Eskişehir'de konuşan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu şu ifadeleri kullandı;
"Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce'ye misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyorum. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımıza da iltifatlarından dolayı çok müteşekkirim. Gerçekten ziyadesiyle beni çok mutlu etti ve çok onur duydum. Bu arada tabii Yılmaz Büyükerşen Bey'i de anmadan geçmeyelim. Eskişehir'e gelip de Eskişehir'i gerçekten Eskişehir yapan ve Türkiye'nin gözbebeği olan bir ilde büyük mimarlarından bir tanesi kendisidir. Kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımla beraber mesai arkadaşıydılar; ne güzel bir şey, halef selef oldular. Muhteşem bir ahde vefa duygusu da varmış bunun içerisinde, beni ziyadesiyle çok mutlu etti. Kendilerine de sağlık sıhhat temenni ediyorum.
Kıymetli Kent Konseyi Başkanlarımız, kıymetli Sayın Valim, Baro Başkanlarımız, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kardeşlik ve hoşgörü şehri, kin tutmayan Tokat'tan hepinize selam getirdim. Tokat tabii, ufak bir girizgâh yapacağım; tanıtıma çok önem veriyor deyince Başkanım, evet, tanıtıma çok önem veriyor çünkü çok ihtiyacımız var. Malum bu kadar Kent Konseyi temsilcisi arkadaşlarımız da yapbozun bir parçası gibi, bunların tamamını topladığınızda Türkiye oluşuyor. Böyle kıymetli bir organizasyonda Tokat'ı da es geçmeyelim, Tokat'ı da anlatalım. Az önce dedim; kardeşlik ve hoşgörü şehri, kin tutmayan şehir olarak geçmiş yıllarca. Tarihî dokusu, kültürü, kültür mirası çok zengin bir şehirdir. Gastronomi açısından çok zengin bir şehiriz. Ürün çeşitliliği bakımından Türkiye'de 1 numarayız ama yavaş yavaş tanınıyoruz. Ne yazık ki çok fazla vatandaş gelince anlayabiliyorlar, gelince o doğayı görebiliyorlar. Buradan diğer Kent Konseyi temsilcilerimiz de kıymetli başkanlarımı ağırlamaktan şeref duyacağımı ifade etmek isterim.
İstişare önemli; doğru, Kent Konseylerini şu açıdan önem veriyoruz. Selim Bey'i yürekten tebrik ediyorum. Selim Bey bir akademisyen, bizim Kent Konseyi Başkanımız. O, bu işi çok severek yapıyor. Onun bu işi çok severek yaptığını ve Tokat'ı çok özümsediğini ve benimsediğinin farkındayım. Onu gözünden anlayabiliyorum. Akademisyenliğinin vermiş olduğu tecrübe ve yıllardan beri de gerçekten Tokat'ta olan hasbihali, muhabbeti benim işimi kolaylaştırıyor bir taraftan. Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; Türkiye'deki en büyük problemlerden bir tanesi olarak gördüğüm ve eleştirdiğim şey ki burada kıymetli belediye başkanlarımız buna ciddi manada ehemmiyet vermiş ki Eskişehir bu işin artık öncüsü hâline gelmiş, istişare kabiliyetimizi, yeteneğimizi kaybetmemizdir.
Ben bir lider olarak görüyorum herkesi. İşletme sahipleri de o işletmenin bir lideridir. Belediye başkanı da belediyenin bir lideridir. Liderler de süreç başlatır. Mesela büyük bir süreci koordine edip başlattı ve sonlandırdı; işte büyük bir lider. Yani herkes lider olamaz. Bu liderlik vasfı içerisinde az önce söylediğim eleştiriyi tekrar ifade edeceğim; istişareyi kaybettik. Ne yazık ki genç nesil artık istişare etmiyor. Şimdi diyeceksin ki "Sen çok mu gençsin?"; ben 44 yaşındayım, evet genç bir insanım, doğru ama nihayetinde daha genç kuşaklarda o istişare yeteneğini kaybettiğini gördük. Çok daha fevri hareket ettiğini fark ediyoruz. Ben Tokat özelinde bunu görüyorum; bilmiyorum diğer illerde nedir, kendi ilimi baz alarak söylüyorum. O yüzden ben bunu özellikle gençler konusunda da Selim Bey'le yapmış olduğumuz istişarelerde biraz daha gençlere yönelmenin gerekliliğini ifade etmek istiyorum. Çünkü nihayetinde bu görevleri bir gün onlara bırakacağız. Bu dünyada bir gün onlar hüküm sürecek, biz ebedî dünyaya irtihal ettikten sonra.
