Bir basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulunan Eskişehir Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ERİAD) Başkanı Rüştü Şentuna şu ifadeleri kullandı;
"Biz hiçbir siyasi polemiğin içerisinde yer almak istemiyoruz. Hiç kimseyi suçlamıyoruz, hiç kimseyle kavga etmek gibi bir derdimiz de yok. Bizim tek bir derdimiz var: Eskişehir’e yatırım kazandırmak.
Bugün geldiğimiz noktada, kamuoyunun kafasında herhangi bir soru işareti kalmaması adına yaklaşık üç yıldır devam eden bu projelerin bütün sürecini tarihleri ve belgeleriyle birlikte sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Hatta şunu da söyleyeyim; tüm detayları bir flaş belleğe yükledik. Yazışmalar, imar planları, ÇED süreçleri ve diğer bütün belgeler burada yer alıyor. Toplantının sonunda, detaylı inceleyebilmeniz için her basın kuruluşuna birer flaş bellek vereceğiz.
Öncelikle Kızılinler’i doğru bir yere koymak gerekiyor. Kızılinler, 4 Aralık 2006 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla turizm koruma bölgesi ilan edildi. 16 Aralık 2006 tarihinde de Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yani çok uzun bir süreçten bahsediyoruz. Aradan 20 yıl geçmiş. Bugün tartıştığımız mesele aslında bugünün meselesi değil, 20 yıl öncesine dayanıyor. Biz de yaklaşık üç yıldır bu sürecin takipçisiyiz.
ERİAD olarak şunu söyledik: Bu proje 20 yıldır şehir gündeminde konuşuluyor ancak bugüne kadar somut bir adım atılmamış. Biz de ERİAD ailesi olarak, “Kızılinler Termal Turizm Bölgesi’ni Eskişehir’e kazandıralım, şehrimizin turizm çeşitliliğini artıralım ve bunun için sermayemizi birlikte ortaya koyalım” dedik.
Yaklaşık 100 sanayiciyle birlikte yola çıktık. Sermayemizi oluşturduk, projelerimizi hazırladık ve 2023 yılından bu yana bu proje üzerinde çalışıyoruz.
Şirketimizi kurduk, projelerimizi hazırladık, tahsis sürecine girdik, teminatlarımızı yatırdık, gerekli bedelleri ödedik. Onlarca kurumla yazıştık, teknik çalışmalarımızı yaptık, ÇED sürecini yürüttük. Kadastro işlemlerinden ağaç rölövesine kadar pek çok çalışmayı tamamladık.
Dolayısıyla bugün burada sadece bir niyetten bahsetmiyoruz. Ortada ciddi bir emek, ciddi bir hazırlık ve ciddi bir sermaye var.
Peki nasıl bir proje yapmak istiyoruz?
Kızılinler Termal Turizm Bölgesi’nde aslında bütün şehrin sahiplenebileceği bir proje yapmak istiyoruz. Projenin adını da Eskişehir’den esinlenerek “Dorya Termal” olarak belirledik.
250 yataklı bir termal turizm tesisi planlıyoruz. Ancak burası sadece klasik anlamda bir termal tesis olmayacak. İmar planında bu bölge sağlık turizmi tesis alanı olarak geçiyor. Biz de termal turizmi sağlık turizmiyle bir araya getirmek istedik.
Dolayısıyla basit bir termal yatırımından bahsetmiyoruz.
Projenin içerisinde termal havuzlar, rehabilitasyon merkezleri, spor alanları, sosyal donatılar, aquaparklar, geriatri merkezi ve ileri yaşam merkezi bulunuyor. Yalnızca yılın belli dönemlerinde çalışan bir termal tesis değil, 12 ay boyunca faaliyet gösterecek bir merkez hayal ettik.
Kızılinler Termal Bölgesi’ndeki kaynaklar da son derece kıymetli. Burada 52 derece sıcaklığında su var. Mineral oranı 1024 seviyesinde ve zengin mineralli sular sınıfına giriyor. Eskişehir açısından son derece değerli bölgelerden bir tanesinden söz ediyoruz.
Biz Eskişehir’in bu projeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.
