Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) İşyeri Temsilcisi Yener Çalışkan şu ifadeleri kullandı:

“Ülke olarak gerçekten zor şartlardan ve zorlu dönemlerden geçiyoruz. Hepimiz bunun bilincindeyiz. Ancak 24 yıllık AK Parti iktidarı döneminde yaşamadığımız sorun kalmadı. Biz de bütün bu sorunlara karşı mücadele ediyoruz. Burada asıl mesele, toplumu nasıl örgütlü hâle getireceğimiz ve tek adam rejimine karşı ortak mücadeleyi nasıl oluşturacağımızdır. Yan yana gelerek, omuz omuza vererek bu mücadeleyi birleşik bir güce dönüştürmemiz gerekiyor. Önümüzdeki seçimlerde de bu anlayışı ortaya koymalıyız.

Ekonomik anlamda çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar, gençlerin geleceksizliğe mahkûm edilmesi, çalışanların, işçilerin ve emekçilerin yaşadığı güçlükler ortada. Hepimizin bildiği binlerce sorun var. Bunların farkındayız. Ancak bütün bu sorunların çözümü için yapmamız gereken en önemli şey, tek adam rejimine karşı ortak mücadeleyi birlikte yürütmektir.

Ülke tamamen faşizm koşullarına doğru sürüklendi ve adeta uçurumdan yuvarlandı. ‘Ülkeyi en çok seviyorum’ diyenler, ülkeyi en çok soyanlar hâline geldi. İnançlı olduklarını söyleyenler, insanların inançlarını sorgular hâle geldi. Toplumu böldüler, ötekileştirdiler ve çürüttüler. Bugün ciddi bir toplumsal ve ahlaki çürüme yaşanıyor. Biz de bu çürümeye karşı mücadele ediyoruz.

Burada bulunan insanlar gerçekten onurlu, gururlu ve haysiyetli insanlardır. Ancak mevcut iktidar değişmediği sürece yaşadığımız sorunların üstesinden gelmemiz mümkün görünmüyor. Ülkenin kaynakları, ülkeyi en çok sevdiklerini söyleyenler tarafından sömürülüyor. Bir kesim bütün imkânlardan yararlanırken toplumun büyük çoğunluğu ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. Zaten bu ülkede hiçbir zaman adil ve eşit bir bölüşüm sağlanamadı.

Bir başka gerçek daha var. Bu ülkeyi 75 yıldır sağcı, milliyetçi ve muhafazakâr bir zihniyet yönetiyor. Ancak bütün bunlara rağmen sürekli solculardan, demokratlardan, devrimcilerden ve ilericilerden hesap soruluyor. Bizim bu anlayışı tersine çevirmemiz gerekiyor.

Bunun için bulunduğumuz her alanda, mahallede, iş yerinde, sokakta ve evde insanlarla bir araya gelmeliyiz. Mevcut iktidarın uygulamalarını, topluma yaşattığı sorunları ve ortaya çıkan olumsuzlukları anlatmalıyız. İnsanlarla yan yana durmalı, onları dinlemeli ve ortak mücadeleyi büyütmeliyiz.

Az önce de ifade edildiği gibi, tek adam rejimini değiştirmediğimiz sürece aynı sorunlarla karşılaşmaya devam edeceğiz. Bugün bir belediye başkanını görevden alabiliyor, kayyum atayabiliyorlar. Halkın iradesini yok sayıyorlar. Seçilmiş yöneticilerin görevden alınması, doğrudan halkın iradesine müdahale edilmesi anlamına geliyor.

Eskiden padişahlık vardı. Osmanlı tarihinde 36 padişah bulunuyor. Bugün o padişahların hepsini yeniden hayata döndürseniz, hiçbirinin Recep Tayyip Erdoğan kadar geniş yetkilerle yönetim sergileyemeyeceğini düşünüyorum. Ülke öyle bir noktaya geldi ki yönetimde bütün yetkiler tek elde toplanmış durumda.

Ülkede yaşanan pek çok olumsuzluk, bakanlarla ve yöneticilerle ilgili ortaya atılan iddialar ortada. Ancak bunlara rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını görüyoruz. Buna karşılık bizler, iktidara yönelik en küçük eleştirimizde bile sabaha karşı saat dörtte evlerimizden alınabiliyor, gözaltına alınabiliyoruz.

Biz bundan çekinmiyoruz. Çünkü biz böyle bir mücadele yolunu seçtik. Gerekiyorsa bedel öderiz. Ancak bizi asla teslim alamazlar. İnandığımız değerler ve savunduğumuz haklar için sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.

Önümüzde önemli hedefler var. Her şeyden önce örgütlü bir toplum oluşturmalıyız. Önümüzdeki seçimler de bu açıdan büyük önem taşıyor. Elbette aramızda ayrılıklar ve farklılıklar var. Bunların farkındayız. Ancak bütün bu farklılıklara rağmen yan yana gelmek ve ülkeyi aydınlık bir geleceğe taşımak bizim sorumluluğumuzdur.

Bu nedenle hepimize önemli görevler düşüyor. Buradan ayrıldıktan sonra da önümüzdeki seçimler üzerine düşünmeli, çevremizdeki insanlarla konuşmalı, yanımızdaki arkadaşlarımızla fikir alışverişinde bulunmalıyız. Ortak mücadeleyi büyütmek ve toplumu örgütlü hâle getirmek için bulunduğumuz her yerde sorumluluk almalıyız.”