Nihayetinde ben iş adamıyım, yıllarca ticaretle uğraştım ama iyi bir babadan ders aldım. Onun en büyük özelliklerinden bir tanesi istişareye çok önem veriyor olmasıydı. O atanmıştı, ben seçilmişim; aramızda fark var, doğru ama nihayetinde iki yöneticiyiz. Kıymetli, rahmet de okuyalım, İlber Hoca'nın güzel bir sözü var; Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Bizim aile dostumuzdu, çok sık telefonla görüşürken rahmetlinin kullandığı güzel bir söz var; bu Kent Konseyleri de içine katılıyor, tam da programının katılımcılıkla alakalı olan sürecinde diyor ki: "Apartman yönetimine katılmayan bir toplum, ülke yönetimine katılamaz." Ben İlber Hoca'yı aradım, dedim ki: "Hocam, İlber Hoca rahmetli biliyorsunuz yani biraz da böyle sert konuşurdu; çok ona böyle laf söyleme ya da bir şey dayatma şansınız olmaz." Dedi ki: "Bir şey ekledim sizin sözünüze, babam da bunu kullanıyordu, acaba tepki verecek mi?" "Nedir?" dedi. "Ona ufak bir dokunuş yaptım." "Söyle bakayım." dedi. "Apartman yönetimine katılmayan bir toplum şehir yönetimine, şehir yönetimine katılmayan bir toplum da ülke yönetimine katılamaz."
Yönetim önemli, ülke yönetimi önemli. O yüzden kent konseylerini önemsiyoruz. Sadece kent konseylerini değil, bütün STK'ları önemsiyoruz. Önemsemek de zorundayız. Tabii son nihai karar her zaman imza yetkilisinde kalır, sorumluluk ondadır. Yani istişare edersiniz, dinlersiniz, alırsınız bütün bilgileri, birikimleri ama karar mercii ve sorumluluk sizdedir. Bunu da göz ardı etmememiz gerekir.
O yüzden istişare ettikten sonra işte liderlik burada başlar, son kararı vererek doğruyu seçmekle mükellefsiniz. Doğruyu bulmanın en iyi yolu da ne kadar çok istişare ederseniz o kadar hızlı doğruya ulaşmada önünüzdeki engelleri kaldırırsınız. O yüzden kent konseyleri, ki sizler şimdi burada birçok ilden kent konseyi temsilcilerim var; bütün illerin sosyolojisi burada, tarihi burada, gastronomisi burada, kültürü burada. Müthiş bir zenginlik üzerinde yaşıyoruz Türkiye'de. Biz geçenlerde, inşallah kent konseyimizle de gideceğiz, Musul'la kardeş şehir protokolü imzaladım. Ne kadar şanslı olduğumuzu oraya gidince bir kez daha gördüm, burada da az önce ifade ettim. İstikrar önemli bir şeydir. İstikrarını kaybeden ülkelerin ne hale geldiği ortadadır. Nihayetinde biz kendi çapımızda güvenli bir ülkede hayatımıza devam ediyoruz.
