Türkiye Sağlık-İş Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak şu ifadeleri kullandı;
"Sağlık sistemimizin vatandaşa en yakın noktalarından biri olan Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan emekçilerin çalışma koşullarını kamuoyuyla paylaşmak için bir araya geldik. Aile Sağlığı Merkezleri her gün binlerce vatandaşımıza hizmet veriyor. İnsanlarımız ASM’lere geliyor, sağlık hizmetini alıyor ve günlük hayatına devam ediyor.
Ancak bu hizmetin arkasında çalışan insanların hangi şartlarda görev yaptığı, ne kadar ücret aldığı, fazla mesaisinin karşılığını alıp almadığı, iş güvencesinin bulunup bulunmadığı ve işyerinde kendisini ne kadar güvende hissettiği yeterince konuşulmuyor.
Türkiye Sağlık-İş Sendikası Eskişehir İl Başkanlığı olarak biz sahaya çıktık ve çalışanları doğrudan dinledik.
Gerçekleştirdiğimiz “ASM Çalışanları Saha Araştırması – Eskişehir 2026” kapsamında çalışanlara ücretlerinden fazla mesailerine, sosyal haklarından görev tanımlarına, iş güvencelerinden işyeri güvenliğine kadar çalışma hayatının temel sorunlarını sorduk.
Ortaya çıkan tablo üzerinde ciddi biçimde durulması gereken bir tablo.
Araştırmaya katılan ASM çalışanlarının yüzde 65’i 25-30 bin TL aralığında net ücret aldığını belirtiyor.
Yüzde 85’i yaptığı fazla mesainin karşılığını alamadığını söylüyor.
Yüzde 85’i iş güvencesi konusunda kendisini güvende hissetmiyor.
Yüzde 75’inin yazılı görev tanımı bulunmuyor.
Yüzde 70’i görev tanımının dışında çalıştırıldığını ifade ediyor.
Ve çalışanların yüzde 90’ı herhangi bir sosyal hakkının bulunmadığını belirtiyor.
Burada önemli bir noktanın özellikle altını çizmek istiyorum.
Bu rakamlar Türkiye’deki bütün ASM çalışanlarını kapsayan genel istatistikler değildir. Bunlar bizim Eskişehir’de gerçekleştirdiğimiz saha araştırmasına katılan çalışanların verdiği cevapların oranlarıdır.
Ancak çalışanların verdiği bu cevaplar, sahadaki çalışma koşullarını görmemiz açısından son derece önemlidir.
Değerli arkadaşlar,
Bir işyerinde çalışanın yazılı görev tanımı yoksa, bir süre sonra görevlerin sınırları da ortadan kalkar.
“Bunu da sen yap.”
“Bugün şu işe de sen bak.”
“Personel eksik, burayı da sen hallet.”
Böyle bir çalışma düzeni kabul edilemez.
ASM çalışanı “her işi yapan personel” değildir.
Her çalışan görevini, yetkisini ve sorumluluğunu açık biçimde bilmelidir. Görev tanımları yazılı olmalı ve çalışanlar görevlerinin dışında sürekli başka işlere yönlendirilmemelidir.
Çalışanın emeğinin sınırı belli olmalıdır.
Bir diğer önemli başlığımız fazla mesai.
Sağlık hizmetinin sürekliliğinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak sağlık hizmetinin sürekliliği, çalışanın emeğinin karşılıksız bırakılması anlamına gelemez.
Bir çalışan mesai saatinin dışında çalışıyorsa bunun karşılığını almalıdır.
Araştırmamıza katılan çalışanların yüzde 85’inin fazla mesai karşılığını alamadığını söylemesi görmezden gelinebilecek bir oran değildir.
Buradan açık biçimde söylüyoruz:
Fazla çalışma varsa karşılığı da olacak.
Emek karşılıksız bırakılamaz.
Burada sistemin başka bir yönünü de konuşmamız gerekiyor.
Bugünkü ASM modelinde aile hekimi yalnızca sağlık hizmetinin yürütülmesiyle ilgilenmiyor. Merkezin kira, elektrik, su, temizlik, sekretarya, bilgi işlem ve personel giderleri gibi birçok işletme başlığı da sistemin içerisinde yer alıyor.
Dolayısıyla hekim bir taraftan sağlık hizmetini yürütürken diğer taraftan işletmeyle ilgili sorumluluklarla karşı karşıya kalıyor.
Biz meseleyi hekim ile işçiyi karşı karşıya getiren bir noktadan değerlendirmiyoruz.
Tam tersine, sistemin kendisine bakıyoruz.
