Eskişehir'de konuşan Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Başkanı Fatih Güler şu ifadeleri kullandı;

"Türk Dişhekimleri Birliği olarak odalarımız ve meslektaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz faaliyetler, Eskişehir Odamızda da devam ediyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde düzenli olarak sempozyumlar ve mezuniyet sonrası eğitim programları gerçekleştiriyoruz. Bunlar, 3224 sayılı Türk Dişhekimleri Birliği Kanunu'nun bize verdiği görev ve sorumluluklar arasında yer alıyor.

Mezuniyet sonrası eğitimleri düzenlemek, planlamak, meslektaşlarımızın mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmek, bilimsel gelişmeleri takip etmelerini sağlamak, odalarımızın ve birlik yönetimimizin en önemli görevlerinden biridir.

Ancak son yıllarda diş hekimliği fakültelerinden çok sayıda mezun verilmesiyle birlikte mezuniyet sonrası eğitimlerin düzenlenmesi artık çalışmalarımızın rutin bir parçası hâline geldi. Bugün üzerinde asıl durmamız gereken konu ise diş hekimlerinin istihdam sorunudur.

Maalesef yeterli planlama yapılmadan açılan fakülteler ve artırılan kontenjanlar nedeniyle diş hekimliği, Türkiye'de mezunlarının iş bulmakta güçlük çektiği meslek grupları arasına girdi. Bugün diş hekimleri çok ciddi bir istihdam problemiyle karşı karşıya bulunuyor.

Önümüzdeki beş yılda yaklaşık 40 bin diş hekiminin mezun olacağını öngörüyoruz. Yükseköğretim Kurulu son iki yılda diş hekimliği fakültelerinin kontenjanlarını yaklaşık yüzde 30 oranında düşürdü. Kontenjanlar 10 bin seviyelerinden 6 bin 400'lere kadar indirildi. Ancak bu sayı bile gelecekteki istihdam ihtiyacı açısından yeterli bir düzenleme değil. Biz, yıllık kontenjanların 3 bin 500 seviyesini aşmaması gerektiğini düşünüyoruz.

Mevcut sayılarla önümüzdeki beş yılda mesleğimize katılacak yaklaşık 40-45 bin yeni diş hekimi, istihdam sorununu daha da ağırlaştıracak. Üstelik bu yalnızca gelecekte karşılaşacağımız bir problem değil. Son iki üç yıldır zaten ciddi bir istihdam krizi yaşıyoruz.

Gittiğimiz her yerde, bulunduğumuz her ortamda bu sorunu dile getiriyoruz. Az önce oda başkanımız da ifade etti. Türkiye'nin nüfusu artıyor ancak aynı zamanda hızla yaşlanıyor. Nüfus yaşlandıkça sağlık hizmetlerine ve hekimlere duyulan ihtiyaç da artıyor.

Buna rağmen sağlık hizmetlerine yönelik talebin doğru planlanamaması ciddi sorunlara neden oluyor. Sağlık Bakanlığı, ağız ve diş sağlığı hizmetlerini büyük ölçüde kendi bünyesindeki hekim istihdamı üzerinden yürütüyor. Ancak yeterli sayıda atama yapılmaması ve randevu sistemindeki sorunların giderilememesi nedeniyle hem hizmet sunumunda verimsizlik yaşanıyor hem de mevcut insan gücünden yeterince yararlanılamıyor.

Bir tarafta ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlarımız bulunurken diğer tarafta iş bulamayan genç diş hekimleri var. Bu durum, sağlık insan gücü planlamasında ciddi eksiklikler olduğunu gösteriyor.

Diş hekimliğinin sorunlarını yedi sekiz ana başlık altında toplasak ilk sıraya yazacağımız konu kesinlikle istihdam sorunu olacaktır.

Bunun dışında Sağlık Bakanlığının gerçekleştirdiği denetimlerin ardından uygulanan ağır para cezaları da önemli sorunlarımız arasında bulunuyor. Denetim süreçlerinde karşılaşılan uygulamalar ve cezaların orantısızlığı konusunda uzun süredir girişimlerde bulunuyoruz.

Bu cezaların dayandırıldığı yasal düzenlemelerin değiştirilmesi gerektiğini defalarca dile getirdik. Ancak gerekli değişiklikler yapılmadığı için ağır ve orantısız para cezaları uygulanmaya devam ediyor.

Elbette her şey kötü gitmiyor, değerli meslektaşlarım. Sorunlarımızı anlatırken mesleğimizde yaşanan olumlu gelişmeleri de görmemiz gerekiyor.

