CHP Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız şu ifadeleri kullandı;
Aralık ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte memur, SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin ücretlerine yapılacak zam oranları da belli oldu ve %12,19 artışla en düşük emekli maaşı 18 bin 938 lira olarak belirlendi. Asgari yaşam koşullarını sağlamaktan çok uzak olan bu ücret, hem emeklileri hem de onların içinde bulunduğu zor durumu içine sindiremeyen herkesi derinden üzmüş; çaresizlik içinde olan emeklilerimizi yaşamak için çok daha zorlu bir süreçle baş başa bırakmıştır.
Yerel seçimlerin üzerinden yaklaşık 2 yıl, genel seçimlerin üzerinden ise 2,5 yıldan fazla zaman geçmesine ve emeklinin geçim sıkıntısı her seçim döneminin konusu olmasına rağmen, çektiği sıkıntıların çözüleceği yönünde verilen vaatler yerine getirilmemiştir.
Yerel seçim sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve halen ilimizin milletvekili olan Sayın Nebi Hatipoğlu’nun emeklilerle ilgili dikkat çekici tespitleri, değerlendirmeleri ve hükümet adına verdiği sözler hâlâ akıllardadır.
Sayın Vekil, o dönem içerisinde belki sahada gezdiği ya da milletin sesini duyabildiği için emeklilerin sıkıntılarını ciddi anlamda anlamış; emeklinin neden bu süreci yaşadığını anlatmış ve çözüm anlamında vaatlerde bulunmuştur.
Katıldığı bir ulusal televizyon kanalının programında; emeklilerin yaşadığı sıkıntıları bildiğini ve kabul ettiğini, önceki yıllarda asgari ücretin üzerinde, günümüzde ise asgari ücretin altında maaş aldıklarını, bu durumu anladığını, anlamamanın büyük bir hata olduğunu, emeklilerin anlattıklarının doğru olduğunu ve verilere dayandığını söylemiştir.
Asgari ücretin üzerinde verilen maaşların ve emeklinin refahının yine kendi hükümetleri döneminde sağlandığını; emeklileri en az asgari ücret seviyesine getirebilmek için gece gündüz kabinenin ve Cumhurbaşkanı’nın çalıştığını, bir kaynak arayışı olduğunu ve en kısa zamanda maaşların asgari ücret seviyesine geleceğine inandığını belirtmiş; emeklilerden sıkışık dönemde biraz daha sabretmelerini rica ederek “Böyle bir sorun var, bu sorunun üzerindeyiz ve hızlıca çözeceğiz.” diyerek sözlerini bitirmiştir.
Eskişehir’de yaşayan 250 bin ve ülkemizdeki 17 milyon emekli adına birkaç soru sormak istiyorum:
2 sene önce emeklinin yaşadığı geçim derdinin farkında olanlar, 2 yıl sonunda bu sorunun çözülmesi için ne yapmışlardır?
Aranan kaynak hâlâ bulunamamış mıdır?
Emekliler daha ne kadar sabredecektir?
Bu sıkışık dönemin sonu ne zaman gelecektir?
Ülkeye hizmet etmiş ve sadece haklarını isteyen emeklilerimiz ne zaman hak ettikleri insani yaşama kavuşacaklardır?
Aslında emeklilerle ilgili tablonun, AKP iktidarı döneminde anlatıldığı gibi olmadığını; 23 yılda hiçbir zaman refah seviyelerinin yükselmediğini ve gelirlerinin artmak yerine her yıl azaldığını görmekteyiz.
Az önce anlattığım programda Sayın Hatipoğlu, pandeminin ve depremin etkilerinin enflasyonu tetiklediği için bazı kesimlerde zafiyet oluşturduğundan da bahsetmiş; bu iki olumsuz durumun faturasının kısaca emeklilere ve ücretlilere yıkıldığını söylemekten çekinmemiştir.
Ancak emekli maaşlarının 2002 ve 2025 yılları arasındaki değişimine baktığımızda, maaşlarda meydana gelen azalışın pandemi ya da depremle herhangi bir ilgisinin olmadığını; bunun hükümet tarafından yıllarca sürdürülen sistemli ve bilinçli bir yoksullaştırma politikası olduğunu görmekteyiz.
2003 yılında en düşük emekli maaşı asgari ücretten 1,5 kat fazla iken bu fark yıllar içinde eritilmiş; 2008 yılında oran 1,10’a düşmüş; ilk defa 2016 yılında asgari ücret ile en düşük emekli maaşı eşitlenmiş ve 2020 yılından sonra makas tersine açılmaya başlamış; emekli maaşı asgari ücretin çok ciddi şekilde altında bırakılmıştır. Bugün gelinen noktada en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde yetmişine denk hâle getirilmiştir.
Hükümet, her ihtiyacını öteleyerek hayatta kalma mücadelesi veren emeklilere sırtını dönmüş; hak ettikleri maaşları ödemek yerine eli çok sıkı davranarak emeklinin sesini duymamazlıktan gelmiştir.
Yaşadıkları bu yokluk ve yoksulluğun akla, mantığa ve vicdana sığan bir izahı bulunmamaktadır. Emekliler, sabit gelire sahip olmaları nedeniyle ekonomik dalgalanmalardan, yüksek enflasyondan ve artan yaşam maliyetlerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Ülkemizde yaşam koşullarının güçleşmesi özellikle emekliler için ciddi sorunlar yaratmaktadır. Kira bedellerinin ortalama emekli aylıklarının üzerinde olması ve gelirlerinin önemli bir kısmını kiraya ayırmak zorunda kalmaları nedeniyle, en temel harcamaları olan beslenme için dahi yeterli gelir ayıramamaktadırlar.
