CHP'nin Seçilmiş Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı;
"Müslim Sarı'nın açıklamaları, konuyu bilinçli şekilde saptırma amacı taşıyor. Söyledikleri, durumu değerlendirme biçimi ve ortaya koyduğu yaklaşım, akıl yürütme ve idrak kabiliyeti konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
Göreve gelir gelmez 9 milletvekilini partiden ihraç etmeye, partiyle bağlarını koparmaya yetkililer. Benimle birlikte 7 il başkanını görevden aldıkları gibi, tedbirli ihraç talebiyle disipline sevk etmeye ve bugün itibarıyla partiyle resmi ilişkimizi kesmeye de yetkililer.
Yine seçilmiş il başkanlarını, il yönetimlerini ve disiplin kurullarını görevden almaya yetkililer. Hatta olağan kongre sürecini başlatmaya da yetkililer. Ancak tek bir yetkileri yok.
Türkiye'de bugüne kadar genel başkanlık yapmış bütün siyasi parti liderlerini değerlendirin. Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm tarihinde hiçbir genel başkan, bugünkü kadar geniş yetkilerle donatılmadı. Parti Meclisi'ne ihtiyaç duymadan, MYK'yı Parti Meclisi'nin onayına sunmaya gerek duymadan hareket eden, tabanı da partiyi de dikkate almayan bir anlayış var. Her şeye yetkililer ama yapamadıkları tek bir şey bulunuyor. O da olağanüstü kurultay. Olağanüstü kurultay yapamayacaklarını iddia ediyorlar.
Oysa olağanüstü kurultayı iki kez yaptık. Her ikisinde de dilekçeler verildi, 15 gün sonra kurultay gerçekleştirildi. O dilekçeleri genel merkeze bizzat ben teslim ettim. 833 ıslak imzalı kurultay delegesinin imzası vardı. İstanbul delegeleriyle birlikte bu sayı 1000'i geçiyordu. Bugün "Kurultayı yapıyoruz." deseler, 15 gün içinde gerçekleştirebilirler. Üstelik butlan kararının üzerinden de yaklaşık bir buçuk ay geçti. Dolayısıyla ortada samimiyet yoktur.
İlk kez butlancılıktan utandıklarını görüyoruz. Müslim Sarı'nın açıklamalarından da bunu anlıyorum. Kendilerine yöneltilen "butlancı" eleştirilerinden rahatsız olmuşlar ve "Biz butlancı değiliz, onlar butlancı." demeye çalışıyorlar.
Hayır efendim, butlancı sizsiniz. Meşruiyetinizi butlandan, hatta butlana sebep olan Recep Tayyip Erdoğan'dan alıyorsunuz.
"Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte hareket edelim, onun istediği gibi partiyi dizayn edelim. Parti için mücadele eden, yurtsever, yıllarca emek vermiş, il başkanlığı yapmış insanları tasfiye edelim. Onlar da hiçbir alternatif üretmesin, Recep Tayyip Erdoğan'a teslim olsun. Partiyi de teslim edelim. AK Parti iktidarının önünde yeniden koltuk değneği olalım. Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşüne engel olalım." anlayışı, aklı başında hiçbir insanın savunabileceği bir yaklaşım değildir.
Bu nedenle butlancı da sizsiniz, bölücü de sizsiniz. Çünkü partiyi topyekûn tasfiye ediyorsunuz.
Bugün yaşanan süreç, geçmişteki ayrılıklardan farklıdır. Daha önce ana gövde yerinde durur, ayrılanlar o gövdeden ayrılırdı. Genel Başkanımızın ifadesiyle, bir karpuz düşünün; bunlar o karpuzun sapına bile denk gelmiyor.
Siz partiye çökmüş insanlarsınız. Milyonlarca Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin ve sempatizanının iradesini gasp etmiş kişilersiniz. Biz size "Gelin, bu yanlıştan dönün." diyoruz. Siz ise hâlâ kendinizi haklı göstermeye çalışıyor, utanmadan partiyi yönetmeye devam etmek istiyorsunuz.
Evet, bölücü de sizsiniz, butlancı da sizsiniz. Bunun yanında Recep Tayyip Erdoğan'ın yol arkadaşı da sizsiniz. Bu kadar açık.
Eskişehir'de kendilerini temsil edecek birini bulamıyorlar. Bu gerçekten onlar adına utanç verici bir tablo. Aynı şekilde kapılarında bekleyen birkaç kişi açısından da utanç verici bir durum.
Müslim Sarı "Partiyi bölüyorlar, bunlar butlancı." derken bu tabloyu gözünün önüne getirsin. Üyelik şartını bile aramıyorlar. İstanbul'da başka bir partiden istifa ettirdikleri kişiyi aynı gün 12. madde kapsamında üye yapıp görevlendirdiler.
Ama Eskişehir'de 23 bin üyenin, 1 milyon nüfusun bulunduğu bir şehirde il başkanlığı yapacak tek bir kişi bulamıyorlar. Üstelik kapılarında bekleyen iki üç kişiyi de kendileri bile o göreve layık görmüyor. Buna rağmen başka kimseyi de bulamıyorlar.
Geçen hafta da söyledim, bugün yine söylüyorum. O arkadaşlar üzülmesin. Birini bulamayacaklar, yine sizi arayacaklar. Kapılarında beklemeye devam edin. İnsanları aramaya, "Biz haysiyetsiz değiliz", "Biz onursuz değiliz", "Biz bu partiyi Recep Tayyip Erdoğan'a teslim etmeyiz." cevaplarını almaya devam etsinler.
Umutsuz olmasınlar. Haftaya yine atama yaparlar. Eğer mesele atanmaksa, haftaya atanırlar. Ama mesele atanmak değil. Bunu da atandıkları gün değil, bugün anlamaya başladılar.
Bizim açımızdan tablo nettir. Mücadelemize devam edeceğiz. Biz partiden ayrılmıyoruz. Biz partiden koparılıp atılıyoruz.
Ben ihraçtan söz etmiyorum. Bugün benim parti üyeliğim sistemde görünmüyor. Bu şehirde 3 yıl il başkanlığı yaptım. Ondan önce 5 yıl yöneticilik yaptım. Bu partinin içinde büyümüş, görev almış bir insanım. Görevlerimi elimden geldiğince yerine getirdim. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, bunu yaptım.
Şimdi beni bir kalemde partiden siliyorsunuz. Benimle birlikte bugün iki arkadaşımı daha aynı şekilde disipline sevk ediyorsunuz. İl başkanlarını partiden çıkarıyorsunuz. Genel Başkanımız Özgür Özel'in en yakın çalışma ekibini tek kalemde partiden atıyorsunuz.
Sonra biz farklı bir alternatif düşününce bölücü ilan ediliyoruz.
Amaç, Cumhuriyet Halk Partisi'ni tasfiye etmektir. Amaç, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Recep Tayyip Erdoğan'ın önündeki engel olma niteliğini ortadan kaldırmaktır. Amaç, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olmasını engellemektir. Amaç, "Küçük bir muhalefet olsun, yeter ki parti bizim elimizde kalsın." anlayışını sürdürmektir.
Bugün olayın bir yönü yapılan açıklamalardır. Diğer yönü ise toplumun, partililerin ve milyonların gösterdiği tepkiye rağmen bugünkü MYK yönetiminin hiçbir sonuç çıkarmamasıdır. Partilileri yok saydıkları gibi milyonların iradesini de yok sayıyorlar.
Eskişehir'de birini bulamıyorlar. Çünkü burası Eskişehir. Bir milyon nüfuslu şehirde temsil edecek tek bir kişi bulamamalarının mutlaka bir sebebi vardır. Önce bunun üzerine düşünsünler. Sürekli yeni isim aramak yerine kapılarında bekleyenlerden birini atasınlar. Çünkü kendi anlayışlarına göre layık gördükleri kişiler onlar.
Biz bu koltuklarda genel başkanımızı temsil ediyoruz. İl başkanlığının özeti budur. İl başkanı, bulunduğu şehirde genel başkanını temsil eder ve onun politikalarını bulunduğu ilde uygular.
Ben de bu koltukta oturarak Özgür Özel'i temsil etmeye devam ediyorum. Şerefle, namusla ve onurla.
Düşünün, Kemal Kılıçdaroğlu'nu temsil edecek bir kişi bulamıyorlar. İl başkanı bulamıyor değiller. 23 bin üyesi bulunan bu köklü partide herkes il başkanlığı yapmaktan onur duyar.
Sorun Cumhuriyet Halk Partisi'ne il başkanı bulamamak değildir. Sorun, Kemal Kılıçdaroğlu'nu temsil edecek bir kişiyi bulamamaktır. Buldukları isimleri ise kendileri bile bu göreve layık görmüyor.
Meselenin özeti budur. Tekrar söylüyorum; o arkadaşlar umutsuz olmasın. Eğer yine birini bulamazlarsa, haftaya onları atarlar.
CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal görevden alındı. Görevden alınma artık tarihin doğru tarafında duran ya da durmayan kişilerin ayrımı anlamına gelmeye başladı.
Biz bugün Eskişehir'de bütün ilçe başkanlarımızla, yönetimlerle, disiplin kurulumuzdan kadın kollarımıza, gençlik kollarımıza hepimiz dimdik partimizin, Genel Başkanımız Özgür Özel'in yanındayız. Biz, partisini iktidar etmeye çalışan, iktidar etmek adına mücadele ortaya koyan ve bu yönde de başarılı olmuş ekipleriz. Ve başarılı olmamıza vesile olan, açtığı yolla bize bu fırsatı veren, sadece genel başkanlık değil, aynı zamanda Cumhuriyet'in 2. yüzyılında önemli bir liderlik örneği de ortaya koyan Genel Başkanımız Özgür Özel'in sonuna kadar yanındayız, arkasındayız.
Görevden alınma, ihraç edilme, hakkımızda davalar açılma, gerekirse yargılanma, gerekirse tutsak edilme, gerekirse canımızdan olma pahasına böyle olmaya devam edeceğiz.
Henüz bize gelmiş bir mail yok. Yani bunun tespiti de zor. Bence şöyle bir şey, bence sahtecilik de yaptılar.
Birçok merkez ilçenin, MYK'da bize gelen şey de arkadaşlar, 10 Temmuz tarihinde, yani bir önceki MYK'da iki merkez ilçemizin, Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe başkanlarımızın ve yönetimin alındığı yönünde bir açıklama yapmadılar. Halbuki diğer illerde hatırlayınız, il başkanıyla birlikte alınan merkez ilçe veya merkezde bulunan ilçelerde bir görevden alma yaptılarsa bunu da ifade ettiler.
Benim tahminim, zannımızca böyle bir açıklama yapılmadığı için, bize de mail dün geldi. Ama 10 Temmuz'da böyle bir karar aldıklarını ifade ederek geldi. Bence sahtecilik yaptılar. O MYK'da böyle bir karar alınmadı. O kararı dün alıp, sanki bir önceki MYK'da almışlar gibi göstererek bize mail yoluyla bildirmiş oldular.
Ben bütün açıları itibarıyla bitmiş, tükenmiş, bırakın ülkeyi, partiyi yönetmekten aciz, bırakın toplumda kabul görmeyi, koskoca 1 milyonluk bir şehirde kendilerini temsil edecek bir kişi bulmaktan aciz bir yapıdan bahsediyoruz. Bu yapının niyeti, iyi niyet değildir. Bu yapı, bizi partimizden koparıp atmaktadır.
Kırsal ilçe başkanlarımız şu an görevdedir ama yarın alınacaklardır. Onları almasa gelen il başkanı alacaktır. Zaten onlar da bana defaatle, bütün kırsal ilçe başkanlarımız, yeni gelmesi muhtemel bir il başkanıyla, sözüm ona, çalışmayacaklarını, il başkanı olarak bizi kabul edeceklerini ve bizden gelecek talimat doğrultusunda politika üreteceklerini her fırsatta net olarak ifade etmişlerdir.
Yani resmi bir istifa durumu söz konusu değil. Orada farklı bir durum söz konusu. Sivrihisar Belediye Başkanımızın eşinin oraya ilişkin bir görevlendirilmesi ile ilgili Günyüzü örgütümüzün bir tepkisi var. Bu münferit bir olay. Yani butlan ya da bugünkü MYK durumuyla bağlantısız bir durum. Bize verilmiş resmi bir durum da söz konusu değil. İsa Başkanla da görüşüyoruz. Bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum açıkçası.
Ben buradayım. İl başkanlığıma, Genel Başkanımız Özgür Özel'e... Genel Başkanım Özgür Özel bu partide devam ettiği sürece burada temsil etmeye ya da o, binayı boşaltmamı salık ya da telkin ettiği sürece burada bu görevi Genel Başkanım Özgür Özel'i temsilen, onu temsilen yapmaya devam ediyorum, devam edeceğim.
Elbette ki alternatifler düşünülüyor. Türkiye'nin her tarafında düşünüldüğü gibi Eskişehir'de de düşünülüyor. Tek bir yer değil, birden fazla alternatif söz konusu.
Şunu, yeri gelmişken bir kere daha ifade etmek istiyorum. Önemli olduğu için ifade etmek istiyorum. Bizler partimizden ayrılmıyoruz, bizi partiden koparıp atıyorlar.
Bu koparıp atılma, sadece ihraç etme değildir. Bu koparıp atılma, düşününüz partiyi üst kademede yönetenlerin Recep Tayyip Erdoğan'a teslim olmuş olmaları, onunla birlikte politika yapıyor olmaları, onun iktidarı tekrar kazanması için ona koltuk değneği olacak olmaları gerçeğinin artık tarafımızca net olarak anlaşılması sebebiyle söylediğimiz bir şeydir.
Hiç kimse, Cumhuriyet Halk Partisi gibi hepimiz aklı başında insanlarız, böyle fiziki imkanları olan koskoca Cumhuriyet'in en eski partilerinden birisini hiçbir Cumhuriyet Halk Partili bırakmak istemez. Bırakmak istemediğimizi de ikna ettik.
Emek emek uğraşıyoruz, her yolu denedik arkadaşlar, her yolu. Genel Başkanımız da denedi, MYK'mız, resmi meşru MYK'mız da denedi. Daha benim içinde olduğum bir olay, sizler de takip ettiniz. Emek emek tüm Türkiye'den kurultay delegelerinin imzasını toplayıp bizzat gidip genel merkeze verdik. Orada o genel merkezde o imzalar tek tek incelendi, tek tek bakıldı.
Tüzük açık. Düşününüz, Parti Meclisi'nden istifalar oldu. Bugün MYK'nın, sözüm ona Kılıçdaroğlu MYK'sının bir Parti Meclisi yok. Yönetim, karar alma organı olmayan bir yapı bu partiyi yönetebilir mi? Siz böyle bir yapıyken partinin evlatlarını biçme cesareti ve cüretini göstermeye devam edebilir misiniz? Ama ediyorlar. O yüzden bizi partimizden koparıp atıyorlar.
Son bir çağrı, geç değil. Hemen olağanüstü kurultay kararı verin. Hemen verin, bu yanlıştan dönün. Bırakın, iktidara 4 nala koşmaya devam edelim. Siz tarihin yanlış tarafında kalırsınız ama biz bir yolunu bulur, 4 nala iktidara koşmaya devam ederiz. Bizi sadece bununla uğraştırmayın. Bırakın, AKP ile uğraşmaya devam edelim. Ama diğer türlü, hem AKP ile uğraşırız hem onunla uğraşırız.
Son cümle arkadaşlar. Kılıçdaroğlu'na son kez, bir kez daha sesleniyorum. Önceden genel başkanlığını yapmış olduğun bir partinin iktidar yürüyüşüyle gururlanmak varken, Recep Tayyip Erdoğan'ın yenilgisine ortak olarak tarihin çöplüğüne gideceksin. Son sözüm budur."





