Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası adına konuşan .... şu ifadeleri kullandı;
"23 Nisan’ı yeniden gerçek anlamıyla bir bayram haline getirene dek mücadelemiz sürecek.
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla egemenlik saraydan alınarak koşulsuz şartsız millete devredildi. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, cumhuriyetin temelini oluşturan bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesi tesadüf değildir. Başöğretmen, “Ey yükselen nesil. İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.” sözleriyle bu ülkenin ve cumhuriyetin asıl sahiplerinin çocuklar olduğunu tüm dünyaya ilan etti.
Ancak bugün ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlanırken, cumhuriyetin asıl sahipleri olan çocukların yaşam, sağlık, eğitim, barınma ve beslenme gibi en temel hakları sistematik şekilde ihlal ediliyor. Gerçek bir egemenlikten söz edebilmenin en temel koşulu, her çocuğun özgür doğduğu, kamusal haklara erişebildiği ve güvenle büyüyebildiği bir ülkenin inşa edilmesidir.
Ülkenin kurucusu tarafından kendilerine armağan edilen bir günde milyonlarca çocuk, derinleşen ekonomik kriz, yoksulluk ve laik, bilimsel niteliği aşındırılan eğitim sistemiyle karşı karşıya. Ailelerin beslenme çantası maliyeti altında ezildiği, okullarda açlıktan bayılan çocukların olduğu bir ülkede “en az bir öğün ücretsiz yemek” talebinin görmezden gelinmesi kabul edilemez.
Çocukların en temel ihtiyaçlarını dahi maliyet kalemi olarak gören bu anlayış, aydınlanma yuvası olan okulları sermayenin arka bahçesine dönüştürmeye çalışıyor.
Eğitim sistemi kamusal bir hak olmaktan çıkarıldı. MESEM gibi uygulamalar aracılığıyla sermayeye ucuz ve güvencesiz iş gücü sağlayan bir yapıya dönüştürüldü. Yüz binlerce çocuk örgün eğitimden koparılıyor, “mesleki eğitim ve staj” adı altında çocuk işçiliği meşrulaştırılıyor. 2025 yılında yalnızca MESEM’e kayıtlı en az 85 çocuk iş kazalarında yaşamını yitirdi. Çocuk yoksulluğu kuşaktan kuşağa aktarılıyor.
Bedenleri sömürülen çocukların zihinleri de dogmalarla kuşatılmak isteniyor. Eleştirel düşünceden uzak, biat eden nesiller yetiştirme hedefi doğrultusunda ideolojik araçlara dönüştürülen çeşitli yapılar, farklı protokollerle okullara dahil ediliyor. Eğitimin laik ve bilimsel niteliği aşındırılırken çocuklar pedagojik ilkelerden uzak müfredatlarla geleceksizliğe itiliyor.
Ortaya çıkan tablo yapısal bir şiddet sarmalıdır. Güvencesizlik, geleceksizlik, yoksulluk ve öğretmenin değersizleştirilmesi birleşerek çocukları fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan bu şiddetin en savunmasız hedefi haline getiriyor.
Laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelesi yalnızca bugünü değil, 23 Nisan’ın gerçek ruhunu koruyarak çocukların geleceğini aydınlatma mücadelesidir.
Aydınlık yarınların teminatı olan çocuklar başta olmak üzere tüm halkın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlanır. Bu gün çocuklar için gerçek anlamıyla bir bayram haline gelene dek laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelesi kararlılıkla sürdürülecektir."





