Eskişehir'de konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz şu ifadeleri kullandı;

"Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında bugün buradayız. MKYK üyelerimiz var, milletvekilimiz var, şehrimizin milletvekilleri var, diğer teşkilat mensubu arkadaşlarımız var. Hem merkezde olacağız hem bütün ilçelerde bugün programlar yapacağız.

Ama sadece bu sefer değil, bu yıl yapmıyoruz bunu. Biz her seferinde bunu yapıyoruz. Her yıl başka adlar adı altında yine benzer programlar yapıyoruz. Ben de mesela bugün buradayım. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında buradayız hep birlikte.

Ama hemen bundan sonra ben de bütün Türkiye'yi il il gezmeye başlayacağım. Seçim İşleri Birimi açısından takım çalışmalarını koordine etmeye, yerinde incelemeye, illeri anlamaya, arkadaşlarımızla birlikte süreci nasıl yöneteceğimize ilişkin karşılıklı fikir teatisinde bulunmaya gideceğiz. Başka arkadaşlarımız yine başka yerlerde olacak. Başka birimler başka işlerin içinde olacak.

Türkiye'de hem bir işi bitirmeden başka bir işe başlıyor hem önünde başka bir işi buluyor, başka bir işi buluyor. Çok önemli süreçlerden geçiyoruz. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Birleşmiş Milletler Kurulu toplantısında bütün Türkiye, hatta bütün dünya neredeyse liderimizin vereceği mesajları bekliyor.

Bir yandan terörsüz Türkiye sürecini işletmeye çalışıyoruz. Başka türden işleri peş peşe yapıyoruz. Ve bütün bunları Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte, onun liderliğinde gerçekten Türkiye'de yapılamaz denilenleri yaparak, olmaz denilenleri gerçekleştirerek, prangaları kırarak, zincirleri paramparça ederek yol almaya devam ediyoruz.

Biz gerçekten bugüne kadar nice ilkler, nice yenilikler, nice güzellikler yaşadık. Bütün bunları yaparken geçmişten aldığımız ilhamla geleceğe yürürken gerçekten ne yaptığımızı bilerek yapıyoruz. Gönlünüz çok rahat olsun. Bu iktidar, bu parti nevzuhur bir parti değildir ve ne yaptığını net bir şekilde biliyor. Ne yapacağını da biliyor.

Bakınız, biz geçmişten aldığımız ilhamla diyoruz. O kadar önemli ki bu. Gidebildiğiniz kadar geriye gidin. Ama isterseniz Şeyh Edebali'ye gidelim şimdi. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" diyordu, aynı şeyi diyoruz. Ve "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" demişti damadına, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi'ye vasiyette bulunmuştu.

O da demişti ki Osman Gazi, "Bu dava kuru bir dava değil ve cihangirlik davası değildir, bu dava İlayı Kelimetullah davasıdır." Tam da aynısını diyoruz bugün.

Yine ondan işi devralan Orhan Gazi, o da başka bir şey söylemişti. Ne demişti? "Halkın için çalış, millet için çalış ve adaletten ayrılma." Biz de tıpkı aynısını yapıyoruz. Gece gündüz milletimizin hizmetkârlığını yapmaya devam ediyoruz.

Ve en son, hadi bununla bitirelim. 1. Murat, Murat Hüdavendigar, Kosova Meydanı'nda güzel bir duada bulunmuştu. O hem güzel bir duaydı hem de muhteşem bir vasiyetti. Demişti ki, "Ya Rabb, İslam'ı ve Müslümanları muzaffer eyle." Biz de bugün, "Ya Rabb, İslam'ı ve Müslümanları muzaffer eyle" diyoruz. İslam için, Müslümanlık için, insanlık için çalışmaya devam ediyoruz.

Peki öyle olunca ne oluyor? Her şey bir başka oluyor. Bakın ne oluyor? Birkaç örnek aktarayım. Çünkü çok uzun konuşmaya burası müsait olmadığını düşünüyorum. Nedeni şu: Çok güzel bir ortam var. Aslında müsait ama peş peşe devam edecek programlarımız var.

O yüzden biraz sonra kahvaltımızı yapacağız. Arkadaşlarımız da bizi bekliyor, ilçelerine dağılacaklar. Çok güzel programlar çıkartacağız burada da bugün ve akşamleyin de yine sonraki gün için çalışma adına yol almaya devam edeceğiz.