Hekim sağlık hizmetini verecek, çalışan emeğini ortaya koyacak. Ancak sistemin oluşturduğu işletme baskısı aşağıya doğru aktarılıp çalışanın üzerine yüklenmemelidir.
Bir başka önemli mesele ekonomik ve sosyal haklardır.
Araştırmaya katılan çalışanların yüzde 90’ı sosyal haklarının bulunmadığını ifade ediyor.
Yemek, ulaşım, sosyal yardım, prim ve benzeri haklar çalışma hayatının önemli parçalarıdır.
Bugünün ekonomik koşullarında 25-30 bin TL aralığında ücret aldığını belirten bir çalışanın yaşam koşullarını görmezden gelemeyiz.
ASM’lerde verilen sağlık hizmetini konuşuyorsak, o hizmetin devam etmesini sağlayan insanların ekonomik ve sosyal koşullarını da konuşmak zorundayız.
Araştırmamızın dikkat çeken başlıklarından biri de güvenlik oldu.
Araştırmaya katılan çalışanların yüzde 75’i ASM binalarında güvenlik personeli bulunmasını istiyor.
Bir çalışan kendi işyerinde güvenlik talep ediyorsa bu talebin nedenleri dikkate alınmalıdır.
Güvenlik, bir olay yaşandıktan sonra hatırlanacak bir konu değildir. Güvenli çalışma ortamı daha en başından sağlanmalıdır.
ASM çalışanlarının kendilerini görev yaptıkları yerde güvende hissetmeleri gerekir.
Çalışanlara ne istediklerini de sorduk.
Cevaplar oldukça açık.
Araştırmaya katılanların yüzde 95’i Sağlık Bakanlığı bünyesinde kadro veya çalışan statüsüne geçiş istiyor.
Yüzde 90’ı yemek, ulaşım ve diğer sosyal hakların sağlanmasını talep ediyor.
Yüzde 88’i açık ve yazılı görev tanımı istiyor.
Yüzde 85’i iş güvencesi ve kıdem haklarının güvence altına alınmasını istiyor.
Yüzde 75’i ASM binalarında güvenlik personeli bulunmasını talep ediyor.
Bunlar çalışanların kendi ifadeleriyle ortaya koyduğu taleplerdir.
Değerli basın mensupları,
ASM sadece bir muayene odasından ibaret değildir.
Sabah o merkezin kapısının açılmasından temizliğine, düzeninden kayıt işlemlerine, günlük işleyişinden teknik ihtiyaçlarına kadar görünmeyen büyük bir emek vardır.
O emeğin sahipleri de sağlık hizmetinin bir parçasıdır.
Görünmeyen olmak, değersiz olmak değildir.
Bizim meselemiz kişilerle kavga etmek değildir. Bizim meselemiz emeğin hakkıdır.
Düşük ücret varsa bunu konuşacağız.
Fazla mesai yapılıyor ve karşılığı ödenmiyorsa bunu konuşacağız.
Görev tanımı yoksa bunu konuşacağız.
İş güvencesi konusunda çalışan kaygı duyuyorsa bunu konuşacağız.
Çalışan kendi işyerinde kendisini güvende hissetmiyorsa bunu da konuşacağız.
Çünkü ASM çalışanı sağlık sisteminin kenarında duran bir personel değildir.
ASM çalışanı sağlık hizmetinin emekçisidir.
Bugüne kadar Aile Sağlığı Merkezlerini konuşurken hastayı konuştuk, hekimi konuştuk, sistemi konuştuk.
Artık ASM’lerin görünmeyen işçilerini de konuşmanın zamanı geldi.
Türkiye Sağlık-İş Sendikası Eskişehir İl Başkanlığı olarak Eskişehir’de sahaya çıktık. Çalışanları dinledik. Sorunlarını ve taleplerini sorduk. Aldığımız cevapları rakamlarıyla birlikte kamuoyunun önüne koyuyoruz.
Bundan sonraki süreçte de ASM çalışanlarının ücret, sosyal hak, görev tanımı, fazla mesai, iş güvencesi ve güvenli çalışma ortamı konularındaki taleplerinin takipçisi olacağız.
Sağlık hizmeti, emeği görünmeyen insanların omuzlarında yükselmemelidir.
ASM çalışanının emeği görünür olacak.
Yaptığı işin karşılığını alacak.
Hakları güvence altında olacak.
Görev tanımı belli olacak.
Çalıştığı yerde kendisini güvende hissedecek.
Çünkü sağlık hizmetini güçlendirmenin yollarından biri, o hizmet için emek veren insanların çalışma koşullarını güçlendirmektir."