Sürekli şehrimizin potansiyellerinden bahsediyoruz. Eskişehir’in havacılık potansiyeli var, turizm potansiyeli var, raylı sistemler potansiyeli var. Ancak potansiyel tek başına bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan bu potansiyeli yatırıma dönüştürebilmek. Biz de tam olarak bunu yapmaya çalışıyoruz.
Peki bugünkü noktaya nasıl geldik?
14 Kasım 2023 tarihinde Bakanlığa bir yazı yazdık. Kendi aramızda da görüştük ve arkadaşlarımıza, “Bu projede var mıyız?” diye sorduk. Herkes olumlu yaklaştı ve gerekli taahhütleri verdi.
Ardından bölgenin tahsis duyurusuna çıkarılmasını talep ettik.
2024 yılının birinci döneminde tahsis duyurusuna çıkmadı. İkinci döneminde de çıkmadı. Bakanlık tahsis duyurularını yılda iki dönem halinde gerçekleştiriyor.
Tahsis gerçekleşmeyince konuyu kamuoyuyla paylaştık. “Kızılinler burada duruyor, biz de buradayız” dedik. Kamuoyu da süreci o tarihten sonra daha yakından öğrenmeye başladı. Aslında basına yaptığımız lansmandan yaklaşık bir buçuk yıl öncesine dayanan bir hazırlık sürecimiz vardı.
Sonuç alamayınca iktidar milletvekillerimizden ve il başkanımızdan destek istedik. Sağ olsunlar, onlar da destek verdiler. Birlikte defalarca Ankara’ya gittik.
Son olarak AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu ile birlikte Ankara’ya gittik. Nebi Hatipoğlu, Bakan ile bizzat görüşmemizi sağladı. Taleplerimizi doğrudan, birinci ağızdan ilettik.
Sonuçta bölge Mayıs 2025’te tahsis duyurusuna çıktı.
20 Haziran 2025 tarihinde de müzakereye katıldık. Yaklaşık 20 yıldır olduğu gibi bu bölgeye başka bir katılımcı çıkmadı. Tek katılımcı olarak sürece girdik. Teminatlarımızı yatırdık, belgelerimizi teslim ettik, gerekli bedelleri ödedik ve 20 Haziran 2025 tarihinde bizim lehimize tahsis kararı alındı.
Sonrasında ön izin aşamasını beklemeye başladık. Aradan ciddi bir süre geçti.
Bu sırada arazide birtakım harita çalışmaları yaparken bir dirençle karşılaştık. Öncelikle bunu müzakere yoluyla çözmeye çalıştık. Görüşmeler yaptık ancak sonuç alamadık.
Daha sonra bedelimizi alıp bu işten vazgeçmemiz yönünde de bize telkinlerde bulunuldu. Ancak arkadaşlarımız, “Biz bu şehre bir söz verdik. Sözümüzün arkasında duralım ve bu işten vazgeçmeyelim” dediler.
30 Eylül 2025 tarihinde artık kendi imkânlarımızla aşamadığımız bu durumu siz değerli basın mensuplarıyla paylaştık. Bunun ardından bir kamuoyu oluştu.
Yaklaşık 10 gün sonra, 10 Ekim 2025 tarihinde de ön izin sürecimiz başladı.
Ön izin süresi içerisinde yerine getirmemiz gereken birtakım yükümlülükler vardı. Bunların tamamını yerine getirdik. Kurumlarla gerekli görüşmeleri yaptık, bütün süreçleri hazırladık, teminatlarımızı yatırdık. Orman bedelleri, ağaçlandırma bedelleri ve diğer yükümlülüklerimizi yerine getirdik.
Bu süreç boyunca görüştüğümüz birçok kurum iyi niyet gösterdi ve şehrin geleceği adına projeye katkı sundu.
Şimdi geldiğimiz noktada önümüzde ÇED süreci bulunuyor.
ÇED sürecindeki kurum görüşlerinin tamamı olumlu. Projeyi doğrudan olumsuz etkileyecek herhangi bir konu bulunmuyor.
Üstelik ÇED dosyası kamuoyuna açık. Eskişehir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ÇED duyuruları sayfasına girdiğinizde, 19 Şubat 2026 tarihli dosyamızın bütün detaylarına ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 370 sayfalık raporun içerisinde bölgeye ait haritalar, kurum görüşleri ve diğer bütün teknik detaylar bulunuyor. Dosyada projeyi engelleyecek herhangi bir olumsuzluk yok.
