İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı;

"Her yıl Kurban Bayramı'nı, işte mübarek Ramazan Bayramı'nı idrak ederken de hep şunu söylüyoruz kendi içimizde, dilimizde: "Nerede o eski bayramlar?" diyoruz. Her idrak ettiğimiz bayramda bir önceki bayramı arıyoruz. Bir önceki bayramı arar hâle geliyoruz. Bu bayram da böyle. İçimizde burukluk, kafamızda karışıklıkla çok çeşitli noktalarda bir bayram arifesine girdik ve bayramı idrak ettik. Bugün de bayramın 4. günü. Türk milleti olarak dini ve milli bayramlarımızda her geçen yıl eskiyi arar hâle gelir bir durumda bayram kutlaması yapıyoruz. Bayram kutlaması yaparken de bunu en büyük borçlu olduğumuz noktada da şunun altını çizmeden hiçbir zaman geçemeyeceğim: Türk Silahlı Kuvvetlerimize, kahraman polislerimize ve bizim ay yıldızlı bayrağımızı, demokrasimizin vazgeçilmezi cumhuriyetimizin topraklarında rahat bir şekilde yaşayabilmemize vesile olan şehitlerimize borçluyuz bu bayramı.

Biz şehitlerimizi her türlü saygıyla, rahmetle anarken, hoş geldiniz efendim. Biz şehitlerimizi her türlü saygıyla, rahmetle anarken maalesef ki mevcut iktidar, hükûmet bugün bu tabloda şehit annelerimizi ağlatır, sızlatır bir durumda bayramları idrak etmemize, bayramlara girmemize düşünce içerisinde bırakıyorlar. Baktığımızda da bu tabloya bizler, şehit annelerimizin yanında, şehitlerimizi saygıyla anarken şehit annelerimizin yanında dururken mevcut iktidar da ortaklarıyla beraber terörist başı caniye çözüm yolu aramaya, çözüm yolu açmaya çalışır bir hâl almış durumda.
Maalesef ki böyle bir tabloda da bizlerin içi kan ağlarken de aziz Türk milletinin yanında durduğumuzu da her daim biz söyleyip dile getiriyoruz. Çünkü baktığımızda bugün öyle bir hâle geldik ki mevcut iktidar 25 yıllık süreç içerisinde, biz eski bayramlarımızı yâd ederken tabloya baktığımızda eskiden ne yapardık? Komşuluk, birliktelik, bütünlük vardı. Fakat bu 25 yıllık iktidarın getirmiş olduğu tablo sürecinde net şunu görüyoruz ki kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı siyasetin, insanları sınıflandırmanın, insanları ayrıştırmanın hat safhaya geldiği günlerden geçiyoruz.

Ama her şeye rağmen de bu tablo içerisinde biz inancımızdan 1 milim sapmadan, 1 gram geri durmadan devam ediyoruz. Çünkü bugün ülkenin demokrasisinin ilerleyebilmesi adına baktığımızda tablo olarak en net şeyin siyaset ortamından geçtiğini, demokrasinin siyasetle beraber işleyebildiğini görüyoruz. Biz İyi Parti olarak kuruluş amaç gayelerimize baktığımızda da zaten 25 Ekim 2017 tarihinde cesurlar hareketi olarak İyi Parti'nin temellerini atarken kaybolan adalet düzenine, yok olan demokrasiye ve işte bu çift kutuplu düzene, ayrıştırma kutuplaştırma düzenine karşı 85 milyonu bir bayram sofrasında, aynı sofrada buluşturabilmek umuduyla çıktık. Yaklaşık 2017'den bu zamana 9 yılımızı tamamladık. 9 yıldan beri de bu keşmekeş, ceberut iktidarla ve bunun yan ve yancılarıyla, çeşitli ayak oyunlarıyla beraber muhalefeti dizayn etmesiyle uğraşmasıyla ki geçmiş seçimlerdeki tecrübelerimizi hepimiz çok iyi biliyorsunuz, mücadele ederek bugünlere geldik. Bizim dün söylediklerimiz bugün 1 1 olurken dün bize eleştirenler bugün dillerini yutmuş bir şekilde bakıyorlar. Hezeyanla da "Ne yapabiliriz?" durumunda düşünüyorlar ama biz her zaman şunu söylüyorsunuz: Biz kim dardaysa, kim zordaysa, kim kötü, sıkıntılı durumda ise kimin adalete, kimin hukuka, kimin demokrasiye, kimin yardıma eli ihtiyacı varsa biz İyi Parti ailesi olarak her daim dün de oradaydık, bugün de oradayız. Yarın da kimin neye ihtiyacı varsa hak, hukuk, adalet, demokrasi veya ne konuda olursa olsun biz gene o insanların yanında olacağız, ellerinden tutacağız. Çünkü biz bu yola çıkarken de şunu söyledik: "Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkmamız gerekiyor." noktasıyla biz İyi Parti'yi kurduk. Kuruluş gününden itibaren nice karalama, nice yaftalama, nice bize iftiralara maruz kaldık. Bu kaldığımız iftiraların hiçbiri de bize yapışmadı. Çünkü biz hep şunu söyledik: Güneş balçıkla sıvanmaz.

