması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Sadık Yurtman, toprağın yalnızca üretim yapılan bir alan olmadığını söyledi. Sadık Yurtman, “Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak bizler, 1993 yılından bu yana sürdürdüğümüz doğa mücadelesinde toprağın sadece bir üretim aracı değil, aynı zamanda toplumsal barışın temeli olduğuna inanıyoruz. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu temel hızla aşındırılmaktadır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Son yıllarda ülke genelinde yürütülen maden arama faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sadık Yurtman, bu çalışmaların verimli tarım arazileri, meralar ve doğal yaşam alanları üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu öne sürdü.</p>

<p>Sadık Yurtman, “Özellikle son yıllarda ülke genelinde hız kazanan maden arama faaliyetleri adı altında yürütülen kontrolsüz ve denetimsiz uygulamalar; verimli tarım arazilerini, meraları ve doğal yaşam alanlarını geri dönüşü zor bir şekilde tahrip etmektedir. Bu faaliyetler, yalnızca toprağı değil; su kaynaklarını, biyolojik çeşitliliği ve kırsal yaşamı da yok etmektedir” dedi.</p>

<p>Mera alanlarında yaşanan müdahalelerin hayvancılığı olumsuz etkilediğini savunan Sadık Yurtman, “Ülke genelinde maden aramaları nedeniyle mera alanlarına yapılan hoyrat müdahaleler, hayvancılığı bitirme noktasına getirmekte, köylüyü toprağından koparmakta ve göçe zorlamaktadır” diye konuştu.</p>

<p>Çölleşmenin yalnızca çevresel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Sadık Yurtman, bunun aynı zamanda ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurduğunu söyledi. Sadık Yurtman, “Çölleşme; sadece doğa sorunu değildir. Aynı zamanda açlık, susuzluk, işsizlik, yoksulluk, göç ve toplumsal eşitsizliklerin de başlıca nedenlerinden biridir. Topraklarını kaybeden toplumlar, geleceğini de kaybeder” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açıklamasında tarım arazileri, meralar ve su havzalarının korunmasına yönelik taleplerini sıralayan Sadık Yurtman, verimli tarım alanlarının ve doğal ekosistemlerin korunması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Sadık Yurtman, “Verimli tarım arazilerinin ve meraların talanına derhal son verilmelidir. Maden arama adı altında yürütülen yıkım projeleri iptal edilmelidir” dedi.</p>

<p>Su kaynaklarının korunmasının önemine de değinen Sadık Yurtman, bölgede hatalı sulama politikaları, bilinçsiz su kullanımı ve yanlış tarım uygulamalarının ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.</p>

<p>Açıklamasında çözüm önerilerine de yer veren Sadık Yurtman, verimli tarım arazileri, ormanlar ve meraların korunması gerektiğini, mera alanları ile doğal ekosistemlerin güvence altına alınmasının önem taşıdığını söyledi. Sadık Yurtman ayrıca su kaynaklarının bilinçsiz tüketiminin önlenmesi, hatalı tarım uygulamalarının sonlandırılması, ormanların korunması ve gıda güvenliği için somut politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Karar vericilere çağrıda bulunan Sadık Yurtman, çevre politikalarının bilimsel veriler doğrultusunda şekillendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Karar vericileri, bilimsel veriler ışığında hareket etmeye ve geri dönülmez bir felaketin eşiğinde olduğumuzu görmeye davet ediyoruz” dedi.</p>