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Bugün bize yöneltilen ve kamuoyunda tartışılan temel soru şu: “ERİAD bu projeyi gerçekten yapmak istiyor mu?”
Evet, istiyoruz.
Üstelik bunu sadece sözle söylemiyoruz. Şirket kurarak istiyoruz. Proje hazırlayarak istiyoruz. Sermaye koyarak istiyoruz. Teminat yatırarak istiyoruz. Milyonlarca liralık yatırımın altına girerek istiyoruz. Kurumların kapısını aşındırarak istiyoruz. Karşılaştığımız sorunları kamuoyuyla paylaşarak ve destek isteyerek istiyoruz.
Bir yatırımcı yapmak istemediği bir proje için bunların hiçbirini yapmaz.
Bakanlığın tahsis koşullarındaki en önemli şartlardan biri de mali yeterlilik. Tahsisin yapılabilmesi için yatırımın yüzde 51’ini karşılayabilecek mali yeterliliğinizin bulunması ve bunun yeminli mali müşavir raporuyla belgelenmesi gerekiyor.
Biz bunu belgeledik.
Hatta müracaat tarihinde projenin sermayesinin yüzde 90’ı hazırdı.
Ancak süreç uzadıkça enflasyon nedeniyle yatırım maliyeti de artıyor. İlk yola çıktığımızda 277 milyon lira seviyesinde olan yatırım bugün 500 milyon liraya yaklaşıyor. Önümüzdeki yıl belki 750 milyon lirayı bulacak.
Süreç uzadıkça proje bizi de maddi anlamda zorlamaya başlayacak.
Bu nedenle diyoruz ki her şey bu noktaya kadar gelmişken artık önünü açalım ve Eskişehir bu yatırımı kazansın.
Peki bir yıllık süre neden bu kadar önemli?
ÇED dosyasında tahsis koşullarını zaten göreceksiniz. Bakanlık ön izin için bir yıllık süre veriyor ve bu süre için “uzatılamaz” hükmü bulunuyor. Dolayısıyla normal şartlarda uzatma imkânımız yok.
Şu anda önümüzde yaklaşık bir aylık süre kaldı.
Üstelik sadece beklediğimiz belgenin gelmesi yeterli değil. Belge geldikten sonra bizim de tamamlamamız gereken birtakım işlemler var. Bunları yerine getirerek dosyamızı 10 Ekim 2026 tarihine kadar Bakanlığa sunmamız gerekiyor.
Bütün çabamız bu projenin Eskişehir’in elinden kayıp gitmemesi için.
Ortada ciddi bir emek, ciddi bir proje çalışması, ciddi bir maliyet ve tamamen gönüllülük esasıyla yürütülen bir çalışma var.
Ön izin süresi dolarsa ne olacak?
Projenin tamamen şehrin elinden çıkma riski var.
Beklediğimiz evrakla ilgili bizim bildiğimiz herhangi bir olumsuz görüş bulunmuyor. Varsayalım ki olumsuz bir görüş geldi. Bunu yazılı olarak Bakanlığa bildiririz ve gerekli süreç işletilir.
Ancak belge gelmez ve süre dolarsa daha büyük bir risk ortaya çıkıyor. Yükümlülükler tamamlanamadığı için Bakanlık yatırım ön izin belgesini resen iptal edebilir.
Bu nedenle bu tarihe kadar olumlu veya olumsuz bir görüşün ya da kurumda devam eden işlemin hangi aşamada olduğunun resmî yazıyla bize bildirilmesi gerekiyor. Biz de bunu Bakanlığa sunalım.
Eğer süreç gerçekten kamudan kaynaklanan nedenlerle bekliyorsa Bakanlık projeyi dondurabiliyor. Biz de dondurma talebinde bulunabiliyoruz ve beş yılı geçmemek kaydıyla bu işlem gerçekleştirilebiliyor.
Biz bu aşamada hiçbir ayrıcalık istemiyoruz.
Bunun özellikle altını çizmek istiyorum.