Biz İyi Parti olarak bakın hep şunu söylüyorum: Belki 9 yıllık bir siyasi partiyiz ama temelleri cumhuriyete dayanan, Türk siyasetinin de şu an içimizde siyaset yapan arkadaşlarımız, parti üyemizden ilçe başkanlarımıza, il başkanlarımızdan genel merkez kadrolarımıza kadar Türk siyasetinin yaklaşık 50 yıllık siyasi tarihini iyi okumuş, iyi analiz etmiş ve geleceğe yön çizebilecek hepsi birbirinden değerli insanlardan mükellefiz. Bugün baktığımızda belki en çok eleştiri yapan, iç eleştiri, öz eleştiri yapan parti boyutunda baktığımızda en önemli hususlarda net bir şekilde tavrını koyan bizim tabanımız, bizim seçmenimiz.

Cumhuriyet değerlerine baktığımızda birileri diyor ya "Ben Atatürk'ün partisiyim." diye. Aslında Kurucu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün milli ve manevi değerlerine en çok sahip çıkan seçmen, gene bizim seçmenimiz. Diğer bir tarafta dini ele alıyorlar. Dini ele alarak "Biz işte Müslümanız." diyerek siyaset yapmaya çalışan kisveye baktığımızda ise en çok Peygamber Efendimizden bugüne ki Kerbela'dan bugüne gelen, işte Orta Asya'dan Türk İslam sentezini Hoca Ahmet Yesevi ile Hacı Bektaş-ı Veli ile Yunus Emre'lerimizle bugüne ulaştıran tabanda en sıcak, en doğru, en güzel seçmen, gene bizim İyi Partili seçmenimiz. Diğer taraftan baktığımızda bir cenah da milliyetçiliği eline almış, "Biz milliyetçiyiz. Milliyetçilik bizim tekelimizde." cenahıyla terörist başı caniyle, onun yan ve yandaşlarıyla ki biz ilk Abdullah Öcalan PKK terörist başı cani olarak ilan edildiğinde de buna terörist başı cani diyorduk. Bugün de aynı kelimeyi, kelamı söylüyoruz. Yarın da aynı şeyi söyleyeceğiz. Biz teröristle hiçbir zaman müzakere etmedik, yarın da etmeyeceğiz. Ama bugün kendini milliyetçi olarak addeden bir siyasi yapı kalkmış, terörist başı caniyle beraber olurken de bir taraftan da milliyetçiyiz diyor. Ama bizim seçmenimiz 1071'de Sultan Alparslan Anadolu'ya kapılarını açtığı gün itibarıyla, 1453'te dün kutladık İstanbul'un fethini ki Peygamber Efendimizin sözlerine nail olmuş bir şehrin fethinde de aynı Türk milliyetçiliğiyle, aynı şekilde Ulubatlı Hasan'ın o bayrağı göndere diktiği Türk milliyetçiliğiyle, 1923'te cumhuriyeti kurucu değerlerindeki Türk milliyetçiliğine vakıf olan bir değeriz.

Yani biz kimiz? Biz Anadolu'yuz. Biz Türkmenlerin özüyüz. Biz Türkiye Cumhuriyeti devletinin Misak-ı Milli parçalarını sağlam tutan o harcın ana temelleriyiz. Biz İyi Parti olarak Türk milletinin son kalesiyiz ve bu, dün kuruluş ilkelerimiz itibarıyla de böyleydi. Bugün de böyle, yarın da böyle devam edecek.

Ama baktığımızda da ne oluyor? İyi Parti'ye herkes bir çamur, herkes bir karalama, herkes bir söz söylem geliştirmeye çalışıyor. Ama maalesef ki 2017 referandumu sürecinde bile biz parti olarak kurulmamışken bu ülkenin, bu memleketin Hayır Referandumu adı altında yaptığımız çalışmalarda tek adam sistemi, başkanlık rejiminde bize uygun olmadığını, bu sistemin bize doğru bir şey getirmeyeceğini addederek bir mücadele verdik. O dönem 2.500.000 geçersiz oyun sayılmasına rağmen ki bugünkü süreçteki aynı siyasi figürlerin yer değiştirir gibi gidip gelmesine rağmen kimse sesini çıkarmadı. Şu an dönemin Cumhurbaşkanı da "Atı alan Üsküdar'ı geçti." dedi. Ama biz o günden sonra da mücadelemize devam ettik. Yıllardan beri de uğraşıyoruz. Karşımıza gelecek her türlü oyun, ahlaksızlık, namussuzluk, iffetsizlik, iftira, karalamaya karşı da dimdik duruyoruz. Yarınlarda da durmaya, aziz Türk milletini aydınlık günlere kavuşturmaya hem taban teşkilatlarımız hem ilçe teşkilatlarımız hem il hem genel merkez teşkilatlarımızda kavli karar ettik ve söz verdik. Çünkü biz 50 yıldan beri Türkiye'nin üzerinde oynanan oyunları çok net görüp analiz edebiliyoruz.

