CHP'nin Seçilmiş Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı;
"10 Temmuz'da alınan MYK kararı doğrultusunda, Tepebaşı İlçe Başkanımız Tevfik Yıldırım ve yönetimi ile Odunpazarı İlçe Başkanımız Rahmi Çınar ve yönetimlerinin görevden alınmasına ilişkin kararın, bugün öğleden sonra partimize e-posta yoluyla gönderilen yazıyla tarafımıza bildirildiğini öğrenmiş bulunuyoruz.
Yani bizim ifademizle, butlan yönetimi; Recep Tayyip Erdoğan'ın yönlendirmesiyle görevlendirildiğini düşündüğümüz mutlak butlan yönetimi, il başkanlığı düzeyinde bizleri görevden aldıktan sonra bugün de merkezdeki iki ilçe başkanımızı ve yönetimlerini sözde görevden almış bulunmaktadır.
Dün, butlan yönetiminin görevlendirdiği ve Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğiyle o koltukta oturduğunu ifade ettiğimiz Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bölünmesinin AK Parti'ye yarayacağını açıkça dile getirdi.
Bugün gelinen noktada kamuoyunun şu gerçeği doğru değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz: AK Parti'nin işine yarayacak asıl gelişme, onu seçimlerde yenmiş kadroların tasfiye edilmesidir. Bugün burada gördüğünüz il yönetimimiz, ilçe başkanlarımız ve yöneticilerimiz; Eskişehir'de AK Parti'yi seçimlerde geride bırakmış, belediye hizmetleri bakımından nüfusun yüzde 97'sinin Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından yönetilmesini sağlamış, seçimlerde sandık güvenliğini gövdelerini ortaya koyarak korumuş ve son seçimlerde başarı elde etmiş kadrolardır.
Bu kadrolar sayesinde AK Parti, Eskişehir'de sokakta, sahada, çarşıda ve pazarda siyaset üretemez hâle gelmiş, siyasetini salonlara sıkıştırmak zorunda kalmıştır.
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün söylediği söz üzerinden soruyorum. Bölünmenin AK Parti'nin işine yarayacağını söyleyenlere soruyorum: Eskişehir'de bu başarıyı ortaya koymuş kadroları görevden almak kimin işine yarar? Sadece Eskişehir'de değil, Türkiye genelinde AK Parti'yi seçimlerde yenmiş ve yapılacak ilk seçimde de bu ülkeyi AK Parti iktidarından çıkaracak kadroları tasfiye etmek, onları görevlerinden uzaklaştırmak kimin çıkarınadır?
Şunu da açıkça ifade etmek istiyoruz. Bugün bütün tartışmaların merkezinde meşruiyet vardır. Öncelikle dayanak alınan yargı kararının meşruiyeti tartışmalıdır. Hukukçuların, kanunun hazırlanma sürecinde görev almış akademisyenlerin, profesörlerin ve doçentlerin ortak değerlendirmesi, bu kararın hukuka aykırı olduğu yönündedir. Buna rağmen bu karar doğrultusunda göreve gelen kişilerin, meşru yönetimleri görevden alma yetkisini kendilerinde görmeleri hiçbir şekilde kabul edilemez.
Bu karar bizim açımızdan yok hükmündedir. Bizim Tepebaşı İlçe Başkanımız Tevfik Yıldırım'dır. Odunpazarı İlçe Başkanımız Rahmi Çınar'dır. Onlarla birlikte seçilmiş yönetimler de görevlerinin başındadır. Bu yöneticiler, Cumhuriyet Halk Partililerin oylarıyla ve örgütün iradesiyle seçilmişlerdir. Siz, saraydan aldığınızı düşündüğümüz bir yetkiyle tabanın iradesiyle seçilmiş ilçe başkanlarını ve yönetimlerini görevden alamazsınız.
Biz "Siz kim oluyorsunuz da bizleri görevden alıyorsunuz?" derken sadece bir itirazda bulunmuyoruz. Aynı zamanda bu kişilerin meşruiyetini de sorguluyoruz.
Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla geldiğinizi düşündüğümüz o görevlerde, Odunpazarı örgütünün oylarıyla seçilmiş Rahmi Çınar'ı ve Tepebaşı örgütünün oylarıyla seçilmiş Tevfik Yıldırım'ı görevden alma hakkını ve cesaretini kendinizde nasıl görebiliyorsunuz?