Kimseden ayrıcalık beklemiyoruz. Kimsenin önüne geçmek istemiyoruz. Hiç kimsenin bizim için mevzuatın dışına çıkmasını da istemiyoruz.
Biz sadece mevzuat içerisinde çözüm istiyoruz.
Üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Ancak bu fırsatı kaçırmamamız gerekiyor.
Şunu çok açık söylüyorum: “ERİAD bu projeyi yapmak istemiyor” şeklindeki söylem kesinlikle doğru değil.
Üstelik burada ben tek başıma değilim. Bu yatırımın içerisinde yaklaşık 100 arkadaşımız var. Ben sadece onların sözcülüğünü yapıyorum. Onların fikirleri ve iradeleri benim için son derece kıymetli. Bütün olumsuzluklara rağmen arkadaşlarımızın tamamı bu projeye devam etmek istiyor.
Ancak proje gerçekleşmezse bundan sonraki yatırımcılar açısından da ciddi bir güven sorunu ortaya çıkacaktır. Eskişehir’in yeni yatırım alma ihtimali bundan olumsuz etkilenebilir. Kamuoyunun bunu da göz önünde bulundurmasını istiyoruz.
Bizim tarafımız belli.
Bizim tarafımız Eskişehir.
ERİAD olarak herhangi bir siyasi partinin yanında veya karşısında değiliz. Bugüne kadar bize destek veren milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, siyasi parti temsilcilerine ve kamu kurumlarımıza teşekkür ediyoruz.
Özellikle süreç içerisinde desteklerini esirgemeyen il başkanına ve milletvekillerine ayrıca teşekkür ediyoruz. Bu projenin ve Eskişehir’in yanında kim varsa biz de bunu her zaman takdirle karşıladık.
Bu projenin arkasında yalnızca ben yokum.
Bu projenin arkasında Eskişehir’de yaşayan, üreten, vergi veren ve istihdam sağlayan Rumeli ve Balkan kökenli sanayici ve iş insanlarının ortak iradesi var.
Bu şehirde doğmuş olabiliriz, başka şehirlerden buraya gelmiş olabiliriz. Ama sonuçta bu şehir hepimizin.
Bu yatırım gerçekleştiğinde kazanan Eskişehir olacak. Türkiye kazanacak. İstihdam, turizm ve sağlık turizmi kazanacak. Eskişehir’in gençleri ve gelecek nesilleri kazanacak.
Son sözümüz şu:
Biz polemik istemiyoruz. Kişisel tartışmaların içerisinde yer almak istemiyoruz. Bizim derdimiz çok açık. Kızılinler’i Eskişehir’e kazandırmak istiyoruz.
20 yıldır bekleyen bir projenin daha siyasi tartışmalar arasında kaybolmasını istemiyoruz.
Sadece çözüm istiyoruz.
Bu nedenle ilgili kurumlarımıza bir kez daha çağrı yapıyoruz:
Eksik varsa söyleyin, tamamlayalım. Yükümlülük varsa söyleyin, yerine getirelim. Ama önümüzde kalan zamanı hep birlikte doğru değerlendirelim.
10 Ekim 2026, Eskişehir açısından kritik bir tarih. Önümüzde hâlâ fırsat varken bunu kaçırmayalım.
Kızılinler Termal Bölgesi ile ilgili aktarmak istediklerim şimdilik bunlar.
Bir de Hava Kampüs ile ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum.
Yine Eskişehir’in potansiyellerinden bahsediyoruz. Havacılık potansiyelinden ve Eskişehir’in bir havacılık kenti olduğundan söz ediyoruz.
Hava Kampüs veya kontrolsüz havalimanı aslında bizim geliştirdiğimiz bir proje değil. Ulaştırma Bakanlığının bir projesi ve bizim de son derece kıymetli bulduğumuz bir çalışma.
Bakanlığın projelerinden ve ilgili yönetmeliklerden yararlanarak Eskişehir’de böyle bir potansiyelin bulunduğunu düşündük. Havacılık kenti Eskişehir’in yalnızca sanayi ve savunma sanayii havacılığında değil, genel havacılık alanında da gelişmesi amacıyla burada ciddi çalışmalar yaptık.
Ancak burada da bir dirençle karşılaştık.