Sistemine geçildikten sonra bitmeyen bir ekonomik kriz var. Maalesef her geçen gün çürüyen bir ekonomik sistem var. Bugün baktığımızda emeklinin maaşı 20.000 lirayken asgari ücret 28.000 lirayken gezdiğimiz kurban pazarında arefe gün öncesinde 30.000 liranın altına kurban sayılabilecek kurban kesilebilecek bir hayvan yoktu. Ve maalesef zaten emeklimiz, işçimiz ki bırakın çiftçimiz, üreten çiftçimiz bile kurban kesemez hale geldi. Biz her geçen gün alım gücümüz azaltılarak yürüdü ve insanlar öyle bir sisteme getirildi ki işte çift kutuplu düzenle bugün baktığımızda millet paradan mı para kazanayım, paramı şuna mı yatırayım, altına mı çevireyim Türk lirasını, dolarda mı tutayım, euroda mı tutayım yoksa işte coinlere mi yöneleyim, farklı farklı sistemlere mi gireyim gibisinden kimse üretip çalışma noktasında bir durum göstermiyor. Ama biz İyi Parti olarak şunu söylüyoruz, bu mübarek Kurban Bayramı'nda geçtiğimiz sıkıntılı günleri de çok net iyi bir şekilde görerek Türk milletini aydınlık günlere taşıyacağımızı iyi biliyoruz.

Evet bayramlar bizim adı üstünde bayramımız, şen olmamız, neşeli olmamız, içimiz belki bazı noktalarda buruk hepimizin kafalarında çok büyük düşünceler var, çok büyük sıkıntılar var ama biz şunu çok çok iyi biliyoruz, bugün biz son kale olarak sapa sağlam yerimizde de durursak aydınlık günlere hep beraber kavuşacağız. Karşımızda ceberut bir iktidar var ve şu an onun dizayn ettiği bir muhalefet yapısıyla da mücadele ediyoruz. O yüzden biz gene aziz milletimizle kucaklaşmaya, Türk milleti bakın şunu unuttu, bu bayram günü ben buradan bütün partilerime de sesleniyorum. Biz imece usulünü unuttuk arkadaşlar. Biz eğer ki İyi Partililer olarak zaten sistemsel olarak bunu içimizde taşıyoruz ve yaşatıyoruz. Ben 3 yıldan beri burada yaklaşık il başkanlığı görevini ifa ediyorum ve bu çatıyı biz bütün dava arkadaşlarımla İyi Parti'ye gönül vermiş bütün arkadaşlarımla imece usulü taşıyoruz. Ne belediyelerden ne mevcut iktidarın kamu kaynaklarından herhangi bir gelir kaynağımız olmadan buradaki inanmış dava arkadaşlarımla beraber imece usulünü dağıtıyoruz ve ben bugün İyi Parti Eskişehir İl Başkanı olarak buradan net ilan ediyorum ilçe başkanlarımla beraber yarın itibarıyla de sahada imece usulümüzü mevcut iktidarın kendi hükümet kaynaklarıyla verdiğinden ziyade diğer tarafta belediye imkanlarından verilen imkanlardan ziyade bizler imece usulü herkesin eline dokunuyoruz, herkesi kucaklıyoruz, herkese ulaşıyoruz, kimin neye ihtiyacı varsa birbirimizle bir bağ kurarak, birbirimizle bir iletişime geçerek herkese dokunmak için gönüllere ulaşmak için var gücümüzle mücadele ediyoruz.

Biz beytülmalla değil, kendi karınca kararınca eski inançlarımıza, eski töre, adetlerimize bağımıza göre imece usulünü bugün itibarıyla buradan zaten yapıyorduk ama kamuoyuna da naklederek, aleni ulaştırarak çünkü kimseyi biz "oy ver işte senin çocuğun belediyeye girsin", bize "oy ver senin çocuğun işte kamuda şurada işe sokalım", işte "oy verirsen Kırka Boraks'ta senin oğlunu işe alırız, AKP'li olmazsan böyle olmaz" gibi noktalardan uzaklaştırmak için bütün İyi Parti'nin cesur neferlerini de sahada artık kaybettiğimiz o imece usulünü tekrar kazandırmaya davet ediyorum. Bugün itibarıyla hepimiz sahada gece gündüz demeden de o uğraşta, o mücadeleyi vereceğiz."