<p>Açıklamasının sonunda toprağın yaşamın temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Sadık Yurtman, “Toprak yoksa yaşam yoktur. Toprağın çölleştiği bir ülkede refah da, barış da, gelecek de mümkün değildir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>ESÇEVDER adına açıklamasını tamamlayan Sadık Yurtman, tüm toplumu, sivil toplum kuruluşlarını ve ilgili kurumları toprağın, suyun ve doğal yaşamın korunmasına yönelik çalışmalara destek vermeye davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/sadik-yurtman-maden-aramalari-ornek-gosterip-uyardi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2024/08/sadik-yurtman-mihalgazi-halki-kurtarin-bizi-bu-beladan-diyor.jpg" type="image/jpeg" length="84361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir en büyük safran üretim merkezi haline geliyor]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/eskisehir-en-buyuk-safran-uretim-merkezi-haline-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/eskisehir-en-buyuk-safran-uretim-merkezi-haline-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de safran yetiştiriciliği eğitimini tamamlayan 44 üretici sertifika aldı. Programda safranın ekonomik değeri ve üretim potansiyeli vurgulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehir’de safran yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması amacıyla düzenlenen eğitim programını tamamlayan 44 üretici için sertifika töreni gerçekleştirildi. Törende konuşan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, safranın tarımsal üretimde giderek daha fazla önem kazanan ürünlerden biri olduğunu belirterek, üreticilerin bu alandaki çalışmalarının kent tarımına önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program kapsamında eğitimlerini başarıyla tamamlayan üreticilere sertifikaları teslim edilirken, safran üretiminin bölge ekonomisine sağlayacağı katkılar da değerlendirildi. Törende konuşan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, safranın dünya genelinde en değerli baharatlar arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Safranın az alanda yüksek gelir sağlayabilen bir ürün olduğuna dikkat çeken Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, "Dünyanın en değerli baharatlarından biri olan safran, az alandan yüksek gelir getiren, su tüketimi düşük ve iklim değişikliğine karşı dirençli son derece stratejik bir bitkidir" dedi.</p>

<p>İnönü ilçesinin bu ürün için önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, "İnönü ilçemizin toprak yapısı ve iklim özellikleri, bu katma değeri yüksek ürünün yetiştirilmesi için çok uygun bir potansiyele sahiptir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Eğitim programını tamamlayan üreticilerin yalnızca yeni bir üretim alanına adım atmadığını vurgulayan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, "Bugün burada sertifikalarını alan 44 üreticimiz, sadece yeni bir ürün yetiştirmeyi öğrenmedi; aynı zamanda Eskişehir'imizin tarımsal çeşitliliğine ve ülkemiz ekonomisine büyük bir katma değer sağlama yolunda öncü bir adım attı" diye konuştu.</p>

<p>Üreticilere teknik destek vermeyi sürdüreceklerini kaydeden Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, "İl Müdürlüğü olarak, sahaya inecek ve üretime başlayacak olan çiftçilerimizin teknik anlamda her zaman yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.</p>

<p>Konuşmasının sonunda eğitim programını başarıyla tamamlayan üreticileri tebrik eden Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, "Bu kıymetli eğitimi başarıyla tamamlayan tüm üreticilerimizi tebrik ediyor, ürünlerinin bol, kazançlarının bereketli olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Düzenlenen eğitim programıyla birlikte safran üretiminin Eskişehir’de daha geniş alanlara yayılması ve üreticilerin alternatif ürünlere yönelmesi hedeflenirken, sertifika alan 44 üreticinin önümüzdeki dönemde üretim faaliyetlerine başlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/eskisehir-en-buyuk-safran-uretim-merkezi-haline-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/eskisehir-en-buyuk-safran-uretim-merkezi-haline-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="94790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir'de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı ile mücadele için kapsamlı çalışma]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/eskisehirde-kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-ile-mucadele-icin-kapsamli-calisma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/eskisehirde-kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-ile-mucadele-icin-kapsamli-calisma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de görev yapan 65 veteriner hekim, GEKİS sistemi ile Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yönelik düzenlenen eğitim programına katıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, sahada aktif olarak görev yapan teknik personele yönelik "Güvenli Elektronik Küpe ve İzleme Sistemi" (GEKİS) ile Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı konularında eğitim ve değerlendirme toplantısı düzenlendi.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen program, Eskişehir merkez ve ilçelerinde görev yapan 65 veteriner hekimin katılımıyla üç gün sürdü. Eğitim süresince hem yeni uygulamalar hem de sahada karşılaşılan konular detaylı şekilde ele alındı.</p>

