Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç şu ifadeleri kullandı;
"Öncelikle konumuz çözüm sürecine yönelik çerçeve yasa. Yasa diyoruz ama çerçeve var, yasa yok. İktidarın meclis gruplarında çerçeve imzaya açıldı. Sayın milletvekilleri şimdilik boş kâğıda imza atıyor. Bu imzalar teklifin komisyona sevkinde kullanılacak. Ama dediğim gibi, yasanın maddelerinden kimsenin haberi yok.
Ancak milletvekilleri neye imza attığını bilmiyor. Millet de neye imza atıldığını bilmiyor. Çözüm süreci var, çerçevesi var ama yasası yok. Millet bilmiyor, milletvekilleri bilmiyor ama DEM Parti biliyor. Abdullah Öcalan biliyor, biz bilmiyoruz. Meclisteki muhalefet partileri bilmiyor. İktidar milletvekilleri de neye imza attıklarını bilmiyor. Altına imza atılan, duvara asılan bu çerçevenin içi boştur.
Bu muammaya destek vermemiz, belirsizliğe imza atmamız mümkün değildir. Yasanın çerçevesi de belli değildir, çerçevenin yasası da belli değildir. Dolayısıyla çerçeve ve yasa bir nevi yasasız çerçevedir. Hem çerçeve hem de yasa hakkında hem millet hem de muhalefet acilen bilgilendirilmelidir. Ve hep söylediğimiz gibi, Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan'ın ilk günden ifade ettiği gibi bu yasa anayasa değişikliklerinde olduğu gibi referanduma götürülmeli ve aziz milletimizin desteği istenmelidir.
Bir diğer konu. Karadeniz feryat ediyor, doğusuyla batısıyla. Fındık sezonu başlıyor. Geçen sene 370 lira 1 kilo fındık... Geçen sene 370 lira olan 1 kilo fındık TMO'nun hatalı politikaları nedeniyle bugün maalesef 170 lira seviyesindedir. Bakın %140 enflasyona rağmen, geçen sene 370 lira olan 1 kilogram fındık bugün 170 lira seviyesinde. Piyasada fındık 370 liraya alıcısını bulurken maalesef geçen sene Toprak Mahsulleri Ofisi 100 liraya yakın fiyattan piyasaya fındık arzında bulunmuştur.
TMO'nun görevi, piyasada kartel olan İtalyan çikolata üreticisine ucuz fındık temin etmek değildir. TMO'nun görevi fındık üreticisini desteklemektir. Bakın altını çiziyorum, TMO yetkilileri, göreviniz piyasamızda kartel olan İtalyan üreticiye ucuz fındık bulmak değildir. Bilakis, fındık üreticisinin emeğinin karşılığını verecek bir fiyat politikası belirlemektir.
Bugün toplama yevmiyeleri dahil 1 kilogram fındığın maliyeti 200 liranın üzerinde. Bu şartlarda olması gereken, 1 kilogram fındığın 300 liradan Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından satın alınmasıdır. İster Giresun kalite, ister Levant kalite, fındığın kilosu 300 liranın üzerinde olmalıdır. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından alınmalıdır, ödemeleri de peşin peşin yapılmalıdır.
Geçmişte fındık borsasının Türkiye'de kurulmasına engel olan, altını çiziyorum, geçmişte fındık borsasının Türkiye'de kurulmasına engel olan küreselci, spekülatör üçkâğıtçılar bugünlerde kendilerine Güney Amerika'da fındık çiftlikleri kuruyorlar. Doğu Karadeniz'in, Batı Karadeniz'in dikkatini bu konuya çekiyorum. 10 yıl önce, 15 yıl önce fındık borsasının Türkiye'de kurulmasına mani olan küreselci, spekülatör üçkâğıtçılar bugünlerde kendilerine Güney Amerika'da fındık çiftlikleri kuruyorlar. Hükümet, geçmişte Refahyol Hükümetinin yaptığını yapmalı, kartellere karşı fındık üreticisinin yanında durmalıdır. Samsun'un, Ordu'nun, Giresun'un, Trabzon'un, Batı Karadeniz'in gözü ekranlardadır. Açıklanacak rakam beklentilerin altında kalmamalıdır. Toprak Mahsulleri Ofisi İtalyan çikolata üreticisinin değil, köylümüzün yanında durmalıdır.
*
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek'i kutluyoruz. Yıllık enflasyon temmuzda 0.4 puan geriledi. 0.4... Bu hızla gerilemeye devam ederse enflasyonun tek haneye düşmesi için 20 yıl gibi bir zamana ihtiyacımız var. 20 yıl. 20 yıl... Enflasyonda tek hane için hedefler 5 yıl, gerçekler 20 yıl. 0.4 puanlık gerilemeyi açıklayan da Hazine ve Maliye Bakanının bizzat kendisi. Büyük başarı olmalı ki kendisi açıkluyor. Ondan dolayı biz de görevimizi ihmal etmiyor, kendisini tebrik ediyoruz.