Asgari ücretliler açısından da durum farklı değildir. Asgari ücret, 2026 yılında ilk defa daha açıklandığı anda açlık sınırının altında kalmıştır. TÜRK-İŞ’in raporuna göre Aralık ayı itibarıyla açlık sınırı 30.143 liradır. Asgari ücretli, daha ilk zamlı maaşında 2 bin liralık açıkla yeni yılda hayat mücadelesi vermektedir.
Asgari ücretle geçinmeye çalışan emekçiler ve aileleri, her yönüyle çöken bu sistemde açlık ve yoksullukla mücadele etmektedir.
Bu sorunlar herkesin bildiği ve iliklerine kadar hissettiği sorunlardır. Ülke olarak algıyla yönetilmeye çalışılan bir sürecin içerisindeyiz. Ücretlerin ve maaşların dolar bazında arttığına dair bir algı yaratılmaktadır. Dolar bazında gelir artmış gibi görünse de giderler bunun katbekat üzerinde artmış; alım gücü ciddi şekilde azalmıştır.
Sadece son 5 yılda bazı ürünlerdeki fiyat artışlarına baktığımızda; dana etinin %1200, kuzu etinin %1170, kiranın %1150, kreş ve eğitimin %1120, ulaşımın %1100, meyvenin %1050, ekmeğin %1000, balığın %905, yumurtanın ise %900 oranında arttığını görmekteyiz.
Bu fiyat artışlarına rağmen asgari ücretin yalnızca %780 arttığı ortadadır. Dolar bazında arttığı söylenen ücretler, enflasyon karşısında eriyip gitmiştir.
Ülkemizde enflasyon, TÜİK’in açıkladığından çok daha yüksektir. Eğer bu sorunlara gerçekten çözüm aranıyorsa, her şeyden önce gerçek enflasyon rakamlarını kabul etmek ve bununla yüzleşmek gerekir.
TÜİK bir kamu kurumudur ve millete gerçekleri açıklamakla mükelleftir. Sayın Cumhurbaşkanı’nı ve ilgili bakanları mutlu etmek uğruna emekçilerin ve emeklilerin sofrasından, cebinden çalmaktan vazgeçmeli; şeffaf olmalı, sorunu açıkça ortaya koymalı, rakamlarla oynayarak örtbas etmemeli ve çözüm üretme sorumluluğunu iktidara bırakmalıdır.
Nasıl bir sepet oluşturulduğu belirsizken; gıda, kira, sağlık ve giyim enflasyonu rekorlar kırıyor, OECD ülkelerinden 15–20 kat daha yüksek seviyelere çıkıyorken açıklanan enflasyon rakamları herkes için şaşırtıcı olmakta ve gerçek hayattan ne kadar kopuk olduğunu kanıtlamaktadır.
TÜİK, mahkemede dahi açıklamadığı enflasyon sepetinin içeriğini kamuoyuna açıklamalı ve bu sepeti acilen gerçek yaşam koşullarına uygun hâle getirmelidir. Her şeyin sahibi olan milleti çaresizlikle baş başa bırakmamalıdır. TÜİK’in enflasyon sepetinin içeriğini ya da bu içeriği oluşturan verilerin ağırlıklarını değiştireceği yönündeki iddialar ekonomistler tarafından dile getirilmektedir. Böyle bir değişim, yoksulluğun daha da derinleşmesine katkı sağlayacaktır.
Milletimizi bu çıkmaza yanlış ekonomi politikaları sürüklemiştir. Bizi bu duruma getirenler, açıklanan rakamlarla ülkeyi güllük gülistanlık göstermeye çalışmaktan vazgeçmeli; uyuyup altı ay sonra uyanmak isteyen bir bakandan miras kalan derin uykunun etkisindeki ekonomi yönetimini de uyandırmalıdır. Gerçekleri sadece milletin yüzüne değil, kendi yüzlerine de vurmak gerekmektedir.
İktidarın 23 yıldır yoksulluk ve yoklukla yaşamaya alıştırdığı; canlarını sıka sıka artık dayanma gücünü tükettiği ve “Geçen yıl böyle yaşadın, bu yıl daha da azıyla yaşarsın.” anlayışıyla açlık ve yoksulluk sınırının altında bıraktığı yüce milletimizi bir an önce hak ettiği refaha ve yaşam kalitesine kavuşturması şarttır. Milletin refahı; saraylardan, uçaklardan çok daha büyük bir itibardır.
Odunpazarı’nda yaşayan vatandaşlarımızın %51’inin sinemaya hiç gitmediği, %61’inin eğlenceye zaman ayıramadığı bir dönemde; geride bıraktığımız yılın son haftasında gerçekleştirdiğiniz Yeni Yıl Pazarı son derece coşkulu ve muhteşem bir atmosferde gerçekleşmiştir.
Hem hemşehrilerimizin hem de şehir dışından gelen misafirlerin katılımıyla yoğun bir ilgi görmüş, geleceğe dair umutlarımızı yeşertmiştir. Bu nedenle organizasyonda emeği geçen; başta değerli başkanımız sizlere, başkan yardımcımız Emre Genç’e, ilgili birim müdürlerimize ve sahada temizlikten güvenliğe kadar her şeyin kusursuz olması için emek veren tüm çalışanlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum.