<p>Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Dr. Reşat Tazegül başkanlığında düzenlenen toplantıda, hayvancılıkta dijitalleşme sürecinin önemli unsurlarından biri olarak değerlendirilen Güvenli Elektronik Küpe ve İzleme Sistemi hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı.</p>

<p>Toplantıda, sistemin işleyişi, kullanım esasları ve mevcut TÜRKVET kayıt sistemiyle entegrasyon süreçleri ayrıntılı olarak anlatıldı. Ayrıca GEKİS uygulamasının sahada görev yapan personele sağlayacağı kolaylıklar üzerinde duruldu. Veri akışının daha hızlı ve düzenli hale gelmesi, kayıt işlemlerinin daha etkin yürütülmesi ve bürokratik süreçlerin azaltılması amacıyla geliştirilen sistemin uygulamalı örneklerle tanıtıldığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitim programının bir diğer gündem maddesini ise Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı oluşturdu. Özellikle yaz aylarının başlamasıyla birlikte kırsal bölgelerde risk oluşturan hastalığa karşı alınacak önlemler toplantıda ayrıntılı şekilde değerlendirildi.</p>

<p>Kene popülasyonunda yaşanan artışın ele alındığı toplantıda, halk ve hayvan sağlığının korunmasına yönelik çalışmalar gözden geçirildi. Hastalıktan korunma yöntemlerinin sahada etkin biçimde uygulanması, kene mücadelesinde dikkat edilmesi gereken noktalar ve kurumlar arası koordinasyon konuları üzerinde duruldu.</p>

<p>Toplantıda ayrıca, sahada yürütülecek bilgilendirme ve yayım faaliyetlerinin kapsamı değerlendirildi. Üreticilerin ve vatandaşların konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilmesi amacıyla yapılacak çalışmalar için kurumsal farkındalığın artırılmasına yönelik bir yol haritası oluşturuldu.</p>

<p>Bu kapsamda KKKA hastalığıyla mücadelede uygulanacak yöntemler ile biyolojik ve kimyasal kene mücadelesine ilişkin stratejiler netleştirildi. Önümüzdeki dönemde köylerde ve hayvancılık işletmelerinde gerçekleştirilecek eğitim faaliyetlerinin planlaması da toplantının önemli başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Üç gün süren program boyunca veteriner hekimlere hem hayvan kayıt sistemlerinde kullanılacak yeni uygulamalar hem de yaz döneminde önem kazanan hastalıklara karşı alınacak tedbirler hakkında güncel bilgiler aktarılırken, sahada yürütülecek çalışmaların daha etkin şekilde sürdürülmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ESKİŞEHİR HABER</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/eskisehirde-kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-ile-mucadele-icin-kapsamli-calisma</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2026/06/eskisehirde-kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-ile-mucadele-icin-kapsamli-calisma-hasta-kadin-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="60964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[O banka ile çalışanlar dikkat; IBAN numaraları değişecek]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/o-banka-ile-calisanlar-dikkat-iban-numaralari-degisecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/o-banka-ile-calisanlar-dikkat-iban-numaralari-degisecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enpara.com’un 3663 şubesi Enpara Bank A.Ş.’ye devrediliyor. IBAN’lar yenilenecek, hesap numaraları aynı kalacak, masrafsız bankacılık sürecek]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/o-banka-ile-calisanlar-dikkat-iban-numaralari-degisecek</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Aug 2025 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2024/12/kredi-karti-alisveris.jpg" type="image/jpeg" length="20345"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son 1 yılda altın ne kadar kazandırdı; Kuyumcularda hareketlilik var]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/son-1-yilda-altin-ne-kadar-kazandirdi-kuyumcularda-hareketlilik-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/son-1-yilda-altin-ne-kadar-kazandirdi-kuyumcularda-hareketlilik-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Altın, son bir yılda yüzde 73 değer kazandı. Kuyumcularda hareketlilik dikkat çekiyor. Düğün sezonu yaklaşırken fiziki altına ilgi artıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="554" data-start="300"></p>

