Özgür Eğitim-Sen Eskişehir İl Temsilcisi Abdulğani Demir şu ifadeleri kullandı:
"Bir toplumu ayakta tutan 'adalet', onu geliştiren ve yücelten ise 'özgürlüktür'. Özgürlüğün en temel göstergesi; kişinin hiçbir baskı, kaygı ve korku yaşamadan fikir, düşünce, eleştiri ve önerilerini sunabilmesidir. Görüşlerin özgürce ifade edilmesi, toplumu geliştirecek adımların atılmasına yardımcı olurken, topluma zarar verecek yanlış uygulamalardan da uzak durulmasını sağlar.
Maalesef millî eğitim camiasında hiyerarşik iletişim zinciri sağlıklı bir şekilde kurulamamıştır. Kamuoyuna yansıyan değerlendirme ve istişare toplantıları çoğu zaman formaliteden öteye gidememekte, adeta 'dostlar alışverişte görsün' mantığıyla icra edilmektedir.
Yönetim kademeleri, alt kadroların üst yöneticilere fikir, eleştiri ve öneri sunmasını engellemeye çalışmakta; engelleyemediği durumlarda ise bu engeli aşanları yaptığına pişman etmektedir. Bu yüzden üst yöneticiler, sahadaki gerçek durum hakkında sağlıklı bilgiye ulaşamamaktadır.
Sahadaki gerçeklikle ilgilenmeyen, günü kurtarma peşinde olan ve oluşturduğu sahte gerçeklikle kişisel kariyerinde yükselmeyi amaçlayan bazı yöneticiler ise 'devekuşu gibi başını kuma gömmeyi' veya 'üç maymunu oynamayı' tercih etmektedir.
Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin'in saha ile irtibat kurma konusundaki gayretlerini görüyoruz. Ancak başta il millî eğitim müdürleri olmak üzere, kariyerini koruma veya yükseltme kaygısı ve korkusu içinde olanlar yüzünden, sahadaki gerçek veriler kendisine ulaştırılmamaktadır. Siverek ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan acı olaylar, okul güvenliğiyle ilgili tehlikelerin Bakanlığa yansıtılmadığının bariz bir göstergesidir. Daha kaç konunun sümen altı edildiği, kaç verinin yanlış aktarıldığı ise meçhuldür.
Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin sahadan gerçek verileri almak istiyorsa, özellikle makam sahiplerini konuşma özgürlüğü ile makam arasında tercih yapmak zorunda bırakan mevcut baskıcı hiyerarşik zinciri kırmalıdır. Okul müdürü ve şube müdürü ilçe millî eğitim müdürünün; ilçe millî eğitim müdürü il millî eğitim müdürünün; il millî eğitim müdürü ise Bakanlığın baskısından ve cezalandırmasından emin olmalıdır. Yöneticiler, makamını kaybetme korkusu yaşamadan özgürce fikir, düşünce ve eleştiri sunabilmelidir. İşte o zaman değerlendirme ve istişare toplantıları gerçek amacına uygun bir şekilde icra edilecektir. Sahadaki gerçeklikle ve yapılan işlerin doğrusuyla yanlışıyla ancak o zaman yüzleşilebilecektir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yetiştirilmek istenen; risk alan, sorgulayan, bağımsız ve eleştirel düşünen, girişimci, yiğit ve mert öğrenci profili ancak sağlanan bu özgürlük ortamında inşa edilebilecektir.
Özgür Eğitim-Sen olarak; eğitim camiasının tüm fertlerinin hiçbir baskı ve korku yaşamadan özgürce fikir, eleştiri ve öneri sunabilmelerinin sağlanmasını, bunun için en alt kademeden en üst kademeye kadar sağlıklı hiyerarşik bir iletişim ağının kurulmasını, kendi kişisel ikbali için bu iletişim ağını tıkayan, bozan veya koparan yöneticilere fırsat verilmemesini ve gerekirse bu yöneticilerin sistemin dışına çıkarılmasını talep ediyoruz."