Bakın ne oluyor, kısa birkaç örnek. Bakın hemen Sakarya. Yakında, ben 2 saatte buraya geldim, 1,5-2 saatte. Sakarya depremini hepiniz biliyorsunuz. Deprem olmuştu ama kesinlikle hükümet yoktu. Deprem olmuştu ama iktidardan hiç uğrayan olmamıştı.

Ceyda Hanım, sen de depremde oradaydın değil mi? Birlikte ben de oradaydım. Biz işte avukatlığa yeni başlama aşamasında olduğumuz günlerdeydik. Dolayısıyla hatta Ecevit'i uyandırma bile uyandıramamıştı o günkü başbakanımızı. Uzun süre hiç deprem bölgesinden haber bile alınamamıştı.

Hatta yine bizim Sakarya milletvekillerimiz aramızda, az önce gördüm, hem Ertuğrul Kocacık vekilimiz hem de Murat Kaya vekilimiz, başkanımız. O günleri birlikte yaşadık orada.

Ben depremden sonra hiçbir zaman, 2-3 kez çadır kuyruğuna gittim ama hiçbir zaman çadıra ulaşamadım. Net söylüyorum. Bir dünya tanığı var. Gözüm hep bir çadırda oldu. "Bir çadırım olsa başka ne isterim ki" dediğim günlerde, o günlerde hiçbir zaman çadıra ulaşamadım.

Ama bizim iktidarımız 3 yıl daha dolmadan, çadırı, konteyner kenti bırakalım, daha 3 yıl dolmadan 470 bin konutu tamamladı.


Ben gittiğim her yerde fark ettim ki Sayın Cumhurbaşkanımız hiç durmamış. Her yeri aramış. Kahramanmaraş'ın ilçelerine varıncaya kadar, Hatay'a ve Hatay'ın ilçelerine ve diğer yerlere varıncaya kadar Sayın Cumhurbaşkanımız her yeri aramış.

Ama bir yandan da teşkilata verdiği talimatlarla Sayın Bakanlarımız, Genel Başkan Yardımcısı arkadaşlarımız ve diğer milletvekillerinin herkes bir ilde soluğu aldı. Ben deprem sabahı Diyarbakır'dayım.

Mesela ben Diyarbakır'da fazla yıkım yoktu diye beni Adıyaman'a yönlendirdiler. Ben hemen o gün, sonraki gün Adıyaman'a gittim. Arkadaşlarımız vardı yanımızda, MKYK üyelerimiz ve başka milletvekili arkadaşlarımız.

Adıyaman'a geçtiğimde 2 Bakan vardı. Benimle birlikte de 2 Genel Başkan Yardımcısı oldu. Adil Karaismailoğlu oradaydı. Mehmet Muş Bakanımız oradaydı. Mustafa Şen Genel Başkan Yardımcımız oradaydı. Ben de oraya gittim. Ve bunun dışında yine birçok MKYK üyemiz ve milletvekili arkadaşımız.

Ya iş tutma biçimini, yani bu işin nasıl yapılabileceğini göstermesi açısından muhteşem örnekler diye düşünüyorum.

Bakın şimdi de kira fiyatları yüksek. Devletimiz, Bakanlığımız tam 500 bin, 500 bin sosyal konut yapmaya başladı. 500 bin. 400 bin, 470 bin orada devam ediyor, dile kolay.

Biz acaba çağırsak bu Özgür Özel'e desek: "Siz 470 bin konutun maketini kaç yılda yaparsınız?" Muhtemelen derler ki: "Ömrümüzün sonuna kadar uğraşsak yine yapamayız." Ama biz 470 bin konutu tamamladık ve devam ediyoruz. 500 bin sosyal konut da bir yandan başladı, devam ediyor.

Dün İstanbul Havalimanı'ndan Ağrı'ya uçtum. Programımız Ağrı'daydı. Dönüşte de yine oradan döndüm. Bilen bilir. Bizde de bir CHP'li milletvekilimiz vardı, kulaklarını çınlatalım Engin Özkoç. O da aynı şeyleri söylüyordu. CHP'nin bütün unsurları da orada. Genel Başkanları da. "Asla İstanbul Havalimanı orada işlemez." diyordu.