Dünkü gelişmeler de göstermektedir ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin ana kadrolarına yönelik bu tasfiye girişimleri devam edecektir. Bizce amaç, Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden seçilmesine katkı sağlamak, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara emin adımlarla ilerleyen yürüyüşünün önüne engel koymaktır. Buna izin vermeyeceğiz.
Genel Başkanımızın bugün grup toplantısında da ifade ettiği gibi, biz meşruiyetimizi ve gücümüzü örgütümüzden, milletimizden ve halkımızdan alıyoruz. Onlar yanımızda olduğu sürece mücadelemizi sürdüreceğiz.
Tekrar ediyorum. Odunpazarı İlçe Başkanımız Rahmi Çınar'dır. Tepebaşı İlçe Başkanımız Tevfik Yıldırım'dır. Onlarla birlikte seçilmiş yönetici arkadaşlarımız görevlerinin başındadır. Örgütümüz ve halkımız böyle uygun gördüğü sürece görevimizi yapmaya devam edeceğiz.
Biz partiyi terk eden ya da partiden ayrılan insanlar değiliz. Bizi partimizden koparmaya çalışıyorlar. Bizi, Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden seçilmesinin önündeki engel olmaktan çıkarmak istiyorlar. Ancak biz mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Bizim açımızdan bu karar yok hükmündedir. Bu kararı tanımıyoruz. Görevimizin başındayız. Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında halkımızla birlikte iktidar yürüyüşümüzü sürdürme iradesine sahibiz.
Son olarak buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bu yargı kararını araç hâline getirerek partinin meşru yönetimlerini görevden uzaklaştıranlara sesleniyorum: Bu yanlıştan dönün. Recep Tayyip Erdoğan'a koltuk değneği olmayın. Tarihin doğru tarafında durun. Tarihin yanlış tarafında yer almanın sorumluluğunu hayatınız boyunca taşırsınız. Henüz hiçbir şey için geç değil. Bu büyük hatadan vazgeçin. Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşüne yönelik halk iradesinin önüne engel koymaya çalışmayın. Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara doğru ilerleyişinin önünden çekilin. Bu ülkenin geleceği adına verilen mücadeleye engel olma cüretini göstermeyin.
İstifalar konusunda 65 bin olarak Yargıtay'daki sisteme yansıtılmış bir sayı var. Ancak bu rakamın çok daha yüksek olduğunu biliyoruz. Bunu nereden biliyoruz? Çünkü bizim sisteme erişimimiz engellendi. Üye güncellemelerini göremediğimiz için bugün itibarıyla Eskişehir'deki kesin üye sayımızı bilmiyoruz. Ancak bize gelen telefonlar, başvurular, mesajlar ve diğer iletişimler, bu sayının resmi kayıtlarda görünenin üzerinde olduğunu gösteriyor.
Şunu da özellikle vurgulamak isterim. Burada bulunan iki ilçe başkanımız da aynı şeyi yapıyor. Bize ulaşan herkese tek bir çağrıda bulunuyoruz: "Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmeyin." Dün yaptığım paylaşımın ardından bile onlarca mesaj aldık. "Siz yoksanız biz de yokuz", "Özgür Özel yoksa biz de yokuz" şeklinde çok sayıda mesaj geliyor. Biz de sabırla, tek tek herkese "Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmeyin. Partiden toplu bir istifa iradesi söz konusu değildir." diyoruz. Buna rağmen istifaların önüne tamamen geçemiyoruz. Bu nedenle Eskişehir'de çok sayıda istifa olduğunu düşünüyorum. Ancak sisteme erişimimiz olmadığı için net bir rakam vermem mümkün değil.
Değerli arkadaşlar, son olarak şunu da ifade etmek isterim. Yaşanan bütün bu gelişmelerin özeti şudur: Kamuoyunun da takdir edeceği üzere, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünün önüne engel konulmaya çalışılmaktadır. Az önce ilçe başkanlarımızın da ifade ettiği gibi, burada bulunan yönetimlerin görevden alınmasının temel sebebi, Genel Başkanımız Özgür Özel'in arkasında kararlılıkla durmuş olmaları ve Recep Tayyip Erdoğan'ı bir sonraki seçimde yenebilecek kadrolar olduklarını ortaya koymalarıdır. Olay bu kadar açık ve nettir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş kadrolarını görevden almanın başka bir anlamı ya da makul bir izahı yoktur.
