Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi Temsilciler Kurulu Üyesi Mustafa Şen şu ifadeleri kullandı;
AKP–MHP bloku emekliyi açlığa mahkûm ediyor, üstüne bir de aşağılıyor. Emekliye sefaleti dayatanlar, bu ülkenin en büyük yüküdür.
AKP–MHP bloku, yıllardır bu ülkenin emeklilerini bilinçli biçimde yoksullaştıran, açlığa iten, yaşam hakkını gasp eden bir sefalet düzeninin kurucusu ve bekçisidir.
Bugün emeklilerin içine sürüklendiği tablo bir “ekonomik zorunluluk” değil; sınıfsal bir tercih, bilinçli bir saldırı ve örgütlü bir yağma politikasıdır.
Milyonlarca emekli kira, fatura, pazar ve ilaç giderleri arasında ezilirken; AKP–MHP iktidarı emekliyi görmezden gelmekte, taleplerini bastırmakta, itirazını ise polisle, yargıyla ve baskıyla susturmaya çalışmaktadır.
Emekliye gelince “kaynak yok” diyenler; yandaşa, sermayeye, faizci düzene ve sarayın israfına gelince kaynak bulmakta bir saniye bile zorlanmamaktadır.
Üstelik bu blok yalnızca emekliyi aç bırakmakla kalmamakta; emeklileri küçümseyen, aşağılayan ve hakaret eden bir dil de kullanmaktadır.
Emekliye “gariban” diyerek, “şükredin” diyerek, “müsait zaman” diyerek aslında şunu söylemektedirler: “Sefalete razı olun, susun, itiraz etmeyin!”
Buradan açıkça ilan ediyoruz. Bu ülkenin emeklileri bir sadaka topluluğu değildir. Bu ülkenin emeklileri bu düzenin kölesi değildir. Bu ülkenin emeklileri sarayın kapısında bekleyen kullar değildir.
AKP–MHP bloku, emeklilere yıllarca çalışmanın karşılığını vermediği gibi, bugün de emeklilerin onuruyla alay etmektedir.
Emeklileri “yük” olarak görenler şunu iyi bilsin.Asıl yük, emekliyi aç bırakan bu iktidardır. Asıl yük, halkın alın terini yandaşa peşkeş çeken bu yağma düzenidir. Asıl yük, saray saltanatını emeklinin sofrasından çalan bu harami düzendir.
Emekliyi susturmak için bir de aynı yalanı dolaşıma sokmaktadırlar. “Emekli aylığı yükselirse enflasyon artar." Bu söz, halkı korkutmak için üretilmiş kirli bir propagandadır. Enflasyonu emekli yaratmadı. Enflasyonu rant, soygun, kur oyunları, vergi adaletsizliği, ithalat bağımlılığı ve faiz düzeni yarattı.
Emeklinin cebine giren üç kuruşla enflasyon artıyorsa sarayın israfıyla, yandaş müteahhitlerin milyarlarıyla, kamu ihaleleriyle, faiz rantıyla ve kur korumalı soygunla neden artmadı?
Orada “enflasyon” demeyenler, konu emekliye gelince birdenbire “ekonomist” kesilmektedir. Emekliye yapılan artış lüks tüketim değildir. Emekli zamla et alacaktır, süt alacaktır, ilaç alacaktır, faturasını ödeyecektir.
Bu ülkenin emeklisi zam isteyince “enflasyon” diyerek korkutulmakta; açlık dayatılınca ise kimse utanmamaktadır. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Emekliye insanca yaşam ücreti vermek bir enflasyon meselesi değil, bir adalet meselesidir.
Enflasyon bahanesiyle emekliyi açlığa mahkûm edenlerin derdi ekonomi değil, iktidarlarını korumaktır. Biz buradayız. Ve diyoruz ki Müsait zaman yok emeklinin sabrı bitti. Müsait zaman yok bu sefalet düzeni bitecek.
Bu ülkenin emeklileri susmayacak. Bu ülkenin emeklileri diz çökmeyecek. Bu ülkenin emeklileri kaderine razı olmayacak.
Buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Emeklilerin insanca yaşaması için tüm emeklilere derhal seyyanen 20.000 TL zam yapılmalıdır.
Aylıklarımız açlık sınırının altında tutulamaz; “müsait zaman” masallarıyla oyalanamayız. Emeklilerin sendikal hakları tanınmalı, kapatma tehditleri kaldırılmalıdır.
Emeklilerin sendikal örgütlenme hakkı derhal ve koşulsuz biçimde tanınmalıdır. Sendikamıza yönelik kapatma tehditleri, hukuki baskılar ve yıldırma politikaları son bulmalıdır. Sendikal faaliyetlerimizi engellemeye dönük tüm idari ve yargısal girişimler geri çekilmeli; emeklilerin demokratik ve meşru mücadele hakkı güvence altına alınmalıdır. Emekliler, insanca yaşam ve onurlu bir gelecek mücadelesini sendikal örgütlülükle büyütmeye devam edecektir.
Ve unutulmasın. 31 Mart yerel seçimlerinde iktidarı nasıl gerilettiysek, ilk genel seçimde de bu iktidarı değiştireceğiz. Bu düzen değişecek. Bu ülke nefes alacak. Bizi yok sayanlara söylüyoruz: Bundan sonra her şey biziz.”