Kent konseyleri biz gelmeden önce Tokat'ta çok aktif değillerdi. Yani sadece adı vardı, bir tabeladan ibaretti. Tabii Selim Bey'le beraber bu çok farklı bir vizyon kattı. Ben devlet adamlığını çok önemsiyorum. Çünkü az önce kıymetli başkanım da, geçmiş başkanım, dönem başkanım da tebrik ediyorum bu dönemi, dedi ki: "Devlette hep bir devamlılık esastır." Biz ne kadar seçilmiş insanlar olsak da bir kamu görevini yürütüyoruz. Yani biz aslında bir devlet memuru da sayılıyoruz, bir devlet yöneticisiyiz, bir kurumu yönetiyoruz. O yüzden devlet adamlığını bırakmamak gerekiyor. Selim Bey'deki, yani bizim kent konseyindeki en çok önemsediğim şey bütün renklerin oluşu. Yani kent konseyi siyasi bir figür değil. Kent konseyi oranın kalbi, beyni. O yüzden oradaki kişilerin hangi siyasi görüşe, hangi mezhebe sahip olduklarının bir ehemmiyeti yok. Bütün renklerden faydalanmak lazım şehri yenilerken.
Bizim buna çok ihtiyacımız var Tokat olarak. Çünkü biz kabuğunu kırmak üzere olan bir şehiriz. Bir büyükşehir değiliz ama büyükşehir olmaya aday bir şehiriz. O yüzden altlığını iyi oluşturmamız gerektiğine inandığım için kent konseyini önemsiyorum. Özellikle kent konseyinin kendi sürecini devam ettirmesi bakımından biz bir bütçe oluşturuyoruz ve o bütçeyi hızlı bir şekilde kendilerine ulaştırıyoruz. Yani sadece belediyeye gebe kalmasın, malum bütün ihtiyaçlarını o bütçe içerisinde halletsin. Onun dışındaki tüm projelerde biz zaten belediye olarak destek oluyoruz.
Son dönemde Tokat'ın tanıtılması anlamında sanatsal faaliyetlere çok önem verdi Selim Bey. Neden? Çünkü Tokat sosyolojik bakımdan evet bir genç nüfusu da barındırıyor ama bir emekli şehri, ciddi anlamda bir emekli ekonomisi dönüyor orada. 35.000-36.000 olması lazım değil mi Selim Bey? O civarda bir öğrenci potansiyelimiz var, Gaziosmanpaşa az değil bu. Yani bir üniversite şehri de diyebiliriz aslında bir taraftan ama sosyal anlamda yapılacak bir şeyler yok çok fazla. Yani az önce kıymetli büyükşehir belediye başkanımız işte burada muhteşem bir tarihi dokuyu canlandırmışlar. Bizde çok fazla var, biz de canlandırmaya çalışıyoruz ama bizim mesela bir sanat anlamında bir sahnemiz, bir merkezimiz ne yazık ki yok. İnşallah şimdi süreçler başlayacak. Biz bazı şeylere yeni yeni başladık.
Yani o yüzden biraz zaman alacak bizde bazı konular. Kent konseyinin dışında Selim Bey bir gün bana geldi ve dedi ki: "Ya başkanım biz kent konseyiyiz ama bizim bir sürü STK'mız var, derneğimiz var, bunlarla hep bir araya gelelim. Yani olayı sadece kent konseyinin dışında, içinde ya da dışında tutmayalım, hep beraber olalım. Ama buna biz önderlik edelim yani biz kent konseyi olarak sizin de davetinizle beraber bütün hepsini davet edelim." Bana çok cazip geldi, çok hoş geldi çünkü adınız kardeşlik ve hoşgörü şehriyse bu size uygun bir şey. Yani eğer size böyle söylüyorlarsa...
Tabii kıymetli belediye başkanlarımın çalışmalarını yakinen takip ediyorum. Tabii onların tecrübeleri benden daha fazla. Ben 44 yaşında genç bir belediye başkanıyım. Onlar çok mecliste kıymetli belediye başkanım yıllarca bulundu, işte genel başkan yardımcılığı yaptı. Büyükşehir belediye başkanımız Eskişehir Genel Sekreterliği yaptı, kent konseylerinde birçok görevde bulundu. Benim 2 yıllık bir maceram var, hikaye yeni başladı benim için. O yüzden bu hikayeyi yazarken istişareye ve kent konseyine çok önemsediğimi tekrar ifade etmek istiyorum. Çünkü bazen kalemim yetersiz kalabilir, bazen imla hataları da yapabilirim. O yüzden o imla hatalarını düzeltecek, noktayı virgülü koyacak birilerine ihtiyacım var. O yüzden iyi ki var kent konseyi diyorum."