Buna rağmen üzerimize düşen bütün yükümlülükleri yerine getirdik. Son olarak yaklaşık 800 bin liralık bir harç vardı. Arkadaşlarıma, “Bu iş olumsuz sonuçlanabilir. Ne yapalım?” diye sordum.
Arkadaşlarımız, “Bizden kaynaklanan hiçbir eksiklik kalmasın. Sen 800 bin lirayı yatır. Olumsuz sonuçlansa bile biz buna razıyız” dediler.
Biz de harcımızı yatırdık ve bütün yükümlülüklerimizi yerine getirdik.
Hava Kampüs konusu şu an için şehrin gündeminden çıktı. Bizim de şu anda öncelikli gündemimizde değil.
Bugün en yakın ve en hızlı şekilde sonuca ulaştırabileceğimiz proje Kızılinler Termal Bölgesi. Bunu el birliğiyle hayata geçirmeye çalışacağız.
İmkân verilirse yaparız. İmkân verilmezse de artık ERİAD’ın yapabileceği başka bir şey kalmamış olacak.
Bundan sonraki yükümlülük bizde değil, ilgili kurumlarımızda.
Olumlu sonuçlanması halinde sözümüzün arkasında duracağız ve orada bütüncül bir çözüm ortaya çıkması için gönüllülük esasıyla çalışmaya devam edeceğiz.
Daha önce cam köpük projesinden de bahsetmiştim.
Bu da bizim açımızdan son derece kıymetli bir çalışma. Üniversite-sanayi iş birliği yıllardır konuşuluyor. Biz bunun somut örneklerinden birini yaklaşık altı ay önce hayata geçirdik ve bir patent devraldık.
Türkiye’de bunun üretimi bulunmuyor.
Akademisyenlerimiz gerçekten çok değerli bir çalışma hazırlamışlar. Bunun üretim hakkı da ERİAD’a geçti. ERİAD, Türkiye’de ve Avrupa’da bu alandaki tek üretici olacak.
Bu yatırımı da Eskişehir’e kazandırmak için çalışıyoruz.
Ancak bu kadar sıkıntılı bir ortamda yatırımı burada mı yapacağız, başka bir bölgeye mi taşıyacağız, açıkçası bunu şu anda bilmiyorum. Çünkü aynı sorunlarla bu yatırımda da karşılaşmak istemiyoruz.
Bunu da bilgilerinize sunuyorum. Katılımınız için hepinize teşekkür ediyorum.
*
Bugüne kadar hiçbir zaman isimler ya da kişiler üzerinden konuşmadık. Hiç kimsenin adını telaffuz etmedik. Eskişehir kamuoyunda birtakım isimler konuşuluyor olabilir ancak ben bunların içerisine girmek istemiyorum.
Hangi kurum olduğu zaten belli. Çevresel Etki Değerlendirmesi dosyası kamuoyuna açık. Dosyaya baktığınızda ilgili kurumları da görebilirsiniz.
Burada kurum müdürümüzü ya da herhangi bir kişiyi suçlamak gibi bir amacımız yok.
Biz sadece ne olduğunu merak ediyoruz.
Bir cevap verilebilir. Çünkü ciddi bir süre geçti. Görüş olumsuz da olabilir. Eğer bizim yaptığımız yanlış bir şey varsa, eksiğimiz varsa düzeltiriz. Gerçekten bir olumsuzluk varsa yapabileceğimiz bir şey yok.
Ama görüş olumluysa da bekletilmemesini istiyoruz. Çünkü Eskişehir açısından zaman daralıyor.
Bu şehirde sürekli ortak akıldan bahsediyoruz. Herkes aynı şeyi söylüyor. Ancak iş icraata geldiğinde bazen ortak akıl ortadan kalkıyor, duygular veya siyasi hedefler öne çıkıyor.
Biz bu polemiklerin içerisinde olmak istemiyoruz.
*
Konuyu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a aktardık. O bölüm basına kapalı bir görüşmeydi. O nedenle çok fazla detay vermek istemiyorum. Ancak arkadaşlarımız bizi yönlendirdiler. “Bürokratik engeller nedeniyle süreci aşamıyoruz. Konuyu Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza iletirseniz gerekli talimatları verir ve şehir bu yatırıma bir an önce kavuşur” dediler.