Çünkü diyordu ki: "Yanlış yer. Uçak kalkarken direkt Bulgaristan sınırına giriyormuş, onun için işlemezmiş. Kuş sürüleri hesaba katılmamış, onun için orası iş görmezmiş. Rüzgârın yönü hesaba katılmamış, onun için orası çalışmamış."

Bunu diyenler görsün. Geçen yıl tam 84 milyon kişi oradan uçtu. Ne kuş sürüsüne çarptı ne rüzgâr engel oldu. Bu yıl da 87 milyon bekleniyor. 4. pist devreye girdi. 9. pist devreye girecek ve o zaman 200 milyon yolcu oradan yılda uçuş gerçekleştirecek Allah'ın izniyle. İşte böyle.

Peki, hiç uzatmayalım isterseniz. Sadece kısa bir iki örnek. Bitti mi? Bitmedi. Şimdi devam edenler var, başlayanlar var, başlayacak olanlar var. Hayallerimiz var.

Diyor ki bu yaşlılık ve gençlik anlamındaki bir felsefe şöyle diyor: "Yaşınız ne olursa olsun, eğer heyecanınız varsa, hayalleriniz varsa, çabanız varsa gençsiniz."

Ebu Eyyûb el-Ensarî Hazretleri 88 yaşında İstanbul önlerinde gençti. Çünkü diyordu ki: "Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müjdesine nail olacağım." Ve diyordu ki: "Başkaları ilham alsın diye ve orada metfun olsun diye İstanbul'un tam göbeğinde, merkezde benim naaşımı götürebildiğiniz kadar ileriye götürün." Daha genç olabilir mi?

Dolayısıyla hepimizin de heyecanı var, hayalleri var. O hayallerimiz istikametinde devam edeceğiz. Ama biz tam da Osman Gazi'nin dediği gibi: "Bizim davamız kuru bir dava, cihangirlik davası değildir."

Onun için biz makamlara yapışık kalmayız, makamları amaç olarak da görmeyiz. Bu makamların hepsi birer hizmet için amaç değil, araçtır. Bu makamlar gitse de biz yine bu davaya hizmet etmeye devam edeceğiz.

Hem kendi adıma hem buradaki arkadaşlarımız adına söylüyorum. Hiçbir makamımız olmasa bile: "Dava neferliği en büyük makamdır." diyeceğiz, Recep Tayyip Erdoğan'ın çizgisinde sonuna kadar uğraş vermeye, alın teri akıtmaya devam edeceğiz.

Bakınız, Bayraktar'lar açıklama yaptı. Her ilde kamikaze dron üssü kuracağız.

Bakınız, biz nükleer santraller devam ederken ikincisini, üçüncüsünü yapma gayreti içindeyiz. Bakın, ANKA-3 diye bir İHA var. Okumuşsunuzdur. Çift motorlu, çok da büyük. Yani buraya alsanız 2 tane ancak sığar bu koca salona. Neredeyse hani 3 tanesi, bilmiyorum. 2 bin kilometre menzili var, 2 bin kilometre. Ve kesinlikle radara yakalanmıyor.

ANKA'mız geliyor. O geliyor, o geliyor, o geliyor. Ve Allah'ın izniyle yeni ufuklara doğru Sayın Cumhurbaşkanımızla güçlü bir şekilde yolculuğumuz devam edecek.

E biraz da hani senin biriminden söyle derseniz, vallahi geçenlerde bir hastane ziyaretinde bulunuyordum. Teyze dedi ki, "Tabii, seçim var geldiniz." Dedim, "Teyze, daha seçimlere 3 yıl var, 4 yıl var." "E o zaman niye geldiniz?" dedi.

Biz her an ve her zaman milletimizin içinde, milletimizle birlikte, bir başka felsefemizi söyleyeyim, tam da milletimizin rotasında... Milletimizin rotası, bizim rotamızdır.

Ve işte o tarihten aldığımız ilhamla biz ta baştan dedik: "Biz zorlaştıran olmayacağız, kolaylaştıran olacağız." dedik. "Biz iten değil, kucaklayan olacağız." dedik. "Biz bölen değil, birleştiren olacağız." dedik. Ve bu felsefeyle devam edeceğiz.

