Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan Mert Yedek şu ifadeleri kullandı:
Seyitgazi orman yangınının üzerinden bir yıl geçti. Unutmadık, unutturmayacağız. Adalet sağlanana kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Bugün, Seyitgazi'de yaşanan orman yangınının üzerinden tam bir yıl geçti. 22 Temmuz'da çıkan yangına müdahale ederken göz göre göre yaşanan bu iş cinayetinde 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsü olmak üzere 10 emekçiyi yitirdik. Yirmi yurttaşımız yaralandı. On insanın yaşamı, aileleri, hayalleri ve gelecekleri ihmaller zinciri içinde yok oldu.
Hayatını kaybeden arkadaşlarımızı saygıyla anıyor, ailelerine ve sevenlerine bir kez daha sabır diliyoruz.
Bizler için bu bir yıl yalnızca yas tutulan bir yıl olmadı. Aynı zamanda gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması için verilen adalet mücadelesinin yılı oldu. İlk günden itibaren bu facianın "kaçınılmaz bir afet" sonucunda olmadığını, ihmaller zinciriyle gerçekleşen bir iş cinayeti olduğunu söyledik. Yetersiz planlama, eksik koordinasyon, iş güvenliği önlemlerindeki yetersizlikler ve olası idari ihmallerin bağımsız ve etkin biçimde soruşturulmasını talep ettik.
Ancak ne yazık ki geçen bir yıl boyunca siyasi iktidar ve ilgili kurumlar, sorumluların hesap vereceğine dair tek bir açıklama dahi yapmadı. 75 hektarlık verimli orman arazimiz tedbirsizliklerle, ihmallerle yok olurken güvencesiz çalışma koşulları altında 10 arkadaşımızı iş cinayetine kurban verdik. Platformumuzun yaptığı önceki açıklamalarda da konunun takipçisi olacağımızı ve sorumlular hesap verene kadar mücadele edeceğimizi belirtmiştik. Bugün de haykırıyoruz; aklayamazsınız, hesap vereceksiniz diyoruz.
Önce Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yangının çıkış nedeninin belirlenemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Oysa soruşturma, yaşamını yitiren 10 insanın ölümüne neden olan ihmalleri ve sorumluları ortaya çıkarmaktan uzaktı. İtiraz ettik. Kamuoyuna seslendik. Adliye önlerinde, meydanlarda ve kurumların önünde adalet talebimizi haykırdık. Haklılığımız yargı kararıyla da ortaya çıktı ve takipsizlik kararı kaldırılarak soruşturmanın devamına karar verildi.
Ancak bu kez de kamu görevlilerinin soruşturulmasının önüne idari engeller çıkarıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü, yangında sorumluluğu bulunduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni vermedi. Böylece olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılması engellenmek istendi. Bu hukuka aykırı karara da itiraz ettik. İlgili kurumun önünde adalet talebimizi haykırdık. Bugün geldiğimiz noktada Ankara Bölge İdare Mahkemesi, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı kaldırarak haklılığımızı bir kez daha ortaya koymuştur.
Mahkeme; Seyitgazi yangınının, Bursa/Kestel, İzmir/Ödemiş, Zonguldak/Safranbolu ve Sakarya/Bozören yangınlarıyla tek bir ön inceleme kapsamında değerlendirilmesini hukuka aykırı bularak, aralarında hiçbir fiili ve hukuki bağlantı bulunmayan olayların tek raporda ele alınmasının etkili ve hakkaniyete uygun bir ön inceleme yapılmasını engellediğini açıkça tespit etmiştir. Bu karar, sorumluların tespit edilebilmesi açısından son derece önemlidir. Çünkü mahkeme, soruşturma izni verilmemesi kararının hukuka uygun hazırlanmış bir incelemeye dayanmadığını ortaya koymuş; kamu görevlilerinin sorumluluğunun olayın kendi koşulları içinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu karar, bir yıldır dile getirdiğimiz taleplerimizin haklılığını teyit etmektedir. Seyitgazi dosyasında hâlâ cevap bekleyen çok sayıda soru bulunmaktadır. Yangına yeterli hava desteği neden sağlanmadı? Karadan müdahale eden ekiplerin personel ve ekipman ihtiyacı eksiksiz neden karşılanmadı? Koruyucu donanımlar ve ekipmanlar neden teslim edilmedi? İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri neden uygulanmadı? Yangın yönetimi, koordinasyon ve tahliye süreçlerinde görevli kamu görevlileri sorumluluklarını neden yerine getirmedi? Yangından sağ kurtulan bütün görevlilerin ifadeleri neden alınmadı? Bu soruların hiçbiri bugüne kadar tatmin edici biçimde cevaplanmış değildir.
Dosyada bulunan idari raporlarla tanık anlatımları ve olay yeri tespitleri arasındaki çelişkilerin giderilmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve varsa sorumluların yargı önüne çıkarılması gerekmektedir.
Bu facia yalnızca on insanın yaşamını yitirdiği bir cinayet değildir. Bu facia, yıllardır uygulanan özelleştirme politikalarının, kamusal kapasitenin zayıflatılmasının, orman yangınlarıyla mücadelede bilimsel planlamadan uzaklaşılmasının, eğitimli personel eksikliğinin, iş güvenliği önlemlerine yeterince önem verilmemesinin ve liyakatsizliğin hâkim kılınmasının ağır sonuçlarından biridir.
Orman yangınlarıyla mücadele yalnızca yangın çıktığında verilen mücadeleden ibaret değildir. Güçlü bir kamu örgütlenmesini, yeterli bütçeyi, eğitimli personeli, nitelikli ekipmanı, etkin koordinasyonu ve bilimsel planlamayı gerektirir. Bu alanlarda yaşanan her ihmal, yalnızca ormanları değil, insan yaşamını da tehdit etmektedir.
Kaybettiğimiz arkadaşlarımızın anısına karşı en büyük sorumluluğumuz, gerçeğin açığa çıkarılması ve bir daha hiçbir orman emekçisinin, hiçbir gönüllünün ihmaller nedeniyle yaşamını yitirmeyeceği koşulların oluşturulmasıdır.
Bugün bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:
Kamu görevlileri hakkında yürütülecek soruşturma, hiçbir baskıya maruz bırakılmadan, bağımsız ve etkin biçimde yürütülmelidir.
Yaşamını yitiren yurttaşlarımızın aileleri soruşturmaya etkin şekilde katılabilmeli; dosyaya erişim, delil sunma ve tanık dinletme hakları eksiksiz güvence altına alınmalıdır. Bizler, bir yıldır olduğu gibi bundan sonra da adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz.
Yetersiz ekipmanla, hava desteği olmadan, yeterli personel bulunmadan ve iş güvenliğinin sağlanmadığı koşullarda yapılan müdahaleler sonucu ihmallerle dolu bir facia yaşanmıştır. Bu ülkenin başına gelmiş en büyük felaketlerden biri olan bu facianın, AKP iktidarı için ne ilk ne de son olacağı açıktır.
Yanan ormanlık alanları otellere teslim edenler, sabotaj haberleriyle milliyetçiliği körükleyenler, THK yangın söndürme uçaklarını ihaleyle satışa çıkaranlar, elektrik dağıtım hizmetlerini özelleştirenler, ormancıların yangın söndürme eğitim kamplarını kapatıp eğitimsiz işçileri ölüme sürükleyenler, 10 kişiyi bu iş cinayetine kurban edenlerdir. Sorumlular hesap verene kadar, yargılanana kadar mücadele edip takipçisi olacağımızı buradan ilan ediyoruz.