<p data-end="1119" data-start="813"></p>

<p data-end="1603" data-start="1398"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1922" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="1605"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/son-1-yilda-altin-ne-kadar-kazandirdi-kuyumcularda-hareketlilik-var</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Jun 2025 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2024/12/kuyumcularda-2025-yili-ile-beraber-yeni-bir-donem-baslayacak.jpg" type="image/jpeg" length="42973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Günlerdir bekleniyordu; Ayşe Ünlüce Kurban Bayramı için beklenen müjdeyi açıkladı]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/gunlerdir-bekleniyordu-ayse-unluce-kurban-bayrami-icin-beklenen-mujdeyi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/gunlerdir-bekleniyordu-ayse-unluce-kurban-bayrami-icin-beklenen-mujdeyi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayşe Ünlüce, Kurban Bayramı süresince tramvay ve otobüslerin 4 gün boyunca ücretsiz olacağını açıkladı. Amaç, sevdiklere kolayca ulaşmak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/gunlerdir-bekleniyordu-ayse-unluce-kurban-bayrami-icin-beklenen-mujdeyi-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Jun 2025 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2025/03/eskisehirde-tramvay-bakim-alani-ile-ilgili-onemli-gelisme.jpg" type="image/jpeg" length="79231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir'de bayramda yapılacak tramvay seferleri ile ilgili önemli açıklama]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-bayramda-yapilacak-tramvay-seferleri-ile-ilgili-onemli-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-bayramda-yapilacak-tramvay-seferleri-ile-ilgili-onemli-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de Kurban Bayramı nedeniyle 6-9 Haziran tarihleri arasında tüm tramvay hatlarında pazar sefer saatleri geçerli olacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="537" data-start="269"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1219" data-start="859"></p>

<p data-end="1404" data-start="1221"></p>

<p data-end="1591" data-start="1406"></p>

<p data-end="1777" data-start="1593"></p>

<p data-end="1777" data-start="1593"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-bayramda-yapilacak-tramvay-seferleri-ile-ilgili-onemli-aciklama</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Jun 2025 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2025/03/eskisehirde-tramvay-ve-otobus-bileti-fiyatlarina-zam-geldi-iste-yeni-fiyatlar.jpg" type="image/jpeg" length="54443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi’nde mezuniyet heyecanı başlıyor: Tören takvimi açıklandı]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/anadolu-universitesinde-mezuniyet-heyecani-basliyor-toren-takvimi-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/anadolu-universitesinde-mezuniyet-heyecani-basliyor-toren-takvimi-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu Üniversitesi’nde 2025 mezuniyet törenleri belli oldu. Açıköğretim öğrencileri 15 Haziran’da, örgün sistem öğrencileri ise 25-27 Haziran’da mezuniyetlerini kutlayacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/anadolu-universitesinde-mezuniyet-heyecani-basliyor-toren-takvimi-aciklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2025/02/anadolu-universitesinden-ogrencilerine-onemli-hatirlatma.jpg" type="image/jpeg" length="42292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir'de tramvay seferleri ile ilgili sevindiren düzenleme]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-tramvay-seferleri-ile-ilgili-sevindiren-duzenleme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-tramvay-seferleri-ile-ilgili-sevindiren-duzenleme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[31 Mayıs ve 1 Haziran’da AÖF sınavları için Eskişehir’de tüm tramvay hatlarında seferler sıklaştırılacak. Estram öğrenciler için uyarı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-tramvay-seferleri-ile-ilgili-sevindiren-duzenleme</guid>
      <pubDate>Sat, 31 May 2025 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2024/10/eskisehirde-beklenen-mujde-geldi-tramvay-otobusler-ucretsiz-olacak.jpg" type="image/jpeg" length="63775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehirspor camiası Ulaş Entok'un kararını bekliyor; İşte son gelişmeler]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirspor-camiasi-ulas-entokun-kararini-bekliyor-iste-son-gelismeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirspor-camiasi-ulas-entokun-kararini-bekliyor-iste-son-gelismeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehirspor’da genel kurul öncesi gözler Ulaş Entok ve ekibinde. Yeniden adaylık desteğe bağlı. Şu an resmi adaylık açıklaması yapılmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"></p>

