Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu şu ifadeleri kullandı:
“Anahtar Parti iktidarının ilk 100 gününde ekonomide güveni ve kuralları yeniden tesis edeceğiz.
Biz Türkiye’nin ekonomik meselelerini biliyoruz. Milletimizin yaşadığı geçim sıkıntısını da biliyoruz, üreticimizin, sanayicimizin, yatırımcımızın önündeki engelleri de biliyoruz.
Türkiye’nin kaynak meselesinden önce bir güven meselesi vardır. Kuralların kişilere göre değiştiği, kurumların itibar kaybettiği, yarının öngörülemediği bir ekonomik düzende ne yatırım olur ne üretim ne de refah.
Biz ilk 100 günde bu düzeni değiştirecek adımları atacağız.
Merkez Bankası, BDDK, SPK ve TÜİK’in kurumsal bağımsızlığını güçlendireceğiz. Bu kurumları siyasi müdahalelerin değil, liyakatin, bilimin ve ekonomik gerçeklerin yönettiği kurumlar hâline getireceğiz.
Milletimiz açıklanan enflasyon rakamına güvenecek. Yatırımcı önünü görebilecek. Üretici hesabını yapabilecek. Devletin açıkladığı verilerle milletin yaşadığı gerçekler arasındaki güven mesafesini ortadan kaldıracağız.
Merkez Bankasının itibarı, milletimizin parasının itibarıdır. Para politikasını öngörülebilir, rezerv yönetimini şeffaf, kurumları hesap verebilir hâle getireceğiz.
Türkiye’ye yatırım getireceğiz. Ancak sadece para getiren değil, bu memlekete değer katan yatırımları önceleyeceğiz.
Fabrika kuran, teknoloji geliştiren, Ar-Ge yapan, dijitalleşmeye ve yeşil dönüşüme yatırım yapan, ihracatımızı ve üretim kapasitemizi artıran sermayeyi destekleyeceğiz.
Bizim ekonomi anlayışımızda esas olan, paradan para kazanılan bir düzen değil; üreterek, çalışarak, alın teriyle zenginleşen bir Türkiye’dir.
Ekonomide kuracağımız düzenin istikameti bellidir:
Güven → Yatırım → Üretim → Verimlilik → İhracat → Gelir → Refah
Biz ilk 100 günde bütün ekonomik meseleleri çözeceğimizi söylemiyoruz. Milletimize olmayacak vaatlerde bulunmuyoruz.
Ama ilk 100 günde ekonominin doğru işlemesini sağlayacak kuralları yeniden kuracağımızı, kurumların itibarını yeniden tesis edeceğimizi, Türkiye’yi güvenilir ve öngörülebilir bir ekonomik yönetime kavuşturacağımızı söylüyoruz.
Devletin gücü her işe müdahale etmesinde değil, koyduğu kuralları herkese eşit uygulayabilmesindedir.
Bizim devlet anlayışımızda güçlü olan kişiler değil, kurumlardır. Üstün olan şahısların iradesi değil, hukuktur. Esas olan iktidarın menfaati değil, milletin refahıdır.
Anahtar Parti iktidarında Türkiye ekonomisinin anahtarı yeniden güven, liyakat ve üretim olacaktır."