"Biz makamları amaç değil, araç olarak göreceğiz." dedik. Onun için böyle görüyoruz ve böyle yol almaya devam edeceğiz.

Kendi birimimle ilgili söyleyeyim: En çok hani soru faslı olduğunda bana, "Seçim ne zaman olacak?" diye soruyorlar, Seçim İşleri Başkanı olmam sebebiyle muhtemelen.

Şu anda partimizin aldığı bir karar yok. Çünkü seçime çok daha fazla zaman var. Şimdi iş zamanı diyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız bir yandan; bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz, teşkilat mensubu arkadaşlarımız herkes bir yandan çalışmaya devam ediyor. 2028'e kadar bu böyle devam edecek.

Seçimler zamanında olacak. Ama diyeceksiniz ki, "Zamanında olursa Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığı ne olacak?" Biliyorsunuz, seçimlerin şu an hiç kimse hiçbir karar almasa zaten tarihi belli: 2028 Mayıs. Hiç kimsenin, ne YSK'nin ne Meclisin ne başkasının bir karar alması gerekmiyor.

Ama seçimleri o tarihten önceki bir tarihe almanın 3 yolu var. Anayasayı değiştirirsiniz, bu mümkündür. Sayın Cumhurbaşkanı seçim yenileme kararı alabilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim yenileme kararı alabilir.

Biz istiyoruz ki, milletvekillerimiz de burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi 2028 yılı içinde ama yani esas tarihten 1-2 hafta öncesine denk gelecek şekilde seçim yenileme kararı alsın ve Sayın Cumhurbaşkanımız da bir kez daha başımızda lider, başımızda Cumhurbaşkanı olarak var olsun diye istiyoruz.

Bu da böyle olacak diye çok güçlü bir şekilde öngörüyoruz ve inanıyoruz.

Öyle başkalarının dediği gibi "Seneye..." seçim yok. Seçimler 2028 yılı içinde olacak diye düşünebilirsiniz. Nasıl karar alınmasını beklediğimizi de söyledim.

Bir de daha çok anayasayı soruyorlar. Evet, o hevesimiz devam ediyor. Biz anayasayı, yeni, sivil, demokrat bir anayasayı eninde sonunda gerçekleştireceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanımız da işte tam da bunun için 10 kişilik bir komisyon kurdular. Ben de o komisyon üyelerinden birisiyim. Çok uzun süre çalıştık. Cevdet Yılmaz Başkanımızın, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında çalıştık.

Bir noktaya geldik mesela. Bugün yarın, çok kısa süre içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımızın programına uygun olacak tarzda kendilerine bir sunum yapılacak. Sonra da bekleyeceğiz.

Fırsatı bulduğumuz anda, yani anayasayı değiştirme imkânının oluştuğunu gördüğümüz anda bir anayasa değişikliği olacak. Bazen böyle konuşurken de bana soruyorlar, "Niye yeni bir anayasa?"

Ya çok şey anlatılır, bu da ayrı bir konuşma konusu. Yani hiç olmazsa bir 10 madde saymamız gerekir. Ama ben o kadar vaktinizi almayacağım. Niye biliyor musunuz?

Bakınız, biz muhtarlık seçimlerini değiştirmek istedik. Biliyorsunuz, yani tarihini... Dedik ki, "Bu belediye seçimleriyle aynı gün olmaması halinde bu seçmen taşımalar, yer değiştirmeler, onlara da yazık, ona da yazık. Yani olmuyor bu iş, muhtarlık seçimleri şeyden ayrılsın, belediye başkanı seçiminden. Diyelim ki araya 6 aylık bir süre koyalım."

Ama bunu yapamadık. Niye? Çünkü anayasal engel var. Yani görüyorsunuz, bunu bile yapamıyoruz. Meclis kanun çıkararak yapmaya çalışsa yapamıyor bunu. Hükümet bir karar alıp yapmaya çalışsa yapamıyor.

Ya bunu bile yapamadığınız bir anayasal sistem konuşuyorsunuz. Kaldı ki hiçbir şey yapmasanız, darbecilerin yaptığı bir anayasa yerine millet bir anayasa yapsın diye bu anayasayı değiştirmek yine şarttır ve elzemdir. Bu hevesimiz devam ediyor."