Kiralardaki yıllık artışlar çift hane. Gıda fiyatlarındaki artışlar çift hane. Elektrik, su, doğal gaz zamları çift, çift, çift hane. Akaryakıt fiyatlarında, mutfak tüplerindeki artışlar da çift hane. Enflasyondaki düşüş 0.4. Ekonomi yönetimi enflasyonla mücadele etmiyor, adeta bizimle eğleniyor. 0.4'lük düşüş için Maliye Bakanına ihtiyaç yok, Merkez Bankası Başkanına da ihtiyaç yok. Hiç olmasalar düşüş hızı belki daha da hızlı olacak. En azından Merkez Bankasının ve Maliye Bakanlığının masraflarından hazine kurtulmuş olacak. Yorgun iktidarın, ekonomi yönetiminin son kullanma tarihi geçti. Artık bu sepet dertlerimize tesir etmiyor.
*
Vize krizi artık dış politika meselesi olmanın ötesinde vatandaşın günlük hayatını ve Türkiye'nin itibarını etkileyen kronik bir soruna dönüşmüştür. Türk vatandaşlarının Schengen vizesine erişimde yaşadığı sorunlar artık münferit bir mesele olmaktan çıkmış, kronik bir probleme dönüşmüştür. Eğitim, ticaret, turizm, fuar, sağlık, kültürel faaliyetler veya aile ziyareti amacıyla Avrupa ülkelerine seyahat etmek isteyen yüz binlerce vatandaşımız ciddi engellerle karşılaşmaktadır.
Bugün vatandaşlarımızın en sık dile getirdiği Schengen mağduriyetleri şu şekilde sıralanmaktadır: Aylar sonrasına dahi vize randevusu bulunamaması, yani muhatap almıyorlar vatandaşlarımızı, randevu bile vermiyorlar. Randevu bulabilmek için aracı kuruluşlara yönelmek zorunda vatandaşlarımızın kalması ve aracı kuruluşların da vatandaşlarımızdan 300 ila 500 dolar ila euro arasında talepte bulunmaları... Randevu bulabilmek için yönelinen bu aracı kuruluşların bu parayı almadan iş takiplerini yapmaması, evrakları hazırlamaması... Aracı kuruluşların yüksek rakamlı taleplerine rağmen sürekli değişen evrak taleplerinin bulunması... Yüksek başvuru ve hizmet bedellerine rağmen uzun başvuru süreleri ile vatandaşlarımızın Avrupa büyükelçiliklerinin kapısında adeta bekletilirken süründürülmesi... Eksiksiz hazırlanan dosyalara rağmen gerekçesi akla mantığa uygun olmayan vize ret bahaneleri...
Hani 100 yıl öncesine kadar, "Atının üzengisini öpmeye hasretti garbın elçileri," diyor ya şair. Bugün bir Schengen vizesini alabilmek için kapılarında vatandaşlarımız sürünmek zorunda kalıyor garb ülkelerinin. İşte bu durumun önüne geçilmesi lazım. Bütün bu mazeretlerin belki de en önemlisi, bir diğeri, vizeler reddedildiği halde başvuru ücretlerinin iade edilmemesi.
Sözüm ona Avrupa ülkesi, çok gelişmiş, çok medeni ülkeler. Kişi başına milli gelirler 40 bin, 50 bin, 60 bin eurolarda ama 115 dolar başvuru ücreti alıyor vatandaşlarımızdan. Vize vermediği halde başvuru ücretini de iade etmiyor. Daha önce birçok kez vize almış kişilere bile tek seferlik vize verilmesi ve bu vizenin süresinin 3-5 gün gibi otel rezervasyonu ya da uçak biletleriyle sınırlı hale getirilmesi... Çeşitli şikâyet platformlarında ve sosyal medya mecralarında her gün yüzlerce vatandaşımız aynı sorunları dile getirmektedir.
İş insanları ticari bağlantılarını yitirmektedir, öğrenciler eğitim programlarına yetişememektedir, akademisyenler uluslararası kongrelere katılamamaktadır, fuar organizasyonları kaçırılmakta, hastalar tedavilerine zamanında ulaşamamakta ve aile ziyaretleri gerçekleşememekte, ucuz ucuz fiyat alınan uçak biletleri bile maalesef seyahate gidilemeden yanmaktadır. Bu tablo sadece bireysel bir mağduriyet değildir, aynı zamanda ülkemizin ticaretini, ihracatını, akademik faaliyetlerini, turizmini ve uluslararası rekabet gücünü olumsuz etkileyen bir skandaldır. Yeniden Refah Partisi olarak çağrımız nettir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının onurunu ve itibarını koruyacak adımlar vakit kaybetmeden atılmalı, Avrupa Birliği ülkeleri nezdinde yürütülecek etkin diplomatik girişimlerle vize krizi kalıcı çözüme ivedilikle kavuşturulmalıdır."