<p dir="ltr"></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirspor-camiasi-ulas-entokun-kararini-bekliyor-iste-son-gelismeler</guid>
      <pubDate>Sat, 31 May 2025 09:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2025/03/eskisehirspor-baskani-ulas-entok-bu-motivasyon-ile-sahaya-cikiyoru.jpg" type="image/jpeg" length="98066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir'de yıllarca sahneye çıkmıştı: Sevilen şarkıcı hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-yillarca-sahneye-cikmisti-sevilen-sarkici-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-yillarca-sahneye-cikmisti-sevilen-sarkici-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2021'de meme kanserini yenen şarkıcı Şimal, beynindeki tümörle sürdürdüğü ikinci mücadeleyi kaybetti. Şimal'in ölüm haberini eşi Necati Arıcı duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="525" data-start="309"></p>

<p data-end="939" data-start="527"></p>

<p data-end="1219" data-start="941"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1577" data-start="1440"></p>

<p data-end="1831" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="1762"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/eskisehirde-yillarca-sahneye-cikmisti-sevilen-sarkici-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 30 May 2025 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2025/05/simal-hayatini-kaybetti-4.jpg" type="image/jpeg" length="90668"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TFF'den Eskişehirspor'u da ilgilendiren önemli açıklama]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/tffden-eskisehirsporu-da-ilgilendiren-onemli-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/tffden-eskisehirsporu-da-ilgilendiren-onemli-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehirspor, Nesine 3. Lig'de 6 Eylül 2025’te sezona başlayacak. İlk yarı 14 Aralık’ta, ikinci yarı ise 10 Ocak 2026’da başlayıp 18 Nisan’da sona erecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="557" data-start="313"></p>

<p data-end="758" data-start="559"></p>

<p data-end="1035" data-start="760"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1288" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="1037"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/tffden-eskisehirsporu-da-ilgilendiren-onemli-aciklama</guid>
      <pubDate>Fri, 30 May 2025 21:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2025/05/tffden-eskisehirspora-agir-darbe-bu-karar-oldukca-can-sikacak.jpg" type="image/jpeg" length="67956"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bayram haftasında hızlı trene binmek isteyenler için müjde geldi]]></title>
      <link>https://www.gzt26.com/foto-galeri/bayram-haftasinda-hizli-trene-binmek-isteyenler-icin-mujde-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gzt26.com/foto-galeri/bayram-haftasinda-hizli-trene-binmek-isteyenler-icin-mujde-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TCDD, Kurban Bayramı’nda artan yolcu talebi için Ankara-İstanbul arasında ek Yüksek Hızlı Tren seferleri ve trenlere vagon takviyesi yapılacağını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FOTO GALERİ</category>
      <guid>https://www.gzt26.com/foto-galeri/bayram-haftasinda-hizli-trene-binmek-isteyenler-icin-mujde-geldi</guid>
      <pubDate>Fri, 30 May 2025 21:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gzt26com.teimg.com/crop/1280x720/gzt26-com/uploads/2025/05/eskisehirde-yasayan-vatandaslar-hizli-tren-bilet-fiyatlarindan-sikayetci.jpg" type="image/jpeg" length="18487"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