Yakın zamanda uluslararası bir diş hekimliği kongresine katıldık. Türkiye'den 600'ün üzerinde meslektaşımızın katılım gösterdiği bu organizasyonda poster ve bildiri sunan, bilimsel konuşmalar gerçekleştiren, eğitimler ve kurslar veren çok sayıda hocamız vardı.

Yirmi otuz yıl öncesine baktığımızda Türk diş hekimlerinin dünya diş hekimliği içerisindeki etkinliğinin bugünkü seviyede olmadığını görüyoruz. Artık uluslararası bilimsel organizasyonların hemen her alanında varız. Bu, mesleğimiz açısından son derece olumlu bir gelişmedir.

Bir taraftan bilimsel alandaki bu başarılarla gurur duyarken diğer taraftan istihdam sorunu, ağır para cezaları ve planlama eksiklikleri nedeniyle sürekli Sağlık Bakanlığıyla görüşmeler yapmak ve çözüm yolları aramak zorunda kalıyoruz.

Diş hekimliğinin sorunlarına ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Son iki yılda kamu ağız ve diş sağlığı alanında yeni idari yapılanmalar oluşturuldu. Ağız ve diş sağlığına yönelik birimlerin kurulması ve kontenjanların iki yıl üst üste düşürülmesi, yürüttüğümüz çalışmalar açısından önemli gelişmeler arasında bulunuyor.

Bir diğer önemli konumuz ise diş hekimliğinde uzmanlık ve doktora meselesidir. Klinik branşlarda doktora programlarının kapatılması gerektiğini düşünüyorum. Bir bilim alanında doktora yapılmasının sınırlandırılmasını savunmak, bilimsel gelişime önem veren insanlar olarak bizi de üzüyor. Ancak uzmanlık eğitimiyle ilgili düzenlemelerden sonra ortaya çıkan tabloyu değerlendirdiğimizde başka bir çözüm yolu göremiyoruz.

Bu konuda sayısal çalışmalar yaptık. Bir planlama kurulumuz bulunuyor ve hazırladığımız verileri kamuoyuyla paylaşacağız. Türkiye'deki akademisyenlerimizle birlikte yaklaşık 60 bin diş hekimimiz bulunuyor. Bunların yaklaşık 15 bini kamuda görev yaptığı için odalarımıza üye değil.

Yaklaşık 60 bin diş hekimi içerisinde akademik kadrolar da dâhil olmak üzere uzman sayısı 14 bine ulaşmış durumda. Bunun yanında yaklaşık 4 bin 300 doktora yapmış meslektaşımız bulunuyor.

Uzmanlık ve doktora eğitimlerini birlikte değerlendirdiğimizde mesleğimizin giderek uzmanlık alanları üzerinden şekillendiğini görüyoruz. Bu eğilim devam ederse diş hekimliği kısa süre içerisinde ağırlıklı olarak uzmanlık mesleğine dönüşebilir.

Böyle bir durumda genel diş hekimliği eğitimi almış meslektaşlarımızın mesleki yetkilerinin ve çalışma alanlarının nasıl değerlendirileceği önemli bir sorun hâline gelecektir.

Bu salondaki bütün meslektaşlarımdan özellikle rica ediyorum. Her yerde kullanılan "pratisyen diş hekimi" kavramını kesinlikle kabul etmeyin.

Biz diş hekimliği fakültesinden mezun olan, eğitimimiz boyunca ağız ve diş sağlığının bütün alanlarında bilgi ve beceri kazanan hekimleriz. Dünya genelinde diş hekimliğinin sağlık sistemi içerisindeki konumu güçlenirken kendi mesleğimizi uzman diş hekimi ve pratisyen diş hekimi şeklinde ayrıştırmamız doğru değildir.

Eğer her restoratif işlemi restoratif diş tedavisi uzmanına, her protez işlemini protetik diş tedavisi uzmanına, her periodontal tedaviyi periodontoloji uzmanına yönlendireceksek genel diş hekimliği eğitimi alan meslektaşlarımızın hangi işlemleri gerçekleştireceği sorusuna da cevap vermemiz gerekir.

Bu, mesleğimiz içerisinde uzun süredir tartışılan ve giderek daha fazla önem kazanan bir konudur. Önümüzdeki yıllarda özellikle genç meslektaşlarımız bu sorunla daha fazla karşılaşacak. Bu nedenle şimdiden üzerinde durmamız gerekiyor.

1219 sayılı kanunun 29. maddesi diş hekimlerinin görev ve yetkilerini düzenlemektedir. Meslektaşlarımızın bu düzenlemeden kaynaklanan yetkilerini bilmeleri ve korumaları son derece önemlidir.

