GÜNDEM

Yavuz Ağıralioğlu uyardı; "Bu durum toplumsal bir alarm durumudur"

Yavuz Ağıralioğlu, Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın öldürülmesi sonrası cezalardan eğitime kadar birçok alanda “toplumun alarm verdiğini” söyledi.

Abone Ol

İstanbul Güngören'de, 14 Ocak 2026 tarihinde yaşanan ve tüm Türkiye'yi yasa boğan olayda, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın 'yan bakma' tartışması sonucu 15 yaşındaki E.Ç. tarafından bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgili konuşan Yavuz Ağıralioğlu, mesajında şu ifadeleri kullandı:

"Bu durum toplumsal vicdanı çok kanatan bir durumdur. Çocukların böyle zamanlarda cinayetlere, kavgalara, suça sürüklenmeye ve madde bağımlılığına konu olmadan yaşayabilecekleri bir ülke hayali kuruyoruz. Ancak çocuklarımızı gün aşırı sokaklarda, uyuşturucu ve bahis tezgahlarında ya da intiharlarda kaybediyoruz. Akıbetimiz kaderimizmiş gibi tüm bunları sadece seyretmek, Türk siyasetinin uzunca bir zamandır mevzu ettiği ancak bir türlü çözüm bulamadığı bir sorun alanı haline geldi.

Cezalar caydırıcı değildir. Eğitim sisteminden sosyal mecraya, televizyondaki dizilerden toplumsal değerlerin aşınmasına kadar tüm bu alanları yeniden tahkim etmek zorundayız. Bir toplum her şekilde alarm verir durumdadır. Annesini ve babasını öldüren çocuklar, madde bağımlılığının pençesinde halüsinasyon görüp ebeveynlerini katledenler bulunmaktadır. Cezasızlık duygusunun beraberinde getirdiği kriminal hale gelmiş yapılar, eleman devşirme imkanı bulmaktadır.

Adeta suçun kariyer planlaması yapılmaktadır. 3-5 sene içeride yatıp çıktıktan sonra hayatına bu kriminal alanda devam edenler, dizilerdeki şiddet olaylarının baskınlığına bağlı olarak yükselen bir toplumsal savrulma içerisindedir. Değerlerimizde aşınma vardır. Okullarda öğretmenlerin, asayişte emniyetin, suçların niteliğinde ise mahkemelerin fark ettiği bir gerçek vardır: Toplum alarm veriyor.

Cezasızlık duygusunun telafi edilmesi lazımdır. Yapanın yanına kâr kaldığı, çekenin çektiğiyle kaldığı bir duygu artık toplumsal ritüel haline gelmiştir. Son süreçte birtakım aflara konu olunmasıyla cezaevleri boşaltılmıştır. Hemen medyaya düşen cinayetlere baktığınızda; yeni tahliye olup eşini, yengesini, eniştesini veya ablasını öldürenleri görüyorsunuz. Bu durum, toplumsal bir alarm durumudur.

Bu mesele, komple bir seferberlik gerektiren bir iştir. Bu soruna bakan göz; cezaya, eğitime, dizilere ve sokaklardaki uyuşturucu aracılığına da bakacaktır. Şiddete bulaşıp cezasızlık duygusundan korkmayana da müdahale edilmelidir. Bu işin komple ele alınması lazımdır. Devlet, devlet olabilmeli ve bu mevzuya odaklanmalıdır. Sosyal mecradaki durumlara da bakılmalıdır. Ahmet Minguze davasını çok takip ettik. Aileler, tehdit edildiklerini feryat figan meydanlarda bağırmak zorunda kalıyorlar. Tehdit mekanizması avukatlara ve ailelere kadar uzanmaktadır.

Devletin bu işlere irade koyup müeyyide uygulamaya karar verdiği andan itibaren büyük bir bölümü denetim altına alınacaktır. Kültür Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sosyal Politikalar Başkanlıklarının tamamı referans alanlarını kuvvetlendirmelidir. 2007 ve 2008 yıllarından itibaren okullardaki savrulmayı her öğretmen dile getirmektedir. Eşim de bir öğretmendir ve 2008-2009 yıllarında çocukların eski çocuklar olmadığını, laftan anlamadıklarını ve galiz laflar ettiklerini söylemiştir. Öğretmenlerin elini kolunu bağlayan bu model, bir şikayet mekanizması oluşturmuştur.

Çocuklar ders geçmek, öğretmenin nüfuzuna ve terbiyesine kapalı bir alanda özgürleştiklerini zannediyorlar ancak avucumuzdan kayıp gidiyorlar. Bu durumun yaşatacaklarına inanamayacaksınız deniliyordu ve şimdi bu sonuçları yaşıyoruz. Bir ailenin ölene kadar evlat acısıyla yaşamak zorunda kalması kabul edilemez. Minguze davası bu konuda bir bayrak haline gelmiştir. İnsanların yüzüne bakmaya kıyamadığı çocukların, 'yan baktın' gibi basit sebeplerle öldürülmesine devlet artık müdahale etmeli ve sonuç almalıdır. Suça sürüklenen çocuklar parantezi altında 4-5 sene yatıp çıkma üzerine kariyer planı yapanlara engel olunmalıdır. Islah, denetim ve ceza sisteminin suçun işlenmesini engelleyip engellemediği kontrol edilmelidir. Eğer mevcut metodoloji işe yaramıyorsa, bu sistem mutlaka değişmelidir.

Meclis bu konuda acilen karar almalı, acilen cezalar yükseltilmeli ve acilen takip mekanizmaları çok daha aktif hâle getirilmelidir. Bu suça sürüklenen çocuklar durumu bana şöyle bir şeyi çağrıştırıyor Başak Hanım: Eskiden bir ara trafik kazalarıyla ilgili farkındalık oluşturmak için 'trafik canavarı' diye bir kampanya yapmışlardı. Bu trafik canavarı, suçun parantezini kapatan bir şey hâline geldi. Yani 'biz yapmadık, trafik canavarı yaptı' gibi algılandı. Her akşam haberleri 'Trafik canavarı bugün de 3 kişiyi öldürdü, trafik canavarı bugün de 5 kişiyi öldürdü' şeklinde görmeye başladık. Bu durum, suçu kapatan ve suçu örten bir perde hâline geldi. Şimdi de suça sürüklenen çocuklar böyle bir parantez hâline geliyor; buraya dikkat etmemiz lazım."