Biz de konuyu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a ilettik.
Kendisi olumlu karşıladı ve gerekli talimatları verdi. Konunun en üst düzeye ulaşmasının ardından Eskişehir’in bu yatırıma kavuşacağını düşünüyoruz.
Devletin, halkın yararına olan stratejik projelerden vazgeçmeyeceğini düşünüyoruz.
*
Yatırımcı belirsizliklerin ve bu kadar zorluğun içerisinde uzun süre kalamaz. Sermaye ürkektir. Böyle bir ortam oluştuğunda Eskişehir’e sermaye çekemezsiniz.
Biz bu konuda uzun süredir mücadele ediyoruz. Bugün de mücadelemizi sürdürüyoruz.
Şunu da düşünmek gerekiyor: Bu proje kaybedilirse ERİAD ne kaybedecek? ERİAD’ın zaten daha önce böyle bir yatırımı yoktu.
Hepimizin bu yatırımda bir payı var. Ancak hiçbir arkadaşımız buradan elde edeceği gelirin peşinde değil. Bu sanayicilerin hiçbirinin böyle bir projeye kişisel olarak ihtiyacı yok.
Ama Eskişehir’in bu projeye ihtiyacı var.
Bu nedenle zaman zaman yalnız kaldığımızı düşünüyoruz. Çok sıkıştığımız noktalarda kamuoyuna çıkıyoruz. Bu bizim ikinci basın açıklamamız.
Sizlerden de destek istiyoruz. Kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Ancak siyasi tartışmaların içerisine çekilmek istemiyoruz.
ERİAD’ın siyasi bir görüşü yok. Hatta ERİAD’ın bu konuda bir ilke kararı bulunuyor. Yönetim kurulundaki hiçbir arkadaşımızın siyasi parti üyeliği yok. Siyasi parti üyeliği bulunan bir kişinin yönetim kurulunda yer alamayacağı yönünde de bir hükmümüz bulunuyor.
Biz siyaset tarafında değiliz.
*
Kimsenin koltuğunda gözümüz yok. Kimsenin makamında da gözümüz yok. Siyasete girme gibi bir düşüncemiz de yok.
Kızılinler’in, yatırımın veya havacılığın oda başkanlığıyla, siyasi parti il başkanlığıyla ya da başka bir siyasi makamla ne ilgisi var, bunu da anlayabilmiş değilim.
Ben burada sürekli çoğul konuşuyorum çünkü yaklaşık 100 sanayici adına konuşuyorum. Ben bu yapının sadece yüzde 1’iyim.
Dolayısıyla bir suçlama yapılırken yalnızca bana değil, aslında bütün arkadaşlarımıza yönelik bir suçlama yapılmış oluyor.
Eskişehir’de nüfus ve sanayi içerisindeki temsil gücümüz de oldukça yüksek. Bu nedenle kullanılan ifadelerin çok daha dikkatli seçilmesi gerektiğini düşünüyorum.
*
Şu ana kadar kurumların yürütebileceği basit işlemler nedeniyle milletvekillerimizi rahatsız etmek istemedik.
Ancak iki ya da üç gün önce AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu benden konuyla ilgili bir bilgilendirme notu istedi. Biz de bütün bilgileri kendisine ilettik.
Muhtemelen bundan sonraki süreçte kendisi de konunun takipçisi olacaktır.
*
AK Parti İl Başkanı’nın daha önceki açıklamalarına ve kullandığı ifadelere çok fazla girmek istemiyorum ancak bu ifadesini çirkin buluyorum. Mert olmayan insan bu kadar uğraşmaz. Mert olmayan insan yaşadığı sıkıntıları çıkar ve kamuoyuna açıkça anlatmaz.
Mert olmayan insan, çok basit şekilde çözülebilecek bir meseleyi çaresiz kaldığı için Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na kadar götürmez.
Çünkü ortada gerçekten bir çaresizlik var. Biz çözüm için her yolu denedik.
Bundan sonra da doğru bildiklerimizi söylemeye devam edeceğiz.
Ancak bugünden itibaren kim ne söylerse söylesin, kişisel tartışmaların içerisine girmeyeceğiz."