Elbette bu yetkilerin kullanılması mesleki bilgi, beceri ve sorumluluk gerektirir. Malpraktise yol açılmaması esastır. Mesleki bilgi eksikliği nedeniyle bir uygulama hatası ortaya çıktığında bunun hukuki ve mesleki sorumluluğunun da üstlenilmesi gerekir.

Bugünkü konuşmam biraz ders anlatır gibi oldu. Normalde konuşmalarımda esprilere de yer vermeye çalışırım. Ancak istihdam sorunu hepimizi o kadar yakından ilgilendiriyor ki bu konuya değinmeden geçmek mümkün değil.

Genç meslektaşlarımız haklı olarak bize tepkilerini dile getiriyor. "Sizin tuzunuz kuru, siz iş bulmakta zorlanmıyorsunuz. Bizim yaşadığımız sorunları yeterince görmüyorsunuz. Bakanlığın önünde eylem yapın, sesimizi duyurun" diyorlar.

Bu eleştirileri anlıyoruz. Ancak her çalışma kamuoyunun önünde gerçekleşmiyor. Bazen birkaç telefon görüşmesiyle başlayan süreçler, farklı bakanlıklarda yapılan toplantılarla devam ediyor. Yeni kadroların açılması için ciddi görüşmeler yürütülüyor, siyasi temsilcilerle temas kuruluyor.

Ne yazık ki istihdam krizini anlatmakta hâlâ eksik kaldığımız noktalar var. Görüştüğümüz birçok siyasi temsilcinin diş hekimliğinde yaşanan istihdam sorununun boyutlarından haberdar olmadığını görüyoruz.

Gerçekten işsiz diş hekimleri olduğunu, meslektaşlarımızın iş bulmakta ciddi güçlük çektiğini anlattığımızda şaşıranlarla karşılaşıyoruz. Bazen de her meslek kuruluşunun kendi alanıyla ilgili taleplerde bulunduğunu düşünerek bizim açıklamalarımızı sıradan bir mesleki şikâyet olarak değerlendiriyorlar.

Oysa ortada çok ciddi bir sorun bulunuyor. Bu nedenle istihdam krizinin boyutlarını anlatmak ve çözüm önerilerimizi ilgili kurumlara ulaştırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Türk Dişhekimleri Birliği Merkez Yönetim Kurulu olarak odalarımızla sürekli iletişim hâlindeyiz. Mesleğimizin sorunlarının çözümü için yoğun çaba gösteriyoruz.

Bugün burada, mezuniyet sonrası eğitimin devamlılığı açısından düzenlenmiş bir toplantıda sizlerle bir araya gelmekten son derece memnunum. Eskişehir Odamızın birlik desteğiyle gerçekleştirdiği bu tür organizasyonları önemsiyoruz. Ankara'dan, İstanbul'dan ve farklı bölgelerden meslektaşlarımızın katılım göstermesi de bu toplantıların değerini artırıyor.

Eskişehir'de düzenlenen sempozyumlara artık sık sık katılıyorum. Bunun yanında Türkiye'nin birçok iline gitmeye, odalarımızın düzenlediği bilimsel ve mesleki etkinliklerde bulunmaya çalışıyorum.

Özellikle üye sayısı 300'ün altında olan odalarımızda eğitim ve bilimsel etkinliklerin gerçekleştirilmesine büyük önem veriyoruz. Akademimiz Türkiye'nin farklı bölgelerinde çalışmalar yürütüyor. Biz de imkânlarımız ölçüsünde bu organizasyonlara katılıyoruz.

Kütahya'ya da gittik. Oradaki meslektaşlarımızla bir araya geldik. Kütahya'da oda yapılanmasının oluşturulmasına yönelik çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. İnşallah Kütahya Odamızı da kuracağız.

Son olarak özellikle salondaki genç meslektaşlarıma seslenmek istiyorum. Sosyal medyada beni etiketliyorsunuz, X üzerinden mesajlar yazıyorsunuz. "Neden konuşmuyorsunuz, neden sesimizi duyurmuyorsunuz?" diye soruyorsunuz.

Lütfen yalnızca sosyal medya üzerinden değil, yüz yüze de bizimle iletişim kurun. Bir araya geldiğimiz her ortamda sorunlarınızı doğrudan anlatın. Bizimle konuşmaktan çekinmeyin.

Meslektaşlarımızdan dinlediğimiz sorunları, talepleri ve çözüm önerilerini Türkiye'nin her yerinden topluyor, ilgili kurumlara taşıyoruz. Genç diş hekimlerinin yaşadığı istihdam sorununu ve mesleğimizin geleceğine ilişkin kaygılarını gündemde tutmaya devam ediyoruz."