Son olarak şunu söylemek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bugün içinde bulunduğu süreç nedeniyle halkımızın zaman zaman umutsuzluğa sürüklendiğini görüyor ve buna üzülüyoruz. Ancak kimse umutsuz olmasın. Biz yarından itibaren de iki ilçe başkanımızla, yönetimlerimizle ve örgütümüzle birlikte sahada olmaya devam edeceğiz.
Hiç kimse elini ovuşturmasın. Ne Eskişehir'de ne de Türkiye'de milyonların umudunu sahipsiz bırakmayacağız. O umudu yine biz büyüteceğiz, yine biz örgütleyeceğiz. Gerekirse bu mücadelenin en önünde yine biz olacağız. İnancımız odur ki bu iktidarı ve onunla birlikte hareket eden yapıları halkın iradesiyle tarihin sayfalarına göndereceğiz.
Eski genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara gelişinin onurunu yaşamak varken, Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden kazanmasına katkı sunanları da tarih kendi takdiriyle değerlendirecektir.
Disipline sevk edilme gibi bir durum söz konusu değil. Ancak keyfi hareket eden bir yapıdan bahsediyoruz. Benim parti üyeliğim dün silindi. Üstelik daha savunmam bile istenmedi. Karşı karşıya olduğumuz tablo tam olarak budur.
İl başkanlığı görevindeyken görevden alınmamın ardından hakkımda tedbirli disiplin süreci başlatıldı. Buna rağmen savunmam dahi alınmadan, tüzüğümüzün öngördüğü usul ve işlemler yerine getirilmeden bugün e-Devlet'e baktığımda siyasi parti üyeliğimin görünmediği bir durumla karşı karşıyayım. Karşımızda, Recep Tayyip Erdoğan'ın uygulamalarını örnek alan ve o anlayışı devam ettirmeyi amaçlayan bir yapı bulunmaktadır. Bugün bu bana yapıldıysa, yarın ilçe başkanlarıma, yönetimlere ya da başka herhangi bir partiliye yapılmayacağının hiçbir garantisi yoktur.
Arkadaşlar, özellikle şunu vurgulamak istiyorum. Önceki dönem İl Gençlik Kolları Başkanının da, bugünkü Sivrihisar İlçe Gençlik Kolları Başkanının da görevden alınmasında benim uzaktan ya da yakından hiçbir dahlim yoktur. Bugüne kadar seçilmiş hiçbir yöneticiyi, elimde yetki bulunduğu dönemlerde dahi görevden almadım. Aramızda görüş ayrılığı bulunan ilçe başkanlarının ya da gençlik kolları başkanlarının görevden alınması konusunda da en küçük bir müdahalem olmamıştır.
Çünkü Gençlik Kolları'nın işleyişi farklıdır. Kendi MYK'sı ve kendi yönetim organları vardır. Aldıkları kararlar da kendi kurulları tarafından alınır. Bu kararın doğru ya da yanlış olduğuna ilişkin değerlendirmem ayrıdır; benim bu süreçte herhangi bir dahlim olup olmadığı ise tamamen ayrı bir konudur.
Ancak bugün Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki mevcut örgütsel yapının çökertilmesine doğru gidildiğini görüyoruz. Düşünün; Eskişehir gibi bir şehirde il başkanlığı yapacak, ilçe başkanlığı yapacak insan bulamadıkları bir tablo ortaya çıkıyor.
Rahmi Çınar'ın Odunpazarı'nda 900'ü aşkın sandığı var. Bu sandıkların tamamına sandık görevlisi bulan, müşahit bulan bir ilçe başkanı var. Tepebaşı İlçe Başkanımız da aynı şekilde yüzlerce sandık için görevliler ve müşahitler organize etti. Hatta bazı sandıklarda iki, üç müşahit görevlendirebildiler. Böyle bir şehirde il başkanlığı yapacak ya da ilçe başkanlığı yapacak bir kişi bulamadıklarını söylüyorlar. Bu da içinde bulundukları çaresizliği açıkça ortaya koyuyor.
Az önce anlatmak istediğim de tam olarak buydu. Ben, Tepebaşı İlçe Başkanımız ve yıllarını bu partiye vermiş Odunpazarı İlçe Başkanımız olarak tek bir hedef için mücadele ediyoruz: İktidar olmak. Biz AK Parti'yi yendik, yine yeneceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünün önüne engel koymaya çalışmasınlar. Biz beş milletvekili de çıkarırız, altıncıyı da zorlarız.
Bugün memlekette AK Parti'nin toplumdaki karşılığı ortadadır. Sokakta yok, çarşıda yok, pazarda yok. Yaşanan bütün bu süreçler de AK Parti'nin içine düştüğü bu sıkışmış duruma can simidi olmak amacıyla yürütülüyor. Bizi asıl üzen ve öfkelendiren de budur.
Yoksa biz düştüğümüz yerden kalkmasını biliriz. Bu halkın umudunu yeniden büyütmesini biliriz. Genel Başkanımız Özgür Özel ile birlikte AK Parti'yi yenmesini de biliriz. Biz enerjimizi bu iç tartışmalara harcamak değil; sokaktan, halktan, çarşıdan ve pazardan kopmuş bir iktidarı demokratik yollarla değiştirmek için kullanmak istiyoruz. Tepki gösterdiğimiz nokta budur.
Bu süreç ilk bakışta etkiler gibi görünebilir. Ancak sonunda etkilemeyecektir. Halkın iradesinin önünde hiçbir güç duramaz. Halk AK Parti hakkındaki kararını vermiştir. AK Parti ile birlikte hareket edenler hakkında da kararını verecektir.
Cumhuriyet Halk Partisi'ni bugün bu noktaya getirmek, buna cesaret etmek ve tarihin karşısında bu tablonun sorumluluğunu taşımak hiçbir makam ve mevkiyle kıyaslanamaz.
Bizim oturduğumuz koltuklar var. O koltukların hakkını vermezseniz o makamlar bir yük olur. Biz o görevlerin hakkını vermek için çalışan kadrolardık. Bu uğurda özel hayatımızdan, ailemizden, çocuklarımızdan ve sosyal yaşamımızdan fedakârlık yaptık. Böyle emek vermiş kadroları görevden alıp yerlerine büyük zorluklarla insanlar bulmaya çalışmanın kimin işine yaradığı sorusunun cevabını kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Son olarak, bugün elini ovuşturan AK Parti yöneticilerine sesleniyorum. Hiç boşuna umutlanmayın. Halk kararını vermiştir. Biz de Genel Başkanımız Özgür Özel ile birlikte bu ülkenin umudunu büyütmeye ve taşımaya devam edeceğiz.
Ben bu binada Genel Başkanımız Özgür Özel'i temsil ediyorum. Burada bulunma sebebim de Genel Başkanımız Özgür Özel'i temsil etmektir. Genel Başkanımız Özgür Özel ve onun meşru Merkez Yönetim Kurulu bana bu binadan ayrılmam yönünde bir talimat vermediği sürece ben bu binadan çıkmam.
Bugün itibarıyla herhangi bir atama yapılmadığı için zaten gelecek kimse yoktur. İleride bir atama yapılmış olsa bile, bu binayı hiçbir şekilde terk etmeyi düşünmüyorum. Bana bu görevi ve bu binayı emanet eden Genel Başkanımız Özgür Özel ile onun meşru Merkez Yönetim Kurulu aksi yönde bir talimat vermediği sürece görevimin başında olmaya devam edeceğim.
Ancak bir gün böyle bir talimat gelirse, biz zaten bu binalarda oturmak için görev almadık. Hepiniz buna şahitsiniz. Basın mensupları da şahittir, bugün bizi izleyen vatandaşlarımız da şahittir. Ne Rahmi Başkan, ne Tevfik Başkan ne de ben bu koltuklarda oturmak için göreve geldik. Biz sahayı, sokağı, çarşıyı ve pazarı esas aldık. Sürekli halkın içinde olduk. Hatta bu binada oturmaktan çok sahada çalışan insanlar olduk.
Bu nedenle bizim için binaların ya da makam odalarının özel bir önemi yoktur. Ancak burası bizim baba ocağımızdır. Genel Başkanımız Özgür Özel "Burada beni temsil edeceksiniz." dediği sürece bu görevi yerine getirmeye devam edeceğim ve bu binanın teslim edilmesine yönelik herhangi bir girişime izin vermeyeceğim.
Bu konuda söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Daha fazla söz söylemeye gerek duymuyorum. Bunun değerlendirmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum."